Daha önce psikolojik savaş ile ilgili onlarca konu yazdım. Yahudilerin, Nazilerce nasıl kamplara taşındığını anlattım [1]. Sayıca üstün olan Yahudiler nasıl olur da direnmeden oradan oraya taşınmayı kabul ederdi? İşte burada psikoloji ortaya çıkar, ikna devreye girer.

Türkiye’de sigara yasakları, alkol yasakları, kadının hamile sokağa çıkmamasının öğütlenmesi… İnanıyor musunuz ki bunlar birer politik hata? Dikkat edin, hepsinde kontrol içgüdüsü ortaya çıkıyor. Erdoğan, Hitler, Mussolini, Putin ya da kim derseniz deyin. Kontrol içgüdüsü. Kontrol etme arzusu.

Devlet, hayatımıza şekil veriyor. Vermeye çalışıyor. Yıllardır planlı şekilde bunu yaptılar. Başardılar da. İnsanlar sessizleşti. Halk önceden işi eğlenceye vurarak, alay ederek bu gerilimi atıyordu fakat bu son yıllarda bitti. Artık insanlar umutsuzluğa kapıldı, teslim oldu. İşte bütün bunlar için planlandı.

Türkiye Umutsuz Durumda

Umut besleyebileceğiniz bir muhalefet yok. Atatürkçü bir ordu da yok. Hatta Atatürkçü ve demokrasi yanlısı örgütler, kitleler, gazeteler falan da yok. 1980’den sonra “aman çocuğum siyasete bulaşma” diye güzelim gençleri siyasetten uzak tuttular, onların yerini ise politikadan, hukuktan, nezaketten anlamayan adamlar doldurdu ve Türkiye’yi bunlar yönetiyor.

Türkiye’nin çıkışı artık yok. Önümüzdeki 10 yılı politik, ekonomik ve kültürel krizler bekliyor. Ulusal ve uluslararası sorunlar bekliyor. Çıkış yok, durdurmanın imkanı yok. Evet, yıllarca “Atatürk’ün Fransa, İngiltere, İtalya, Yunanistan, Ermenistan ve bunların yanında Osmanlı hükümeti, bölücüler, gericiler” ile savaştığını söyledim. Pes etmeyin dedim. Fakat buraya kadar. Maalesef buraya kadar.

Günde 6 saatini Acun programları izleyen, 3 saat internette sosyal medyada takılan buna karşın YILDA 6 saat kitap okuma ortalamasına sahip olan bir milletin sonu elbette buydu. Cahillere doğruları anlatamıyoruz derken, doğruları bilmesi gerekenler de cahilleşti.

Türkiye kutuplaştı, Türkiye parçalandı, Türkiye lime lime yabancılara satıldı. Önümüzdeki 10 yıl için bir umut ışığı göremiyorum. Ağır sorunlarla boğuşacağız. Hayır doların 2,17 olması falan hiç! Ekonomi tepetaklak gelecek. Bölünmeler, parçalanmalar olacak ki Türkiye’nin temeli olan ATatürkçülük, demokrasi ve laikliğin çökertilmesinin sonucu olarak. Ayrıca insanların bunalımı, silahlara olan istek… Sonuç belli.

Yeni Plan Var!

Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi öğrencisi olarak size diğer politik sitelerdeki gibi “Strafor şöyle, illüminati her yerde” gibi saçmalıkları vermemeye; olayı siyaset BİLİMİ dahilinde, ispatlarınla vermeye çalıştım. 15 Temmuz günü darbeden 21 dakika sonra gidişatı görerek, bunun bastırılacağı, yeni anayasanın geleceğini yazdım.

Bunun dışında bir çok şeyi, yine analizlerle anlatmaya çalıştım. Aynı şeyi şimdi yapmam gerekiyor. Çünkü bu yazım doğru çıkarsa, düşüncelerim doğru çıkarsa; bu, çoktan demokrasiden ve Atatürk Türkiye’sinden kopan bir ülkenin, iktidar tarafından değiştirilen yönü için son nokta demek.

