Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Üniversitemizin adını vermeyeceğim ama siteyi biraz kurcalayan Doğu Akdeniz Üniversitesi olduğunu anlayacaktır. Yinede ben söylemiş olmayayım.

Hazırlık okuduğum, bir kaç sene bilgisayar mühendisliğinde kaldığım sonra uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümüne geçtiğim bir üniversite. Bir sene sonra mezunum (bu yazı yüzünden başıma iş gelmezse). Şu anda sınav dönemindeyim, yarın sınavım var. Bugün yazı yazmayacaktım ancak dayanamadım, sinir olduğum için yazdım.

Öncelikle bilgisayar mühendisliği tam bir rezillikti. TAM BİR REZİLLİK! Hocaların öğrencileri sallamadığı abuk subuk bir bölüm. Siyaset bilimi bölümüyle aradaki farkı kıyaslama zahmetine bile girmeyeceğim, bir cümlede iki bölümün adı geçmesi; siyaset bilimindeki öğretmenlere hakarettir. 14 programalama diliyle hiç değilse ufak tefek şeyler yapacak kadar bilip (4-5 tanesiyle epey ilerlemiştim), Tarcanbot gibi bir kaç projem varken geldiğim ve bilgisayar mühendisi olma hayalini kurduğum bölümden beni soğutup başka bölüme geçmeme neden olacak kadar mükemmel öğretmen ve yönetime sahipti (şimdi nasıl bilmem). Kaldı ki annem falanda geldi, bölüm başkanının direkt olarak “sorunlu öğrenciler” dosyasına beni eklemesini gülerek söylemesi, annemi de beni de delirtti.

Ahh hocam, ismini vermeyeceğim hocam… Sen misin yapay zeka konusunda kendimi geliştirmek için yanınıza geldiğimde bir kağıda 3 kitap ismini yazıp önüme atan ve “bunları oku öğrenirsin” diyerek beni geçiştiren… O kitapları okumadım, ancak bölümün ne kadar aptal olduğunu ve geleceği olmadığını öğrettin o davranışınla.

Bitti mi? Bitmez.. Bitmez.

 

Yenlikler Süperlikler Ohh Mis!

Diye bekliyorsanız yanılıyorsunuz. 37 senelik vakıf üniversitesi. Paralı. 1979’da kurulmuş. Bir ton şeyi var. Ancak bir üniversite, şehri için önemlidir. EMU Beach var mesela, sosyal tesisler. Yüzme havuzu var mesela, kışın kullanılmayan, yazın içine işenmelik süs havuzu.

 

daü yüzme havuzu

 

Ama yarı olimpik yada olimpik havuz yok! Anadolu Üniversitesi takımında 3,5 sene yüzen biri olarak takımını duyunca katılayım dedim, haftada 3 gün antrenman varmış o da 2 gün Lefkoşa’daki bir okula götürüyorlar. 4 saatimi falan yiyecek. Ona rağmen 2 gün! Ben 5 gün yüzmeliyim. Üstelik her yarışta en az 1-2 madalya getirebilirdim.

Bir yerde yarım bina vardı, yeni gelen yönetim bazı şeyleri düzenlemeye çalıştı. Halı sahaların, tenis kortlarının ve spor salonunun karşısında olunca dedim “heh bu iki binadan birisi havuz herhalde”… Olur mu hiç! Yeni bina REKTÖRLÜK!

 

daü rektörlük

 

Halkımızın görüşüne rağmen, “yöneticilerin” binalarının iyi olması gerektiğini savunurum. Bir sürü önemli kişi buralara gelecek. Biraz gösterişli olmasında zarar yok (kişisel görüşüm gösterişten çok minimalist yani anlamlı ama sade olmasından ana). Fakat bu binlerce odaolması, yada sokaktaki yere bile mermer döşenmesi gerektiğini anlamına gelmez sanıyorum? (değil mi Taner Yolcu konstırakşın?)

Böyle rektörlük yaptılar sağolsunlar. Kaydırak gibi yerlerinde ve sokakta mermer var ancak yüzme havuzu? 1979’dan bu yana yok. Şimdi başka bir yere yapılıyor diyorlar ancak bakalım.

Bir insan için, bir çocuk için en yararlı spor yüzmedir. Mağusa’daki çocuklara yüzme havuzu açmaları gerekirdi… Otistik çocuklardan, engellilere herkes rahatça yüzebilir ve çocukların gelişimi için önemli. Ancak bizde yok. Deniz var değil mi? Ocakta Şubatta taa ebesinin nikâhına gidip yüzebiliriz… Yazın bile ulaşım araçsız gitmek işkence.

