Daha önce, 2018 Seçimleri: Adaylar Ekonomi ve Genel Değerlendirme başlığı açmıştım ve her şeyi orada yazacağımı söylemiştim. Fakat Muharrem İnce’nin de CHP’nin adayı olarak belirlenmesiyle işler değişti. Bir sürü bilgi kirliliği, yanlış düşünce ve yorumlar ortaya çıktı.

Buradan yola çıkarak adaylar arasında olabilecek sonuçları ve durumları, ayrıca bazı düşünce ve yorumlarımı paylaşmak istedim.

**

Muharrem İnce Hakkında

Yine üstteki konuda belirtmiştim; Muharrem İnce düzgün bir insandır, iş bitirici bir insandır, dürüsttür. Buralara kadar hiçbir sorun yok. Fakat bir insanı sevdiğimiz için bir yere terfi ettirir miyiz? Bu başta liyakat (işi ehline verin) prensibine ters olur. Adamcılık olur, sadakat sistemini devreye sokmak olur. Bu yüzden Muharrem İnce’nin, çok kısa sürede bir algı oluşturması gerek.

Çok ateşli konuşmacı, çok sert söylemlere de girebiliyor. Daha bugün, Erdoğan için söylediği “gel karşıma erkekçe konuşalım” sözü yüzünden danışmanları tarafından uyarıldığını, kadınların kızmakta haklı olduğunu ve aslında yiğitçe/mertçe demek istediğini söyledi [1].

Her zaman dedim, yine diyorum; insanlar yarışmalarda hararetli konuşmacıları, sıra dışı tipleri sever ama finallerde iş duygusallaşır. Haliyle Cumhurbaşkanı seçileceği için önemli olan şey GÜVEN olacaktır. Halka güven vermek, istikrar ve hatta daha iyi bir Türkiye’nin hayalini halka anlatabilmek ve bu amaç için bana oy verin diyebilmektir.

Biraz PUA ile ilgilenen insanlar bilecektir (PUA = pick up artist, kız tavlama uzmanı), burada bilimsel teknikler, beden dili, davranış, psikoloji gibi bir sürü bilim yatıyor. Kadınlara, “nasıl bir erkek tercihiniz olurdu” diye sorduğunuzda çıkacak sonuçlar ile, kadınların bayılarak aşık oldukları insanlar tam tersidir.

Aynı şekilde iş sandıkta farklı yöne gidebilir. Gitmemesi için, Muharrem İnce’nin “güçlü” olduğunu göstermesi gerekir. Bizde Avrupa-vari demokratik lider olmaz kardeşim. Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde bu olmaz. Geçmişten gelme alışkanlıklar vardır. Demokrasi ister millet, özgürlük ister, barış ister… İster oğlu ister. Bakarsın kime oy vermişler? Tam tersine.

Rusya ve Türkiye’de kazanacak tipte liderler, Putin gibi insanlardır. Bizde Erdoğan varsa, Erdoğan’ın bir tık üstü olan okumuş, kendine hakim, diplomatik, stratejik düşünebilen ve milliyetçi davranabilen (bknz: Erdoğan’ın aksine özelleştirmelerin önünü kesmesi) lider çıkartacaksın. Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde böyle insanlar istenir. Biraz halkı okumak gerekecektir.

Daha fazla uzatmama gerek yok, fakat Muharrem İnce bunu başaramazsa, kampanyasında önemli 1-2 kavramı odaklayamaz ise, bu işin sonu da CHP liderliğine uzanan sürece benzer. Bakıyorsunuz CHP’lilere, 10 CHP’liden en az 7-8 tanesi Muharrem İnce’yi, Kılıçdaroğlu’na tercih ediyor. Sonuca bakıyorsunuz, Kılıçdaroğlu lider.

