Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Çözüm süreciyle birlikte, artık Türkiye’nin, “Türk’ü-ye” çağına girdiğini söylemiştim.

Çözüm süreci sıkıntılı, içeriği belli değil, muhatap alınan taraflar yanlış dedik. Dinlemediler.
Ulusal ve uluslararası yasalarca suç işleyen ve terör örgütü listelerinde[1] adı geçen bir organizasyonu ve ele başını, bebek katili ile masaya oturursan olacağı buydu. Sonuca bak!

 

Bugün ben size AKP’nin Türklüğü nasıl katlettiğini açıklamayacağım. Birileri kendine Türk demeyip Kürt diyor diye, benim Türklüğüme karşı nasıl bir hışımla saldırdıklarını da yazmayacağım. Bugün, gündemi yazacağım ve 1100 asalağı yazacağım.

**

 

Buradan sonra Türk Dil Kurumu ile gideceğim. Şimdi bu asalak zihniyet bundan da rahatsız olur “tabi Türk Dil Kurumundan verirsin” falan diye; bunlar PeKaKa dendi diye rahatsız, kötülemek için yapıldı deniyor TeSeKa’yı görmeden. Neyse..

Asalak:

1- Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit.
2- Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, tufeyli.

1100 Asalak ve Asalak Zihniyet

Bunlara neden asalak diyorum? Asalak dediklerim kim açıklayayım.

Öncelikle hiçbir köken, din, mezhep ayrımı yok; bu asalaklar bir zihniyet. Hayatı boyunca Doğu’ya gitmeden Batı’dan terör örgütüne sempati duyan ve böyle söyleyince “insanlık için Doğu’ya gitmeye gerek yok” diyenlerdir.

Anarşizmin 2 adım solunda durup, demokratik bir ülkede yaşayan ve yaşadığı ülkenin bütün nimetlerini kullandıktan sonra, yaşadığı ülkeye bizim yaptığımız muhalefet gibi değil de, tamamen suçlayıcı, tek taraflı ve iki yüzlü ithamlarla bir yere varmaya çalışanlar.

**

Türkiye çok önemli bir virajda. Bu akademisyenlere cadı avı başlatılırsa işler çığırından çıkacak, otoriterlik zirve yapacak. Eğer yapılmazsa ve bu ASALAKÇA olduğu kadar alçakça açıklamaya göz yumulursa içindeki dayanaksız ve doğru olmayan suçlamalar kabullenilmiş olur.

HUKUK bu sorunu çözmelidir, gereken kişilere, eğer cezai durum gerekiyorsa ceza vermelidir. Gerekli yasal işlem başlatılmalı ve politika bu davaların dışında kalmalıdır.

Öyle bir mafya babası çıkıp “kanlarını akıtacağız” demesi yanlıştır, Cumhurbaşkanının çıkıp bu şekilde mahalle ağazı ile konuşması yalnıştır.

**

Ne Yaptı Bu Asalaklar?

Barış İçin Akademisyenler miş miş… Bildirisini şuradan okuyabilirsiniz. Şimdi “ama sen bir kısmını almışsın” dememeniz için bütün bildiriyi verip, ardından önemli yerlerin altlarını çizeceğim.

Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!

Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.

Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.

Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.

Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz.

İmzalarınızı üniversiteniz ve ünvanınız ile birlikte info@barisicinakademisyenler.net adresine yollamanız rica olunur.

***

Şimdi altındaki 1100 isme bakmam mümkün değil, 6 ismin tweetlerine ulaştım ve 2 sene önceki tweetlerine kadar inceledim.

Terör örgütünün katliamlarına, yıkımlarına, değinmeyip 6’sıda devleti suçlayıcı tarzda yazmış ve isimleri listede var.

**

Asalaklara Cevaplar

Şimdi bu asalakları daha önce de “Hümanist Olacağım Derken İnsanlığını Kaybedenler” konusunda eleştirmiştim. Aynı zihniyet.

Yukarıda baktığınızda “ay ne kadar barış severler, ne kadar çocuklar ölmesinci bir zihniyet” diyebiliriz.

Ambulansları “içinde hasta varken”, tarayanlara sessiz kaldılar,
Hastahanelere silah ve füzeyle saldırılarken sessiz kaldılar,
Okul ve Kültür merkezini “içinde öğrenci ve personel varken” yakanlara sustular,
Bölgeye patlayıcı, füze, silah yığan terör örgütüne sessiz kaldıkları gibi bunlarla mücadele eden polis ve askerde oradan çekilsin; bölgeyi terör örgütüne bıraksın istiyorlar.
(fazlası burada).

**

Bak ASALAK!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Şırnak’ın Cizre ve Diyarbakır’ın Sur ilçelerindeki sokağa çıkma yasağının kaldırılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemiyle yapılan başvuruları reddetti[2].

Bir daha söyleyelim; AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ, SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINA İLİŞKİN BAŞVURUYU REDDETTİ!

Şimdi bi otur yerine. Uluslararası haklar, hukuklar ihlal ediliyor, yasalar çiğneniyor diyordun? Şimdi AİHM’de faşist mi oldu? Foşik AİHM, AB bize bahmiğ diye başlayacak mısın?

**

Şu açıklamaya bakın:

“Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından…”

 

Sürgünün nedeni sakın PKK’nın kendilerini desteklemeyenleri ve kapısını açmayanları öldürmesi[3], evlerine kırmızıyla çarpı koyması[4] ve bölgeyi talan etmesi neden oluyor olmasın? İlçelerin altına, insanların geçtiği sokaklara tonlarca bomba koymanız olmasın?

