İlber Ortaylı’nın “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” kitabını okudum. Zaten en sevdiğim kitap türü biyografi iken, Atatürk’ü, yaptıklarını ve Atatürk’ün yaşadığı süreçte ulusal ve küresel durumları bu kadar iyi anlatan başka kaç kitap vardır bilemiyorum.

Nutuk (öyle sadeleştirilmiş değil), Tek Adam (Şevket Süreyya Aydemir), “Atatürk hakkında hatıralar ve Belgeler” (Afet İnan), Kuvayı Milliyet Ateşi (Yekta Güngören), Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer gibi kitaplardan sonra gerçekten tepe yaptı…

Derken geçen yıl indirdiğim ancak izleme fırsatım olmayan Kurtuluş Dizisini açtım. Tabi bütün gün, 6 bölümü izledim. Yetmedi, devamı olan Cumhuriyet dizisini izledim.

**

Önerimdir İzleyiniz

Hemen belirteyim, Kurtuluş dizi, Cumhuriyet ise film olarak geçiyor ancak parçalı şekliyle Youtube üzerinde var.

*

Senaristini söylesem yeter sanıyorum: Şu Çılgın Türkler ve Çılgın Türkler Kıbrıs kitaplarını da yazan Turgut Özakman‘dır. Bilmeyenler için Turgut Özakman’ı şöyle aktarayım [1] (Yılmaz Özdil):

Sene 2006.Aylardan haziran.Yer, Danıştay.Mustafa Kemal’in doğumunun 125’inci yılı dolayısıyla konferans düzenleniyor, ayakta alkışlanan konuşmacı anlatıyor: “Atatürk Türkiyesi’nden rahatsız olanların ilk yapması gereken, Atatürk’ü unutturmaktı. Onu yapıyorlar. Cumhuriyet’in nasıl kurulduğunu, milli mücadeleyi çocuklarımıza iyi anlatmak zorundayız. 1948’den beri Mustafa Kemal’in askeriyim, terhis olmak istemiyorum.”
*
Turgut Özakman’dı o.
*
(sözün) Mucidi odur.
*
Peki “1948’den beri askeriyim” diyen, “terhis olmak istemiyorum” diyen rahmetli Turgut Özakman, 1948’de yedek subay filan mıydı?
*
Malum, içinde “asker” kelimesi geçiyor ya… Dincileri-liboşları-sorosçuları boşverdim, Chp’ye monte edilen bazı tipler bile “militarist” zannediyor.
*
Halbuki, tam tersine sivil’dir.Hukuki’dir.
*
Turgut Özakman 1948’de henüz 18 yaşındadır, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisidir.Milli mücadelenin izini sürebilmek için, hatıraları derleyebilmek için, arkadaşlarıyla birlikte Ankara’dan Afyon’a kadar yürür.Mecazi anlamda söylemiyorum… Otomobil veya trene binmeden, tabana kuvvet yürür.Güzergah üzerinde yaşayan, Kurtuluş Savaşı’na bizzat şahit olmuş ve 1948’de hâlâ hayatta olanları bulur. Hatıralarını dinler, defterler dolusu notlar alır, fotoğraflar toplar.Bıyıkları yeni yeni terlemeye başlamış bu delikanlının yaya olarak gerçekleştirdiği tarihi seyahat, 10 gün sürer…Ve, bu attığı adımlar “Şu Çılgın Türkler” fikrinin çıkış noktasıdır.
*
1948’den beri askeriyim dediği, işte budur.Bireysel şuurdur.Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı sloganı Mustafa Kemal’in askerleriyiz… Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı kitabı Şu Çılgın Türkler’in özetidir.Terhis olmak istemiyorum’dan kastı ise, bıkmadan usanmadan, anlatmaya devam etme azmidir.
*
“Hakikate ihanet etmeyelim” derdi, rahmetli Turgut Özakman.Buna didindi, son nefesine kadar.