Yani biraz Machiavellist davranacaksın, biraz yararcı (pragmatist) davranacaksın. Ne olursan ol, Can Dündar ve HDP gbi devlete ve millete köklü şekilde karşı duran birisi olmayacaksın. Bu kadar zıt gelip iktidarı alanlar ancak devrim ile almıştır. Türkiye’de de böyle keskin geçişlerin olması şimdilik zor (10 yılı var en azından).

Bütün bunları okuyamazsanız, düzgün hareket edemezsiniz. Muharrem İnce, aynı zamanda AKP ve MHP seçmenine de seslenebilmelidir. O insanların da (hepsinin değil ancak çoğunluğunun), iktidar değişiminde güvenli olacağını söylemesi şarttır, bunu göstermeli. Sonra isterse tekrar İstiklâl Mahkemeleri açtırıp, politikayı yönlendirmeye çalışan zehirli tarikat liderlerini yargılatsın; fakat köprüden geçene kadar…

Eğer bu şekilde oynamazsanız, eğer bu şekilde davranmazsanız; bu pislik zihniyetle mücadele edemezsiniz ve Türkiye, Atatürkçülük ve milli değerler durmadan yıkılır, kutuplaşma artar, ekonomi tepe taklak olur.

 

Muharrem İnce Hakkında Söylenenler

Biraz millet ile konuşunca, Muharrem İnce hakkında yorumlarını da duyuyorum tabi ki, twitter’da da var.

Muharrem İnce’nin ekibinin hepsini değerlendirmesi ve bütün bu açık uçları kapatacak bir hikaye ile hepsine cevap vermesi ve dindirmesi gerekir. Bilmiyorum bunun üzerinde çalışıyorlar mı?

Fakat Türkiye’de çoğu siyasinin ve özellikle muhalefetin yaptığı gibi (ki hatadır), bir şey söylendiğinde ertesi gün cevap verilmemeli. Bütün sosyal medya taranmalı, halktan gelen düşünceler değerlendirilmeli ve devamında akılcı bir öykü ile (uydurma bir şeyden bahsetmiyorum, herkesin anlayacağı ve bir daha bunlar dile getirilmeyecek şekilde) hepsinin cevabı verilmeli ve olay kapatılmalı.

Neler söyleniyor:

– Parti Genel Başkanlığı için Muharrem İnce’ye oy vermeyen CHP’liler, şimdi Cumhurbaşkanlığı için nasıl oy isteyebiliyor?
– Kendi partisinin liderliğini kazanamamış Muharrem İnce, şimdi nasıl Cumhurbaşkanlığını kazanacak?
– Neden Muharrem İnce?

Bu şekilde gidiyor ki, çevrenizden de bu tarz söylemleri duyarsınız. Bunlar kirli dedikodu kampanyası gibidir. Cevap vermediğiniz sürece ufak ufak kemirir. Fakat uzun süreçte insanların aklını bulandırır.

O halde anlatayım,

 

Neden Muharrem İnce?

Konsensus anketi şöyle diyor [2]:

Soru şu: Hiçbir aday ilk turda seçilemezse 2. turda şu adaylardan hangisini desteklersiniz?

Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 60.1
İlhan Kesici: Yüzde 39.9

Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 57.7
İlker Başbuğ: Yüzde 42.3

Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 57.7
Kemal Kılıçdaroğlu: Yüzde 42.3

Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 55.1
Muharrem İnce: 44.9

Tabi bu anket sonuçlarından bir tanesidir. İlhan Kesici hem 2. turda en düşük sonucu alıyor, hem de Mediar’ın anketinde ve diğerlerinde görüleceği üzere, Abdullah Gül’den sonra 2. en düşük oyu alıyor. Mediar Analiz şirketine göre CHP’li seçmenin aday isteği şu yönde [3]:

Kemal Kılıçdaroğlu: Yüzde 36.29
Muharrem İnce: Yüzde 20.36
Abdullatif Şener: Yüzde 14.45
Yılmaz Büyükerşen: Yüzde 13.96
İlhan Kesici: Yüzde 8.21
Abdullah Gül: Yüzde 0.16
Diğer: Yüzde 6.57