Biraz farkında olabilirsiniz ancak zaten demokrasi, hukuk, adalet kavramlarının tartışıldığı bir ülkede AKP iktidarı ile birlikte özellikle 2010’dan sonra hepsi daha kötü hale geldi ve şu an demokrasi, hukuk ve adalet; özgürlük, eşitlik ve insan hakları gibi kavramlar boşaltıldı.

Fiilen böyle. Adı var sadece. Şimdi adını da yok etmek için harekete geçebilirler.

İnternet Yasakları Bir Yoklama

Bu olaylardan önce (HDP’liler tutuklanmadan), Türkiye’nin %8 ila %11’inde internet yoktu [2]. Bu bir prova olabilirdi. Kaldı ki 31 Ekim’de bir şeyleri sezdim ve şunu yazmıştım:

internet-kesintisi

Ardından HDP olayları başladı; sadece sosyal medya değil, Whatsapp, Telegram gibi servislerde kesintiye uğradı. Tabi yıllardır kapatılan sitelere ZenMate, Tor Browser gibi çeşitli araçlarla giriyorduk. Ancak bakanlık harekete geçti ve VPN gibi servisleri de engelleyecekler [3]. Tabi bu insanlar bilgisayar ve teknolojiye uzak oldukları için işi çözecekleri düşünüyorlar fakat internet böyle bir yer değil. Siteyi yasaklarsın DNS ile giriş yapılır. DNS yasaklanır, VPN çıkar. O yasaklanır başkası gelir. Açıkçası VPN’i nasıl yasaklayacaklar merak ediyorum. Tor Browser’ı mesala. neyse…

Arap Baharı, Gezi Parkı gibi çeşitli olaylarda sosyal medyanın rolü büyüktü. Patlama haberleri vs ana akım medyada engellense dahi, sosyal medyada engellenemiyor. Bu haber alma açısından iyi fakat terör örgütleri, böyle zamanlarda propaganda yapıyor. Bunun önüne de geçemiyorlar. Aslında öne geçmenin yolu, yarım saatte bir açıklamalar yapmak (böyle önemli durumlarda). Yasak çözüm getirmez.

**

Bana göre Doğuda internetin kesilmesi, Türkiye genelinde sosyal ağın kesilmesi bir denemeydi. Bakın bunlar oldu, nasıl aşıyorlar diye denendi ve VPN yasaklanmaya çalışılacak. Yani bir deneme olduğunu düşünüyorum. Acil durumlarda neler yapılabilir ya da kafalarındaki plan çerçevesinde sosyal medya ve dünyaya erişim nasıl engellenir.

Yeni Türkiye

Neo-Osmanlı diyerek geldiler. Osmanlı’nın çöküş dönemini şu an kopyalıyorlar. Osmanlı, çökerken demiryollarını falan yabancılara satmıştı. Bunlar da limanları, kurumları özelleştirdiler. Sonra Atatürk hepsini geri aldı, biri çıkar yine geri alır. Fakat süreç sıkıntılı.

Bakın 1 yılda 66 saat internete erişim engellenmiş ve bunun maaliyeti 35 milyon dolar [4]. Ekonominin iyi gitme nedeni, neo-liberal ekonomileri hayata geçirmeleriydi. Yani kendileri muhafazakar ama ekonomik sistemleri liberal. Yani kapitalist. Bu sayede, neo-liberal ekonomik politikalarla Türk ekonomisini ayakta tuttular derken muhafazakarlıkları daha ağır bastı. İşte bu tarz hukuksuzluklar, özgürlükleri kısıtlamalar ekonomiye zarar verir.

