Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

andıç: yazı, yanlış anlaşılmalara mahal vermeyecek şekilde tekrar (nerediyse baştan) yazılmıştır.

**

Sol ve Sağ Kavramı

Öncelikle sol ve sağ kavramını vurgulamam gerek. Sol nedir, sağ nedir? Sol ve sağ (solculuk, sağcılık) ideolojidir yani siyasi görüş. Çeşitli konularda (ekonomiden savunmaya, uluslararası ilişkilere kadar) etki eder.

Bu tarz modern politika kavramları için Fransız Devrimi sürecine haliyle Fransızca’ya bakmamız gerekir. 1789 dönemine. Fransa’daki Ulusal Meclis (Assemblée Nationale) üyeleri; eğer kralı (6. Louis) destekliyorsa sağına, karşıtsa soluna oturdu ve buradan başladı.

Yani sağcılar; mevcut düzenin koruyucuları, savunucularıdır. Solcular ise mevcut düzenin değişmesini isteyenlerdir. Kısaca böyle anlatabiliriz. Haliyle sol, tarih boyunca yenilikleri ortaya koyar. Günümüz solunu oluşturan kuramlar, Marksist teorinin altında bütünleşir. Yani bütün Marksistler solcudur ama bütün solcular Marksist değildir ancak sosyalist düşüncenin eselerini taşır.

Yani?

Aslında bununla ilgili geniş bir konu yazmam gerek sanıyorum.  Fakat genel olarak solcu düşüncenin temelinde sosyal eşitlik (LGBT vs içindedir), sosyal demokrasi, feminist, savaş karşıtı ve çevreci hareketler gibi kavramlar vardır. Tabi solun en ucunda devletin olmadı anarşizm vardır, en ortalara yakınında ise “sosyal demokrasi”.

Öte yandan sağın temeli; kültür, toplum, güvenlik gibi kavramlardan gelir.

 

***

Yıllardan beri, insanların “ben solcuyum” ya da “ben sağcıyım” demesine hayranlıkla bakarım.  Çünkü oldukça sığ, oldukça kalıpsal ve ezberci gelmiştir bana. Tek bir bakış açısıyla hayatı yaşamak için ya çok bilgin olmak gerek ya çok aptal.

Dil, tarih, kültür konusunda muhafazakâr yani “korumacı” olmuşumdur (muhafazakar sadece dinsel değildir).
Fakat konu kadın, çocuk, hayvan ve doğa olduğunda sol düşünceye sahibim.
Yani bu işi genellemeyle değil, konu konu üzerinden giderek daha doğru halledebileceğimizi düşünüyorum.

 

Türkiye’de Sol

Konuyu yazmama neden olan olaylara geleceğim. Türkiye’deki bütün sol sorunlu değil. Fakat solda sorun gördüğüm 3 farklı kavrayış var:

  1. İnsan hakları, eşitlik, adalet gibi kavramlar adı altında (sol adı altında) terör örgütü destekçiliği yapan
  2. Ne yaptığından haberi olmayan, yani yenilik ve bilgiden; “aydın” (entellektüel) olmaktan uzak sol
  3. İnsanları aşağılayan, burnu büyük sol

Hepsine tek tek bakacağım.

Fakat Türkiye’de sağın ne yaptığını da anlamak zor. Örneğin muhafazakâr görünen yani tutucu olması gereken (Latince kökenle korumacı) iktidar; Türkiye cumhuriyeti değerlerini ve geleneklerini koruması ve bunu savunması gerekirken; 11 yılda 13 kez eğitim sistemi değiştirilmiş [1].

Hadi Türkiye Cumhuriyetini geçelim, Osmanlı deseniz; yaptıklarının Osmanlı ile ilgisi yok. Yani öyle şeyler yapıyorlar ki, Osmanlı döneminde padişahlar duysa, bunlara ne yaparlar diye düşünüyorum. En basitinden “tutucu, korumacı” olması gereken bu iktidar; bürokratik yapıyı talan etti. Değimci (liyakat, meristokrasi) olan Dışişleri gibi bir çok yeri dağıtıp “sadakat” temeliyle kendi adamlarını getirdiler. Yani sistemi, ki Osmanlı’dan gelen bazı sistemleri dağıttılar.