**

Kıbrıs’ta okurken, Çılgın Türkler Kıbrıs kitabını okuyordum. Anlattıklarını resmen yaşadım, çünkü yerleri biliyordum. Kendi adıma utanıyorum ki henüz Şu Çılgın Türkler kitabını okuyamadım ve yine utanarak söylüyorum ki bu muhteşem 2 yapımı bugüne kadar izlememişim.

Görgü tanıklarıyla konuşarak, köy köy ve kasaba kasaba gezen; Kurtuluş Savaşı’nın sürecini izleyen adamın senaristliğini yaptığı iki muhteşem eserdir. Bu yüzden öneriyorum. Hani diyoruz ya, “televizyondan tarih öğrenilir mi?” diye, öğrenilir. Eğer bu şekilde yaparsanız öğrenilir. Bütün tarihi bilgileri hatırlamak güç fakat karıştırdığım bir sürü şeyi, bu iki yapımı izlerken kafamda oturttum ve dahası bilmediğim bir sürü şeyi öğrendim.

İzlerken anlıyorsunuz, üzerinde çalışılmış ve emek var. Farklı kitaplarda okuduğum her şey var. Yani tarihe bağlı yazılmış. Reyting amacıyla saptırılmamış (ki bunu yapanlara da kızmıyorum, 1 milyon harcayıp savaş sahnesi çekip, Hürrem’in haremdeki macerasından daha az reyting alınca tabi ki 1 milyonu çöpe atmaya değmez). Fakat tarih öğretmek için çocuklara bu tarz dizi ve filmler yaptırarak, okullarda gösterilmeli.

 

Türkiye’yi Anlamak

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşundaki sıkıntıları anlıyorsunuz.

Tarih tekerrür ediyor mesela; gerici ve bölücü zihniyetler o zaman da aynı, şimdi de aynı. Bir de Atatürk’ü ve yaptıklarını karalayan birisi var (iyi hatip ama o kadar), taa 1994’te çekilen film ile şimdiki malûm şahsı anlatmışlar resmen. Değişen bir şey yok. Aynı şeyleri yaşamışız.

Türk ordusunun teşkilatlanma gücü, Türk milletinin devlet bağlılığı ve azmi.. Bunları görünce tüyleriniz diken diken oluyor.

Türk kadını!!! Türk kadını neler yapmış, çok güzel anlatmışlar. Mesela cepheye mermi taşıdığını vs biliyoruz, fakat Türk kadının siper kazdığını biliyor musunuz en basitinden? Ben burada öğrendim. Tabi ki bu kadınlar, erkekler ile eşit haklara sahip olacak!

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” sözünün anlamını anlıyorsunuz.

Hele hele bir sahne vardı; kadın ve erkekleri ayrı ayrı oturtuyorlar ve Atatürk soruyor; sizin (erkeklerin) kendinize mi güveni yok, yoksa yüce Türk kadının iffetine mi? Şimdi baĞzı partilerin kadın-erkek şeklinde ayırıp miting yaptıklarını görünce, istemeden de olsa düşünüyorum; KENDİNİZE Mİ GÜVENİNİZ YOK, YOKSA KADINLARINIZIN İFFETİNE Mİ?

Maalesef günümüzde toplum gibi kadınlarımız da İslam adı altında Araplaşıyor ya da çağdaşlık adı altında yozlaşıyor. Türk kadını, Anadolu kadını olmaktan gittikçe uzaklaşıyorlar. Ağzını yayıp “oha filan olan”, ya da Arap gibi çarşafa giren kadınlar kendilerine güvenmeli, eğitimli olmalı, sosyal hayata katılmalılar. Mevcut durum, kötüye gidiyor.

**

Kısacası film, Türkiye’nin nasıl kurulduğunu, ne zorluklardan geçtiğini anlatıyor. Üstelik tarih kendini de tekrarlıyor. Yine yobazlar var, yine din tüccarları var, yine yabancı güçler var, yine imparatorluk isteyenler ve hatta ecnebi ülkenin manda ve himayesine girmek isteyenler var (az da olsa).