**

Tayyip Erdoğan karşısında hitabeti güçlü ve kıvrak zekalı bir Cumhurbaşkanı adayı ihtiyacımız vardı. Tabi süre de kısıtlı olduğu için, hali-hazırda göz önünde bulunan ve bilinen birisi olmalıydı. Örneğin Abdullah Gül’ü zaten CHP tabanı kabullenmez ancak hadi oldu diyelim, ne olacak? CHP ve diğer partilere nasıl hitap edecek? Zor. Bu kadar kısa sürede algı oluşturmak ve kitleleri etkilemez zor olurdu. Yani AKP’den oy kopartılabilirdi fakat CHP’nin oyu da kaçabilirdi. Zaten Gül’de güzel bir politik duruş sergileyerek (bunları bildiği için), “ancak çatı adayı olursam kabul ederim” demiş (öyle aktarıldı).

Yılmaz hoca… Ah hocam ah. CHP’nin halini, yani ulusalcı denilen milliyetçi ve Atatürkçü kesimin nasıl tasfiye edildiğine falan girmeyeyim burada. Mevcut CHP’nin yapısı, Yılmaz Büyükerşen’e kucak açmazdı. Yılmaz hocada bir efsane olarak tamam ancak bu kadar kısa sürede ulusal bir kampanyaya hazırlanamazdı.

Kılıçdaroğlu?

Hukukçular daha iyi bilecek fakat Cumhurbaşkanı olmak için milletvekiliğinden istifa edilmesi gerekiyor sanıyorum? Kılıçdaroğlu’nun milletvekilliğinden istifa etmesi, CHP’yi Muharrem İnce’ye bırakmaya kadar giden bir süreci tetikleyebilirdi.

Muharrem İnce’nin CB adayı olması ise, Kılıçdaroğlu’na rahat bir nefes aldıracaktır. Burayı iyi anlamak için şunu da izlemek gerek:

 

Yani Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı olması sanıyorum bir taşla 3-4 kuş birden vurdu Kılıçdaroğlu’nun CHP dönemi için. Kaldı ki, Kılıçdaroğlu’da eski sistemde yani parlamenter sistemde Erdoğan ile yarışabilirdi (kazanırdı demiyorum ancak bir yarış söz konusu olabilirdi) fakat Cumhurbaşkanlığı, yani başkanlık sisteminde Kılıçdaroğlu’nun şansı o kadar da yaver gitmeyecektir.

 

Taşın Vurduğu Bir Başka Kuş

Eğer Abdüllatif Şener, Yılmaz Büyükerşen, İlhan Kesici gibi isimler CHP adayı olsaydı; CHP oyları, Cumhurbaşkanlığı için Meral Akşener’e kayacaktı. Zaten İyi Parti kurulduğundan beri, CHP’nin oylarının %20’nin altına düşebileceğini söylüyordum fakat bunun üzerine, Cumhurbaşkanlığı konusunda bir darbe alabilirdi CHP.

Yani ikinci turda Erdoğan-Akşener ikilisi ön plana çıkacaktı.

 

İkinci Tura Kim Kalır ve Ne Olur?

Yıllardan beri hem Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin başı için hem de CHP’nin çıkartacağı devletin başı için (eskiden Cumhurbaşkanı, şimdi Cumhurbaşkanı adı altında Başkan), kadın bir aday gönlümde yatıyordu. Bir isim falan yoktu fakat yıllardır istediğim bu idi. Fakat CHP içinde, köşe başlarını tutan dinazorlar gençlere izin vermediği gibi; yanlarına gençler alıp, bunları eğitip, bir nevi usta-çırak ilişkisiyle yeni insanlar kazandırmıyorlar. Bu yüzden, CHP’nin içinden bir kadın aday çıkabilme ihtimalini artık elemeye başladım.

