Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Hem Göktürk bayrağını, hem Osmanlı Tuğrasını hem de Atatürk imzasını taşımaktan gocunmayan bir insan olarak uzun yıllardır süregelen Osmanlı tartışmasını anlamakta zorlanıyorum. İlber Ortaylı, Halil İnalcık gibi büyük tarihçiler dahi diyor ki, “Türkiye cumhuriyeti, Osmanlı’nın devamıdır”.

Fakat bazı Atatürkçüler, tarihi 1919’dan sonra ele alıp sever, kimisi ise 1299-1919 arasını ele alıp sever (kaldı ki büyük bir kısmı 1299’dan 1699’a kadar bilir, sever). Fakat ben, Göktürkleri, hatta ondan öncesini Mete Han, Tomris Hatun’u araştırıp severim ve çok eski zamanlardan günümüze kadar her dönemi doğru şekilde öğrenip, yanlışları bir daha yapmamak isterim. Haliyle neden tarihimizi bölük pörçük ele alıp destekliyorsunuz anlamış değilim. Neden Cumhuriyeti severken Osmanlı’ya, Osmanlıyı severken Cumhuriyet’e laf atıyorsunuz? Hata bu iki taraf neden Orhun Yazıtlarını, Göktürkçe’yi bilmez anlamış değilim.

Türk abecesi (alfabesi) Göktürkçe’yi öğrenin… Tabi bu da başka bir konu…

Osmanlıcılara Çağrım!

Kaç yıl oldu hatırlamıyorum ancak sürekli olarak bir neo-Osmanlı isteği, düşüncesi var. Hatta padişah gibi giyinen adamları bizzat gördüm (Başakşehir metrosunda). Yalnız Osmanlı bir aile idi, hanedandı. Haliyle böyle giyinip Osmanlı’yı savunanlar sadece tebaa olacaktır bilmeleri gerek.

Bunca tartışma varken, Osmanlı ile ilgili bilgilerde büyük eksiklikler görüyorum. Osmanlıcı akademisyenler nerede? Tarihçiler nerede? Uzmanlar nerede? Haa ne kadar var tartışılabilir ancak en azından kötü de olsa çalışmalar başlatılmalıdır.

Osmanlı benim tarihimdir. Göktürkler gibi, Atatürk dönemi gibi. Haliyle bilmek, doğru şekilde öğrenmek gerek. Üniversitede siyaset bilimi okurken; Avrupa tarihi ve politik kültürü kadar, Osmanlı politik kültürünü ve tarihini bilmek gerek. Örnek mi? Size anlatayım.

Mesela bu bilgiyi neden diplomasinin babası Henry Kissinger buldu? Neden yabancılar buldu? Osmanlı vilayet sistemiyle ilgili buyrun:

 

**

Siyaset bilimi akademisyenlerimiz liberalizm, komünizm, realizm ile uğraştıkları kadar yüzlerce yıllık Türk yönetim stratejilerini bulsalardı ve bunları yayınlasalardı kötü mü olurdu? Bir Sun Tzu, Machiavelli gibi Savaş Sanatı ve Prens kitapları  yazılsaydı mesela??? Neden Batı hayranlığı peşinde bu kadar koşuyoruz?

 

1- Osmanlı Yönetim Sistemi ve Politik Yapısı

Zaten var falan demeyin. Bakın alınan yerler neden 3’e bölünmüş? Bunu bizimkiler değil, Amerikalılar buluyor. Sun Tzu’nun Savaş Sanatı kitabını okumuştum. Aklıma ilk gelen şey; savaşçı kimliği ile bilinen Türkler hakkında neden böyle bir kitap yok? Bunu anlamakta zorluk çektim. Tabi bunu TSK’dan bekliyorum.

Kısacası akademisyenlerimiz, tarihçilerimiz arşivleri araştırarak; Osmanlı’nın Yönetim Kültürü (tarzı) konusunda çalışmalar yapmalı. Ancak bilinen “sancak beyleri, beylerbeyi, vezir” falan gibi kalıplarla değil; Ortadoğu’da vilayetler neden bu şekildeymiş onun için.

Düzenleme: İlber hocanın bir sürü programını izledim. Türk tarihinde hukuk yapısını falan anlatıyordu. Orta Asya döneminde de, Osmanlı döneminde de anlatıyordu. Gerçekten merak ettim. Hatta Kadı diye kitabı çıktı alacağım. Çünkü kanunlar, milletin kültürüne göre yapılmalı. Başka yerden alınmamalı. Haliyle kendi kültürümüzü tanımak gerek. Nasıl tanıyacağız? Uzmanlar araştırmalı. Belgeleri ortaya çıkartmalı. Çalışmalar yapmalı.

 

2- Osmanlı Yapısına Ait Bilgiler Yayınlanmalı

Bu madde, yukarıdaki maddenin tamamlayıcı gibi görülebilir. Cetvelle çizilen ülkeler: Suriye ve Irak yazımı yazacaktım. Suriye ve Irak’ın Osmanlı’da ya da daha öncesinde böyle olmadığını biliyordum. Gerek youtube’daki insanlığın gelişimini geçmişten günümüze gösteren haritalar gerek okuduğum kitaplarda biliyordum. Fakat herkes için bunu yansıtmak istedim. Ne yapmam gerekirdi?