İngiliz, Fransız, İtalyan, Ermeni ve Yunanlılar ile savaşılan, Rusların baskısı (Enver Paşa) ile hareket etmek durumunda kalan; din tüccarı yobazlar ile (dindarlarla sakın ola karıştırmayın) bölücüler ile mücadele eden ve muhalefetin yüksek olduğu bir BİRİNCİ MECLİSTE bunları yapan Mustafa Kemal’i görüyorsunuz.

Değişen ne diye kendime sık sık sordum. Şunu anladım, değişen şey; Atatürk 19 Mayıs’a çıkarken Cumhuriyet ilan edip, saltanatı ve hilafeti kaldıracağını tasarlamıştı fakat etrafında dahi buna inanan fazla kişi yoktu. Çok sevip güvendiği insanlar bile uzun uzun diretti. Örneğin Yunanlılar denize dökülünce İstanbul ve Trakya’yı almaya çalıştığında en yakın silah arkadaşları “o kadar da değil” tarzında fikirlerini söylemişlerdi çünkü İngilizler ellerinde tutuyordu. Fakat bitti denilen millet dirildi.

Şimdi ise Atatürk’e inanan, ve hatta Atatürk’ü sevmese dahi; Cumhuriyet ve laiklik olmadan yaşayamayacak on milyonlarca insan var! Konda Araştırma-Seçmen Kümeleri sonuçlarına göre söylüyorum. Bakınız laiklik kalksın diyen insanların oranı ve AKP Seçmeninin oranı nedir:

 

 

Tabi Atatürkçülerin kendinden şüpheye düşmesi, 1980’den sonra halka Atatürk’ü ve demokrasiyi anlatamaması bu hale getirdi. Yine bazı Atatürkçüler, Atatürkçülükten ayrılıp “Kemalist” oldu. Diyeceksiniz ki bu ne demek? İkisi aynı şey değil mi? DEĞİL! Türkçede bir siyasi ideoloji “çülük” ekiyle belirtilir. -izm ise, İngilizcedeki -ism ekinden devşirilmiştir. Yani Kemalizm, İngiliz devşirmesi bir sözdür (kim çıkarttı bilmem). Fakat Türkçesiyle diyelim biz; ATATÜRKÇÜLÜK!

Şimdi Yayınlansa Ne Olur?

Maalesef Türklüğümüzden vazgeçmeyerek böylesine değerli eserleri 720p ile bulmak zor. Bulduğunuzda da birileri sağına soluna yazı eklemiş. Bu güzelim yapımlar neden bulunamıyor cidden sormak gerek. Burada da aslında Atatürkçüler olarak ne kadar çalıştığımızın(!) bir ispatı var. Haliyle birisi Atatürk’ü ve demokrasiyi sevmiyorsa, laikliği anlamamışsa; ben sadece Atatürkçülere kızıyorum çünkü Atatürkçüler olarak, insanlara doğrusunu anlatamamışızdır.

Şimdi televizyonlarda yayınlamaya kimsenin gücü(!) yeter mi bilmiyorum. Çünkü insanları etkileyecek bir yapım. Fakat şimdi internet var ve oradan izleyebiliriz. Oynatma listesi halinde veriyorum ve sırasıyla izleyiniz: önce Kurtuluş (6 bölüm), ardından Cumhuriyet (5 bölüm)

 

Kurtuluş

(TRT ve Sabah o zamanlar şimdiki gibi! değilmiş anlaşılan)

 

 

**

 

 

Cumhuriyet

*

 

İzleyin, izlettirin, mümkün olduğunca yayın. Hatta indirmenin yolunu da söyleyeyim; 4K Video Downloader indirip, bağlantı adresini (link) kopyalayıp, programa yapıştırın. Bu kadar.

 

[1] Özdil, Yılmaz. Sözcü, Mustafa Kemal’in askerleriyiz, 21 Ocak 2018, https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/mustafa-kemalin-askerleriyiz-4-2183052/