Meral Akşener ise hem siyasette kadın görmek isteyenler hem de CHP ve MHP’nin körleşmiş muhalefeti yüzünden sıkılmış, umutsuzluğa kapılmış insanlar için bir ışık oldu. İlk seçimlerde Ekmeleddin İhsanoğlu faciasından sonra, kısa bir süre önce (CHP adayı belli değilken), Murat Gezici şöyle demişti [3]:

Ekmeleddin İhsanoğlu aday gösterilince yüzde 26 seçmen sandığa gitmedi, bu seçmenin yüzde 78’i CHP’li idi. Buna benzer hata olursa sandığa gitmeme oranı yüzde 22’yi bulabilir. CHP en güçlü, kuvvetli adayını göstermeli.

İşte bütün bunlar düşünüldüğünde, Meral Akşener; meclis içindeki ittifak için CHP’nin işine gelirken, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise CHP için bir rakip. Çıkartabileceği en güçlü ismi çıkartmak durumundaydı ki, başka bir “Ekmeleddin İhsanoğlu” sıkıntısı yaşanmasın. Bu yüzden Muharrem İnce aday gösterildi.

**

Anketler konusunda diyebileceğin tek şey: BIÇAK SIRTI!

Normalde 3 aşağı, 5 yukarı belirlenir. Yani %50 ve %35 denirse, +/-3 puan ekleyip çıkartırsın. Fakat işler o kadar sınırda ki… Üstelik insanlar anket şirketlerine cevap verirken korkuyor. Ya fikrim yok diyor, ya da iktidardan yana söylüyor. Yani anket şirketleri eğer Erdoğan’ı %50 gösteriyorsa, ben 3-4 puan daha az alacağını düşünüyorum. Muhalefetten birisinin ise 3-4 puan daha fazla alacağını düşünüyorum. Geriye “fikrim yok/kararsızım” diyenler kalıyor ki her şeyi onlar belirleyecek.

Bana göre iş bir anlamda Hillary Clinton gibi olabilir. Çünkü Türk milletinin yapısına bakarak; Meral Akşener sevilir, desteklenir. Fakat sandığa gidildiğinde, kültürden kalma alışkanlıkla “erkek seçmene” oy verilir. Yani Muharrem İnce’ye. İkinci tura Meral Akşener’i bırakmak istemeyebilir halkımız. Fakat umarım Türk halkı beni bir kez daha yanıltır ve oy seçimlerinde cinsiyetçi bir ayrım yapmaz, ne kadar çağdaş olabileceğini; yani gönlünden ne geçiyorsa, kime inanıyorsa, ona oy verebileceğini dünyaya gösterir.

**

Muharrem İnce ve Meral Akşener’in oylarının çok yakın olacağını, fakat milletin cinsiyet takıntısı yüzünden İnce’nin ikinci tura kalacağını düşünüyorum. İşin garibi şu; ikinci turda da Erdoğan-Akşener olursa, Akşener’in; Erdoğan-İnce olursa, Erdoğan’ın kazanacağını düşünüyorum.

Tabi bunlar tamamen “politik içgüdü” ki, bu tarz yorum ve analizler, özellikle kritik zamanlarda başta beni olmak üzere bir çok insanı yanıltabilir. Umarım da yanılırım. Peki neden böyle düşünüyorum? Çünkü yıllardan beni (Deniz Baykal döneminden beri), AKP’nin sağ partileri yutarak güçlendiğini gördükçe; AKP’yi yıkabilecek partinin ve adayın sağdan gelmesi gerektiğini anladım. Haliyle ben CHP’nin başında olsam, diğer sağ partilere destek verirdim (Atatürkçü, milliyetçi, çağdaş sağ partilere). Ancak bu şekilde AKP zayıflayabilirdi. Çok açık şekilde görülüyor. Seçimlere bakın, sonra biraz oy alan sağ partilerin ve liderlerinin, AKP tarafından nasıl yutulduğuna bakın yeter.

