Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Hayatımın en önemli kırılma noktası (şimdiye kadar) hiç şüphesiz Steve Jobs ile “tanışmam” ve sonrasıdır. Tanışma derken bizzat tanışmadım. Yaşam konusunda Steve Jobs ne kadar değerliyse, politik alanda da Putin o kadar önemli bir kırılma noktamdır. İkisinin de hayatına dair ortalamanın üzerinde bilgi bilenlerden daha çok bilgi bildiğimi kesinlikle söyleyebilirim. İki insanın da hayatıma olan katkıları büyük ancak bugün Steve Jobs’u anlatacağım.

Daha önce “C’yi Dennis Ritchie buldu, Steve Jobs kadar değer görmedi” diyen arkadaşlara buradaki yazımda gereken cevabı verdiğimi düşünüyorum. Bu konulara bu yüzden girmeyeceğim.

İlk Apple telefonum iPhone 4 idi ve elime alıp video izlediğimde (gece karanlıktı) cihazın eşsiz olduğunu düşündüm. Peki neydi bu hisleri uyandıran şey? O güne kadar, öyle bir telefonum olmamıştı. Zaten piyasada da yoktu. Haliyle araştırdım. Steve Jobs’a kadar gittim, sonrasında her şey değişti.

Zen ve Minimalizm

Zen şudur diyebileceğim bir şey değil. Enso Çemberi Nedir (Zen)?, Minimalizm Nedir? gibi konularıma bakmanız gerekebilir. Fakat yine de tam olarak anlatabilir miyi bilemiyorum. İçinde Mevlana’yı da bulabilirsiniz, Buda’yı da Allah’ı da (sevgi bakımından). Ya da evrenin işleyişi, insanlık… Her şeyi görebilirsiniz içinde. Fakat tarifi zor.

Bu iki kavramla da Steve Jobs’un hayatını araştırırken tanıştım ve ben de araştırmaya başladım. Zen’den kastım, Zen öğretisidir. Size bir Zen hikayesi anlatayım, belki daha rahat anlayabilirsiniz (Türkiye’nin durumunu da):

Yaşamından bunalan birisi köklü değişiklik yapmak istemiş ve yaşamın anlamını, Zen’i öğrenmek istemiş, her şeyi öğrenip anlamak istemiş. Etrafa sorunca bir keşişe yönlendirmişler. Git demişler falanca yerde meditasyon yapıyordur, orada bulursun ve ona sor.

Adam oraya gitmiş, gerçekten meditasyon yaparken keşişi yakalar ve der ki, “usta ben hayatın amacını öğrenmek istiyorum, Zen’i ve her şeyi anlamak, bilmek istiyorum. Beni öğrencin olarak kabul et”. Usta yüzüne bakar, sonra hiç konuşmadan yere çizgi çizer ve der ki “kısalt”.

Sorunun kolaylığına şaşıran adam başından ve ucundan ayağıyla siler ve bak kısaldı der.
Usta ise, “şimdi git, bir yıl üzerinde düşün ve bir yıl sonra yine buraya gel” der. Adam gider, düşünür, düşünür ve 1 yıl sonra aynı yere gider. Usta çizgisini çeker ve kısalt der.

Bu sefer adam elleriyle iki ucunu kapar ve “kısaldı” der. Usta yine, “eve git 1 yıl düşün ve 1 yıl sonra gel” der. Adam gider, düşünür düşünür bulamaz. 1 yıl sonra gider ve usta yine çizgiyi çekip kısalt der. Adam “bilmiyorum” der ve “bunun cevabının olacağını da düşünmüyorum” der.

Usta adama bakar, sonra çizginin yanına biraz daha uzun bir çizgi çeker. Der ki; “şimdi kısaldı”.

**

İşte size Japon kültürüne de bir örnek, Türk kültürüne de. Düşmanlarınızla ve diğer insanlarla boğuşmanıza gerek yok. Siz olgunlaşın, ilerleyin; diğerleri zaten kısa görünecek, yenilecek. Bu çok güzel bir Zen hikâyesidir.

Kendimden biliyorum, annemden (kendi ilaç şirketini kurdu) biliyorum. Bırakın milleti, ailenizden dahi “yapamazsın, çok zor” diyenler oluyor. Destek vermesi gereken, maddi olmasa da yanınızda olduğunu hissettirmesi gerekenler çok farklı şekilde davranabiliyor. Daha da üzücü olan, bunları kıskançlık gibi çeşitli duygularla yapması.

**

Minimalizm ise sadecilik. Sadeleşmedir. Bir şeyin anlamı olmalı, nedeni olmalı. Ya da minimalist davranarak size özünü anlatayım: “sadelik, karmaşıklığın çözülmüş halidir”….

İşte bu iki önemli kavramı Steve Jobs ile birlikte tanıdım.

