Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bugünlerde, özellikle devlet kurumunun bu denli çöktüğü ve dünyanın binbir çeşit ülkesinin üzerimizde çeşitli oyunlar oynadığı dönemlerde; Atatürk’ün devleti kurmasının, Osmanlı’nın kabul ettiği o Sevr’i yırtıp atıp, Lozan’ı imzalamasının ne anlama geldiğini bir kez daha düşünmek gerek.

Antlaşmanın İngilizcesini Birleşik Krallık sayfasından bulabilirsiniz [buraçta]. Küfür etmek istemiyorum ancak, bizim ülkemizde Sevr ve Lozan gibi antlaşmaların yanı sıra, diğer antlaşmaları yayınlayacak bir bakanlık yok mu? Yok anlaşılan yada ben bulamadım. Bakanlığı geçtim, devlet birilerinin oyuncağı olmuş, bari kurumlar verseydi.

Adamların bütün antlaşmalarını treaties.fco.gov.uk adresinden araştırabilirsiniz. Bakın diplomasi, teknoloji, milli bilinç konularında kurumsallaşmamız ve düzgün işler yapmamız gerek. Neyse… Ben indirdim, Türkçesi denileni de buldum ve kontrol ettiğim kadarıyla 3 aşağı 5 yukarı aynı.

433 maddelik Sevr Antlaşmasının : İngilizcesi (Serves), ve kim tarafından yayınlandı bilemiyorum ama, Türkçesi (Sevr)

**

Bakın neden Sevr’e tekrar bakalım, önemli diyorum? Alttaki resmi (antlaşma içeriğini) göreceksiniz. Ne yazıyor?

Boğazlar, Kürdistan, İzmir (Smyrna), Yunanistan-Ermenistan..
Azınlık haklarını koruma,
Askeri (hava,deniz,kara) koşulları tartışılan antlaşmada bugüne benzerlikler var mı? Örneğin Çözüm Süreci ile azınlık haklarını konuşuyoruz, peki o dönemde neler denmiş?

Bakacağız…

 

sevr antlaşma maddeleri

***

Antlaşma; Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya ve Ermenistan, Yunanistan, Belçika, Hicaz, Polonya, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven devleti, Çekoslovakya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanmıştır.

 

Türkiye’nin Sınırları

Güzelce belirlemişler… Sınırları çizmişler.. Madde 32’de de şöyle demişler:

Özellikle, Osmanlı Hükümeti, Sınırlandırma Komisyonlarının görevlerinin yerine getirilmesinde, Başlıca Müttefik Devletlere, gerekli görecekleri teknik personel yardımında bulunmayı yükümlenir.

 

Siyasi Sınırlar

Gelelim ilginç bölümlere…

Madde 36:

Majesteleri İstanbul’da oturabilir, İstanbul’u başkent olarak gösterebilir.

Bununla birlikte; Türkiye özellikle soy, din ve dil azınlıklarının haklarına dürüst bir biçimde saygı göstermekte kusur ederse, Müttefik Devletler, yukarıda belirtilen hükmü değiştirme hakkını saklı tutar.

Madde 37: Boğazlardan her türlü geminin (askeri, ticari vs) geliş-gidişine izin verilecek.

 

Bölüm 3 – Kürdistan

Madde 62:

Fırat’ın doğusunda, ileride saptanacak Ermenistan’ın güneyinde, Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgelerin yerel özerkliğini İngiliz, Fransız ve İtalyan hükümetlerinin her birinin atadığı 3 üyeden oluşan bir komisyon hazırlayacaktır.

Ne diyor yani? Kelle sayısı önemli. 40 çocuklu insanları şimdi anladınız mı?