 

Meral Akşener

İyi niyetli bir tsunami gibi. İyi niyetli dememin nedeni şu, normalde tsunami önüne katan her şeyi yok eder. Fakat Meral Akşener her şeyi değil, sadece kendisini durdurmaya çalışan ard niyetli insanları ve oluşumları yıkarak ilerliyor ve geçtiği yerde kaos değil; uzlaşma kültürüne sahip, Atatürkçü ve milliyetçi, çağdaş ve keskin olmayan bir sağ hareketi bırakıyor gibi.

Burada Meral Akşener’in rakiplerinin erkek olduğu için zorlanacağını yazacağımı düşünüyorsanız veya böyle bir düşünce içerisindeyseniz asla! Meral Akşener hepsinin ağzının payını verebilir. Öyle ki; kin, nefret, öfke dolmuş ve ahlaktan, etikten nasibini almamış bazı AKP’li yobazların kirli ve bel altı vuran sözlerine bile en uygun, onların anlayabileceği ancak onların söylediği gibi ahlaksız olmayan şekilde cevap verebiliyor.

Öyle ki Meral Akşener hakkında söyleyebilecekleri tek şey FETÖ’cü söylemleridir. Onun da hukuken ve politik olarak hiçbir tabanı yoktur. Öte yandan Fethullah Gülen’i ziyaret edip, onunla fotoğraf çektirmiş 7 kişinin AKP’den nasıl aday adayı olduğunu düşünmek gerek.

Meral Akşener’in politikalarına, hiçbir şekilde eleştiri getiremiyorlar.

Burada ben Meral Akşener’e bir eleştiri (hatta uyarı tarzında bir mesaj) yapmak isterim. Açıkçası Meral Akşener’in söylemlerinde de “nasıl bir Türkiye?” cevabını bulmakta zorlanıyorum. Evet programa baktığımda anladım. Ne yapmak istediği açıkça görülüyor: AKP’nin açtığı yaraları sarmak. Fakat konuşmalarında bu konuda eksiklikler var gibi.

Açıkçası Meral Akşener ikinci tura kalırsa, Muharrem İnce’den daha yüksek şansı olabilir gibi geliyor. Fakat tekrar belirtmem gerekiyor ki; bu bir anket, araştırma vs sonucunda değil, sadece AKP’nin ve seçmenlerin davranışlarından yola çıkıp, sağ parti ve sağ lider hipotezimin, hatta tezimin sonucunda söylediğim bir şeydir.

Kısacası Akşener biraz daha kendini önplana atmalı. Biraz yenilik bekliyorum. Biraz daha yenilik getirmeli politik olarak. Muharrem İnce’den sonra, biraz daha arka planda kaldığını düşünüyorum.

 

Recep Tayyip Erdoğan

AKP’nin politikasının ardındaki mimarlardan bir bölümü, cemaat içinden gelenlerdi. 15 Temmuz sonrasında işler değişince, tabi ki temizlik oldu fakat yeni politikalar üretmekte güçlük çekti AKP.

En basitini sizlere anlatayım (daha önce yine söylemiştim); bakanlıklar, bazı yenilikler getiriyor. Fakat getirilen yenilikler aslında rezalet. Uygulanamaz. Sektörde olan insanlar bunun olmayacağını biliyor ancak bakanlıklar diretiyor. Bazı yerlerde sıkıntı çıkıyor ve bakanlıklara sorulduğunda, bakanlık içinde nasıl çözüleceğini bilen insan yok. Haliyle bir kaos ortaya çıkıyor. Çünkü bunlar planlanırken, yeni sistem tasarlanırken; “bu olmaz” diyen insanlar hemen muhalif, hain diye ya atılıyor ya uzaklaştırılıyor. Oysa adam uzman, bir yerde sıkıntı olduğunu biliyor.