Büyük Düşünmek

İnsanlara sorun, ne istiyorlar? Ev, araba, iyi yaşam… Gördüğüm kadarıyla insanlar istediklerini alıyor. Ev için çalışanlar ev, araba için çalışanlar araba sahibi oluyor. Bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmüştüm. Beni tanıyan son akrabam öldüğünde, hiç var olmamış gibi olabilirim. Yani bir bitki gibi, hayvan gibi; ismim duyulmayacak. Bu fikirden çok rahatsız olmuştum…

Bardağın amacı, içine konan sıvıları tutmaktır. Ağaçların bir nedeni vardır, hayvanların, evrendeki her şeyin bir nedeni var. Peki insanların??? Yaşadıkları dünyaya zarar veren bir bakteri gibi yaşamak mı? Üstelik dünyayı ele geçirdik… Amacı sorgularken Steve Jobs ile tanıştım. Dünyayı değiştirme amacını Steve Jobs’un hayatıyla, ürünleriyle, sözleriyle kazandım. Diğer insanlara yardım etmek istiyorum, örnek olmak istiyorum; yaşadığım dünyayı daha iyi bir yer haline gerçekten getirmek istiyorum.

Parayı kazanabileceğimi düşünüyorum. Zerre umrumda olmadı. Evet para önemlidir, amaçlarınızı gerçekleştirmenize yardımcı olur fakat bir amaç olmamalıdır. Çünkü sonsuzdur. Mezara da götüren yok. O zaman yanlış şeylerin peşinde koşmamak gerekiyor. Evet araç olarak önemsemek gerek ama amaç haline getirmemek gerek.

**

Bilgisayar mühendisliğinde okurken, dünyayı değiştirecek bir şirket açmak istiyordum. Hayat beni farklı yöne çekti ve birinci hobim olan bilgisayardan ve programlamadan bu şekilde uzaklaştırarak ikinci sevdiğim alan olan politikayla buluşturdu. Fakat amacım hiç değişmedi. Politikaya yenilik getirebileceğimi, hayallerimi yani dünyayı değiştirip ismimi sonsuza kadar yaşatacağım önemli şeyleri politika içinde yapabileceğimi fark ettim. Bunun için uğraşıyorum.

Blogu açmamın nedeni de budur. İnsanlara da elimden geldiğince hayallerinin peşinden koşmaları için cesaret vermeye çalışıyorum. Çünkü bir hayale inanırsak, yeterince uğraşırsak başarırız. Fakat hayat bir film değil. Öyle 1,5 saatte filmdeki kahraman hayallerine ulaşabilir fakat biz ulaşamayız. Bizim filmimiz bir ömürdür ve ömrümüz sonlandığında genelde insanlar hayallerine ulaşmış oluyor (eğer çabalarlarsa). Bu yüzden ne kadar büyük hayal, o kadar çaba…

Hayallerime ulaşamazsam?
Sorun değil, ulaşmak için attığım her adım, ben göremesemde hayallerimin gerçek olmasını sağlayacak. Çünkü değiştirdiğim, etki ettiğim her insan hayallerime giden yolu oluşturacaktır…

Detaylar

Bir kaydırma çubuğu için ekibini 6 ay uğraştıran bir Steve Jobs… Detaylar…. Benim bu hayatta yapabildiğim en iyi şey sanıyorum farklı alanlara el atıp, araştıran biri olarak hepsini birleştirmemdir. Örneğin satış ve pazarlama ile politikayı, psikolojik savaş ve propaganda ile teknolojiyi birleştirebilirim. Zaten öğrendiğim her şey, olayları farklı şekilde yorumlamama neden oluyor. Farklı bir bakış açısıyla yaklaşabiliyorum.

Bütün bunları toplayınca şunu fark ettim; detaylar fazlasıyla önemli. Detaylar üzerinde o kadar dikkatle çalışmanız ve o kadar ince planlar yapmanız gerekiyor ki…. İşte ancak başarıya böyle ulaşılır. Ancak işin püf noktası var. İnsanlar dışarıdan baktığında sanki her şey tesadüfmüş gibi görmeli. İlmek ilmek ördüğünüz başarıyı değil, sonucu görmeli ve “ben de yaparım” düşüncesine kapılmalı… Başarının böyle gelmesi çok ilginç.

Beden dili ile uğraşıyorum, yıllardır uğraşıyorum. Buradaki detaylar önemlidir. Steve Jobs ile bambaşka bir yere taşındı detay olayı. Bir iş içinize sinmiyorsa, detaylarına inin… Karmaşıklığı göreceksiniz. Çözdüğünüzde, minimalist ve Zen’i yakalayan, başarılı ürüne (ya da hizmete vs) sahip olacaksınız.

