Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Aynı okulda (Doğu Akdeniz Üniversitesi), hazırlık okudum.
Bilgisayar mühendisliği okudum, 3. yılımda terk ettim.
Aynı okulun, “uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi” bölümüne başladım.
Şubat ayında mezun olacağım.

Küçüklüğüm Anadolu Üniversitesinde geçti (annem yar. doç. idi), ve İstanbul’da yaşıyor olmam nedeniyle (Teknoparkta şirket kurduk vs), başka üniversiteleri de görüyorum.

Bütün bunlar ve 8-9 yıllık sıkıntılı bir süreç göz önüne alındığında; sanıyorum size daha doğru bilgiyi, “öğrenci gözüyle” aktaracağım. Başta söyleyeyim hiç acımayacağım. Dorğuya doğru, yanlışa yanlış.

**

Önce Tercihten Başlayalım

Tercih çok önemlidir! ÇOK ÇOK ÇOK ÖNEMLİDİR! Ne istediğinizi, ne yapmak istediğini bilmiyorsanız sıkıntı büyük. Hatta bir şey yapmak istiyorsanız da yeterli değil… Nasıl?

Lisede sözele geçmemi söyledi annem de hocalarım da… Fakat direttim. 11 yaşından beri programlamayla uğraşıyordum. Bilgisayar mühendisliği yönünde direttim. Ne oldu? Lise hayatım rezil oldu. Fakat geçtim, üniversiteye geldim. Google’ı falan okumuşum; 14 dilde programlama yapıyorum (hepsinde iyi değilim, fakat linuxçuyum, Python’a falan başlamışım, web programlamada iyiyim)… Dedim ki bunu hocalarla ve orada tanışacağım “programlamaya meraklı”(!) arkadaşlarla geliştiririz ve yapay zekalı (o kadar da yapay zeka değil ancak bir adımdı) TarcanBot ‘u geliştirip “akıllı arama motoru” haline dönüştürürüz diye düşünmüştüm.

Sonuç: okuldan, bölümden tiksindim. Neredeyse okulu bırakıyordum, bölüm değiştirerek bir başka ilgilendiğim olan siyasete geçtim.

Bakınız olay ne kadar ciddi:

 

Merhaba Emre,

Öncelikle 1. sınıfta bu kadar programlamayla haşır neşir olmuş birisine uzun zamandır rastlamamıştım. Tebrikler, anlaşılan bayağı meraklı ve de bilgilisin. Siteni de inceledim, çok güzel olmuş.
[…]
Bu tempo ile gidersen başaracağından şüphem yok.

**

Demiş. Demişte ne olmuş?

“Explorer varken, chrome ve firefox vs kullanmaya ne gerek var?”, “Windows varken, neden linux ile uğraşıyorsunuz?” diyen hocalarımız vardı. Yapay zeka için yanına gittiğim hocanın bana öfleye püfleye kağıda 3 kitap yazıp; kağıdı önüme atarak “al bunları oku öğrenirsin” dediğini biliyorum.

İlk yıl demiştim, buradan iş çıkmaz diye de aileyi ikna etmek biraz zor olabiliyor.

Ne İstiyorsunuz?

Önce ne istediğinizi bulun. Neyi yapmaktan mutlu olacaksınız? Şu para kazandırır, bu geleceğin mesleği vs diyerek okul ve meslek seçilmez. Binlerce, on binlerce insan arasından sıyrılmanız gerekecek. Peki nasıl? Severek. Bakın siyaseti 16 yaşımdan bu yana merakla takip ediyorum. Psikoloji, psikolojik savaş, propaganda, siyaset… 11 yıl hatta 12 yıla doğru ilerliyor.

Sevdiğim ve ilgilendiğim için blog açtım, 3 yılda 520’yi aşkın yazı yazdım. Sevdiğim için hiçbir zorunluluğum yokken (bölümdaşlarımın aksine) açıp Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı okudum. İki darbe arası çift meclisin olduğunu bilen yoktur mesela. Bunları araştırıyorum. Bakanlık daha “Osmanlı Vilayetleri haritasını” yayınlamazken, açın bakın Google’a 2.-3. resim benim yaptığım ve emek verdiğim resimdir.,

Sevdiğiniz şeyi yaparsanız; sadece bölümden aldığınız bilgileri değil, devamını da getirirsiniz. Şu anda burada açıklayamayacağım 2 farklı siyasi projem de oldu (belki ileride açıklarım). Fakat bunlar sevdiğim işe yöneldiğim için oluyor.