Bunun gibi nice örnekleri kendi gözümle gördüm. AKP’nin zihniyeti ve iktidarı çöküşte. Günlük çözümler üretiliyor, anlık çözümler. Uzun süreçli politikalar üretilemiyor ve üretilenlerde de uzmanlar olmadığı için, gerçekten sorunlu işler ortaya çıkıyor. Bknz: 16 yılda Dış Politika. Bir tek Balkanlar bölgesindeki adımlar işe yarar. RUSYA İLE YAKINLAŞMA fikrini artık nereden okudularsa(!) bir de o var fakat onu da dengeli şekilde yürütemiyorlar.

**

Haliyle MHP ittifakı kaçınılmazdı. Bazı kadrolara MHP’liler yerleştirildi. Tam anlatabileceğim olay şudur; bir “ideoloji” sıkıntısı var. Düzgün akademisyenlerden, uzmanlardan, analistlerden yana sıkıntı var. Jöleli kafa kıvamında tuvalet kağıdı modundaki “tamam efendim, en büyük sizsiniz, en haklı sizsiniz, doğrudur efendim” zihniyetiyle hiçbir yere varamıyorlar. Anladılar fakat ne yapacaklarını da çözemiyorlar.

İşte bu şartlar altında bir sistem değişikliğine gidiyoruz. Yeni sistem ise, Erdoğan kazansa dahi çöküşüne neden olacaktır. Liyakatı yok etmenin, akademisyen ve uzmanları dinlememenin ve gelen her eleştiriyi; kişisel eleştiri olarak kabul etmenin sıkıntısını çekiyorlar ve daha da çekecekler.

Evet Erdoğan’ın güvenilir kimliği var. Gerçekliğini sorgulamıyorum; halk, Erdoğan’a güveniyor. Haliyle %39 olan kemik oyuna 4-5 puan MHP’nin oyunu koyabiliriz. %44’lere çıkabilir. Hadi 1-2 puan da Kürt kökenlilerin oyu deseniz %45-46… Daha üzerini nasıl alırlar bilemiyorum.

**

Bu seçimde vaadler önemli dedim. Erdoğan’ın dini bayramlarda bin lira ikramiyesi, halk arasında büyük etki yarattı. Eminim anket yaptırıyorlardır; bedelli olsun mu olmasın mı? Hangisi daha az zarar verir? Eğer bunun sonucunda bedelli çıkarsa hem ekonomik rahatlama hem de oylarda 1-2 puan artış olabilir. Bakmayın, bu seçimde 1 puan (yani %1) çok çok çok önemlidir.

İdoloji Ne Olacak?

Bakın daha önce yazmıştım; “siyasal İslam, Cihad nedir?“. Burada bir idolojik kavram var, akademik çalışma var, tarih var, kültür var. AKP’ye baktığımda bunları artık göremiyorum. Tamam İslam da İslam… Neo-Osmanlıcılık… Fakat sadece söylem bunlar. İstedikleri Ilımlı İslam olsa dahi, doğru düzgün ve içinde çatışma olmadan bir yol planlarının olduğunu düşünmüyorum. Bu kadar becerikli, bu kadar yetenekli kadro yok AKP içinde!

Onu da geçtim, muhafazakarlık bir ideolojidir. AKP’de, yanlış hatırlamıyorsam Avrupa Muhafazakarlar Birliği (ya da İttifakı) kurucusuydu. Siz halk arasında sadece sol-sağ var diye bilseniz de; politik görüşler fazladır. Tıpkı muhafazakarlık gibi, realizm, liberalizm, komünizm (Marksizm) gibi ana akımların yanında; anarşizm, faşizm, feminizm, liberteryanizm, totaliteryanizm gibi bir çok alt görüşte vardır.