Buraya Dikkat İşte federasyon ve özerklik neden tehlikeli:

Madde 64:

Bu antlaşmanın yürürlüğe konulduğundan 1 yıl sonra 62. maddede belirtilen Kürtler, bu bölgelerdeki nüfusun çoğunluğunun Türkiye’den bağımsız olmak istediklerini kanıtlayarak Milletler Cemiyeti Konseyine başvururlarsa ve Konsey bu nüfusun bağımsızlığa yetenekli olduğu görüşüne varırsa ve bu bağımsızlığı onlara tanımayı Türkiye’ye salık verirse, Türkiye, bu tavsiyeye uymayı ve bu bölgeler üzerinde bütün haklarından ve sıfatlarından vazgeçmeyi ŞİMDİDEN YÜKÜMLENİR.

Bu vazgeçme gerçekleşirse ve gerçekleşeceği zaman, Kürdistan’ın şimdiye dek Musul ilinde kalmış kesiminde oturan Kürtlerin, bu bağımsız Kürt devletine kendi istekleriyle katılmalarına, başlıca Müttefik Devletlerce hiçbir karşı çıkışta bulunulmayacaktır.

Yaniii?

Yıllardır diyoruz; “TÜRKiye”ye içinde Türk geçtiği için söz söyleyenler, KÜRDistan kurma hayalinde. Ne diyor biliyor musunuz?

Nüfusun içinde kim olursa olsun, eğer bölgedeki Kürtler, nüfus olarak çoğunluktaysa ve bağımsız olmak isterlerse; ki burada kanıtlama referandum gibi bir şey ile olacak, Milletler Cemiyeti’ne başvuracak.

Bakın yeni anayasa olursa (ki söylem bir kaç ay içinde gelir), federasyon yani özerk bölgeler çıkacak. Sonra Kürtlerin çoğunlukta olduğu özerk bölgeler olacak. Şu anda referandum yapılsa merkezi yönetim olduğu için farklı çıkar, federasyon yapılsa farklı çıkar… Haliyle yukarıdaki sisteme bizi sokacaklar. Önce federasyon, sonra özerklik, ardından Kürdistan.

**

Diğer Bölgeler

Bakın şimdi çıkıp İzmir’e gitmek ne kadar kolay değil mi? Ancak o zaman böyle değildi. Köşe başı yabancı asker durdururup kimlik sorardı. Sonra bunu karara bağladılar. İnce ince belirlediler…  İşte bir kısmı:

Sadece İzmir’i değil, bütün sınırları ve ve uygulanışları böyle anlatmışlar.. 433 madde, en ufak esnetme payı yok.

İzmir

 

izmir sevr sıınır

**

Madde 69:

İzmir kenti, 66. maddede tanımlanan topraklar Osmanlı egemenliği altında kalmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye, İzmir kenti ile sözü edilen topraklar üzerindeki egemenlik haklarının kullanımını Yunanistan’a aktaracaktır. Bu egemenliğin simgesi olmak üzere Osmanlı bayrağı kentin dışındaki bir kaleye sürekli olarak çekilecektir. Bu kale, başlıca Müttefik Devletlerce saptanacaktır.

Yani ne denebilir ki? Görünürde Osmanlının… Fakat kullanım hakları Yunanistanın. Osmanlı bayrağının çekileceği kaleyi bile Başlıca Müttefik Devletler söylüyor.

Madde70:

Yunan Hükümeti, İzmir kentiyle 66. maddede belirtilen toprakların yönetiminden sorumlu olacak ve bu yönetimi özel olarak bu amaçla atayacağı bir görevlilier kurulunca yürütecektir.

Madde 71:

Yunan Hükümeti, İzmir kentiyle 66. maddede tanımlanan topraklarda kamu düzeninin ve güvenliğinin korunması için gerekli askeri kuvvetleri bulundurma hakkına sahip olacaktır.

Madde 72:

Soy, dil ve din azınlıklarını da içeren ve halkın bütün kesimlerinin oransal temsilini sağlayacak nitelikte bir seçim sistemiyle, yerel bir Parlamento kurulacaktır.