Sevmiyorsanız, mutlu olamazsınız. Mutlu olamazsanız hayatınızı tüketirsiniz. Sevdiğiniz işi yapın, iyi yaparsınız. İyi yaparsanız, para kazanırsınız.

Sakin ama sakin aileniz istedi diye, geleceğin mesleği diye ya da “başka şey yaparız yahu” diyerek istemediğiniz bölüme de gitmeyin; bununla ilgili meslekte seçmeyin.

******

Tercih Yaparken Dikkat Edilecekler

Doğu Akdeniz Üniversitesi… Eğer sadece bilgisayar mühendisliğini okuyup bıraksam, belki çok iğrenç şekilde anacağım bir okul olurdu. Hazırlığı çok iyidi, 7 yıl İngilizce gördük okulda. Zamanımı çalmış ŞEREFSİZLER. Boşu boşuna görmüşüz o dersleri. Başlangıç seviyesinden başladım. 1 yılda inanılmaz şekilde ilerledim. Fakat bilgisayar mühendisliği rezildi.

Gel gelelim uluslararası ilişkilere geçince işler değişti (bölüm bu ancak 4. sınıfa kadar siyaset bilimi ile aynı dersler var ve bölüm seçmelisini tamamen siyaset bilimi derslerinden aldım o yüzden iki bölüm bir aslında). Hâlâ okuduğum için “iyi” yönlerini tam anlamıyla yazmayacağım, ya da direkt hocaların üzerinden isim vererek anlatmayacağım çünkü doğru olmayacağını düşünüyorum. Fakat genel olarak anlatayım.

Bir hocamız, Türkiye’deki sayılı uluslararası hukukçulardan. Kıbrıs Türk tarafının temsilcisi olarak müzakerelere katıldı. Şimdi parti kurdu mesela. Bir dersine girdim, sonra akademisyenlikten ve akademik hayattan tiksinsem de; yüksek lisans yaparsam “uluslararası hukuk” üzerine yapmaya karar verdim. Gerçek örneklerle anlattı. Kendisini ve çıktığı programları takip ediyorum çünkü parti kurdu (2030’da ben de kuracağım) ve bir çok alanda fikirlerimiz örtüşüyor. Yani benim için mükemmel bir örnek oldu ve sonraki seçimlerde Başbakan olacağını düşünüyorum.

Diğer bir hocamız mesela… 5-6 dil biliyor ve Avrupa Birliği içinde aktif olarak görev alıyor. Sadece bu değil, python programlama dili öğreniyor çünkü büyük veri üzerine çalışmalar da yürütüyor.

Başka bir hocamız, bölümde tanıştığım ilk hocaydı. Annem diğer bölüm başkanını falan gördü (ve sonra ufak bir tartışma olmuş), ardından bu hocayı görünce; kibar ve saygılı olduğunu gördük. Temelde diyebilirim ki, bu hocayla konuştuğumuz için içimize sindi. Ve odasına gidip görüştüğümde, hâlâ bir şeyler öğrenirim. Mesela 1 yıl oldu olmadı, harita tarif ederken “sol-sağ” değil; yönlerle (doğu-batı) tarif etmem gerektiğini güzelde uyararak anlattı.

Bir başka hocamız Kıbrıs sorunlarını çok iyi biliyor. Bir çok yerde konuşmalar var (internette bu konuyla ilgili bir şeyler dinlediyseniz görmeniz mümkün, Türk televizyonlarına da ara ara çıkar).

Bir diğeri, hayatımda görüp görebildiğim en sağlam “lobicilerden” biri. Doğru kelime bu mu olur bilmiyorum fakat insan ilişkileri ve bağlantı konusunda gerçekten mükemmel…

Başka bir hocamız hayatımda ilgilendiğim konuya; markalaşma, propaganda, psikolojik savaş, analiz gibi konularda ders vererek nokta atışı yaptı. Çok farklı şeyler öğrendim…

Say say bitmez, bu yüzden ben bitiriyorum.