Öte yandan “solcu” diye baktığınız CHP, Atatürkçülüğe sıkı sıkıya bağlı. Yani sistemin korunma görevini üstlenmiş. Buna tekrar geleceğim.

Unutmayın ki Nazilerde NSDAP idi. Yani National Sozialismus yani “nasyonal sosyalistler” idi. Milliyetçi sosyalistler. Komünistler bu işi sınıf ayrımına göre yapıyordu, Naziler ise ırk (bknz: Komünizmin anlatılmayan tarihi ve kanlı yüzü)

Bana göre solu ve sağı şöyle açıklayabiliriz: bütün çatışmaların temelinde yeni ve eski vardır. Ailede çocuk yeniyi, ebeveyn eskiyi temsil eder. Politikada sol yeniyi, sağ eskiyi temsil eder. Yeni ve eskinin dengede olması gerekir. Dengede olursa gelenekler korunurken, yeni fikirler ve ürünler geleneğe yedirilerek gelişim gösterilir ve böylece İngiltere gibi yıllara yayılan değişim ile kültür oturur.

1- Terör Destekçisi Sol

Bunu tekrar tekrar yazmayı uygun görmüyorum. Daha önce defalarca yazdım. Bakınız:

Bütün hepsi bir yana; Türkiye’de sol ve demokrasi gibi çeşitli kavramlar altında, yurtdışı destekli bazı kurum ve kuruluşlar faaliyet yürütmektedir. Bunları da: Türkiye’deki yurtdışı destekli topluluklar konumda okuyabilirsiniz ki şiddetle tavsiye ediyorum.

Bugün sosyal medyada pek çok grup, çeşitli amaçlarla paylaşım yapmakta. Özellikle Kürt ırkçılığı yani ayrılıkçı terör örgütü düşüncelerine eş gitmektedir.

 

2- Ne Yaptığından Haberi Olmayan Sol

Solun sanatı fikirdir, eserdir. Fakat Türkiye’de sol dediğimiz CHP’den ne yazık ki fazla bir şey göremiyorum. Seçimlerden önce reklam firmasıyla anlaşıp, reklam firmasıyla birlikte proje yapmakla olmuyor bu işler. Türkiye’de CHP, sürekli olarak iktidarı eleştiren konumda kalıyor. Oysa CHP’nin yeni fikirlerle ortaya gelmesi gerek.

“Mecliste engelleniyoruz” bir savunma değil. Özellikle Eskişehirli olarak ve Yılmaz Büyükerşen’i örnek aldığım insanlar arasında tutup yakından takip ederek; bunca engellenmeye rağmen neler yaptığını gördüm. Haliyle mecliste engelleniyorsan, halka ulaşacaksın ancak halka ulaşmakta sorun var.

CHP bu seçimleri kaybedince bir takım insanlar çıkıp, “CHP sola kaymalı” dedi ki bu insanlardan bazıları CHP içinde. Bak kardeşim Türkiye’de sol yok, o yüzden CHP sol gibi görünüyor. CHP’nin daha da solunda bir tek HDP var ve HDP’nin %10’unu CHP, hayatta alamaz. En fazla 4-5 puan gelir ama bu sırada CHP içindeki ulusalcılar, ATatürkçüler, milliyetçiler CHP’den uzaklaşır. Yani oy alalım derken, aksine kaybetme riskiniz var.

Muhafazakarlar için CHP: Atıyorum ben bir muhafazakarım (din konusunda), ve CHP beni nasıl tavlayacak? Üzgünüm, elle tutulur hiçbir şey yok. Böyle olmaz. AKP’den rahatsız olan bir çok insan görmeye başladım ve CHP bu insanları “tavlayacak” potansiyelde değil.

CHP’nin DNA’sında Sorun var

Size bir anektod anlatayım:

1950 seçimlerini kaybeden İnönü, köşkteki son gecesinde CHP’nin önde gelen yöneticilerine veda yemeği verir. Söz alan Faik Ahmet Barutçu, Konya’da CHP’ye oy vermenin günah olmadığına ilişkin müftülükten fetva alıp, köylerde yayınlamak zorunda kaldıklarını söyler.

