Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Kurallar…

Her şeyi bir kenara bırakıp, kuralların neden var olduğunu anlamaya çalışalım. Padişah vs bir gün uyanıp “yahu niye kural diye bir şey icat etmiyoruz?” dememiştir. Bu, taa mağara döneminden bu yana gelişen ve sosyalleşen insanın önce gereklilikten kaynaklı doğaya uygun kuralları uygulaması ve devamında dinlerin ortaya çıkıp “dini kurallar” ile yaşamın düzenlenmesi ve en son çağdaş kuralların (hukuk gibi) ortaya çıkmasıyla insanların hayatı değişti.

Kural Nedir?  Neden Var?

Kuralın olmadığı bir dünya düşünün. Sadece trafik kuralı değil, hiçbir kural yok. Yasalar yok, yasaklar yok, uyulması gereken şeyler yok! Sizce güvende olur muydunuz? Birinin gelip ailenize zarar vermesinin önünde hiçbir şey durmazdı. Bunun dışında yollar, binalar olmazdı çünkü bunları yapacak insanlar olmazdı. Çalışmazdı kimse, çalışamazdı da. Giysiler olmazdı, yiyecekler olmazdı…. İlkel yaşamında ötesinde olurduk ki çağdaş yaşamın en temelinde kurallar vardır. Yani yasalar ve yasaklar.

Kötü davranışların yasak olduğu ve yasalarla da ülkede en güçlü otoritesi olan devletin düzeni sağladığı kurallar. Yasalar, yani kişi ve diğer farklılıkları gözetmeksizin sadece suça göre ceza verildiği, ceza kanunları… Devletin gücünün (burada cezalandırma işin içinde) adil olmasını sağlar.

Aynı şekilde devlet yönetiminden tutun çalıştığınız iş yerlerinin, okulların, hastahanelerinin vs uyumlu şekilde devamlılığını sağlayan şey Anayasa’dan başlar, tüzüklerle devam eder. Her adımında da çeşitli kurallar, yasaklar bulursunuz. Yasak burada sınırlayıcı değil (olmamalı) aksine kaosu önleme amacıyla konulmalı.

İşin özü: kural = düzen!

Eğer kural yoksa, ilkellik vardır ve hiçbir şey düzenli olmaz.

Rüşvet, adam kayırma, “üstünlerin hukuku”; suçluların ceza almaması, masum insanların zarar görmesi (çünkü ceza caydırıcılığı yok ve suçlular hem korkmuyor hem ceza almıyor) vs gibi bir sürü şey DÜZENİN sağlanamamasından kaynaklanır.

Türkiye’de Düzensizlik!

Şu kesindir ki; Türkiye’de AKP’den çok “küreselleşme”, internet, teknoloji gibi gelişmeler nedeniyle son yıllarda büyük gelişmeler olmuştur. Bunun yanında hukukun delik deşik edilmesi, yasama-yürütme-yargı dengesinin kaybolması, tek adamın sözüyle bütün sistemin alt-üst edilebilmesi (örnek TEOG) gibi sorunlar da aynı dönemde ortaya çıkmış ve Türkiye’de suç artışı yaşanmıştır. Merak edenlere eski konum: Türkiye’de suç neden arttı ve artıyor?

2002 yılında 296.589,
2012 yılında 3.285.925 suç işlenmiştir

2015-16-17 ??? Eminim kat kat arttı.

Peki bunların nedeni ne? Bunlara değinelim.

1- Kuralların Olmaması ve/veya Uygun Olmaması

Bununla ilgili güncel değil ancak “bürokrasi ve hukuk” alanına ilişkin en güzel örneği daha önce yazmıştım: metre metre yazılım satmak. Okuyunuz.

Geleceği göremeyen bürokratlar, politikacılar var. Çünkü teknoloji 1985-95 yıllarında doğan çocukların gençliğine denk geldi ve bizden öncekiler teknolojiyi, interneti anlamakta zorluk çekiyor. Tabi ki Türkiye’de bilmediğini kabul etmek ego yüzünden mümkün değil. Bu yüzden bilene de başvurmuyorlar. Yasalar, kanunlar, kurallar saçma sapan oluyor. Metre metre yazılım satmak kuralların ve yasaların nasıl çağdaş ve uygulanabilir olmadığını gösterir. Bunu düzeltmek gerek.

Öte yandan yine çok bilgili(!) akademisyen kadromuz nedeniyle saçmalık alıp başını gidiyor. Avrupa ve Amerika’yı takip eden fakat Türkiye’ye özgü bir şey geliştiremeyen dangalak bir aydın kitle var. Ne demek bu?