**

İşin özü; bu insanlar sadece teoride iyi değil. Pratik olarak sunumlara giden, televizyon programları yapan, olayların içinde rol alan insanlar. Hepsinden çok şey öğrendim ama sadece derste değil. Dersi, kitaptan anlatmak yerine tecrübelerini de katarak anlatıyorlar. Dersten sonra da bol bol yanlarına giderek (sıkıştırın hocalarınızı), bir çok şey öğrettiler bana.

Üstelik çok farklı görüşlerden öğretmenler var. Hepsinden farklı bir şey öğreniyorsunuz. Mesela tamamen sağcı ya da tamamen solcuyum diyemem. Şu görüş tamamen haklı ya da haksız diyemem. Her görüş, her politik filozof farklı bir şeyi anlatmış ve her zaman değil, “belirli bir konuda” kendimi konumlandırabilirim. Ancak genelde değil! Bu hocalarımızın katkısıdır.

Sonuç Olarak Okul Değil Bölüm Önemli

20 bin öğrenci var, 6 bin yabancı. Nijerya’dan İtalya’ya, Türkmenistan’dan Azerbaycan’a, Libya’ya, Kazakistan’a, Ukrayna ve Rusya’ya çeşit çeşit öğrenci var. Afrika, Orta Doğu, Orta Asya, Kafkasya, Avrupa… Hatta Hindistan (ya da Pakistan tam emin olamadım şimdi) öğrencilerimiz var.

Uluslararası ilişkiler ile ilgili derse giriyoruz ve 40 öğrenci varsa en fazla 8 tanesi falan Türk. Bir konu olunca, herkes kendi ülkesini anlatıyor, tartışma (asla kavga değil) ile farklı şeyler öğreniyoruz.

**

Bilgisayar mühendisliği ne kadar rezaletse (şimdi nedir bilmem ama benim dönemimde öyleydi), uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümü o kadar mükemmeldir.

Bakın açık açık söylüyorum; Türkiye’de böyle bir ortamı bulamazsınız. Sadece Türkiye’de değil, bu kadar farklı kültürün olduğu bir ortamı çevrede bulamazsınız. Avrupa’da falan ancak. Avrupa’da bulursanız da bu kadar ucuza olmaz kardeşim!

Yani gidip Eskişehir gibi bir Anadolu kasabasında uluslararası ilişkiler mi okunur? Böyle yerde okunur, okunursa. Bakın Socar’ın (petrol) Türkiye CEO’su Kenan Yavuz’un söylemlerini okuyun! Üniversite mezununa kapım kapalı diyor ve Anadolu kasabasında uluslararası ilişkiler mi okunur demiş (buradan okuyabilirsiniz). Haklı! Sonuna kadar haklı!

Bu yüzden bölüm ve üniversite olarak şanslıyız. Gerçekten şanslıyım. Değerini İstanbul’daki kıytırık bina üniversitelerinde ve Türkiye’deki “referans bölümü olmasa da” ödevi kabul eden (ki aşırma yani intihâl kabul eder bizimkiler) üniversiteleri görünce anlıyorum. Bizde her şey Avrupa standartında.

Öğrenci işleri ve maliye bezdirir. Ağzımı bozmamak adına tam yavşaklar demiyorum fakat sekreter 6 tuşa basmadığı için, değişen notumun ile ilgili belgenin nerede olduğunu, Kıbrıs’ın sıcağında 1,5 saat bölüm, dekanlık, öğrenci işleri arasında mekik dokuyup sonra 10-11 kişi gezip, tekrar ilk gittiğim sekreterde çıktığını görünce anlıyorsunuz. Bakıp “aa buradaymış” derler. Yardımcı olmazlar.

Ha garip garip tipler geliyor, öğrenci milleti anlıyorum da… Neyse… Zamanı gelecek hepsinin.

**

İşin özü,

Üniversitenin imkânlarına bakın. Bir çok üniversite girişimcilik eğitimi veriyor, spor vs gibi etkinlik ve aktivite imkânlarına sahip. Bunun dışında bölümdeki hocaları araştırın. Mezunlar ne yapmış, bölüm hocaları kimdir nedir? Okula göre gideceksiniz ancak, bölümdeki durumu çok iyi analiz edin. Bu size kesin tavsiyemdir.

