Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Ankara saldırıları… Bombalar, doğuda operasyonlar, ölümler, kan, göz yaşı…

Peki her şey tesadüf mü?

Örneğin dizilerde silahların, kavgaların olması,
Yarışmaların rekabeti abartıp “arkadaşını satan”  duruma gelmesi,
Evlilik prgoramlarında dahi kavga, gürültü…

Zaten kavga gürültü apayrı bir şey. Her dizide, yarışmada, her programda tartışma, kavga, silah, gürültü…
İnsanlarımız kobay gibi bir deneyin parçası mı?
Yeşil Çam’da aşk, sevgi, dostluk, iyilik işlenirken; günümüzde her şeyin kavga, tartışma, öfke, nefrete dönmesi şaşkınlık verici değil mi?
Yengesiyle, abisinin eski kız arkadaşıyla birlikte olanlar. Evliyken, zorla evlendiği için başka erkekle zaman geçirenler…

**

Seni Buna Alıştırdılar

1999’da Öcalan’ın yakalanmasından sonra terör neredeyse bitmişti. 2000,2001, 2002’de yok denecek kadar azdı[1]. Peki sonra ne oldu? Neden teröristle müzakere ettiler? Neden terörist başıyla devlet görevlileri görüşüp süreç başlattı?

Peki neden son 6-8 senedir televizyon programları, diziler ve yarışmalar bu derece acımasız oldu? Altında nedenler mi var?

Bakın Banu Avar bu konuda ne diyor:

**

Haliyle Bu Ortamlar İçin Hazırlandık

Suç arttı; taciz, tecavüz, hırsızlık, gasp, küfür, ahlaksızlık, trafik kurallarına uymama… Neden? İşte bu yüzden.

Alıştırılıyoruz. Kültür bozulması için, millet bağının zayıflatılması için… Başkanlık için, özerklik için..

Biraz uyanın be kardeşim, izlemeyin şöyle aptalca programları!

**

Bahsettiği yazısı [2]:

Toplantının ardından büyük bir telaşla arkadaşlarının yanından ayrılıyor.. Giderken ‘Survivor başlayacak. Acelem var! Yeah!’ diyor.

Böylece uzun zamandır yazmak isteyip bir türlü vakit bulamadığım Survivor’ın sırası geliyor…
*-*-*

Dünyada onlarca milyon kişi interaktif tv oyunları izliyor…

Son 10 yılda ekranlara damga vuran “REALİTY Show”lar aslında toplumda ‘algı yönetimi’ sağlıyor. Survivor 1997’den beri ortalığı kasıp kavuruyor. Fikir İngiliz Charlie Parsons’a ait… Şimdi İngiltere’nin en zengin medya figürlerinden biri. Hayat arkadaşı ve ortağı Lord Vahid Ali.

Lord Ali İngiltere İşçi Partisi’nde ve Lordlar Kamarası mensubu. Gay hakları konusundaki çıkışlarıyla ünlü, medya devi Rupert Murdoch’un kızıyla ortak, İngiltere’nin mülti milyarder medya baronu. Lordlar Kamarası’nda bir dönemTony Blair’in temsilcisi oldu.

Survivor yapımcısı Mark Burnett yine İngiltere doğumlu. 17 yaşında İngiliz ordusuna katıldı. Kuzey irlanda ve Falkland savaşında İngiliz paraşüt birliğinde yeraldı 22 yaşında Amerikaya göç etti. Beverly Hills’de şöför ve güvenlik elemanı olarak çalıştı. Şimdi dünyanın en zengin yapımcısı.

Time dergisi tarafından ‘Dünyanın En etkili Şahısları’ listesinde yeraldı. Hemen her yıl bir Emmy ödülü kazandı… Küresel sermaye ve uzantılarının en gözde adamı.

Survivor’ın ana fikri: ‘Hayatta kalmanın tek şartı var: Kazanmak isteyen her şeyi yapar, herkesi harcar!’ dır.

Bu kapitalizmin de ana kuralıdır.

Kapitalizm orman kanunudur. Güçlü olan öbürlerini yok eder. Kural budur!

Bunun için ekonomiyi, siyasi mekanizmaları, silahlı gücü, bilimi ve medyayı kullanır.

Soğuk savaş döneminde propaganda araçlarının, ve medyanın kullanımını konu alan binlerce calışma vardır.