Kayak: Ahmet Barutçu, Siyasi Hatıralar (1934-1954), Milliyet Yayınları 1977, s.428

Ben yıllardır CHP’nin, dedikodu kampanyalarına karşı koyamadığını söylüyorum. Çeşitli köy ve beldelerde (ki Eskişehir, İstanbul, Düzce, Samsun gibi bölgelerde), CHP için hâlâ dedikleri şu: “CHP gelirse dini yasaklar, ezanı yasaklar”.

Hâlâ CHP’ye oy vermenin günah olduğunu düşünen milyonlar var. E birader 1950’den bu yana 66 yıl geçmiş ve CHP olarak bu kampanyalara karşı koyamamışsın. Demek ki bir sorun var. Ayrıca Türkiye’nin DNA’sını da aynı olduğunu böylece gördük. Aynı kampanya hâlâ devam etmekte.

Aslında CHP sol değildir (bence), ve mükemmel bir denge partisi. Eğer Türkiye’de bir gün sol ortaya çıkarsa, İngiltere’deki Liberal Parti’ye benzeyen bir denge partisi olabilir (ilgili konu : 1980 sonrası Türkiye’de seçmen davranışı).

**

Öte yandan Türkiye’de sol demek zaten sancılıdır. Sadece devletin sürekli tutukladığı, üstüne gittiği bir şey olarak bakmayın. Türkiye’deki solu ve Fransa’daki solunu karşılaştırırsak; yenilik, fikir vs gibi konularda ne kadar geride kaldıklarını görebiliriz. 3. sorunda yakın şekilde göreceksiniz.

 

 

Ne yazık ki, Türkiye’de solculuk zaten yokken ölmüştür.

Ben demiyorum, İlber Hoca diyor:

 

Hatta Celal Şengör’ün Marksist ve Hegel için salak demişliği vardır [2].

 

3- İnsanları Aşağılayan, Burnu Büyük Sol

Maalesef Türkiye’de solun büyük sancısı vardır. Kendi hariç herkesi küçük görmeden tutun, burunlarının büyüklüğü yüzünden doğru olan fikirleri bile dinlememe gibi bir yanlışları vardır. Bunu 14 yılda AKP’nin karşısına doğru düzgün bir şeyi koyamamalarından görüyoruz.

Bazı başarıları var ancak bir elin parmakları kadar. Bunlardan birisi AKP’nin de sürece katılmak zorunda kaldığı asgari ücret konusudur. CHP sağlam bir adım atmıştı, bu yüzden AKP tek başına iktidar olamamıştı. Ancak sürekli bu olmuyor!

 

 

İyilik Penisi ve Sosyal Medya Örneği

Bakın size bir örnek vereceğim. Tartışmanın sonu, arkadaşların AKP iktidarını şikayet etmesine rağmen yazdıklarımı silmesiyle bitmiştir. Yani aynı sansürcü zihniyet. Üstelik hakaret bile yoktu.

Bu sayfa başta farklı bir geyik sayfasıydı. Biraz cinselliğin ön plana çıktığı bir sayfaydı. Her sayfa gibi bunlarda iktidarı eleştirmeye başladı ve iş, şöyle bir saçmalığa kadar geldi [3]:

 

Paylaşımlarına baktığınızda sol, eleştirel yapıda olduğunu görürsünüz. Solcuların sansürcü olması saçmalıktır. Tabi Stalin gibi garip bir sol değilse. Bu tür sayfaların, bu şekilde temelsiz komplo teorileri anlatmaları sinirime dokunuyor. Komplo teorilerinin bile bir mantığı, temeli olur.

Mesela bazı solcular “BOP’ta BOP” diye dolanıyorlar. İşte illüminati, derin devlet, Amerika böyle istiyor gibi saçmalıklarla açıklıyorlar. Samuel Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” adlı araştırmasını ve kitabını okuyunuz. Ayrıca yine Huntington’ın “Yeni Dünya Düzeni” kavramını okuyunuz, anlayacaksınız bu olayları.

Ancak Türkiye’de kitaba “yılda 6 saat” harcanıyorken tabi ki illüminati ve Kurtlar Vadisi kavramlarıyla, “dış mihraklar” sözleriyle açıklamak daha kolay geliyor.

**

Neyse bu saçma komplo teorisine dayanamadım ve ben de bununla ilgili bir yazı yazdım. Yazımda, solcular olarak gerekeni yapıp yapmadığımızı sorguladım (ki insanları bilinçlendirme konusunda kendimi solcu olarak görürüm).