 

Mükemmel Ötesi Bilgi İşlem ve Teknolojik Gelişmeler

Sene 2016! Yani 21. yüzyıl, yani internet çağı. Peki herkesin telefondan girip bütün işlemlerini hallettiği bu devirde okulumuzun teknolojiyle ilgilisi nasıl?

Tatammm…. EMU yani DAÜ’nun İngiliççe haliyle ortaya çıkmış iEmu

 

iemu iemu 2

 

O renklerin uyumu, 2016’nın flat yani düz arayüzü, hele hele işlevsellik (tek amacı, seni siteye ulaştırması o kadar)…

İndirdiğim gibi sildim uygulamayı. Bu okul ABET ile övünen Bilgisayar mühendisliği bölümüne sahip. İçindeki bir çok öğrenci şundan daha güzel uygulama yazabilir. Hocaların yazabileceğinden emin değilim ancak öğrenciler bitirme projesi olarak yazabilir.

2016 yılında, okulumuzun telefon uygulamasını KULLANAMIYORUZ. Neden? Çünkü iğrenç, çünkü beceriksizlikle yazılmış, çünkü 2016’da teknolojiyi kullanmayı bilmeyenlerce yönetilen bir okul var.

 

Moodle

Moodle, hazır bir portal. Bugün bu yazıyı yazmama neden olacak kadar sinir ettiler.

Şifremle giremedim. Şifremi unuttum dedim ve mail atamadı. Yeni üyelik açtım, yine mail atamadığı için kaydımı tamamlayamıyorum. Yani okulun bilgi işlem bölümü bir şeyleri rezil etmekle meşgul. Mailde sorun var.

Tekrarlıyorum: SINAV HAFTASINDAYIZ. Dersler için bazı yerlere girmem gerek. Ancak giremiyorum. Tabi salaklık bende, okulun bu kadar rezil olduğunu bilirken, nasıl olur da son haftada indirmeyi düşünürsün değil mi?

 

Etkinlikler ve Sosyal Medya Kullanımı

Tekrarlıyorum, sene 2016.

Bazı üniversitelerin periscope (he bizde de var o ayrı), snapchat hesapları varken; bizimkiler facebook ve twitter’ı yönetmeyi beceremiyor.

Etkinlikler olduktan sonra çıkan haberleri facebook’ta paylaşıyorlar sağolsunlar. Twitter daha bir rezillik. Facebook gönderilerini otomatik işlemeyi açmışlar.

emu twitter

 

Bizim bölümümüzün de 2 senedir bulamadığım ve ısrarla kimseye sormak istemediğim bir sayfa yada grubu varmış. Yok bulamıyorum. Her bölüm kendi sayfasında yada grubunda yayınlıyor sanırım… Eski usûl kapı ve panolardaki tanıtım afişlerinden takip etmeye çalışıyorum. Tekrarlıyorum: yıl 2016, ve bizler “gelecek”iz!

Etkinlikleri düzenli olarak web sitesindeki takvimden kontrol etmek zorundayım. Ama onda da sorun var. Örneğin futsal yaptılar. Fikstür var (ki excel’den daha iyisini yapabilecek ortaokul öğrencisi bulunabilir), ancak ulaşmak ne mümkün.

Şimdi sayfayı değiştirseler ve direkt tablo koyasalar da, şöyle bir sorun çıkmıştı ortaya; fikstürü görsel olarak siteye koymuşlar. Facebook’a ekleme gibi bir düşünceyi akıllarına getirememişler. Fakat hazır portal olduğunu düşündüğüm sitenin wordpress’te olduğu gibi boyuta göre görsel gösterme özelliği var. Peki ne oldu dersiniz?

Cep telefonundan girdiğinizde pikselleri sayabildiğiniz ancak hiçbir şey göremedğiniz garip bir görsele denk geldik.

 

Bitti mi?
Yeni başladık durun bakalım sıkılmak yok.

 

Kopya ve Ezbercilik

Eğitim sisteminin rezilliği ortada, bazı öğretmenlerimiz kendi imkânları ile bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak durum böyle olunca, öğretmene göre değişen bir durum ortaya çıkıyor. Oturan bir sistemde eğitim yada işleyiş kişilere göre devam etmez. Fordizm olduğunu öğrendiğim ancak benim hücre sistemi dediğim “McDonald’s” vari yapılanma olmalı. Oysa kişiye bağlı değişimlerin olduğu yerde sistem yoktur. Ki eğitim “sistemi” böyle. Zaten Türk Eğitim Sistemi’nin en büyük sorunu Türk olmaması, eğitimin olmaması ve sisteme hiç sahip olamaması….