Türk Ceza Kanunu İtalya’dan alınmıştır. İtalya! Sadece bu kadar da değil;

Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu İsviçre’den,
Ceza Muhakemeleri Kanunu ve Ticaret Kanunu Almanya’dan,
Ceza Kanunu İtalya’dan,
İdare Hukuku Fransa’dan alınmış.

**

Bir avukat arkadaşımla konuşuyordum; diyor ki İspanya çok güzel ceza hukuku geliştirdi. Yanlış hatırlamıyorsam 16 yılda geliştirmiş ve kanunları denemiş; iyi ise tutmuş, kötüyse geri çekmiş ya da geliştirmiş. Her birini tek tek denemiş. Böyle böyle 16 yıl sonunda ceza kanunu geliştirmiş. Denenmiş ve iyilerin hepsi şu anda ceza kanunu!

İspanya’da da ayrılıkçı bölge sorunu var ve onlar da Türklere benziyor. Diyor ki neden İspanya’dan uyarlanmadı? Yine ceza kanunu güncellenirken unuttuğum bir Akdeniz ülkesinden alınmış kanun. Neden? Çünkü bize benziyormuş. Doğru İtalya, Yunanistan, Fransa, İsveç, İsviçre, Almanya falan aynı Türkler gibi! Binleyce yıllık Türk kültürü ve tarihi, Orta Asya’dan bu yana gelen çeşitli yapılagelişler (teamül), Osmanlı’daki bazı kanunlar.. Hepsini sallayıp attık. AVRUPALI OLCEZ! Hadi bakalım. Din adı altında Araplaşırken, çağdaşlık adı altında batılılaşırken kendi kültürümüzü unuttuk. Biz ne Araplara benzeriz ne de Avrupalılara. Bize özgü bazı şeyler gerek. 3. Dünya ülkelerine ve demokrasi isteyen İslam halklarına örnek olmamız gerek! Batıdan daha ileriye ancak kendimize özgü bir sistemle geçebiliriz.

Şimdi şunu soruyorum; bu ülkede götünü sıkıp kanun yazıp, deneyip; 10-15 yılda bir paket oluşturacak bilgi ve birikim yok mu?

Uluslararası hukukta bunun olmadığını ve İngiltere’den avukatlar getirdiğimiz falan daha önce anlattım. Yüklü miktarda para ödüyoruz (kısa bilgi, şanslıyım ki Türkiye’de sayılı uluslararası hukukçulardan birisinden ders aldım hem de KKTC sorunundan bir sürü örnekle). İşin iç yüzü bambaşka. Yazık. Ne doğru düzgün siyasetçi yetiştiriyoruz, ne doğru düzgün avukat, bilim insanı, sanatçı!!! Toplasan 6-7 sağlam üniversite anca var. Zorlasan 10. Geri kalan üniversiteler rezil. Kurumsallık falan hikaye! Akademisyenler desen berbat. Bir çoğu okulları terk edip özel sektöre geçti (baskı vardı ve onların yerine kimleri aldılar üniversitelere tahmin edin!!). Neresinden tutsan elinde kalır. Öyle akademisyenlere, öyle eğitim sistemine ancak böyle millet ve düzen! Her yer delik deşik.

Neyse..

Gördüğünüz üzere ne kanun çıkartabiliyoruz ne de Türkiye Cumhuriyeti Devletine özgü sistemimiz var yani batı ve doğu arasında kalmış bir halka uygun kanunlarımız var.

Kanun uygun olmazsa ne olur? Anlatayım;

Eskişehir’de Batıkent bölgesi var ve gecenin köründe, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde kırmızı ışık bekliyoruz 2-3 dakika. Hem de defalarca. Ne oluyor sonra? Bazı insanlar kırmızı ışıkta geçiyor. Ceza da yok tabi. Neyi fark ediyorlar? Kırmızı ışıkta geçersem ceza yok. Tatammm düzen bozulmaya başladı ve kanunları çiğniyoruz. Türkiye’nin bir çok yerinde kanunlar çiğneniyor. İstanbul’dan Eskişehir’e, Samsun’dan Antalya’ya gözlerimle görüyorum. Haliyle bu yasalar ve düzen konusunda büyük sıkıntıları ve böylece taciz, tecavüzcüleri, hırsızları ve bunlara göz yumulmayı beraberinde getiriyor.