Madde 73:

Yunan yönetimi ile yerel Parlamento arasındaki ilişkiler adı geçen yönetimce, Yunan Anayasası ilkelerine uygun düşecek biçimde düzenlenecektir.

 

Yani? Bence yanilik bir şey yok, adamlar bildiğin talan etmiş. Yani bizim bazı dangalAKlarımız çıkıp “bak yönetim Osmanlıda” diye savunması için pay bırakılmış resmen. Politikadan anlamayan asalAKlar egemenlik ile yönetim haklarını anlamadan, liderlerinin söylediklerini kabullenip “yahu yönetim hakkı bizde beee” diyecek.

Ki İstanbul için aynı şey planlanıyor. Önümüzdeki yıllarda İstanbul’da Hristiyan mezhepleri için Vatikan benzeri bir özerk bölge isteyecekler. Fakat yeni anayasa gerek. Yeni anayasa gelince başta Kürt bölgeleri, sonrasında İStanbul’daki azınlık bölgeleri (evet Suriyeliler dahil) ve bir çok sorunla, özerklik sorunlarıyla boğuşacağız.

Geri kalan maddelerde bu bölgede zorunlu askerlik uygulanmamasından, limanların denetimine kadar her şey yazılmış… İsteyen okur.

**

Madde 88:

türkiye, öteki Müttefik Devletlerinin yapmış oldukları gibi, Ermenistan’ı özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanıdığını bildirir.

Madde 89:

Türkiye ile Ermenistan da, Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis illerinde; Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın saptanması işini amerika Birleşik Devletleri Başkanının hakemliğine sunmayı ve bu konudaki kararlarını olduğu kadar, Ermenistan’ın denize çıkış ile sözü geçen sınıra bitişik bütün Osmanlı topraklarının askerleştirilmesine ilişkin ileri sürebileceği bütün hükümleri kabul etmeyi kararlaştırmışlardır.

Amerika ile Ermenistan neden bu kadar sıkı ilişkilerde? Amerika-Gürcistan (ve ABD’nin müttefiği Avrupa Birliği’ne bakınca); Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun dışında, Rusya nedenli bir Kafkasya bölgesi sevgisi olduğu anlaşılıyor…

Madde 90’da, bu bölge Ermensitan’a verilirse, Türkiye kabul eder falan filan diyor.

**

Suriye-Irak-Filistin

Madde 94:

Kısaca yazayım; Suriye ile Mezopotamya’nın bağımsız devlet olarak geçici tanınmasında karara varılmış ve toprak çizgisini saptayacak komisyon üyeleri şöyle olacak: Fransa, İngiltere ve İtalya 3’er üye gönderirken, Türkiye 1 üye gönderecek. Yani usûleten.

Daha cinliğini söyleyeyim; bu karar alındığında Türkiye orada mıydı? Var mıydı? Vardı. Tamam. İşte psikolojik baskı ve politik ayak oyunları.

Madde 95:

Başlıca Müttefik Devletler, Filistin’in yönetimini sözü edilen devletlerce seçilecek bir Mandatere vermeyi kararlaştırmışlardır. Mandater, Yahudi halkı için Filistin’de bir ulusal yurt kurulmasından yana İngiliz Hükümetince daha önce 2 Kasım 1917’de açıklanan ve öteki Müttefik Devletlerce kabul edilen bildirinin uygulanmasından sorumlu olacaktır.

Mısır

Madde 101:

Türkiye, Mısır’daki ve Mısır üzerindeki bütün haklarından vazgeçer.

Madde 102:

Mısır’a yerleştirilenler, Mısır uyruğu hakkını alacak ve Osmanlı uyruğunu yitireceklerdir.

KKTC’nin de sonunu böyle bir çözüm bekliyor. Hoş Kıbrıs Türklerinin zaten Avrupa Birliği amacıyla Türk kimliğinden vazgeçtiğini biliyoruz da…

Madde 107:

Mısır uyruklarının, yurtdışında, İngiltere’nin diplomasi ve konsolosluk korumasına hakları olacaktır.