Sonrası ne oldu dersiniz? Tabi sayfadan çıkartılmışım, üzerine yazılarım silinmiş. Cevap yazarken silindi, ben de başka hesaptan yazdım o da silindi. İlginç çünkü bırakın hakareti; sayfa ya da yöneticiye direkt eleştirim olmadı. Kendimi de katarak bazı şeyleri yapıp yapmadığımızı sorguladım.

Fakat sonradan sinirlerini anladım.

Askerden ve Atatürk’ten konuşmam rahatsız etti muhtemelen. Çünkü bu mesajdan sonra 3 tane mesaj atmış ve hiddetlenmiş. Hoş Ekşi sözlükte bu sayfayla ilgili en çok beğeni alan girdilerden bir tanesinde şöyle diyordu [4]:

hoşuna gitmeyen yorumları silen atarlı ergen bir admin’e sahip facebook sayfası…

Kimse kusura bakmasın, böyle saçma komplo teorileriyle binlerce üyeyi yanlış bilgilendirmelerini çekemem. Neymiş? “Avrasya tüneli aslında başkanlık yoklaması”imiş. Hadi be! Yazı sırf “ne kadar kralsın” içermediği için silindi.

Götünü sıkacaksın, halka analiz yazısı yazıp doğruları anlatacaksın. Öyle 5 dakikada yazdığın 2 paragrafla yüz binleri yanlış yöne çekme hakkın yok!

Önce yazıda da verdiğim Trump gibiler neden kazanıyor videosu (ki olayın direkt özüdür) ardından yorum ve konuşmalarımız:

 

Andıç: maalesef burada bir mesajımda devamını okuya basmayı unutmuşum ve mesajlar silindiği için geriye dönemiyorum ancak blogta bir çok yazıda da görebileceğiniz üzere ana fikir şuydu:

Atatürk İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve Ermeni birliklerle çatışıyordu. Aynı zamanda gerici ayaklanmalar, bölücü gruplar ve Osmanlı Hükümeti ile mücadele ediyordu. O dönemde Türkiye’nin eğitim durumu daha berbattı fakat adam “bana ne, cahiller” diyerek vazgeçmedi! Bizimde vazgeçme ve milleti aşağılama lüksümüz yok.

 

 

İyilik Penisi gönderilerinden bir kaç örnek:

İlki:

 

ikincisi:

 

**

İşin Özü

Solculuk adı altında ayrılıkçı Kürt hareketini hatta terör örgütünün savunulmasından bıktım usandım. Solcular hiç 5-6 milyon Roman kökenli vatandaşın %65’inin asgari ücret altında yaşamasını umursamaz. Karadeniz’de tek göz odada buzdolabı vs olmadan yaşayan fakir halkı (bknz yurt yangınında ölen çocukların aileleri) umursamaz (tabi gündeme gelmedikçe). Bakınız yangında ölen çocuklardan birisinin köydeki evi:

 

Hele birde komünistlik varsa; ilk kural Kürt ırkçılığıdır. Devlete laf atıp, yarım yamalak tarih ve kültür bilgisiyle olayları yorumlamaktan aciz şekilde Kürtçülük yapmak gerek. Politikaya mı? Bakın size kesin söylüyorum; bir araya gelip kendi aralarında tartıştıkları ve anlattıkları şeyleri herkese anlatıyorlar. Hepsi bu! Böyle kafa olmaz.

Evet Kürt kökenli vatandaşlarımız zorluk çekiyor, 1980 sonrası bilinçli şekilde üstlerine de girildi. Ancak Roman kökenli vatandaşlarımızda zorluk çekiyor. Köylülerimiz, Aleviler, Sünni-Müslüman olmayanlar; bunları geçtim akademisyenler, hatta otobüste etekle oturan, parkta spor yapan hamile kadın bile zorluk çekiyor. Solun görevi sadece Kürtçülük yapmak değil, insanca yaşamanın nasıl olması gerektiğini halka anlatmaktır.

Soldan tek duyduğum Kürtçülük. Sağ desen beter durumda. Milliyetçi MHP kendini kaybetmiş ve AKP’nin peşinden sürükleniyor. Dindarlar desek; dindar olarak İslam’ın iktidar ve yandaşlar tarafından bu şekilde (para ve mevki için) kullanılmasına ve iktidarın sürekli politika değiştirilmesine nasıl katlanıyorsunuz anlayamıyorum. Sağ daha fena, ancak solun aşağı kalır yanı yok. Böyle bir sarmaldayız.