Kıbrısta Öğrencilik

Unuttuğum var mı bilmiyorum ancak 2020’lerde 34 civarı üniversite açılacak. Çok güzel GETİRİSİ var. İstanbul’daki bina üniversitelerine bin basarlar, kampüs falan alabildiğince var bazılarında. Fakat her özel, düzgün demek değildir. DAÜ yarı vakıf yarı devlet üniversitesidir. Buradaki ciddiyet ile, “biz DAÜ’ye yapamadık, ondan X’e geçtik” sözcüğündeki X üniversitesi (yine Kıbrıs’ta, isim vermiyorum) bir değil. Bizde disiplin vardır. Ha bazı öğrencileri rahatsız eder, hocaları sevmez ama; hocalar (genellikle) hakkınızı verir.

Şu okullar var Kıbrıs’ta, ilgili üniversitenin sayfasından yurtlardan diğer bilgilere her şeyi bulabilirsiniz.

**

Şimdi okulun hangisi iyidir derseniz, adanın en eski okulu olan ve tek devlet üniversitesi olan DAÜ iyidir hojdir. Kampüsü hojdir. Şehir içindedir, her yere yakındır. Fakat demeyin ki kendi üniversitesini övüyor, kendiniz bakın ama siz bilirsiniz ;

siz bilirsiniz yani 😀

**

Kıbrıs’ta Güvenlik – Yaşam- Pahallılık??!!

Genel bir konuyu taa 2014 yılında şurada yazmıştım. Tekrar üzerinden geçmeyeceğim çok detaylı.

2013’ten bu yana, Türk lirası 92 para birimi karşısında değer kaybetti. Her şey tepe taklak oldu. Haliyle işler değişti.

Maddi Durumlar

Paradan başlayalım. Kıbrıs pahalı mı diye sorsanız 2014’te evet derdim düşünmeden. Şimdi hayır diyorum düşünmeden. Eskişehir’de kira 3X ise, Mağusa’da 4X hadi en fazla 5X’tir. Elektrik ve su biraz pahalıdır. Okul parası var tabi. Fakat şöyle diyeyim; Kıbrıs’ta okula, eve, suya vs verilen parayla; İstanbul’da ailemin evinde oturup sadece okula verebilirim bu parayı.

DAÜ’yü ilk sırada yazarsanız zaten %50 burs veriyor adamlar. Bir ton burs var. Var oğlu var.

Eskişehir’in yanında, İstanbul’a gelecek olursak… İstanbul’dan ucuz. Açıkça söyleyeyim. UCUZ! Dışarıda yemek yiyiyorsun, İstanbul’da daha pahallı. Eskişehir’de ucuz gibi duruyor ancak porsiyon küçük. 1,5 söylersen yine Kıbrıs kadar hatta daha pahallı oluyor.

Yani? Yanisi Kıbrıs eskisi gibi pahallı falan değil. İşler karşıktır. Biraz ailelerden para kopartmak için “pahallı” deniyor, birazda bazı ürünlerin gerçekten pahallı olması. Fakat alım gücünü 2014 ve 2017 olarak kıyaslarsak, Kıbrıs’ta yaşam ucuzladı..

Güvenlik ve Yaşam

Güvenlik konusunda derdiniz olmasın. Kızlar gece yürür sıkıntı olmaz. Ha askerler çarşıya çıktımı Lefkoşa’da bazı bölgeler karışıyor belki ama Mağusa’da sorun yok. Girne güzeldir ama biraz pahallıdır. Antalya gibidir. Lefke’ye gitmedim (biriniz çıkıp, gel misafirim ol demedi ya şu blog okuyucularından neyse :P)…

Yakın Doğu Üniversitesinde kampüs uzak, hatta kampüs içindeki bölümler bile uzak. Fakat DAÜ şehir içinde. Bazı okullarda böyle şehir içinde. Kişisel olarak Lefkoşa’daki üniversiteleri sevmiyorum.

Kıbrıs, politik nedenlerden dolayı bir Eskişehir vs gibi olamaz (gerçi diğer 80 ilin hangisi Eskişehir olabilir ki?). Fakat kendine has ortamı vardır. Çok güzeldir Kıbrıs. Yaşanırken, hatta ilk yıllarda “ne boktan ülke, bu ne” gibi bir sürü şey söylenir ancak Türkiye’ye gittikçe (önce İran’a gelmediğinizden emin olursunuz), olaylar oturur. Kıbrıs’ta kurallar sağlamdır, kurallara uymanın değerini görürsünüz. Mağusa’daki çarşaf gibi denizi görürsünüz. Kumsal ne demekmiş onu görürsünüz…

Vergiler normal olduğundan, güzel güzel arabaları görürsünüz, çeşit çeşit alkolleri görürsünüz, uygun benzin ücretlerini görürsünüz.