Kaç kişiyi videoya çekip EGM sayfasından deliller ile ihbar ettim (cezalarınız hayırlı olsun!). Fakat kırmızı ışıklardan ben de rahatsızım. Kural saçma, ışık saçma. Fakat değişene kadar uymak ve değiştirmek için savaşmak zorundayız. Yani uygulanabilir ve akla mantığa yatkın kurallar koymak çok önemlidir.

 

2- Kuralların Bilinmesi ve Ceza Uygulanması Gerek

Bakın dönel kavşakta (baba, çember vs) yol kimindir?

 

Türkiye’de birine sorarsanız %90, düz gelende diyecekler. Fakat çemberlere dikkat edin, girişte bir işaret görürsünüz:

 

 

Bu nedir biliyor musunuz? (çoğu Türk sürücü bilmiyor) YOL VER anlamına gelir. Yani geçiş üstünlüğü sende değil! İşte çemberlere girerken bu işareti görürsünüz.

Yeni takıntım bu! Dönel kavşaklar tıkandığı için kilometrelerce kuyruk olduğunu biliyorum. Çünkü adamlar hareket edemiyor. Ben de 20-25 dakika bir dönel kavşağın içinde milim milim gittiğimi bilirim.

Çünkü Türk sürücüleri cahil, bencil ve aptal. Hem kuralları bilmiyorlar, hem suçlular hem de kendileri en üstün hatta ambulanstan bile üstün gibi davranıyorlar. Sinyal vermeme, makas atma, sol şeridi kapatma, ışıkta ağır ağır kalkıp en az 3-4 arabanın o yeşilde geçmesini engelleme, önde 5 araçlık boy varken birden frene basma (hem de sol şeritte)… Say say bitmez.

Bakın size video. Türkiye’de dönel kavşak, Bulgaristan’da dönel kavşak ve yapılması gereken:

 

Ne yazık ki Türkiye’de dönel kavşakta kim üstün hatta normal yollarda kim üstün bu bilinmiyor. Bana göre ilkokulda çocuklara matematik, fizik, kimya vs’den önce; insan hakları, hayvan/kadın/çocuk hakları, kurallar ve yasalar, toplumda yaşam (sofra adabı vs) öğretilmeli.

Nasıl ki Türkiye’de insanlar demokrasi nedir bilmiyor (bknz), aynı şekilde kuralları da bilmeyerek bir çok insanın hayatına tehlikeye atıyorlar.

Bakın hız öldürmez. Yani 120 ile gidilen yollarda 150 ile de gidebilirsiniz (yola göre), hatta her yol için özel hız düzenlemesi gerektiğine inanıyorum. Bazı yerlerde hız sınırı bile kalkabilir (en az 4 şeritlik yeni otobanlarda). Fakat hız öldürmez; trafik tanıtılarına (tabela) dikkat etmemek öldürür, sinyalsiz şerit değiştirmek, aynaya bakmadan sol şeride geçmek, makas atmak öldürür.

Yoksa 160 ile giderken lastik patlayan araba videolarından vs görebileceğiniz şekilde; HIZ ÖLDÜRMEZ! Trafik kurallarına uymayan bencil ve cahil sürücüler ölümünüze neden olur. Bu insanlarda neden trafikte?

Yani bir insan ışık kurallarını, tanıtıların anlamlarını, şerit kurallarını bilmiyorsa neden yolda? Sollanmaz yerde geçmek, kırmızı ışıkta geçmek gibi hareketler bana göre ADAM ÖLDÜRMEYE KASITTIR! Böyle yargılanmalılar. Bu kadar ciddi durum.

Her bayramda onlarca kişi ölüyor, yüzlerce kişi yaralanıyor. Yazık yahu. Şu trafik kurallarını öğrenin kardeşim. Ama 30 yaşında kazık kadar olduğunuzda öğrenilmez! 18 yaşında araba falan öğrenilmez! Babam ufaktan bana bütün tanıtıların anlamlarını öğretti yolculuk yaparken. O zamanlar düzenleme yoktu, 6-7 yaşlarında go-kart sürüyordum çocuk için özelleri vardı. Direksiyonda oturuyordum piknik alanlarında. 13-14 yaşında boş arazide minibüs sürüyordum. Bu yüzden arabayı kullanmam yürümek gidi bedenimin parçası.

Çocuklara ilkokulda kurallar öğretilmeli! Bulgaristan’da adamlar ilkokul bahçesine trafik çiziyor. Kavşak, şerit, yaya yolu vs… Trafik dersinde çocuklar burada eğitim görüyor. İlkokulda verirsin eğitimi. Özel arabalarla 10’lu yaşlarda sürüşü öğretirsin. Yoksa kazık kadar olmuş araba kullanmayı öğrenecek öyle mi?