İşte Mısır’ı o zaman İngiltere korudu, Mısır’ın şimdiki hali ortada. Kıbrıs ise garantör İngiltere ve Avrupa Birliği’ne güvenerek barış antlaşmasını Türkiye’den uzaklaşıp Avrupa eksenine çekmeye çalışıyor… E zaman çok güzel bir olgu.

Madde 110:

Mısır’da Osmanlı Hükümetine ait bütün taşınır ve tşaınmaz mallar, karşılığı ödenmeksizin Mısır Hükümetine geçecektir.

Sen devlet olarak yıllarını ver, güçsüzleştiğin ve İngiltere’nin işine yaramadığın anda başına gelenlere bak.

**

Sevr Kıbrıs

**

Askeri Maddeler

Madde 152:

Türkiye’nin bulundurabileceği kara kuvvetleri yalnız şunlar olacaktır:
1- Padişahın özel koruma birliği,
2- İçeride düzen ve güvenliği sağlamakla ve azınlıkların korunmasını güvence altına almakta görevli, jandarma birlikleri.
3- Önemli karışıklık durumunda, jandarma birliklerini destekleyecek ve gerektiğinde sınırların denetlenmesini sağlayacak özel birlikler.

Madde 154:

Padişahın özel koruma birliği bir kurmay kurulu ile, personel sayısı, subay ve er olarak, 700’ü geçmeyecej yaya ve atlı birliklerden kurulacaktır.

Madde 155:

152. maddenin 2. ve 3. fıkralarında sayılan kuvvetlerin toplam personeli, kurmay kurulları, subaylar, eğitim personeli ve donatım birliklerini de kapsamak üzere 50 bin kişiyi geçmeyecektir!

Madde 156: (kısaca) azınlık haklarını korumak ve olayları bastırmakla yükümlü jandarma birlikleri de 35 bini geçmeyecek.

 

serv birlik sayıları

 

Madde 165:

Osmanlı kara kuvvetleri gelecekte yalnızca gönüllü olarak askere yazılanlardan kurulacaktır. Askere yazılma, soy ve din ayrılığı gözetilmeksizin, Osmanlı Devletinin bütün uyruklarına eşit olarak açık bulunacaktır.

Madde 166: AStsubay ve erlerin görev süresi 12 ay olacaktır.

Madde 174:

Silahlar, cephane, savaş araçları ve gereçleri ile uçaklar ve her çeşit uçak parçaları yapımı ancak, 200. Maddede öngörülen müttefikler arası komisyonun izin vereceği fabrika ve kurumlarda yapılabilir.

Madde 175:

Türkiye’ye her çeşit silah, cephane ile savaç araçları ve gereçleri, uçaklar ve uçak parçaları getirilmesi (kısaca dışalım-ithalat); 200. maddede öngörülen komisyonun özel izni olmadıkça, kesinlikle yasaktır.
Aynı biçimde yabancı ülkelere gönderilmek üzere her çeşit silah, cephane ile savaç araçları ve gereçleri yapımı ve bunların dışsatımı (ihracat) da yasaktır.

 

sevr cephane miktarı

 

Madde 184:

Ticaret amacıyla kullanılmak üzere yapımı bitirilebilecek su üstü gemileri dışında, şu sırada Türkiye’de yapılmakta olan -denizaltılar dahil- bütün gemiler yok edilecektir.

**!! Belirtmem gerek: Türkiye Cumhuriyeti döneminde, Atatürk öldükten sonra donanmaya ve Atatürk ile ilgili olan gemilere yapılanlara bakmak için Yılmaz Özdil’in “Evin Direği” yazısını mutlaka okuyun.

**

Madde 191:

Türkiye’nin askeri kuvvetlerinde hiçbir kara ya da deniz, hava kuvveti bulunmayacaktır.