 

Beden Terbiyesi

Glüten alerjim vardı, 2 yıl ağzıma glütenli bir şey koymadım. Son 1 yılında vegan olarak yaşadım (vejetaryen değil, vegan). Glüten alerjimi yenmişim. Ve şimdi kazein var (inek sütü). Zaten hayvansal ürünün insan bedeni için ne kadar uygun olduğunu araştırıyordum…

Katı bir vegan olan Steve Jobs’a rastlamam ilginç (: En güzel ürünlerin kurak yerlerde çıktığını düşünüyor. İşin ilginci, glüten olayını araştırırken eski tip buğdayları falan sormuştum çiftçilere. Onlar bu tarlalarda olmaz, çok verimli demiştiler. Nasıl yani dedim? Kurak yer gerekiyormuş. Gübre falan konmaması gerekiyormuş. “Yatar” dediler. Güçlü gelirmiş şimdiki toprak. Peki neden bunları ekiyorsunuz dedim… İş döndü dolaştı para olayına geldi. Yani para için sağlığımızı bozuyoruz.

Aynı şey beden içinde geçerli. Sıkı diyet, iradeye hakim olma (sigara, alkol vs bağımlılığı? PEHH) gerçekten önemli. Bırakın onları, abur cubur falan yemeyecek, hazır yiyecek (fast food) yemeyecek kadar bedeninizi kontrol edebilir misiniz? Hem de hiçbir neden yokken?

Kasınızı güçlendiriyoruz, iyi görünmek için.
Biliyorum çok çok az insan beynini güçlendiriyor.
Kültür seviyesini de yine bu az sayıda insan güçlendiriyor.
Peki ya irade?

İrade de önemlidir. Bunu dindarlar oruçla vs yapar. Peki dindar olmayanlar? Ya da bu kadar katı dindar olmayanlar? Ya da dindar olanlara da soruyorum; örneğin vücuda hiçbir yararı olmayan bir madde, kola ve diğer asitli şeyleri neden içiyoruz?

İradeyi güçlendirin. Daha iyi hissettirecek. Sabah erkenden kalkın. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenin. Ekmeği, makarnayı ve diğer “kof” yapacak gıdaları bırakın. Hatta bir süre vegan yaşayın (1-2 ay mesela). Vücudunuzu tekrar düzene sokun. Daha iyi hissedeceksiniz.

Her şeyin düzenliği olduğu 2-3 ay geçirdim. Sabah 6’da kalkar, yürür, eve gelip yemek yer, duş yapar ve okula giderdim. Vegan, glütensiz bir hayat. Gece 10.30 gibi uyku. Meditasyon, kaligrafi (Steve Jobs’un etkisi)… Sonuç mu? İnsanların arasında görünmez engeller (bariyer) vardır. İşte bunları yıkıp geçiyorsunuz. İster bu enerjicilerin deyimiyle aura mı, çakra mı ne deyin ister başka bir şey; fakat çok daha iyi hissedeceğiniz ortada.

**

İnsanlarla konuşurken “ekmek olmadan nasıl yaşıyorsun” diye çok sinir olduğum soru soranlar oluyordu. düşünün ekmek, çoğu insan için su gibi, ekmek gibi. Yaşarsın kardeşim. Gayet güzel yaşarsın. Üzerine hayvansal ürün de kesince iyice şaşıranlar vardı. Yapamam asla falan diyorlardı. E normal. Yapamazlar. Çünkü irade sahibi değiller. Et ve hayvansal protein yüzünden şişmişler, abur cubursuz, ekmeksiz, saçma sapan gıdaları yemeden bir hayat onlar için imkansız…

Önce iradeyi, beyni disiplin edeceksin, sonra beden izler…

Bunların hepsi Steve Jobs’un etkisiyle… Dahası da var aslında ancak uzadı zaten (:
Bunun yanında Putin var ki sormayın… Tabi Yılmaz Hoca (Büyükerşen), Atatürk gibi önemli insanlar “yaptıklarıyla” hayatıma yön verdi. Gözlemledim, okudum, araştırdım… Fakat Putin ve Steve jobs’un yeri bende çok ayrıdır.

**

Büyük düşünün,
İradenize sahip olun,
İyi ile yetinmeyin (yaptığınız işlerde), mükemmeli amaçlayın,
Zen ve minimalizme kesinlikle bakın,
Detaylara önem verin,
Zorlayın… Kendinizi de başkalarını da…

En önemlisi mi? HAYAL KURUN VE HAYALLERİNİZ İÇİN YAŞAYIN.

Ortalama bir insan ömrü 70 yıl. İlk 15 ile son 15 yılda neler yapılabilecek bilmiyorum. Kalır 40 yıl. E zaten 3’te 1’ini en az uykuya harcıyorsun, yemektir şudur budur… Azalıyor… Hayat kısa ve bir kere dünyadasın. Haliyle kum tanesi gibi kısıtlı olan hayatınızı başka şeylerle harcamayın.

Hepinizin sevdiği, yapmaktan hoşlandığı bir şeyler vardır. Hobinizin, iş olmasını sağlayın.
Hayallerinizi büyütün,
Hayalleriniz için çabalayın… Başaracaksınız.