Muhafazakarlık nereden çıktı?
Bu sorunun cevabını kısaca verebilirsem, sanıyorum daha rahat anlaşılır (kapsamlı olarak: siyasal görüşler ve farkları). Fransa ve Osmanlı aksine; İngiltere’de kral, güç ve yetkilerini gönüllü olarak halka devretmeye başladı. Magna Carta(1215) bunun en önemli adımlarından birisidir. Land Lord denilen (toprak ağası gibi) kitleye başladı önce. Bu yüzden İngiltere’de bicameral (iki meclisli) yapı vardır ve bir tanesi Lodlar Kamarasıdır. Diğeri ise devam eden süreçte yetkilerin halka geçmesiyle, Avam Kamarası olmuştur. Yani İngiltere’de bir evrim vardır. Fransa ve Osmanlı’da ise kraliyet, evrime direnmiştir. Evrimin olmadığı yerde de devrim olur ve devrim sonucunda eski sistem tamamen ortadan kaldırılır. İngiltere’de kraliyet gönüllü olarak yetkilerini devretmeye başladı. Fakat 1799 sonunda Fransız Devrimi, İngiltere’de mevcut sistemi ve Kraliyeti sevenleri ürküttü. İngiltere’de de aynısı olabilir mi diye düşünmeye başladı ve muhafazakâr düşünce ortaya çıktı. Bu nedir? “Muhafaza” yani saklamak sözcüğünden ortaya çıkar. Yeniliklere karşı biraz daha temkinlidirler.

Ben de dil, tarih, kültür konularında muhafazakarım. Dilin İngilizce ve Arapçalaşmasına karşı çıkarım; kültürümüzün İslam adı altında Araplaşmasına ve çağdaşlık adı altında yozlaşmasına karşı çıkarım, tarihimizin eksik ve yanlı verilmesine de tahammülüm yoktur.

Gördüğünüz gibi burada mevcut sistemi; kültürü, dili, tarihi koruma ortaya çıkıyor. Fakat Arapça sözcükleri bol kullanan Erdoğan, en basitinden bakanlıklar bünyesinden Osmanlı haritalarını dahi yayınlayamamış olan bir “neo-Osmanlıcı” iktidardan bahsediyoruz. Haliyle muhafazakarlık konusunda da ciddi şüphelerim var AKP ile ilgili.

Eğer muhafazakarı dindar ve hatta “dinci” anlamında kullanıyorsanız doğru. Fakat dindar sözcüğünü de kabul etmem. Çünkü etrafımdaki dindar insanların ne kadar hoşgörülü, ne kadar saygılı olduğunu görüyorum. Yani dindarlar ve Atatürkçüler, Türk’üz diye gururla söylüyorlar ki bu ülke böyle kuruldu. Fakat Atatürk’ü karala, Türklüğü ayaklar altına al… Nasıl dindarlık bu? Haliyle AKP’nin “dinci” yani din’i kullanan bir iktidar olduğunu düşünüyorum.

**

Görebileceğimiz üzere; AKP’de bir ideoloji, plan, program yok. Hatta bu yoksunluğu çok rahat görebilirsiniz; bir kaç seçimdir korku ve sindirme politikasına başvuruyorlar. Yani bize oy vermezseniz “münafıksınız”, hainsiniz, teröristsiniz; bize oy vermezseniz ekonomi biter, işsiz kalırsınız vs.

Planı, programı olan bir parti bunları yapmaz. Bugün manifesto açıklamasına göz attım, “dış mihraklara direniyoruz, şamarı vurduk” kavramı dışında pek bir şey çıkartamadım. Yazılı olarak çıkarsa, tek tek ve madde madde bakacağım.

Aslında, Türkiye harici bir Avrupa ülkesinde olsa; Erdoğan bu söylemlerle, bu korkutmalarla %10 zor alırdı. Fakat dediğim gibi Türkiye ve Rusya, farklı ülkelerdir. Bizim milletimiz güçlü ve sert liderlere ihtiyaç duyar. Baba figürü gibi. Biraz baskı, disiplin ve “hay-huyt” karşısında söylenirler, burun kıvırırlar fakat otoritesiz yapamazlar. Bundan şikayetçi değilim, devlet bilinci ve kültürüdür bu. Eğer bu olmasa, Türkiye’nin Irak ve Suriye gibi olacağı açıktır. Fakat binlerce yıllık kültür sonucunda biat gelişmiştir ve devlete boyun eğme vardır.