*******

YETER!

Buradan sonra okuyup, yazmaya dayanamadım. Neden şimdiye kadar bu antlaşmanın maddelerini okumadım diye sorguluyorum.

Adamlar bütün her şeyi en ufak detaylarına kadar yazmış. HER ŞEYİ! Bir ülkenin sömürgeleştirilmesi, yüzyıllardır savaştıkları devletin diz çöktürülmesini resmen ince hesaplarla; keyfini çıkartarak hazırlamışlar.

Ben size maddelerini vereceğim, hangi başlıklar var, siz Türkçe yada İngilizcesinden okursunuz.

Dikkat edin, alttaki maddelerin hepsi, Osmanlının, Müttefik kuvvetlerince sömürgeleştirilmesini garanti ediyor. Bir hukuçu değilim fakat Osmanlının bu antlaşmada söz hakkı olmadığını anlamak için hukukçu olmaya da gerek yok sanırım.

Bölüm 3 : Politik Maddeler

(sınırlar, yönetim vs)

  1. İstanbul
  2. Boğazlar
  3. Kürdistan
  4. İzmir
  5. Yunanistan
  6. Ermenistan
  7. Suriye, Mezopotamya, Filistin
  8. Hicaz
  9. Mısır, Sudan, Kıbrıs
  10. Fas, Tunus
  11. Libya ve Ege Adaları
  12. Uyruk/millet (Nationality)
  13. Genel hükümler

Bölüm 4: Koruma ve Azınlık

  • Azınlıklıkları koruma

Bölüm 5: Kara, Deniz ve Hava Maddeleri

  1. Askeri Maddeler
    1- Genel maddeler
    2- Hazır kuvvet, organizasyon yapısı ve Türk kuvvetleri 3-kurmay Heyeti
    4- Askere Alma
    5- Okul, Eğitim Kurumları, Askeri Kurum ve Birlikler
    6- Gümrükçüler, Yerel Kent ve Kır Polisi, Orman 7-Bekçileri
    8- Berkitilmiş Yerler (Tahkimat)
    9- Boğazların Özgürlüğünün Korunması
  2. Deniz Kuvvetleri
  3. Hava Kuvvetleri
  4. Müttefikler Arası Denetleme ve Örgütleme Komisyonları
  5. Genel Hükümler

 

Bölüm 6: Savaş Tutsakları ve Mezerlıklar

  1. Savaş Tutsakları
  2. Mezarlıklar

 

Bölüm 7: Yaptırımlar (Cezalar)

Bölüm 8: Finansal Maddeler (Mali Hükümler)

Buraları ilginç, yazmadım aslında fakat her türlü kaybın ödeneceğini falan kabul ettiriyorlar tabi ki. Fakat karşılayacak gücümüz yok. Ne diyorlar?

Madde 231:

(kısaca) Topraklar alındığı için, tüm ödeme isteklerinden vazgeçilmiştir.

**

Ayrıca bütün denetlemeler, bütün yeni kararlar falan komisyon izinleri ve denetlemelerine tabi. Yani ekonomik alanda özgürlük yok, çünkü ekonomik özgürlük = bağımsızlık.

Bölüm 9: Ekonomik Hükümler

  1. Ticaret İlişkileri
  2. Ekonomik antlaşmalar
  3. Sanayi Mülkiyeti
  4. Mallar, Haklar ve Çıkarlar
  5. Sözleşmeler Süre Aşımları ve Mahkeme Kararları
  6. Ortaklar ve Ayrıcalıklar
  7. Genel Hükümler

Bölüm 10: Hava Ulaşımı

Bölüm 11: Limanlar, Su Yolları ve Demiryolları

(Burada özelleştirilenlerin hepsini, Atatürk ardından teker teker geri alacaktır)