Bulgaristan gezisinin analizinde demiştim, 10 yıl önce Türk parasıyla Bulgar parası bire bir idi. 5 yıl önce ise 0,73’e 1 idi. Şimdi ise 0,6’ya 1. Yani yakında 1 leva verip, 2 lira alacaklar. O kadar değersizleşti. Bu, ekonomik krizdeki ülkelerde yapılan bir kurnazlıktır. Paranın değeri düşürülür ve daha fazla satış sağlanır. Türkiye’de de böyle olabilir mi diye yazmıştım. Görünüyor ki ekonomi kötü etkilenmiş. Krizin geleceğini 2 yıldır blog üzerinden söylüyordum, bugünlerde krizin yakın olduğu resmi ağızlardan itiraf edilircesine açıklamalarla destekleniyor.

Ekonomi sıkıntıda, politik olarak uluslararası alanda baskıdayız. Terör örgütleri dört yanımızı çevirmiş. Halk birbirine düşman gibi bakıyor çünkü televizyonlardaki diziler, yarışmalar, evlilik programları ve hatta politikacılar bu şekilde tartışmalı, bağırmalı çağırmalı yapımlarla karşımıza çıkıyor. Silahı da üzerine ekleyin…

Yeni Türkiye sıkıntılı. Yeni Türkiye, Türklükten uzak, çağdaşlıktan uzak, bütünlükten uzak…

Noktayı Koyabilirler

Ekonomi, AKP için her şeydir. Eğer ekonomi bir kez terse gitmeye başlarsa, AKP kartopu gibi patlar. Şimdiye kadar hep iyiye gitti, iyiye gittikçe AKP kazandı. Hatta size şöyle örnek vereyim:

AKP seçim sonuçları ile ekonomik büyüme doğru orantıdadır. Yani ekonomik büyüme varsa, AKP fazla oy alır:

2007 seçimlerinde ekonomik büyüme 4,7 idi ve AKP %46,6 oy aldı.
2009 yerel seçimlerinde büyüme -4,7 idi ve AKP %41 oy aldı.
2011 genel seçimlerinde büyüme 8,9 idi ve AKP %49,83 oy aldı.
2014 yerel seçimlerinde büyüme 2,9 idi ve AKP %41 oy aldı.
2015 genel seçimlerinde büyüme 4 idi  ve AKP %40,87 oy aldı.

Haliyle 8-10 arası büyüme %50’yi getiriyor diyebiliriz. Ekonomi bozulmaya başlarsa, her şey bozulmaya başlayacak. AKP’nin bütün politikaları birbiri ardına sıkıntıya girecek. Gezi Parkı dönemini çok iyi hatırlıyorum da, Erdoğan’ın en çok sinirlendiği konu, birilerinin çıkıp “alışveriş yapmayın, ekonomiyi dondurun” demiş olmasıydı. Çünkü Türkiye’ye zarar vereceğinden daha fazla AKP’ye zarar verecekti.

**

İşte ekonomi bu şekilde tepetaklak gidecek olursa bir şekilde düzeltmeleri ya da kılıf bulmaları gerekir. Kendini kurtarmak için mevcut iktidarın her türlü şeyi yapabileceğini düşünüyorum. Liberal politikalar ve ekonomik güçlükten gelen gururu şimdi milliyetçiliğe yöneltiyorlar.

Hem PKK hem FETÖ ile kendilerinin geçmişi olmasına rağmen şimdi herkesten fazla milliyetçiliğe soyundular. Bunun da plan çerçevesinde olduğunu düşünüyorum.

Fiilen Çöken Türkiye

Hukuk, ekonomi, millet olma kavramlarında çöken ve demokrasiden, çağdaşlıktan uzaklaşan Türkiye var. Fiilen durum bu ve bunu biraz daha ileriye, muhafazakarlığa ve sünni politikalara taşıma gayreti içindeler. Yeni anayasa ile birlikte Başkan fazlasıyla sağlam yetkilerle donatılacak. Ortada hiçbir şey yok, geldikleri günden beri yeni anayasa demelerine rağmen bir taslak yok ama meclisin yetkilerinin azalacağı, devlet başkanının güçleneceği ve hukukun olmayacağı bir Türkiye bizi bekliyor.