Görüyoruz Hızlı ve Öfkeli serisini izleyenleri, makas atıyor, egzoz bağırtıyor… Ee sonuç? Go-kart yarışında bile hüsran haldeler. Bu işi profesyonelce de yapmak gerek. Pist yarışları gerek (go-kart, atom vs artık ne olursa), sonra F4 ve belki F1…

Rezillik yahu… Milletin eşi hamile, çocuğu var, yaşlısı var; manyaklar İstanbul trafiğinde deli gibi kullanıyor, makas atıyor. Sinyal ne anlama geliyor bilen yok neredeyse. Çünkü ceza yok. Siz de söylenmeyeceksiniz sadece! Polisin işi başından aşkın. Çek yolla EGM ihbar sayfasına.

Eşim olsa, çocuğum olsa ve bu manyaklar yüzünden başlarına bir iş gelse; açıkça söylüyorum ceza için ne bu polise güvenirim ne Türk mahkemelerine. Başlarına bir iş geldikten sonra ceza verseniz ne olur? Öncesi önemli. Kurallara uymayanların ehliyetini alacaksın madem! Sıkı denetim olacak! 2017’deyiz yahu, radarla ceza keseceğinize kurallara uymayanlara ceza kesin…

Neyse… Bu konuda doluyum, başlı başına bir gönderi olur.

 

3- Kurallara Uymamak Psikolojik Rahatsızlıktır!

En sinir olduğum şey de kopya olayı. Sadece emek hırsızlığı değil, aynı zamanda evrakta sahtecilik gibi şeylere de sığdırılabilir. Hak yemektir. Bakın hayatımda 1 kez kopyaya yeltendim, onda da becerememiştim. Derslerim de çok iyi değildir. Derse girerim, anladığımı not tutarım; sınavdan 1 gün önce notları okur geçerim. Fakat kopya çekmem. Şimdi adamın biri hiçbir şey anlamıyor ama kopyayla benden yüksek not alıyor. Nedir bu? Haksızlık.

Öğrencilerin kopya çekmeyi gururla ve övünülecek bir şey olarak anlatmaları ise sinir katsayımı arttırıyor. Çünkü bugün kopya ile sınıf geçen, yarın “çalıyorlar ama çalışıyorlar” der. Fakat ortaokul, lise, üniversite kopya ile bitirmiş bir adam işe girdiğinde ancak Avrupa ve Amerika’yı kopyalar. Ancak başkalarının emeğini sömürür ve çalar. Hiçbir şey üretemez. Zira Türkiye’de üretilen şeylere bakarsanız anlarsınız. AR-GE rezil!

Çok şükür iktidar AR-GE olmadan ekonominin düzelmeyeceğini çözdü ve para saçıyor. FAKAT, bu projelerin çoğu abuk subuk yerlere gidiyor. Belki suyla çalışan cami çeşmesi değil fakat yazılım şirketi var mesela. Adamlar bir şey yapmış. Tamam da nedir olay? Ne çıktı ortaya?

Hadi roket yapamıyoruz, imkansızlık. Yüksek teknolojili arabalar yapamıyoruz imkansızlık… Yazılım? Ortalama altı bir bilgisayarda güzel işler çıkartabiliriz. FAKATTTT… Bunlar için “HAYAL GÜCÜ” gerek, ÖZGÜNLÜK gerek yani kopya mantığıyla olmaz, dünyayı takip etmek gerek… Gerekte gerek.

Fakat Türkiye’yi ileri taşıyan kitle zaten en fazla nüfusun %10’udur. Her ülkede 3 aşağı 5 yukarı aynıdır. Önemli olan şu, geriye kalan %90, bu %10’a ne kadar rahat veriyor? İşte kuralların olmadığı, olanlara da uyulmadığı ülkede sıkıntılar ortaya çıkar ve bu %10 başka ülkelere gider. Başka ülkeye gitme konusunda bu %10’un sıkıntısı yoktur. Dil bilir, akıllıdır, geleceği takip eder, dünyayı bilir. Fakat geri kalan %90 ağır sıkıntılar çekecektir.

Ne gibi? 2013’ten bu yana 92 para birimi karşısında TL değer kaybetti! Avrupa’nın Çin’i olduk. Adamlar Avrupa’da 1400 euro kazanıp Astra gibi arabalara 8-10 bin euro veriyor; Amerika’da 1400-1500 dolar kazanıp 15 bine Passat’a biniyor biz ise 1.400 lira kazanıp 70 bine dandik arabaya bile binemiyoruz! İşte o %10 bu yüzden önemli.