**

Çok çok anlatmaya gerek yok; Kıbrıs’a geleyim mi? Durumunuz varsa, güzel bir bölüm de seçerseniz gelin. Çok güzel imkanlar var. Okulda kendinizi geliştirirsiniz. Belki bir Bilkent, Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ olamaz ancak imkanı vardır okulların. İstanbul ve Ankara’da olmadığı için sıkıntılar olabilir belki, ama “nevi şasına münhasır” yani kendine özgü güzellikleri vardır.

Ben haytalık yaparım diyorsanız gelmeyin. Ooo alkol, ooo kadınlar, ooo kumar derseniz gelmeyin. Yata yata ders geçmek isterseniz gelmeyin. Hocaların bir bölümü beni sever, buna rağmen puan konusunda sıkıdırlar. Seninle oturup konuşur, eğlenir, her şey güzeldir; fakat iş nota geldiğinde ne hak edersen onu verirler. Bazı öğrenciler kopya çektirmeyen, ezbere müsade etmeyen ve esnek olmayan hocaları sevmez. Hatta çoğu sevmez. Onlar için soruları veren, direkt geçiren hocalar iyidir. Fakat ben öğretsin de ne kadar zor sorarsa sorsun kafasındayım.

Güzeldir işin özü.

Merak ettiğiniz bir şey olursa :  veya emrecetinblog.com@gmail.com adreslerine mail yolayabilirsiniz.

*****

Bitirmeden Önce Eleştiri

DAÜ, okulum… 1979’da kurulma.

Ada için en önemli şey gemiciliktir. Sudur, su ürünleridir… Fakat bölüm yok! Gemi teknisyenleri, gemi kaptanları, su ve su ürünleri ile ilgili bir şeyler yapmamıştır. Böyle bir bölüm yok. Bu çok büyük eksiktir! Kıbrıs için çok önemli oysa.

Hani “Türkiye izin vermiyor” ya da şöyle böyle diyecekler olursa, Tayvan’ı gösteririm. Çin baskısı altında ama dünyaya teknolojik ürünleri satıyor (bakınız : Para Dedektifi Tayvan – youtube üzerinden izleyin). Yani Kıbrıs’ın politik zorlukları bahane değil. Türkiye bahane değil! Teknoloji ve geleceği yetiştireceksin. Bunları yapamadı Kıbrıs.

Güneş paneli, gemi, su ürünleri, yazılım, bilgisayar vs gibi bir sürü şey yapılabilirdi yapılmamış. Kıbrıs sorunu bir sitede 6-7 dile çevrilip “belgeleriyle” yayınlanabilirdi. Yapılmıyor. Youtube’a bununla ilgili şeyler eklenirdi ; belgesel yap, dillere çevir ve yayınla. Fakat yok.

Yani yatıp, sonradan yok “tanımıyoruz”, yok “Türkiye izin vermiyor” gibi söylemlere saklanmayacaksınız. Böyle sıkıntıları var işte de… Neyse, tek sıkıntı bu olsun. Dış mihraklar söyleminin benzeri Kıbrıs’ta da var.

 

Üniversitelerin Tanıtım Videoları

bulabildiklerimi veriyorum. Başta uyarayım burada her şey güzeldir tabi ki ama bu bir kıyaslama değildir. Sadece 3 aşağı 5 yukarı Kıbrıs ve üniversite bölümleri hakkında bilgi sahibi olun diye veriyorum.

 

Doğu Akdeniz Üniversitesi

 

Akdeniz Karpaz Üniversitesi

 

Girne Amerikan Üniversitesi

 

Girne Üniversitesi

 

 

İTÜ Kıbrıs

 

 

Kıbrıs İlim Üniversitesi

 

Kıbrıs Amerikan Üniversitesi

 

Kıbrıs Saglik ve Toplum Bilimleri Üniversitesi

 

Lefke Avrupa Üniversitesi

 

ODTÜ Kıbrıs Kampüsü

 

Uluslararasi Final Üniversitesi

 

 

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi

 

Yakın Doğu Üniversitesi