Osmanlı vilayetleri haritalarını bulmam gerekirdi. Bir kaç tane buldum, çözünürlüğü düşük, anlaşılık değil. Büyük olanlarda da bir sürü sorun var. Haliyle bir kaç saatimi buna ayırdım. 1900’lü yıllara ait Almanca buldum. Türkçe olan berbat, Almanca olan da haliyle anlaşılmaz. Almanca haritaya, Türkçe ve İngilizce kaynakların yardımıyla uğraşa uğraşa vilayetleri çizdim.

Bakın ben yaptım. Bir öğrenci olarak ben.

Ve şunu merak ediyorum; yahu Türkiye Cumhuriyeti devleti, Osmanlı’yı seven iktidarın elinde. Peki niye bu haritaları paylaşmıyorsunuz? Gerekirse Arşiv Bakanlığı kurulmalı ve bu tarz bilgiler yüksek çözünürlüklü görseller ile birlikte paylaşılmalı. Çok mu zor?

**

Osmanlı belgeleri Türkçeleştirilmeli ve bakanlık tarafından yayımlanmalı. Çok mu zor? Yani lafa gelince Osmanlı idi?

3- Sanat Konusu : Tezhib, Hat, Ebru, Nakkaş, Minyatür

Bakın Ebru sanatı iyi kötü gitti. Ancak Nakkaş sanatını yapan olmasına rağmen televizyonlarda işlenmiyor. Bu, bizim kültürümüz. Ebru sanatını, Nakkaş’ı falan dizilerde işlemek, anlatmak gerek. Nakkaş sanatı ne mi?

 

Camilere işlenirdi. Çerkez Hoca Camii’ne örnek. Ne kadar güzel değil mi? Nerede anlatılıyor? Nerede öğretiliyor?

Tezhib Sanatı‘nı bilir misiniz?

 

 

Eserleri altınla süslemektir Tezhib Sanatı. Kaç kişi biliyor? Osmanlı diye yanıp tutuşanlara sorsam kaçı bilirdi?

Peki ya Minyatür Sanatı?

 

 

Ebru Sanatı zaten bilinir diye düşünüyorum. Bu güzel sanatımız:

 

 

***

Sanat Okulu

2030 projem var; Türk Sanatları Akademisi. Taa Orta Asya’dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’e kadar gelişen Türk sanatlarını barındırmak. Tar’dan Ebru’ya, Tezhib’ten Tambur’a kadar tiyatro (Hacivat ve Karagöz vs), resim, müzik alanlarında sağlam araştırmalar yapıp; tüm dünyaya öğretmek istiyorum.

Avrupa’dan, Amerika’dan, Japonya’dan, Ortadoğu’dan gelen insanlara bunları anlatmak istiyorum. Tabi önce kendi halkımıza. Çocuklarımıza. Televizyonlarda bunları anlatsınlar, işlesinler. Bunlar bizim kültürümüz.

Çok değil, Türkiye’den bu alanların her biri için yılda 15 öğrenci alınsa; git gide işler güzelleşir. Yani yapılamaz mı? Bence yapılır.

Mesela Türk klasik müziği Şehnaz Longa ile bunları derledim. Hem yabancılar için, hem de kültürü tanıtmakta ufakta olsa katkım olsun diye, buyrun o video:

 

 

 

4- Türk Zanaatleri

Sanırım 4-5 yıl önceydi. Okçuluk yapıyordum. O dönem Serdar Kılıç’ı izliyorum tabi, Türk okçuluğu, doğa falan iyice gaza geldim. Derken Türk okçuluğu değil, Batı tipi okçuluğa gittim haliyle. Zihgir arıyorum. Yok, zihgir bilen, satan, doğru düzgün yapan yer yok.

Bu sıralar bir baktım, herkes zihgir diye dolaşıyor. Ne olduğunu anlamadım, sevindim aslında öğrenmelerine. Fakat olayı bir kaç hafta önce Diriliş Ertuğrul’un bir kaç bölümünü izleyince anladım. Orada görülmüş.

Ancak yine sorun var. Gümüşten yapılıyor. İyi güzel de, Türkler doğa ile iç içeydi. Zihgir genelde kemikten, boynuzdan ya da ağaçtan yapılırdı. Şimdi bunları arıyorum fakat bulmakta zorlanıyorum (kemik, boynuz ya da abanozdan satan yer biliyorsanız : emrecetinblog.com@gmail.com adresine mail lütfen).

Peki zihgir ne? Okçulukta kullanılan yüzük.

**

Bunun gibi bir çok zanaat kayboluyor. Bakırcılık, cam sanatları bilinenler ama onlarda dahi gerileme var. Eskişehir’de şanslıyız, cam sanatları ile ilgili yerler mevcut. Turistik yerler. Yine de sorunlar mevcut.