**

Öte yandan kendini büyük gören ve halkı aşağılayan, ki bakınız İyilik Penisi yöneticisi her fırsatta bunlar gerizekalı, bunlar çomar, halk kurnazı, aptal demiştir; hiçbir şey üretemeyen bir sol ile karşı karşıyayız. Bu iş böyle yürümez.

 

Sosyal Medyada Solcuların Rezilliği

Bakın ateist ve dindarlara ayrılan tartışma platformları var. Ancak bizim Türk kültüründe tartışma=birinin üstün geldiği laf sokma yarışı. Bu yarış kızışırsa, sinirleri kontrol edemeyip küfüre gidiyor. Dindar gelip bir şey sorduğunda bu burnundan kıl aldırmayan solcularımız ve ateistler her fırsatta aşağılıyor.

Fakat sol, özellikle sosyal medyadan (çünkü diğer mecralar solcular için sıkıntılı olabiliyor) bu insanlara, halka doğruyu anlatmak zorunda. Uygun dille bunu yapmak zorunda.

Örnek: 2017 – 2018 Türk Ekonomik Krizi

Bu blogtaki yazılar nedeniyle solculardan da sağcılardan da bol bol hakaret aldığım oldu. Fakat ekonomik kriz yazımda; tamamen yansız ve bilgileri alıp herkesin anlayacağı dilde anlattım. Bakın AKP’liler dahi bana mesaj attı ve sağolsunlar, bakış açılarını ve ne yapmam nasıl yapmam gerektiğini anlattı.

Üniversite hocalarından işçilere kadar farklı eğitim seviyesi, görüş ve meslekten insanlar paylaştı. 150 binden fazla kiş okudu ve sadece sayfadan facebook’a paylaşım sayısı 15 bini geçti (facebook içinde paylaşmayı takip edemiyorum).

Yani doğru şekilde, basit şekilde anlattığımızda; insanlar anlıyor. Öyle salak, gerizekalı, aptal, çomar diye halkın büyük kısmına hakaret etmeye gerek yok.

 

Sol Kendine Gelmeli

 

Her yıl açlık ve susuzluk yüzünden ölen 3 milyon; diğer koşullar (barınma, korunma, sefalet) yüzünden 2-3 milyon çocuğa; Türkiye’de romanlara, köylülere ışık tutmaktansa kokuşmuş ve çoktan çökmüş ve işe yaramaz olduğunu kanıtlayan komünizm peşinden koşan yani özgürlüğün ve demokrasinin olmayacağı ve işçi sınıfının diktatörlüğünün olduğu komünizm peşinden koşarak; ardından Kür ırkçılığı, terör destekçiliği, Atatürk ve Türk karşıtlığı yapan soldan cidden tiksindim.

Burnu havada, söylenenleri dinlemeyen ve üretmeyen soldan tiksinme noktasına geldim.

 

Yeni CHP adı altında abuk subuk davranılmasından gerçekten usandım.

Mevcut zihniyetle bu iş düzelmez.
Kendilerini eleştiremeyen burnu büyük solcularla bu iş düzelmez.
Türkiye’nin kurucu değerlerinden uzaklaşan CHP ile hiç düzelmez.

Görünen o ki, Türkiye’de politikada işe yarar işler yapan tek kesim mizah dergileridir. Muhalefetten, solcu politik hareketlerden bile daha iyiyiler. Zeka var, ince noktalara değiniyorlar. Ancak STK’lar ve partilerin içi boş. Yazık.

**

Çözüm var, ancak solun kendini geliştirmesi gerek. Sağı “ikna etmesi gerek”. Öyle bir kez söyleyip, anlamayınca “çomarlar, aptallar” demekle olmaz kardeşim.

Türkiye’de sol zaten sorunlu, bilinçli solun ise çok sağlam olur Türkiye’de bazı şeyleri taşıması ŞART! Kültür, sanat, bilim, teknoloji, politika konusunda sol çok daha fazla üretim yapmalı. Öyle reklam kampanyalarıyla sol politikası düzenlenmez.

Kategori: Genel - Politika