  1. Genel Hükümler
  2. Deniz Ulaşımı
    1- Deniz Ulaşımı Özgürlüğü
    2-Uluslararası Önemi Olan Limanlar
    3- Meriç ve Tuna’ya ilişkin hükümler
    4- Kimi Devletlere Bir Takım Limanları Kullanma Hakkını Tanıyan Hükümler
  3. Demiryolları
    1- Uluslarası Taşımaya İlişkin Hükümler
    2- Vagonlar ve Yük Vagonları
    3- Demiryolu Hatlarının Başkasına Geçirilmesi (Örneğin Madde 360: Osmanlı Hükümeti, Hicaz demiryolunda sahip olduğu tüm haklardan vazgeçtiğini ve ilgili Hükümetlerce bunun işletilmesi ve bu demiryolu için kullanılan malların bölüştürülmesi için yapılan bütün düzenlemeleri kabul ettiğini bildirir).
    4- Demiryollarının İşletilmesine İlişkin Düzenlemeler
  4. Çeşitli Konular
    1- Sular Rejimi (Kanalizasyon, su borusu vs)
    2- Telgraf ve telefonlar
    3- Denizaltı Kabloları
    4- Birtakım Yürütme Önlemlerine İlişkin Hükümler
  5. Anlaşmazlıkların Çözümü ve Sürekli Hükümlerin Yeniden Gözden Geçirilmesi
  6. Özel Hükümler

Bölüm 12: Çalışma

  1. İşgücü Örgütlenmesi
    1- Örgüt
    2- İşleyiş
    3- Genel Hükümler
    4- Almanya ile Yapılan Geçici Önlemler
  2. Genel İlkeler

Bölüm 12: Çeşitli Hükümler

**

Savaştan Önce Osmanlı Borcu (5 Kasım 1914)

osmanlı borcu 1

osmanlı borcu 2

osmanlı borcu 3

**

Böyle Bir Ülke Düşünün!

  • Borç içinde,
  • Toprakları işgal edilmiş,
  • Kendi topraklarında asker sayısı ve izni itilaf devletleri komisyonunca belirleniyor,
  • Bayrağını hangi kaleye çekeceği yine komisyonca belirleniyor,
  • Demiryollarına el konulmuş,
  • Haberleşme ağları çökmüş,
  • Padişah İstanbul’da, halktan kopuk şekilde yaşıyor ve İtilaf Devletleri isterse bu hakkı da alır.
  • Boğazlarda kontrol yok,
  • Komisyonlarda göstermelik 1-2 temsilci var o kadar!

Sonra biri çıkıyor…
Doğuda Ermenileri,
Güney Doğuda İngilizleri,
Güneyde Fransız ve İtalyanları,
Batıda Yunanları,
Boğazlarda hepsini TEMİZLİYOR ve kelimenin tam anlamıyla, denize dökülüyorlar, kaçarken boğuluyorlar…

Yunanlar gelip, yakıp yıktıkları İzmir’den denize dökülüyor. Yığınlar halinde…

Derken aynı dönemlerde;
– İngilizler tarafından doğudaki Kürt kökenli vatandaşları kışkırtmak için kurulmuş olan “Kürt teali Cemiyetine” üye olan Şeyh Said ve Saidi Nursi, gerekli işlemleri başlatıyordu.
– Bu dış güçlerle savaşan Atatürk için, İskipli Atif Hoca gibi, “İngiliz Muhipler Cemiyeti” üyesi hocalar “katli vaciptir” fetvaları yayınlıyordu.
– Osmanlı hükümeti, idam fermanları çıkartıyordu…

Atatürk hepsini perişan etti. Sürekli hastalanmasına, soğuğa, yoksulluğa, açlığa rağmen hepsini bu ülkeden defetti. El konulan Boğazları, demiryollarını, TOPRAKLARI aldı. Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Bize bu vatanı bıraktı.

Bugün AKP’nin özelleştirerek yine İngiliz, Fransız, Arap, Amerikan şirketlerine sattığı kurumları kurup, çalıştırıp üreterek kapatmıştı o borçları. Bugün satılan toprakları savaşarak, kanla kazanmıştı Atatürk ve silah arkadaşları.

