Aylar öncesinde yazdığım, ancak yazarken sayfa yenilendiği için bir kısmını kaybettiğim bu yüzden köşeye attığım yazıydı. Tekrar üstünden geçip yayınlamak farz oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü ağır tehlike altındadır. Bugün terör örgütü istediği gibi at koşturuyor, “intikam birimi” kuruyor ve terör örgütünün siyasal uzantısı HDP televizyona geçip “özerklikten” bahsediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde “otoriteri bitmiştir”.

Ben demiyorum, buyrun Emin Çölaşan’ın “[o]rada devlet var mı?” başlıklı yazısında ilettiği mektup ;

Ben Güneydoğu’da değil Doğu’da görevliyim. Bulunduğum ilçede büyük bir askeri birlik var. İlçemiz terör bölgesi değil ama halkın çok büyük bölümü onlardan yana. İran sınırına yakınız.
Benim askerim bu büyükçe ilçede bırakın resmi kıyafeti, sivil giysileriyle bile çarşı iznine çıkamaz.
Emir böyledir çünkü her an saldırı olabilir.
Bu emri verip bizi kışlada hapsedenlere önce çok kızıyorduk ama Hakkari ve Diyarbakır saldırıları sonrasında komutanlarımızın haklı olduğunu anlamış olduk.
Çok acil bir ihtiyaç varsa ve birkaç askerimizin mutlaka çarşıya çıkması gerekiyorsa, birkaç kişiyi birlikte gönderiyoruz. Onlar geri dönene kadar da korkuyla bekliyoruz.
İlçemizin birkaç büyük caddesi var, dükkanlar İran’dan getirilen kaçak eşya ile dolu. Devlet bu kaçakçılık olaylarıyla baş edemeyince işin ucunu bırakmış durumda.
Ahali bize düşman gözüyle bakar. Yabancı bir ordunun işgal gücüyüz biz!
Cumhuriyet Bayramı törenleri yapılamaz. Askerimiz geçit törenine çıkamaz.
Polis iyi niyetlidir ama yetmez. Sadece büyük olaylar olduğu takdirde müdahale etmeye hazırdır. Fakat dediğim gibi bizde bu tür olaylar çok ender olur.
Evet, göstermelik olarak uzakta bir valimiz, yakında bir kaymakamımız var.
Sorun bakalım acaba etkinlikleri var mı!
Bura halkının maddi durumu kaçakçılık nedeniyle fena değil. O yüzden terör olayları olmuyor… Ama bölgede devlet yok.
Biz buraları kaybetmişiz. Bölge elimizden resmen olmasa bile çıkmış, hâlâ kendimizi kandırıyoruz…

**

Devam etmiyorum, bir şey demiyorum.

Kürt Sorunu Değil Terör Sorunu

Bu sorun, Kürt sorunu değildir. Kürtlerle ilgili tek sorun; Doğu’da terör yada işsizlik yüzünden Batı’ya gelip, burada hor görülmeleri ve devletin veremediği eğitim yüzünden cahil kalmaları ve bu yüzden, insanlar tarafından önyargıyla karşılanmalarıdır. Devlet Doğuya iş sağlayamadığı, eğitim imkanı sağlayamadığı ve en önemlisi Doğu insanının güvenliği sağlayamadığı için ; ya kaçıp Batıya geldiler, yada kalkıp terör örgütünün isteklerine boyun eğerek terör örgütüne katıldılar.

Görebileceğiniz üzere buradaki sorun Kürt kökenli vatandaşlarla alakalı değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yöneticilerinin beceriksizliği, acizliği, kararsızlığı, istikrarsızlığı yüzünden halkının ihtiyaçlarını gideremiyor. AKP’nin kömür ve beyaz eşya yardımıyla bir çok insan “ilk defa” devletin yada “birilerinin” ihtiyacını karşıladığını farketti. Buradaki büyük sıkıntıyı görebiliyor musunuz?

Millete Yetemeyen Devlet

Karadeniz’de, yamaçlarda yaşayan insanların köprüsü yok, yolu yok, teleferiği yok… Kendileri yapıyor. En az Kürt kökenli vatandaşlar kadar zor durumdalar ve “devlet onlarada bakmıyor”.

Öte yanda Roman kökenli vatandaşlar düne kadar Güzel Sanatlar bölümlerine kabul edilmiyordu. Kentsel dönüşüm adı altında kültürleri yok oldu. Zor duruma düştüler. Hatta halkın büyük kısmı “Çingene” sözcüğünü kullandı. Devler Romanlarada ulaşamadı.

Çözüme Doğru

AKP hükümeti “Çözüm Süreci” vs gibi çeşitli atılımlar yaptı ancak ne içeriği halka açıklandı, nede yararını görüldü. Mevcut durumda görünen şey; silahların durduğu, kirli anlaşmalarla terör örgütüne bölgelerin bırakıldığıdır.

düzenleme: Bu yazıyı aylar önce yazmıştım. Bugün gördüğümüz üzere, çözüm sürecinde terör örgütü kendini toplamış.

Devlet, terör örgütüyle anlaşma içine girmiş ve silah bırakacaklar demelerine rağmen zaman geçmiş ve terör örgütü silah bırakmadığı gibi şehirlere inerek yapılanmalarını arttırmıştır. (silahları bırakmadığı, yine bugünlerde yapılan saldırılarla kesinleşti).

Üzerine, çeşitli öğrenci şehirlerinde buluşmalar gerçekleştirlip örgüt propagandası yapılmaktadır. Devlet yine sessiz kalmaktadır. İstihbarat çalışmamakta. Devlet bursuyla okuyan ve terör örgütüne olumlu bakan öğrenciler mevcut. Zaman zaman aktivitelerde bulunuyorlar.

Özerlik Çözüm Değil Sonun Başlangıcı

Bağımsızlığın ilk adımı özerkliktir. Bu yüzden özerklik pazarlığı sadece AKP’nin kendini kurtarmak amacıyla terör örgütünün susması için verilen rüşvettir. Bu sorun özerklikle çözülmez.