Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bizim olmayan bir hayatı yaşıyoruz. Zaten her şeyi kaybedeceğiz; o çok değer verdiğiniz para, mevki ve eşyaları, anılarımızı, yaşadıklarımızı, sevdiklerinizi… O zaman kaybetme korkusu boşuna.
Benim tek istediğim, bir değişimi tetiklemek… Değişimi geeçekleştirecek çocukları yetiştiren sistem inşa etmek…
Ölümsüzlük vardır,
Yaptıklarımla hatırlanmak istiyorum.
Ancak…

Bir daha göremeyeceğimiz o kadar çok insanı tanıyoruz ki, yanımızda olanları da bir daha ne zaman göreceğimizi bilmiyoruz. Emin değiliz.
Yani söyleyeceklerimizi içimizde tutmaya, isteklerimizi gerçekleştirmeye, İMKANSIZI AŞMAYA sadece bir adım kadar uzaktayız. Adımı at, hayallerini yaşa…
Çünkü zaten her şeyi kaybettik ve geri kalanları kaybedeceğiz.

İsmimiz kitaplarda geçebilir,
Yaptıklarımız gelecek nesillere ışık tutabilir,
Fikirlerimiz yol gösterebilir.

Yada,
Bir hiç oluruz. Son nefes…
Belki sizi gören torunlar hatırlar sizi…
Onlar da son nefeslerini verdiğinde?
Her şey biter. Başlangıcından önceli gibi, hiçbir şey yokmuş gibi…
İsmi bilinmeyen, insanlığa katkı sağlamayan bir kaç milyar insandan biri olursun.
Yeyip içen, sızıp sevişen, ama hiçbir işe yaramayan…
Her şey bir şalter gibi,
Tık, ve her şey biter.
Sanki hiç yaşamamışsın gibi,
Sanki hiç varolmamışsın gibi…

Tek yaptığımız, dünyayı değiştirme potansiyeli olan çocukları rezil etmek ve sonra birey olarak, zaten kötü olan durumumuzu “imkansız” ve kalıplarla daha da kötüleştirmek…

Saki hiç yokmuşusuz gibi hayat yaşamak.
Hatta yaşayamamak.

Esas soru, ölümden sonra hayatın olup olmaması değil; ölmeden önce var olup olmadığın…

Kategori: Genel - Hayat - Politika - Tarih