Haliyle ne yapılmalı? Evet: Türk Zanaatleri Enstitüsü gibi bir şey şart. Bilgiyle, teoriyle verilmeli kültür. Dünyaya pazarlanmalı yine…

**

Hem sanat hem zanaat alanlarında ortaokuldan itibaren okulda eğitilmeleri gerek. Çekirdekten yetişmeleri gerek.

 

5- Kültür

Kültür, neden-sonuç ilişkisiyle anlatılmalı. Divan edebiyatı falan demeyeceğim. Çok basit bir örnek vereyim:

Bilgisayar çağı ile birlikte çocuklar dışarıda oynamıyor. Ben, sokakta oynayan son, bilgisayarla oynayan ilk nesilim. Sokakta taso da oynadım, miskette. Misket oyunu, geleneksel bir oyundur. Peki okçulukla ilgisi olduğunu söylesem?

Ne ilgisi mi var? Serdar Kılıç anlatsın:

**

Türk Strateji Oyunu: Mangala

Yine bu yıla kadar bilmediğim ve bu yüzden utanç duyduğum bir şey… Mangala oyunu. Satrancı severim, oynarım. Tavlayı da severim ve oynarım. Peki Mangala’yı neden bilmiyoruz? Neden oynamıyoruz?

Mangala, Türk kültür öğelerini içinde barındıran bir oyun. Baba ocağı, askeri hamleler, “çift başlılık”… Türklerde bu tarz askeri ve yönetim kültürleri çocuklara oyunlarla oynatılamaz mı? Oynatılabilir.

Önce bilmek gerek. Öğrenmek, öğretmek ve üretmek gerek. Mangala ile ilgili eşyaları satan yerler yeni yeni türemeye başladı.

Mangala nedir? Buyrun:

 

**

Mendil kapmaca, seksek, bezirgân başı, misket gibi oyunlardan tutun; Mangala, Gökbörü, Cirit gibi oyunlar, güreş gibi sporlar ve dahası oynanmalı. İlkokul ve ortaokulda çocuklara öğretilmeli. Bunlar işlenmeli.

Ve ne açılmalı? Türk oyunları akademisi!

 

Sözde Değil Özde Olun!

Sadece Osmanlıcılara söylemiyorum, Atatürkçülere ve milliyetçilere de söylüyorum çünkü aynı hataları sizler de yapıyorsunuz. Milliyetçilik diğer kültürlere aşağılamak demek değildir. Türklüğü, Osmanlıyı ve/veya Atatürk’ü sevmek; diğer şeyleri alçaltmak demek değildir.

Sevdiğiniz, takip ettiğiniz konularda kendinizi geliştirin. Okuyun öncelikle. Bilgi sahibi olun.

Akademisyen ve bu tarz uzmanlar ise Türk kültürünü, Atatürk dönemini ya da Osmanlı dönemini araştırıp bir sürü belge, araştırma yapabilir ve bunları kullanabiliriz.

Ne yazık ki bizim halkımız sözel olarak destekliyor. Örneğin Fatih Sultan Mehmed’in Avrupa kültürüne duyduğu hayranlığı bilmezler. Şu anda kendilerine neo-Osmanlıcı diyen insanlar, o dönemde Fatih Sultan Mehmed’i eleştirirdi muhtemelen, nasıl Atatürk’ü eleştiriyorlarsa…

Fes ilk kez geldiğinde, sultana tepki vardı. Gavur işi deniyordu. Fes yasaklanınca, Atatürk’e yine tepki geldi. Şapka gavur işi denildi. Haliyle böyle durumlardan kaçınmamız gerek.

**

İşi boş milliyetçilik yapmamak gerek. Başka kültürleri, kökenleri, medeniyetleri aşağılamamak gerek. Biz, kendi kültürümüzü, tarihimizi, dilimizi öğrenmeliyiz; sahip çıkmalıyız ve çocuklarımıza öğretmeliyiz. Fazlasıyla zengin tarihimiz ve kültürümüz var.

En basitinden eğer Amerika’da, gemilerin kızaklarla karadan yürütülme hikayesi olsaydı, şu an Batman’de bile görüyor olurduk bu tarz şeyleri propaganda malzemesi olarak. Biz ise elimizde olan Ebru sanatını, Nakkaş sanatını falan dizi ve filmlerde kullanmaktan aciziz. Başrol, 10-15 bölümde bir Ebru yapsa ne olur? Ya da Tezhib sanatının işlendiği kitapları okusa? Ne olur zihgir taksa?

Kültür böyle böyle işlenir arkadaşlar. Bunun dışında bilinçsiz ve bilgisiz; kuru sıkı milliyetçilikten, kuru sıkı Atatürkçülükten, kuru sıkı Osmanlıcılıktan ne size hayır gelir ne de savunduğunu görüşlere…

Gelin takip ettiğimiz değerlerin içini dolduralım. Önce öğrenelim, sonra öğretelim. Ben Göktürkçe Türk yazısını, Osmanlı Tuğrasını, Atatürk imzasını yanyana gururla taşırım. Bütün dönemleri de elimden geldiği kadar öğrenmeye çalışıyorum.

Aman diyeyim, içi boş tartışmalardan uzak kalın. Okuyun, araştırın, sevgiyle kalın…