Sular kısmını en sona ekledim.

Madenler yabancılara satıldı (özelleştirildi), limanlarda. Devlet kurumlarından otoyollara kadar sattık. Yetti mi? Hayır. Türk üreticisine dünyanın en pahallı benzinini kullandırarak ve çeşitli politikalarla Türk üretimini (tekstilde tarıma, hayvancılığa kadar) bitirdik. Onların yerine (AVM’lerde görebileceğiniz üzere) yabancı markalar getirdik. Telefondan ayakkabıya, yemek zincirlerinden tekstile her yerde yabancılar.

2001-2002 yıllarında 1 dolarlık dışalım (ithalat), 0.85 dolarlık dışsatım (ihracat) ile desteklenirken, 2011’de bu oran 1 dolara / 0.55 dolar oldu. Daha da devam ediyor.

Krizin “teğet” geçmesi, AKP yandaşlarının zenginleşmesinin nedeni bu özelleştirmelerden gelen paralardır. Sıcak paralardır. Şimdi her şey bitti ülke topraklarını satıyoruz. İstanbul’da satıyoruz, Güneydoğu’da satıyoruz. Araplara satıyoruz, İsraillilere satıyoruz…. Nasıl mı?

Normal Topraklar Satılıyor Peki Ya Tarım Arazileri?

Konu para ve çıkar olduğunda bizim millet kendi toprağını, oyunu, geleceğini satmaya dünden razı. Mevcut yasalar yabancılara toprak satışına izin veriyor. Yeni yapılacak olan Kanal İstanbul tarafındaki Yenişehir (yanlış hatırlamıyorsam) civarında Araplara tonla toprak satıldı. Güneydoğu’da, Doğu’da ve Kıbrıs’ta İsrail’lilere topraklar satıldı. Akdeniz ve Ege’de yabancılara topraklar satıldı. Buralardan devlet kasasına ve iktidara güzelce akış sağlanıyor.

Tarım Arazileri?

Görünüşte tarım arazileri satılmıyor. Kolayını bulmuşlar tabi ki. Yabancılar burada şirket kuruyor (%1’i Türk olmak koşuluyla). Sonra tarım arazisini de satın alabiliyorlar. Peki yabancılar tarım arazisine ne yapacak dersiniz?

TABİ Kİ BİNA!

Türkiyeyi Bekleyen Tehlike

Gelecekte savaş su ve gıda için yapılacak. Türkiye kendi kendine yeten bir ülke “idi”(!). Artık Amerikan ve İsraillilerin şirketlerinden “genetiği ile oynanmış” tohum alıyoruz. Kısır (hibrit) tohum. Her sene onları almak zorundayız. Bu tohumlar toprağı kirletiyor, başka tohumların verimini düşürüyor. Üstelik bu kısır tohumu bir kez alırsan; içine bilinçli şekilde konulmuş hastalığın ilacını da aynı şirketten alacaksın, daha fazla ürün vermesini sağlayan mineral ve gübresini de aynı şirketten alacaksın.

Oysa Hititler döneminden kalma doğurgan tohumlarımız vardı. Ancak devlet bunları yasaklayarak, tohum islâh istasyonlarında 60 çeşit yabancı tohumu serbest bıraktı. Bu sayede üretime büyük darbe geldi.

Yetti mi? Yetmez !

Dünyanın En Pahallı Benzini

Üreticiler için mazot çok önemlidir. Gerek traktörlerde ve araçlarda, gerek fabrikalarda ve ürünleri taşımada mazot kullanırlar. Dünyanın en pahallı benzin ve mazotu demek, üreticiye büyük darbe vurmak demek. Bunu da yaptılar.

Şimdi Verimli Tarım Arazileri de Binalar Yükselecek

Türkiyeyi zayıflatma politikasının diğer bir kısmı nedir? Verimli arazilere bina dikerek oraları kurutmak. Para Dedektifi programını izlerseniz, orada rezilliği göreceksiniz. Her sene neredeyse Kıbrıs kadar ekilebilir araziyi kaybediyoruz. Şimdi “tarım arazilerinin yabancılara satışıyla” birlikte işler içinden çıkılmaz bir hâl alacaktır.

**

Toprak satışına ait belge : 2003’ten sonra Türkiye’de yabancılara satılan toprak il il

**

Amaç Basit Geleceğe Darbe Vurmak

Batı’nın ve Büyük İsrail Projesinin öngördüğü şekilde amaç belli : TÜRKİYE ZAYIFLAMALI ve GELECEĞİNİ BATI KONTROL ETMELİ!

