Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Farkındayım, bilgisayarla tanışan ilk nesil biziz ve ülkeyi yönetenler teknolojinin ne olduğundan habersiz. ANCAK, o kadar uzman var danışman falan tutulabilir değil mi?

Metre metre yazılımı anlatacağım ancak olay şuradan çıktı;

Twitter, mahkeme kararına rağmen “örgüt propagandası yapılan içerikleri” kaldırmamış ve bu yüzden 150 bin kesilmiş. Eğer ödemezse kapatılma tehlikesi var[1]. Sosyal medyanın ne olduğundan ve işleyişinden bihaber bakanlık ve mahkemelerin sonucu mu yoksa mahkemelerin özgürlüğü ile sıkıntı var mı?

Metre Metre Yazılım

Olayı seneler önce okumuştum. Bağlantılar uçuyor bu yüzden direkt olarak blogtan yayınlıyorum:

1989-2004 yılları arasında Netaş’ın AR-GE Direktörlüğü’nü yürüten Ali Akurgal’ın ilginç bir anısı
Siz, yazılımın birimi nedir bilir misiniz?
Metre.
Evet metre.
Neden metredir bilir misiniz?
Anlatayım:
1992 yılında, yâni topu topu 20 yıl önce, Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; tuşa bastık, o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile, vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128kb/s ile, İngiltere’ye uydu üzerinden yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2M$ bankaya geldi, kasaya koyduk.
Aradan 3-4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “siz bir fatura yollamışsınız, 2M$”. “Evet” dedik. “Bu para ödenmiş” dediler. “Evet” dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat” dediler!
Bunun üzerine vergi memurlarını ArGe’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk. “Şu ‘enter’ tuşuna basar mısınız” dedik. Biri bastı. Sonra “ne oldu” diye sordu. “300k$’lık ihracat yaptınız, bunun da faturasını yollayacağız, o da ödenecek” dedik. Adam suça ortak olmuş olduğu için çok kötü oldu. Sonra yazılım nasıl yazılır, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder bunları gezdirip gösterip anlattık. Adamlar “çok iyi anladık ama mal çıkışı olması lâzım, mevzuat böyle” dediler.
Bunun üzerine dedik ki: “biz bu yazılımı banda kaydedelim ( o zaman CD yok, hattâ kaset bile yok, ½” makaralı bant kullanılıyor) onu yollayalım”. Adamlar bir çözüm bulmuş olmanın sevinci ile “tamam dediler, kaydedin yollayın”. İhraç ettiğimiz yazılımın kaydı iki makara etti. Bunlar paketlendi ve gümrük komisyoncusuna verildi. Komisyoncu, bunları gümrüğe götürdü ve ihracat işlemine başladı. Gümrük memuru, işlemi yapmış yapmış ve bir noktada sormuş: “TIRlar nerede?”. Komisyoncu da “TIR MIR yok hepsi bu iki zarf” demiş, masanın üzerindeki teyp bantlarını göstermiş. Gümrük memuru “bu iki zarf 2M$ edemez, ben bu işlemi yapamam” demiş, bırakmış.
Mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim o iki makaradaki yazılımın 2M$ edip etmeyeceğini (nasıl baktılarsa?) inceledi. Neyse ki, 2M$ eder dediler de “hayali ihracat”tan kurtulduk. Bu sefer, aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı iki makarayı “2M$ eder mahkeme kararı” ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak, yine işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatı, miktarı ve toplam fiyatının girilmesi gerekiyor. Mevzuat öyle. Ne yapsınlar, iş daha uzamasın diye bakmışlar zarfta teyp bandı var, bir makarada kaç metre bant vardır diye kestirmişler, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım ihraç etmiş olmuşuz.
Yaaa, yazılımın birimi metre. İşte böyle.

***

Ne kadar acı değil mi? Ezbercilik ülkenin her alanına hakim. O günden bu güne pek bir şey değişmedi. Sorunu çözmeyi amaçlayan değil, sorun çıkartmaya yönelik bir sistem var.

Bakkalsan, toptancıysan falan tamam… Eski usûl çalışırsan sorun yok. Ancak bu mesleklerde bile “biraz teknoloji ve yenilik” katalım dersen yandın. AR-GE olayını saymıyorum bile!

Diyeceksiniz ki devir değişti öyle şey olmaz.

Bir kaç gün önce dünyada 2 tane olduğunu başka haberden hatırladığım ve 5 dakikada kanseri teşhis eden ÇOK ÖNEMLİ bir cihaz Türkiye’ye getiriliyor. Burada tanıtılacak. Cihaza “ikinci el” diye 15 gün gümrükte bekletiyorlar ve neredeyse geri gönderilecekken profesörlerin araya girmesiyle 2 bin dolar ödeyip alıyorlar [2]. DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK!

Sadece eğitim sistemine laf etmeyeceğim. Bu tamamen baştan sona bir sıkıntı! 13 senede 12 kez değiştirilen eğitim sistemine nasıl laf edilebilir ki? Beceriksizlerin, beceriksizce yaptığı işler sonucunda (yada gayet bilinçli şekilde) eğitim sistemi sadece ezberci ve beyinlerini kullanmaktan aciz öğrenciler yetiştiriyor…

***

Değişen bir şey yok. Bürokrasi ve sistem hâlâ bu kadar berbat…

Komik olduğu kadar acı. “Metre metre yazılım”… Okuduğumdan bu yana unutmadım. Okuduğumdan bu yana hiçbir şey değişmedi ve hatta okunan tarihten bu yana sistemin geliştiğide söylenemez (bakınız metre metre yazılım ve ar-ge cihazının ikinci el denilerek alı konulması)…

Türkiye’de bürokrasi…

Kategori: Genel - Tarih - Teknoloji