Amerikalı bilim adamları ‘yeni dünya düzenine’ geçmek için, işgal kadar ‘kültürel üstünlük yaymanın farz olduğunu’ söylemişlerdir. Buna göre ‘uluslar arası piyasalar genişleyecek, ideolojik taarruz buna eşlik edecektir’..

İdeolojik taarruz!

İdeolojik taarruzun en önemli araçları eğitim ve medyadır. Medyanın en etkili dalı görsel olandır.

Görsel medyanın toplum şekillendirmesinde önemli rolü vardır.. Algı değişimini en kolay yoldan sinema ve tv yapmaktadır.

Algı yönetimi, ‘görünmez’ bir süreçtir ve ideolojik taarruzun en önemli ilkesidir.

Amerikalı antropolog Nader, söyle der: ‘Görünmez faktör, kontrol süreçlerinin ve mekanizmalarının toplamıdır. Görünmezlik zihinlerin sömürgeleştirilmesi yoluyla başarılmaktadır!Buna göre yanlış olan, doğru görünür. .. Düşünülemeyecek davranışlar normalleşir. İtiraz eden bağımsız düşünceliler, kavgacı ‘çatışmacı’ sayılır…’

Toplumlara çeşitli ‘tipolojiler’ dayatılır ve medya vasıtasıyla o tiplemelerle oynanır.

SURVİVOR ya da benzeri tv programları, son 10 yıldır onlarca ülkede milyonlarca kişiyi ‘Yeni Dünya Düzeni’nin toplum mühendisliği için formatlamaktadır.

Küresel sermaye için, ‘Güc’ün silahlı kullanımı (hard power) yanısıra, ‘yumuşak’ kullanımı da (soft power), had safhada önemlidir
*-*-*

Oyun iki takıma ayrılmış yarışmacıların birbirini kırıp dökmesine dayalıdır.. Açlık soğuk, psikolojik gerginlik ortamında en çok direnen parayı ve ödülleri kazanır.. Arkadaşlarına en sinsi davranan parsayı alır..

Oyunun dekorundan, sunucunun tarzına kadar, ekrana ‘yeni dünya düzeni’ kalıpları damga vurmaktadır.

En yakın dostlar birbirine karşı yırtıcı bir mücadeleye girişir ve işin psikolojik boyutu yarışmacıların insani duygularının törpülenmesini gerektirir.. Birer birer elenirler ve kalanlar birbirine karşı diş biler… Oyunlar giderek sinsileşir.

Ekranda ‘yeni dünya düzeni’nin yırtıcı, aktörleri.. vardır. Gelecek çağın duygusuz robotlarını üretmek için mükemmel bir ekran denemesidir Survivor…

Mesela sevecen karakter Pascal Nouma, Survivor’ın Türkiye versiyonunda, ülkemizde belli bir kesimi temsil eden karikatür tiplemelerce kışkırtılınca oyun dışına itilivermiştir.

‘Dobra’ Asena, dobra olmasının bedelini ödemektedir. Yani bu gibi özellikler ‘iyi’ değildir..

Bu gibi oyunlarda kapitalizmin arkadan vurma yöntemleri geçerlidir. Ve o yöntemleri en iyi benimseyenler model olarak gösterilir.

İyi niyetle bu gibi yarışmalara yem olan kişiler, ‘dürüst, insanca değerleri savunan’ bireyler olmayı hedefleyebilirler… Ama unutmasınlar , oyun ‘KÜRESEL’.

Kim küresel ‘jungle’a uygunsa o zirveye gider! Giderler de ne mi olur.. Biraz para, biraz ekran söhretine ulaşır ve yeniden sistemin karanlıklarına dönerler. Survivor iştahla yeni kurbanlarını bekler..

Mark Burnett’in, Charlie Parsons’ın ve eşi Lord Alinin banka hesapları ve Survivor pazarlayan yerel şirketlerin hacmi biraz daha genişler!

Ekrana yapışmış milyonlar her geçen saniye yoksullaşır, ve yokluktan çıkmak için gerekli iradeleri bu ve benzeri medya oyunlarıyla felce uğratılır. !

Genç kardeşlerim, ekranlardan üzerinize boşaltılan algı bozucu yayınlara karşı kalkanlarınızı yükseltin!

Orman kanunlarıyla ‘hayvanlar’ yaşasın biz insanca bir düzen için uğraşalım!
Banu AVAR, 9 Mayıs 2011

Kategori: Genel - Hayat - Politika