Bakın hukuk kavramı karışıktır. Yasama kanunları çıkartır, hakimlerde bunlara göre işlem yapar. Haliyle Nazi Almanyasında Yahudi öldürmek bir suç değildir. Kanunen budur. Nazi Almanyasında da hukuk vardı. Günümüzde İran ve Suudi Arabistan gibi devletlerin de hukuku var. Sorun hukukun olup olmaması değil, evrensel ve çağdaş olup olmaması.

**

Bana göre bütün bu kısıtlama çabaları, insanların hayatına müdahale etme ve 15 Temmuz olaylarındaki deneme tahtalığı falan bir amacın parçası. Sona yaklaşılması kuvvetle muhtemel bir amacın. İnsanlar artık pes etmeye yakın, insanlar artık umutsuz. Direnişin olmayacağı bir durumda harekete geçeceklerini düşünüyorum.

Örnek vermek gerekirse;
Kadına şort giydiği için tekme atan adama tepki büyüdü. Tepki olunca yakaladılar. Sonra serbest kaldı.
Serbest kalınca daha fazla tepki oldu, tekrar tutuklandı, tekrar serbest bırakıldı….

Bu böyle gitti. Her serbest kalışında tepkiler azaldı. İşte bu, yönetimdir. Direnişin kırılmasıdır. Benim tabirimle “gazı almak”tır.

Peki Ne Olacak?

Açıkça söylemek gerekirse, siyaset bilimi bölümünde okumama rağmen 4 öğretmenimden “Emre yazılarına daha dikkat et” uyarısı aldım. Peki neden? Yanım olmadığı, doğruları söylediğim ortadayken; iktidarı eleştirmemin tehlikeli olabileceğini düşündüler. Doğru da, günümüzde iktidarı eleştirmek bir tehlike yaratıyor. Fakat ben sadece iktidarı değil, yanlış yapan herkesi eleştiriyorum.

Fakat gerek bizim bölümde, gerek başka üniversitedeki farklı bölümlerin akademisyenlerinde bir suskunluk var. Artık eskisi gibi değiller. Akademisyenlerin üstüne gelince, eğitim sistemi değiştirilip çökertildi… Sürekli olarak muhalefet edenlere karşı bir harekat var.

**

Son 2 seçimdir herkese “inanmadığınız partiye oy vermeyin” diyordum. İnanmasalarda muhalefet partilerine oy veriyorlardı. Oy bölünmesinmiş… Ülkeyi böldünüz. Oylar bölünmesin diye diye, bu basiretsiz insanların koltuklarında kalmasına neden oldunuz. Şimdi ülke bölündü.

Artık kime verirseniz verin. Türkiye’de 10 yıl içinde bir umut ışı görünmemektedir. Yapılması gereken tek bir şey var. Daha fazla kitap okumak, daha fazla araştırmak, daha fazla sorgulamak ve her şeyi öğrenmek. Ancak sessiz bir şekilde.

10 yıl sonra bir şeyler değişmeye başlayacak. Ve 2030’da birleşeceğiz. Nazi sonrası Almanya, savaş sonrası Güney kore ve atom bombası sonrası Japonya gibi bir dönem bekliyor.

Sürekli anlattığım atılımları yapmak için 2030’daki harekete katılacaksınız ve Türkiye’nin kaderini değiştirip, bölgede model bir ülke haline getireceğiz. Arap ve Batı özentiliğini aşıp özümüze taa Göktürklere kurulan bağ ile kalkınacağız.

O döneme kadar mı? Putin’in KGB’den öğrendiği 6 ilkesini asla unutmayın ve uygulayın!

1- Çok dinle, az konuş
2- Sivri çıkışlar yapma
3- Kararlarını kendine sakla
4- Patronuna sadakatini belli et
5- Sakın ön plana çıkma
6- Gerekmiyorsa konuşma