Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Yılmaz Özdil’in bugün yazdığı yazıyı[1] okudum. Başlığı “Örgütlü cehaleti bu çocuklar yenecek” idi. Eskişehir ile ilgili görüşlerini anlatıyordu. Gururlandım. Gurur duydum.

Yılmaz Büyükerşen’i ne kadar sevdiğimi Emre Çetin kısmında bahsettim.  Bana göre Atatürk’ten sonra gelen iki lider var; bir tanesi Bülent Ecevit, diğeri ise Yılmaz Büyükerşen’dir. Bu yazı, Eskişehir, Yılmaz Hocanın büyük ailesi (ekibi) bunu kanıtlar nitelikte ancak tarih ve Eskişehir’in çıkartacağı büyük insanlar (Yılmaz Özdil’in dediği gibi 15 sene içerisinde) bunu daha da netleştirecektir.

Hayatıma yön veren, takip ettiğim insan sayısı bir elin parmakları kadar. Tabi ki başta annem. Ardından annemin araştırma görevlisi olduğu Anadolu Üniversitesinin (ve Açık Öğretim dahil olmak üzere 4 üniversitenin) ve yaşadığım Eskişehir’in mimarı Yılmaz Büyükerşen. “Farklı düşünme” ve büyük hayaller kurma yolunu bana öğreten Steve Jobs, liderliğin nasıl olması gerektiğini öğrendiğim Vladimir Putin. Ancak ailemin öğrettiği başka bir değer var: ATATÜRK! Hepsi bu, 5 kişi. Farklı konularda farklı insanların davranışlarını izlediğim 5 kişi. Ancak Yılmaz Büyükerşen’i yazacağım bugün. Blogta defalarca yazdım, facebook’ta anlattım ve bugün yine anlatacağım.

Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’i

Yılmaz Hoca, bildiğim kadarıyla Eskişehir’de üst üste seçilen ilk Başkan. Hemde 4 defa üst üste seçilerek kırılması güç bir rekoru elde etti. Çünkü Eskişehir için çalıştı, daha önemlisi Türkiye ve insanlık için çalıştı. Eskişehirlilerde karşılığını verdi.

Sayamayacağım kadar çok hizmeti (örneğin Türkiye’nin ilk ve tek Balmumu Müzesi) sadece Eskişehir için değil, Türkiye ve insanlık için önemli bir hizmettir. Yılmaz Özdil’in de dediği gibi; Eskişehir’in her yanında heykeller vardır, her yanında yeşillik vardır ve şehir Anadolu şehrinden çok Avrupa şehrine benzer.

Yılmaz Hoca, Zamanı Durduran Saat adlı kitabında bir şey söylemişti ve o sözü hiç unutmam: ŞEHİRDE İNSANI EĞİTMELİ demişti. Sadece üniversite değil, üniversiteye gelen çocukların şehirde dolaşmasını ve dolaşırken şehrin, halkı ve öğrencileri eğitmesini istediğini anlatıyordu. Bunu başardı. Her yerde sanatsal çalışmalar göreceksiniz. Her yerde yeşillik. Yılmaz Hoca’nın her yaptığı iş, bırakın Anadolu ve Türkiye’yi; uygarlığı yansıtan hizmetlerdir. Halka, insanlara “uygarlığın” nasıl bir şey olacağını gösterir. Sürekli deriz ya, çıkış yolu spor, sanat, bilim, teknolojidir diye; işte Yılmaz Hoca bunun nasıl olacağını Eskişehir’de bize gösterdi.

Bizler, Yılmaz Hoca’nın eseriyiz, Eskişehir’lilere çok şey öğretti.

15 Sene Sonra Eskişehir Gençliği

Yılmaz Özdil, şöyle yazmış:

En geç önümüzdeki 10-15 sene içinde, Türkiye’nin geleceğine damga vuracak insanlar, bu donanımlı çocukların arasından, Eskişehir’den çıkacak. Yazın bi kenara… Sanat’ta bilim’de sanayi’de siyaset’te, hayatımıza yön verecek insanlar, bu çocukların arasından yetişecek.

15 sene sonra devlet başkanı olacağım, Yılmaz Özdil ile görüşüp bu yazısını hatırlatacağım. Bir Eskişehir’li olarak. Yılmaz Hoca’yı örnek olan birisi olarak…

Görünen Yılmaz Hoca ancak arkasında aileden farksız olan bir ekibi var. Güler yüzlü, sıcak kanlı, iyi niyetli (günümüz Türkiye’sinde çok önemli) kocaman bir ailesi. Yılmaz Hoca ve ailesinin büyük başarısıdır bu.

**

Annem, temelimi attı. Annemin bana olan katkısını bir kaç satırda anlatamam. Bir kaç blog yazısı olması gerek.
Steve Jobs, büyük hayaller kurmamı, farklı düşünmemi öğretti. O’nun sayesinde ve O’nun gibi “dünyayı değiştireceğim” fikrini oluşturdum ve yapabileceğime inandım.
Yılmaz Hoca önce üniversite ortamını ardından Eskişehir ile uygarlığı öğretti. Dünya değişimini nasıl yapacağını, olması gereken sistemi bana gösterdi.
Putin, bu yoldaki “görünmeyen” kısım idi. Çoğu insan için kabul edilebilir biri değil, ancak farklı konularda çok farklı şeyler öğrendim. Liderlik konusunda, ülkeyi yönetme konusunda çok büyük fikirler edindim.
Ve ATATÜRK!
İmkansızın sadece kelime olduğunu gösterdi. Günümüzde herkes pes etmiş, Atatürkçüler değişime inanmayacak hale gelmiş. Fakat Atatürk, bütün bu olumsuzluklara karşı hayatı, duruşu, ileri görüşlülüğü ve kararlılığı ile çıkış yolunun olduğuna inanmamı sağlayan bir liderdir. İleriki yıllarda bütün Türkiye ve dünya buna şahit olacaktır. İş Türkiye’yi değiştirmeye geldiğinde, Atatürk’ten bir çok eseri, attığım adımlarda göreceksiniz. Atatürkçü olduğum için.

**

Yılmaz Hoca gibi sıfırdan bir şehri kuramam. Kendi ellerimle balmumu yapamam. Yılmaz Hoca’nın yaptığı çok büyük bir iştir. ANCAK, söz verebileceğim ve yapabileceğim şey; Türkiye’de Yılmaz Hoca gibi yaratıcı, dürüst, şerefli insanların kolaylıkla yükseleceği ve kendini göstereceği bir sistemi kurmaktır.

Türkiye’de sistemi kontrol edenler yanlış insanlar. Bu yüzden sistem yanlış. Çalışkan, dürüst, şerefli, yaratıcı, ilerici insanlar bu yüzden sistem dışına atılıyor. İşte, temelde bunu düzelteceğim. TEMELİ düzelteceğim.

Annem, Yılmaz Hoca, Steve Jobs, Putin ve tabi ki Atatürk’ten öğrendiklerimle.

Hepsine yaptıkları ve bana örnek oldukları için minnettarım.