Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Gezici şirketinin yaptığı araştırmaya göre, seçmenlerin %27’si, 7 Haziran’da yapılan seçimlerde “gönülsüz şekilde” oy vermiştir. Sandığa gitmeyenlerin oranı %16.08’dir. Kabaca 9 milyon seçmen oy kullanmadı.

Hadi 9 milyonun 3’te 2’sinin demokrasiye inancı yok, oylamanın bir şey değiştireceğine inanmıyor desek ; 3 milyondur. Hesaplamalara boğmak istemiyorum ancak 56 milyon seçmen var desek, 3 milyon seçmen yaklaşık %5-6 yapıyor. Bunlardan biriside benim.

YANİİİ???

Kısacası, “isteksiz şekilde oy veren” ve “isteksiz olduğu için oy vermeyen” adamları toplasak, %32-33 gibi bir oran yapıyor. YANİ?

Yanisi şu; 3 tane partiyi meclise sokacak potansiyel var bu “gönülsüz” seçmenlerde.

Kutuplaşma Tehlikesi

Genelde muhalefet seçmenleri, AKP seçmenlerine “koyunsunuz” der, her şart altında AKP’ye oy veriyorsunuz der. Fakat babadan oğula muhalefete oy veren ve “gönülsüz olsa bile” oy veren bir çok seçmen var. Ancak o kadar kutuplaşmışlar, değişim istemelerine rağmen değişimden o kadar korkuyorlar ki başka partilere oy veremiyorlar.

DEĞİŞİM SİZİN ELİNİZDE! Barajı kafanıza takmayın, sevdiğiniz partiye oy verin!

5. Parti

Türkiye, 4 partiye odaklanmış durumda. Kutuplaştı yani. Kimi seçmen “istikrar”, kimi seçmen “oylar bölünmesin”, kimisi ise “terör” gibi kavramlarla korkutuluyor. Sadece iktidar değil, muhalefette kaygıya kapılarak ve seçmenlerini korkutarak bir şeyler yapma peşinde.

Bir çıkış yolu var! 5. parti. Devlet Bahçeli’nin dediği gibi bir 5. parti değil; baraj dışında yükselecek 5. parti! Bütün partileri baskı altında bırakarak değişme itebilir. Ancak seçmenin birazcık cesur olması gerek.

Anadolu Partisi ve HEPAR konusunda söyledim, yine söylüyorum; memnun değilseniz, başka partiye oy verin. Bu, cezalandırma yöntemidir.

Nasıl olacak anlatayım. Önce 2002-2015 arası bütün seçimlerde “baraj altında kalan” partilerin oylarına bakalım:

Turkiyede secimler ve baraj altinda kalan partilerin oy orani

Görebileceğimiz üzere,

AKP, sağı yutmuştur. Geriye sadece Saadet Partisi kalmıştır. Burada bir şeye dikkat çekmek istiyorum.

2009’da Saadet Partisi yüzde 5,20 oy aldı ve hemen sonrasında Saadet Partisi bölündü ve Has Parti ortaya çıktı (2010). Önce Erdoğan’a bir sürü söz söyledi ve yüzde 0,77 oy aldı (2011 seçimlerinde). 2012’de ise Numan Kurtulmuş, AKP’ye katılmıştır.

Demokrat Parti’de önceki seçimlerde çetin bir rakipti. Genç Parti öyleydi ve başkanı Cem Uzan, siyaset dışına atıldı.

Yüzde 3 ve Üzeri Oy Alan Her Parti Tehlikelidir

Yüzde 3 alması ve hele hele yüzde 5 alması demek, muhalefet başta olmak üzere iktidar için büyük bir sorundur. İktidar için sorundur, çünkü tek başına iktidar oranı düşmüşken, meclise ortak çıkar.

Muhalefet için bambaşka bir sorundur. Yukarıda söylediğim %32-33’lük “mutsuz seçmen” yeni partinin yükselişini görerek bu partiye oy verebilir. Bırakın bir partiyi, dediğim gibi 3 partiyi birden meclise sokabilir. Günümüz şartlarında incelersek;

MHP ve HDP’nin barajın altında kalmasına,
CHP’nin ve AKP’nin büyük oy kaybetmesine neden olabilir.

Bu yüzden kutuplaşma, 2015 yılı seçimlerine baktığımızda; AKP+CHP+MHP+HDP olarak verilen oyların yüzde 95,23’ünü toplayan partilerin devam ettirmek isteyeceği bir şeydir. Yani bu %95’lik oy, 4 parti arasında döndüğü sürece 4 partinin; 3 parti arasında döndüğü sürece özellikle AKP’nin keyfi yerinde demektir.

Meclisteki parti sayısının 4’e çıkması AKP’nin, 5’e çıkması ise CHP-MHP-HDP’nin canını sıkar (baraj altında düşmezlerse).

***

Seçim sonrası düzenleme:

AKP; HDP’den 18, MHP’den 37 milletvekilini sömürdü. 5. partinin zorunluluğuna çoookk güzel bir örnek.