Bu millet Atatürk’e güvendi, Atatürk ile birlikte savaştı. Kazandı, kendisinin oldu. Sonra birileri, ülke üzerinde çeşitli oyunlar oynamaya; iktidar ve muhalefet içine adamlar yerleştirmeye, farklı kararlar aldırtmaya başladı.

Bknz: Yeni Türkiye: Yurtdışı Destekli Topluluklar ve Özel Amaçlı TV Programları

**

Bu böyle gitmez. Balkan ve Arap yardımadasında başta İngilizler olmak üzere zamanın İtilaf devletleri yine bir olarak KKTC ve Doğuda yine oyunlar oynuyor; ülkenin yönetimini iktidardan ele geçiriyor. Cemaatler, kuruplar, özel STK’lar ile kararlar çıkartıyor, ortalığı karıştırıyor. Aldırttığı özel kararlar sonucunda etkilenen etnik, mezhepsel ve dinsel azınlıkları kaşıyor, cesaretlendiriyor, yardım ediyor. Kıbrıs ve Doğu’da dahil!

Fakat bilmeliler ki; Türkiye Cumhuriyeti taze bir ülke olsa da, ardı binlerce yıllık Osmanlı’ya, Selçuklu’ya, Uygur, Avar, Hun imparatorluklarına VE GÖKTÜRKLERE dayanır!

Binlerce yıllık devlet geleneğimiz var, sağduyumuz var. Türkler olarak çok şey gördük, çok şey yaşadık ve DNA ile, genler ile gelecek kuşaklara aktarıldı. Sizin oyunlarınız bize tutmadı, tutmayacak.

Birinci Kurtuluş Savaşı ile dış düşmanlardan temizlendik.
İkinci Kurtuluş Savavaşı olacak ve Türkiye’nin yüzüne gülüp, ardından iş çeviren, içte hain yetiştirenlerden ve içteki hainlerden kurtulacaktır.

Getirdiğiniz iktdar,
aldırdığınız kararlar,
kararlardan etkilenen azınlıkları örgütlemeniz,
medyayı elinde tutmanız…

Zamanı geldiğinde hiçbiri yardımcı olmayacak; Sevr nasıl yırtılıp atıldıysa, şimdiki planlarınız da yırtılıp atılacak. Bu millet binlerce yıldır nice kağanlar yetiştirdi ve zor durumlarda yetiştirmeye de devam edecektir.

BU TOPRAKLARDAN VE BU BÖLGELERDEN ELİNİZİ ÇEKECEKSİNİZ!

Başta neo-Osmanlıcılar olmak üzere, birilerinin gücüyle iktidara gelenler, STK yönetenler, bu güçlere bağlı işadamı, akademisyen, gazeteci kim varsa iyi bilmeli!

Planlar bozulacak, hiçbir şey istediğiniz gibi olmayacak. Hepinizden kurtulacağımız günler yakın. Siz 2050’ye kadar Türkiye’yi şekillendirmeye çalışacaksınız fakat en fazla 10 yılınız var.

2030’dan sonra geleceğim. Bu millet tekrar kontorlü eline alacak, önce bu topraklardan, sonra bu bölgeden defedileceksiniz. 1938’de yarım kalan politika ve kalkınma; yeni yüzyılın getirdiği teknikler, bilgi ve birikimle daha hızlı ve daha güçlü şekilde olacak!

Devrim, kaldığı yerden devam edecek, Türkiye ve Türkler; tekrar korkulu rüyanız haline gelecektir.

Herkesin haritaları önümüze koyduğu bir dönemde bende size 1-2 harita koyayım:

1920 Misak-ı Milli Haritası

Türk Dünyası ve Türk devletleri haritası (Türklerin ataları)

Türk Dünyası Harita

Kaydet

Kaydet