Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Dün derste izleti (video) izliyorduk. Marksimi anlatıyordu[1]. Neredeyse 1 milyon kişi izlemiş.

Derste aklıma geldi; liberalizm, realizm ve Marxism diye 3 temel politik görüş var. Bir anda kafamda ışık yandı: Karl Marx kişisel markalaşmasını yaratmış. Sadece O da değil, bugün Machiavellism (Makiavelist?) mevcut. Ayrıca Sokrates ve Platon devamında da Aristotales… Bir şeyler başlattılar, kendi markalarını yarattılar. Ki bu insanlar relist düşüncenin (devletçi) temelini attı.

John Locke ismi kaçınıza bir şey ifade ediyor? Adam Smith? Bunları duymadıysanız bile, Karl Marx, Machiavelli ve Sokrates’i duymuş olma ihtimaliniz var. Nasıl başardılar? Ne yaptılar? Neden marka oldular?

Bu yazımda size markalaşmayı anlatmayacağım. Onu “Kişisel Markanızı İnşa Edin” başlıklı yazımda yazdım. Bu yazımda tutkuyu ve büyük amaçları anlatacağım.

 

Önce…

Kısaca eklemek istediğim bir konu var; markalaşma bir kaç saatte, bir kaç günde, bir kaç yılda olmaz. Uzun sürer. Amacını belirleyip, yaptığın her işi o amaca uygun yapmak ile başlar. Büyük fikirler eşliğinde sorun çözecek işler yapmak ile oluşturulur.

Bu insanlar bir şeyler açıkladı, sorunların çözümü için yollar sundular, fikir geliştirdiler…

 

büyük fikirler

 

Bunu güzel bir örnekle anlatmaya çalışacağım.

Ankara ve Eskişehir’i görenler varsa; birazda tasarım, sanat ile uğraşır ve farklı bir bakış açısıyla bakarsa, fark edecekleri şey Ankara’nın ruhsuzluğudur. İki ilde de parklar var, heykeller var  fakat farkı ne ? Neden Eskişehir daha canlı görünüyor? Ankara neden soluk?

BÜYÜK FİKİRLER ve DETAYLAR

Nedenini anlatayım; Eskişehir neden Venedik oldu? Turist gelsin, para kazanalım mı dedi Yılmaz Hoca? Deniz neden var, Anadolu’ya ilk kez deniz getireyim nasıl yapılır göstereyim mi dedi? Hayır.

1999 depreminde yıkılan binalar Porsuk kenarındaydı. Yılmaz Hoca hemen araştırma yaptı ve Porsuk’un yatağını aşındırdığını fark etti, toprakları alıp götürüyor ve tabanı gevşetiyordu. Hemen baraj yaptı, Porsuk çayı üzerinde kapakçıklar yaptı ve suyu bölümlerle keserek sağ ve sol tarafına sağlamlaştırdı, ıslah etti. Önceki belediyeler üzerini kapatmayı düşünmüştü çünkü kokuyordu. Yılmaz Hoca ise, su arıtma tesisi kurdurdu. Etrafını yeşillendirdi, ağaç etki, Porsuk çevresini güzelleştirdi ve ÜNİVERSİTEDE YAPTIRDIĞI teknelerle insanları Porsuk’un içinde dolaştırdı… Yani Porsuk, büyük bir amacın, insanlık için hizmetin eseriydi. İnsanlar doğa ile buluştu, nehri ve yeşilliği keşfetti.

porsuk

porsuk 2

 

Peki ya Eskişehir Denizi?

Eskişehir sadece Anadolu’nun değil, Türkiye’nin en “aydın” şehirlerinden birisidir. Yılmaz Hocaya göre sadece üniversite bir şeyler öğretmez. Çocuklar şehre çıkınca bir şeyler öğrenmeli. Bu yüzden şehrimizin her yanında heykeller var, tiyatrolar var, senfoni var, opera var, sanat var, spor var, yeşillik var…

Kimileri denizi bu yüzden yapmış olabilir diyor. Hayır.

Yılmaz Hoca yaptığı bir röportajda bunu şöyle açıkladı;

(adını unuttuğum) bir köye gittiğinde, köydeki herkesin bacaklarının çarpık olduğunu, çocuklarda dahi böyle olduğunu görmüş. Hemen araştırmış ve raşitizm hastalığından kaynaklandığını anlamış. Çocuklar ve insanlar güneş görmüyor, D vitamini alamıyor, kemikleri gelişemiyor.

Soru şu; NASIL DAHA FAZLA GÜNEŞ ALIRSIN?

Denizde güneşlenmek değil mi? İnsanlarımız denize gidemiyor. Bu maalesef lüks bir aktivite olmaya başladı. Hele hele Anadolu içinde yaşıyorsa, köyde yaşıyorsa ne olacak?

Deniz Geliyor

Yine ıslah projesi, yeşillendirme, düzenleme, detaylara özen ve ardından özel kum getirilmesi… İşte size Eskişehir’de deniz. Yazın gittiğinizde yaşlıların ayaklarını kuma gömdüklerini, çocukların eğlendiklerini göreceksiniz. Denizin ardında da büyük bir amaç vardı, bir sorunu çözme girişimi…

 

eskişehir deniz kentpark

eskişehir deniz 2

 

Eskişehir ile Ankara arasındaki fark budur. Ankara’da bir şeyler “yapılmış olmak için” yapılır (ki bazen metro beklersin yapılsın diye, yapılamaz). Eskişehir’de ise sanat, kültür, gelecek nesiller için yapılır; sorun çözmek için, şehrin insanı eğitmesi ve doğaya yaklaştırması için yapılır.

 

Unutulmaz İşler İstiyorsan Sorun Çöz!

Kişisel markalara baktığımızda, politikacılar bunun için reklama deli gibi para dökebilir. Çeşitli olaylarla (bayılan kadını ayıltmak vs) kendilerini farklı konumlandırmaya çalışabilirler… Ben hepsini ve daha fazlasını Hitler’de gördüm.

Esas olay ise; sorun çözmek isteyenlerin, sorunları bir şekilde çözmesi ve bunu yaparken bilim, kültür, sanat gibi çok önemli alanları kullanarak her ayrıntıyı düşünüp hareket etmesidir. Böyle insanlar efsane olur, unutulmaz olur.

Gerçekten kişisel markanızı yaratmak istiyorsanız; beyaz zemindeki siyah çizgi olun. Kimsenin söylemediği, kimsenin yapmaya cesaret edemediği ve yapsa bile sizin gibi yapamadığı işleri ortaya koyun. Marka olmak için markalaşmaya eğilmeyin, büyük fikirlerinizi ve yaptığınız önemli işleri insanlara nasıl aktarabileceğinizi araştırın.

Zor mu? Eğer kitap okumak, araştırmak, sorgulamak yerine bütün gün televizyon izleyip, akşamları kafe-barda takılıp dedikodu yapıyorsanız zor, hatta sizin için imkânsız. Oysa dünya farklı bir yer. Bir hayatımız var. Yaşanacak, harcanacak tek hayat! Hem bir yerlerde eğlenip, hem kendimizi geliştirebiliriz ve sorunlara çözüm olabilir.

Tabi isminizin torunlarınız öldükten sonra silinmesini istiyorsanız o başka konu…