Katliam konusuna gelirsen. Katliam (Arapça), Türkçesiyle kırım:

Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi.

Bu asalak zihniyetin en büyük sorunu, terör örgütünü “devlet zulmüne karşı ayağa kalkan özgürlük savaşçıları” olarak görmesiydi. Yine aynı şeye devam ediyorlar. Terörün yaptığı her şeye göz yum, Ancak devletin meşru hakkı olan kendini savunma ve gerektiğinde güç kullanma hakkını eleştir. Savuma katliam diyecebilecek kadar, Türk askerine cihatçı John  diyebilecek kadar da aşağlık bir hale gel. Değil mi!

***

Asalakların Görmedikleri Yada Göz Yumdukları

“OKUL” yakmalar…

yuksek ova okul

**

Hastahanelere saldırırlarken sustular [6]

Cizre hastahanesi roketli saldırı

*

Bilin bakalım aynı zihniyet, teröristler ambulansa saldırırken[7] ne yaptı?  EVVETTT SESSİZDİLER!

Peki terör örgütü kendilerine yardım etmeyenleri fişlerken[8] ne yapıyordular? SUSUYORLARDI, DOĞRU BİLDİNİZ.

Terör örgütü halkı fişliyor: kırmızıyla çarpı

**

İşte Ahmet Sönmez, terör örgütüne kapısını açmayınca başına gelenler. İŞTE KATLİAM BUDUR ASALAK!

Teröristlerin katliamı

**

Bu şekilde barikat kurarak, ambulansın ve itfaiyenin girişini kapatmaktır, hendek açmaktır terör…
SEN KİMSİN BUNLARI YAPIYORSUN?
Sonra asker-polis operasyon yapınca BARIŞ BARIŞ BARIŞ BARIŞ…

barikat (2)

barikat (3)

barikat (1)

**

 

Terör Örgütünün Yığnakları

Buyrun size son operasyonlardan ne kadar masum halk olduklarıyla ilgili fotoğraflar;

he bu asalak zihniyet bunlara da suskun kalacak biliyorum:

yignak yignak2 yignak3 yignak4 yignak5 yignak6

**

Kahraman Türk Askeri ve Bölge Halkı

Foşik TeCe diye dolaşadursunlar, her tarafta Türk ordusunu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratmak, algı oluşturmak için kirli propagandalar yapadursunlar işte olaylara bakın, halk ile askerin arası nasıl. Yardımlarıda göreceksiniz.

Orada açlığa mahkum ediliyorlar deniyor ya… Doğru sıkıntı çektiklerini tahmin etmek zor değil. Ancak terör örgütü ve çatışmalar yüzünden millet dışarıya çıkamıyor, zaten çıkması durumunda yaralanabilir, ölebilir bu yüzden sokağa çıkma yasağı var. E haliyle kimse dükkanlarını açamıyor.

Aynı asalak zihniyet, “devlet yardım yapıyor” demez; bunları görmez, çünkü nasıl terör örgütünün yıkımına sessiz kalıyorsa, devletin yardımlarına da sessiz kalacak kadar İKİ YÜZLÜLER!

turk askeri turk askeri2 turk askeri3 turk askeri4 turk askeri5

**

Sokağa Çıkma Yasakları ve Açlık

Tüm şehirde sokağa çıkma yasağı yok. Sokak sokak, mahalle mahalle yasaklar var ve diğer taraflarda geçişe izin var.

Devlete burada getirilebilecek eleştirilerden birisi : “bölgeden insanların tahliyesi sağlıklı şekilde uygulanabiliyor mu” şeklinde olabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bunu sordu.

sokaga cikma yasagi2 sokaga cikma yasagi3 sokaga cikma yasagi

**

Ezilen Halklar ve Özgürlük Savaşçıları

Bu asalak zihniyete bakarsanız, bütün gün “ezilen halklar” masalıyla terör örgütü propagandası yapar. Ancak Kürt kökenli vatandaşların milletvekili, bakan, başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğunu, olabileceğini düşünmez ve Roman kökenli vatandaşların neden TARİHİMİZDE İLK KEZ meclise girebildiğini sorgulamaz. Bilmez. Çünkü olay okuma yazma oranı düşük, muhatap bulamayan, meclise temsilci gönderemeyen Romanları kolladıkları görülmez. Varsa yok Kürt sorunu, devletin oradaki terör örgütüne karşı operasyonları.

Baksanıza adamlar teröristleri, Kürt kökenli halk olarak görüyor. Terörün kökeni, dini, mezhebi, siyasi düşüncesi olmaz. Terör, terördür.

Çok merak ediyorum; bugün terör örgütünü “devletin baskı ve zulmüne karşı oluşan özgürlük savaşçısı” olarak görenler yarında IŞİD’i “Şii ve demokratik yönetimlerin dinlerini yaşamasına izin vermeyen insanlarca kurulan” bir oluşum olduğunu mu söyleyecek?

**

Çözüm sürecinde silahları depola, çözüm sürecinde ülkeyi terk etmediğin gibi şehire in ve hazırlık yap.
Devlet bulaşmıyorken “özerklik ilan et”.
Operasyonlar başladığında ise terör örgütü destekçileri ve kontrol edilen gruplarca “barış, çözüm, hukuk” diye bağrınmaya başla. Olur mu? OLMAZ!

Olmayacakta.

Pislikler, o bölgelerden arındırılana dek; terör örgütü yığnakları ve teröristler o yerleşim yerlerinden ve bölgelerden atılana dek sürmeli.

Olayın özü şudur:

terör örgütünün ve destekçilerinin savaş ve barış zamanındaki davranışları

 

Kategori: Genel - Hayat - Politika