Tabi burada politikacıların bunların farkında olmasını beklerim. Demokrasi, çağdaşlık… Tamam iyi güzel fakat biraz da kendi kültürünüze döneceksiniz. Biraz daha güçlü duracaksınız… Türk milletinin de yurt dışında başka milletlere karşı zayıf hissetmemesi gerek. Bir baba olarak, anne olarak; çocuğunuzun, diğer çocukların yanında kötü hissetmemesini istiyorken devlet için de aynısı geçerlidir. Halkı, başka halkların karşısında kötü hissetmemeli.

**

Milli tank, uçak vs apayrı konu. Fakat bu tarz projeler, Türk milletinin bir anlamda kendine güvenmesini ve bir şeyleri yapabileceğini görmesini sağladı.

Öte yandan bakanlıklarda, devlet kurumlarında; liyakatın yok edilerek, çalışan insanların bezdirilmesi ve kirli, düzenbaz, rüşvetçi ve yolsuz zihniyetin her yere yerleşmesi sağlandı. Fakat diyorum, başka konu.

Yani tank, İHA, uçak üretiyorken ve Suriye’de başarılı operasyon düzenlemişken; TÜBİTAK’ın rezil duruma düşmesi, eğitimin çökmesi, tarım ve hayvancılık bu hale gelmesi, benzin ve ÖTV’nin artması… Bunlara takılmıyor anlaşılan halkımız.

E kardeşim takılmıyorsa, sen de ona göre söylem içine gireceksin. Sürekli halkı koyun, cahil diye suçlamayacaksın!

**

Kısaca diyeceğim o’dur ki; vaadler önemli, söylem önemli, nasıl bir imaj çizeceğiniz önemli. Size baktığınızda halkın hissedeceği şeyi planlayın ve rakibinize baktığınızda halkın hissetmesi gereken şeyleri planlayın ve uygulayın.

Bu süreçte psikolojik savaş, propaganda ve algı yönetimi konusunda en iyi çalışan; halka bir anlamda “eşantiyon” veren yani ikramiyedir, asgari ücrettir, bedellidir gibi şeyleri sunan aday kazanacaktır. Bu seçim hiç kimse için kolay değil.

Ayrıca dip not: önemli olan sandık sayımı değil. Sandıkta kimlerin oy kullanacağıdır. Eğer yapılan yapılmış ve o hileli oylar sandığa girmişse, sonrasında bir şey yapamazsınız. Önce ne yapacaklarını ortaya çıkartıp engellemek gerekiyor. Bir anlamda parti içi istihbarat kuracaksınız, yakın takip edeceksiniz kişi ve kurumları. Ne yapacaklarını öğrenip engellemek gerekiyor. Eğer oy sandığa girmişse; ister mühürsüz olsun, ister başka şey olsun fark etmez. Resmen kazanırlar.

 

[1] Mynet, Muharrem İnce ‘danışmanlarım beni uyarıyor’ dedi, o sözlerine açıklık getirdi, 30 Mayıs 2018, http://www.mynet.com/haber/secim/muharrem-ince-danismanlarim-beni-uyariyor-dedi-o-sozlerine-aciklik-getirdi-4100832-1

[2] Sputniknews, Konsensus’tan İnce-Erdoğan anketi, 4 Mayıs 2018, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201805041033298389-konsensus-ince-erdogan-anket/

[3] Sözcü, 24 Haziran seçimleri için anket sonuçları yayınlandı… Çarpıcı sonuçlar var!, 30 Nisan 2018, https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/24-haziran-secimleri-icin-anket-sonuclari-yayinlandi-carpici-sonuclar-var-2379971/

[4] Toprak, Veli. Sözcü, Son seçim anketinde çarpıcı sonuç! 21 ilde 3 bin 864 kişinin evine gidildi, 23 Nisan 2018, https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/ilk-turda-hicbir-aday-baskan-secilemiyor-2365490/