 

Öte yandan üniversiteye gelene kadar nasıl “ÖĞRENECEĞİMİZİ” öğretmedikleri için, üniversitede sınav haftasından 1 hafta önce herkes inekliyor; sınavlarda kopya çekiyor (evet eğitim sisteminin öğrettiği budur), sonrasında ise herkes geçiyor.

Bilgisayar mühendisliğinden iletişime, ekonomiden uluslararası ilişkiler bölümüne neleri gördüm. Öğretmenler şşttt deyip uyarıyor. Ya bu çocuk yarın mezun olacak! İş hayatına katılacak ve başkalarının fikrini çalacak. Ne şştt’i? Sana şştt. Oğlum/kızım önüne dön nedir? Bu çocukların yolsuzluk yapması falan çok mu süpriz? Yada böyle politikacıları desteklemesi?

Sabır. Gerçekten sabır.

Yarın sınavım var ve bugün açıp deftere bakacağım. Bu salak sistemde, bu saçma sapan yerde yüksek not almayı umursamadım; buradan yüksek not almamı umursayan aptallarla da çalışmayacağım. Sadece kalmadan geçip, sonra bu sistemi boğazınızdan aşağıya tıkacağım.

 

Bunlar sadece bizim okulun sorunu değil. Bizim okul, Türkiye’deki bir çok üniversiteden çok çok daha iyi ve uluslararası geçerliliğe sahip. 6 bini aşkın yabancı öğrenci var, buradaki ortam TÜRKİYE VE KIBRISTA YOK! Buna rağmen burası bile böyleyken, Türkiye’den ne bekleniyor anlamış değilim.

Türkiye’nin bu durumda olması süpriz değil.
Sadece öğretmenler değil, eğitim sistemi ve yöneticileri; YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ! Türkiye’ye bakınca, eserinizin üzerinize yapabileceğiniz tek şey sifon çekmek.

 

5, çok zorlarsan 8-10 üniversite… 200 kadar üniversite arasından işe yarar, bizi bir yerlere taşıyacak 8-10 üniversite… Geri kalanları öğretmenler de dahil olmak üzere tamamen binadan ibaret olan şişirilmiş, kopyacılığı öğreten ezber okulları.

**

Ekleme : Üniversiteyi Geçin ama Üniversite Hayatını Tadın!

Düzenliyorum, çünkü şunu eklemem gerek: ÜNİVERSİTE SAÇMALIKTIR (mevcut sistemde), fakat üniversite hayatı mükemmellik.

İlkokul ortaokula,
Ortaokul liseye,
Lise üniversiteye hazırlar.

Üniversite ise, sizi hayata hazırlar. Buradaki bürokratik sorunlar, çalışan memurların gevşekliği, sistemdeki saçmalıklar… Hepsini hayatta göreceğim. Fakat gerek iki bölümü görmem, gerek mezuniyet süresini uzatmam çok şey öğretti bana.

Üniversite hayatını görün (mümkünse ailenizden uzakta), kulüplere ve üniversitenin sosyal imkanlarına katılın, bir yerlerde görev alın. Bol bol kazık yeyin.

Biliyorum dürüst ve ahlâklıysanız, üstelik ezberciliğe karşıysanız çok zorluk çekeceksiniz. Çoğu çöp olan bilgileri öğrenirken eziyet gibi gelecek. Umarım öğrendiklerimin çöp olmadığını bundan 20 sene sonra görürüm. Yoksa çocukları ve hayatları heba eden bu salak sistemin mimarları ve buna uyan her bir kişinin çekeceği var.

 

Kim bilir, belki “ustadan çırağa” mantığını tekrar eğitim sistemine oturtmamız gerekir. Liseler meslek lisesi gibi olmalı; iş dünyasında direkt çalışacak öğrenciler yetiştirmeli ve üniversiteler çok sağlam teorik eğitimi pratikle birlikte vermeli. Tabi ilkokuldan üniversiteye kadar her çocuk spor, sanat, bilim, teknolojiye yönlendirilmeli. Belki o zaman bir umut olabilir.

Kategori: Genel - Hayat - Politika