**

Öte yandan kurallara bilinçli şekilde uyulmuyorsa ağır psikolojik sıkıntığı olduğunu gösterir. Bu adamlar her türlü suçu işleyebilir. Kurallara uymamak, diğer insanlardan kendini üstün tutmaktır. Diğerlerini salak yerine koymaktır. Devlet buna karşı önlem almaya göz yumuyor. Bunun sonu iyiye gitmeyecek!

 

4- Kural Tanımazlık Varsa Huzursuzluk Vardır! Bilim, Spor, Sanat, Teknoloji, Huzur KALMAZ!

Bu iş bu kadar kolay. Türkiye’de bin bir çeşit sıkıntıyla boğuşan adamlar gidiyor Almanya’ya, Amerika’ya, Hollanda’ya çatır çatır projelere imza atıyorlar. Nasıl oluyor? Çünkü orada HUZUR var. Çünkü orada düzen var, kural var…

Türkiye’de bir bilim insanı düşünün. Şirkette çalışsın (24 yıllık akademisyen, 12 yıllık özel sektörde çalışan Eczacılık mezunu annem gibi); Türkiye’de şirket demek işini yapmak demek değildir. Saçma sapan egoist aptal yöneticilerle uğraşırsınız. Dinazorlarla, kafası basmayan ama kendini iyi satarak o pozisyona gelen ve milleti ezen tiplerle uğraşırsınız. konunuzu bilmezler ama size akıl verirler.

Hal böyle olunca, işiniz harici bu tiplerle uğraşmaktan tutun ofis politikalarıyla uğraşmaya kadar bir sürü şeyle uğraşırsınız. Annem kendi firmasını kurdu… Bu sefer yine saçma Türk şirketleriyle uğraşıyoruz (Türk şirketleri çok kaypak ama düzgün insanları bulup iş yapmaya başlarsanız, 1 tane düzgün diğer 100 saçma şirketten daha yararlı oluyor). İşlerini oturtamayan bakanlıklarla uğraşıyoruz. Bürokratlar süper ama bürokratları politik nedenlerle daraltan insanları çekin artık işin başından. LİYAKAT temel alınmalı, kim işi biliyorsa o yapsın.

Bizde bilirdik yurtdışına gidip keyfimize bakmayı. Şirket açacağız desek, hele ilaç şirketi; kaç ülke kapısını açıyor. Fakat gitmedik. Bu ülkeyi seviyoruz; evet zorluk çekiyoruz ama mücadele ederek zorlukları aşacağız ve bizden sonrakiler rahat etsin diye. Kaçıp gitmek çok kolay iş. Kaçıp gidenlere de saygı duymuyorum.

Orada bilim, ilim öğrenip gelip burada öğretmek ayrı ama 20 yaşına kadar burada yaşayıp ardından burayı terk edip verimli olduğu çağda başka ülkeye ve millete hizmet ediyorlar. AFFERİM!

**

Fakat işin özü nedir? Almanya, Hollanda, İsveç, Finlandiya vs gibi ülkelerde insanlar neden işini yapıyor ve huzurlı? IKEA, Volvo neden Türkiye’de üretilemiyor? Onu geç Megane, Fiat neden üretilemiyor???

Çünkü burada işimiz harici her şeyle, abuk subuk tiplerle ve saçma sapan kurallarla uğraşmak zorundayız. Kuralları, işleyişi bilmeyen asalaklara hatta devlet içinde kuralları bilmeyenlere söz dinletmeye çalışıyoruz. Yani her şey hazır olsa, kurallar ve düzen; sağlam kişiler tarafından oturtulsa, gerisi gelecek! Çünkü herkes işiyle ilgilenecek.

Toplumun ve düzgün insanların huzurunu bozan manyaklar hemen cezalandırılacak. Herkes kurallara uymayı öğrenecek. Haliyle huzur hakim olacak. İnsanların kafası rahat olacak. Olay budur arkadaşlar.

Bir ülkede sistem varsa, düzen varsa insanlar huzurlu olur. Yasalar ve yönetmelikler MİLLETİN YAPISINA GÖRE oluşturulup ardından çağdaş şekilde yazılır ve bütün insanların uyması sağlanırsa bu ülkede işlem tamam olur.

Kurallara uyun, uymayanları şikayet edin EGM’ye. Söylenmekle olmaz. Çekin video ve fotoğraf sonra yükleyin. Devlette işini yapacak! Bu manyakları durduracak.