Dışa bağımlılık yani. Peki olacak mı? Karar sizin. Yukarıda anlattım. Bütün bu adımları atanlar, “vatan hainliği” ile yargılanmalıdır. VATAN HAİNLİĞİ İLE!

***

Sularımızda Satılıyor!

Size 2006 tarihli bir açıklama ve 2004 tarihli bir bildiriyi DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’ndan göstereceğim. Şöyle[1]:

İsrail’e Manavgat tesisinden su satışını öngören bir anlaşma 4 Mart 2004 tarihinde imzalanmıştır. Anlaşma uyarınca, Manavgat Nehrinden yılda 50 milyon m3 arıtılmış suyun 20 yıl süre ile İsrail’e satışı ve suyun İsrail’e deniz yoluyla tankerlerle taşınması öngörülmüştü.

Ancak, petrol fiyatlarındaki artışlar sonucu suyun özel olarak imal edilmesi gerekecek tankerlerle taşınması maliyetinin yükselmesi ve Manavgat Dolum ve Arıtma tesisinin Özelleştirme Programına alınması gibi nedenlerle anlaşmanın karşılıklı feshi konusunda görüş birliğine varılmıştır. Bu arada, İsrail tarafıyla İsrail’in yanı sıra Filistin ve Ürdün’e gelecekte su satışını mümkün kılacak alternatif projelerin gündemde tutulması hususunda da mutabık kalınmıştır.

**

Peki dün Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan antlaşmada neler oldu? İşte aslından çekim belgeler.

Şu maddelere dikkat:

Madde 5: Türkiye’den gelen su, 3. ülkelere satılabilir ve bu hak Türkiye Cumhuriyeti’nindir diyor. İsrail, Manavgat suyunu almak istemişti, halk karşı çıktı. Şimdi aramız iyi olduğuna göre Kıbrıs meselesini çözüm, satışlardan gelen paraya bakacağız demektir. YİNE PARA!

Madde 7: Tek işletmeci! Kullanma ve içme suyu olarak tek işletmeci!!! Tarım alanında ise, taraflar belirleyecek.

Madde 8 : Kamu kurum ve kuruluşları Uygulama Sözleşmesi kapsamındaki Belediyelere ait mevcut tesis ve şebekeler Uygulama Sözleşmesi ile “işletmeciye tahsis edilir” ve idare tarafından işletmeciye “teslim edilir”.

E TAMAMDA İHALE İŞLETMECİ! HER ŞEY GÜZEL DEĞİL Mİ? Bakalım:
Madde 11: KKTC hükümeti, İşletme ve tesislerde çalışmasına ihtiyaç duyulan oturma ve çalışma iznine tabi personele bu izinlerin verilmesi konusunda gerekli kolaylıkları sağlar.

BELEDİYELERLE İLGİLİ TARTIŞMA VARDI, BAKALIM NE DENMİŞ:
Madde 12: KKTC Hükümeti, ihale şartnamesi nihai halini alıncaya kadar bütün Belediyelerin sisteme katılmaması halinde aşağıdaki şartlarda Alım Garantisi verir.

***

Ülkede ağaç katliamı var. Tarım ve hayvancılık rezillik derecesinde. Doğaya zarar çok büyük. Paragöz zihniyet her yeri betonlaştırdı. Toprak su ememiyor. Bina, kaldırım ve asfaltlar; olmayan topraklar yüzünden kanalizasyonla başka yerlere gidiyor ve toprak altındaki yaşama büyük hasar veriyor!

Yetti mi? Hayır.

Su konusunda hiçbir önlem almadıkları gibi; liman, maden, otoban, devlet kurumu ve toprak özelleştiren ve yabancılara satan bu aç gözlü zihniyet şimdide sularımızı Kıbrıs üzerinden başka ülkelere, ARALARININ İYİLEŞTİĞİ İsrail’e satma planlarını yürürlüğe çoktan koymuş olduğu anlaşılıyor.

Zamanında olmadı, şimdi satacaklar. Babalar gibi sattılar, satacaklarda.

Susuzlaşan, çoraklaşan, götündeki dona kadar yabancı ürünler kullanan bir millet kalıyor geriye. E başa da Yunan halkı getirmedi, biraz çekeceksiniz be canım.

Kategori: Genel - Politika - Tarih