Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bugün CNN Türk’te “Ölüm Denizi” isimli özel röportaj vardı. Bir kısmına yetişebildim, ne yazık ki… Şimdi size oradan bazı şeyler anlatacağım.

Söylenecek çok şey var ancak, yorumdan çok bilgileri veriyorum.

Yüzü ve sesi değiştirilerek bu işi yapan bir kişiyle röportaj yapılmış. Bu iş Suriye’den başlıyor Türkiye gibi bir çok ülkedeki ağlara uzanıyor. “Müşteri satanlar” var. Yani yönlendirenler. Bu insanlar günlük 500-600 lira kazanıyor. Tekne sahipleri mültecileri Türkiye’yen Yunanistan’a taşıyor ve günlük 5 bin euro kazanabiliyor diye de ekledi.

Ahşap tekneler, ufak botların kaptanları yine Suriyelilerden seçilip eğitiliyormuş. Adamın çizdiği profil “biz bu işi paranın yanında, insanlara yardım etmek için yapıyoruz” olduğundan; bu tarz şeylere, bot olaylarına falan girmiyoruz diyor.

Bu sığınmacıların yüzde 75’i kadın ve çocuk [1], ve yüzde 53’ü yetişkin değil yani 18 yaş altı [2] (2013 AFAD raporunda %53, röportajda ve bir kaç yerde 55 deniyor).

Yani kadın ve çocuklar ölüm oyununda!

Yunanistan’ın Çirkin Tutumu

Aynı kişi, Yunanistan’ın botları patlattığını söyledi. Hadi canım yalan diyecek varsa;

**

Ayrıca, Yunan sahil güvenliği bu botları kendi teknelerine bağlayıp Türk karasularına sürükleyip bırakıyormuş. Bu konuda Suriye’de uygulandığı gibi sınırı geçen gemilere ateş edilmesi onusunda bir angajman güzel olabilir tabi… Karasularımıza girmeleri ne kadar yasal, tartışma konusu.

Yunanistan’da patlatılan botlar, kayalıklara çarparak patlayan botlar; Türk sınırlarına sürüklenebiliyormuş ve bu botlar yamalanıp tekrardan kullanıma sunuluyor. Tabi fazla yükle birlikte, suda yamalar açılıyor ve batıyor.

Yunanistan’da (tam kelimesi karşı tarafta) 2 STK (sivil toplum kuruluşu) sahil güvenliğin yaptıklarına, botların batmasına karşı önlem alıyor ve mültecileri iyi şekilde ağırlamaya çalışıyormuş.

**

Bu Utanç Bitmeli

O “insan hakları” ile övünülen Avrupa var ya… O Avrupa!!! Kirli teklifle mültecileri nasıl istemediğini gördük. Bu ahlaksız teklifi yapanlarda, kabul edenlerde suçludur. İnsanlık suçu işlediler.

Sadece bunlar değil!

Suriye’de olayları müzakere ile çözmek yerine; Ukrayna ve Gürcistan gibi bir kaç ülkede “renk devrimleri” ile çeşitli yollara başvuranlar, Ortadoğu’da yine benzeri devrimlerle bir şeyler elde etmek istediler. Suriye’de devlete baskı ve yaptırımlarla demokratik adımlar atmak varken, bazı planlar eşliğinde; devlet otoritesini zayıflatarak IŞİD’in türemesine, Suriye hükümetinin daha büyük güç kullanmasına, sınırlarda Kürt kökenli terör örgütlerinin ülkemizi sarmasına göz yumdular.

Bu konuda Batı tartışılmaz suçludur.

Bu suçu ve insanlık ayıbını da Suriye’li mültecilere davranışlarınla pekiştirdiler, üstüne tüy diktiler.

**

Suriye’de savaş biran önce bitirilmeli, bu insanlar yurtlarına döndürülmeli, savaş çocuklarının geleceği ve eğitimi için; normal bir psikolojiye hızla kavuşması için gereken neyse DÜNYA OLARAK gereken yapılmalıdır.

Sahile vuran çocuk bedenlerine artık bir son verin.
Ölen çocuklara son verin.
Çocukların çatışma içinde büyümesine son verin.
Hayallerini, özgürlüklerini geri verin.

Ancak bunları “birilerinin” yapmasını beklersen, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.

Bu işe biz, birleşerek son vereceğiz. BAŞKA YOLU YOK.

Bu insanlık ayıbında hepimizin suçu var.

**

Batının İnsanlık Ayıbı ve Türkiye’nin İnsanlık Dersi

Bu başlığı ekleme ihtiyacı hissettim. Bir haber okudum. Suriyeli mülteciler ve yaşadıkları ile ilgili her şey yürek burkan bir durumda…

Dalga geçer gibi 160 kişiyi havaalanında karşıladıklarını düynaya duyuran Kanada’lılar, Avrupa’ya mültecileri almayıp “insan haklarından bahseden faşistler” bunların hesabını verecek.
Üzerine Türkiye’yi yıllardır barbarlıkla suçladılar.
Bak, 2.5 milyon mülteci var.
Haberde Macar polisinden yediği dayağıda okuyacaksınız.
Yunanistan’da batırılan botları biliyoruz,
Avrupa’nın göbeğinde, sınırlarına geçmeye çalışanlara nasıl gaz atıldığı ve tazyikli suyla geri püskürtüldüklerini de biliyoruz.
**
Evet Türkiye’de de başta sıkıntılar vardı, halk IŞİD’i ve yaşananları görünce yumuşadı. Ancak devlet asla Avrupa’daki kadar vahşi ve sert değildi.
Olmamasını da desteklerim.
Ben de başta mültecilerin bu kadar kolay şehirlere karışmasına karşıydım,
Bir süre kamplarda tutulup, eğitim vs gibi “uyum” süreci gerek diyordum.
Fakat çaresizliklerini görmek mümkün.
Kim ülkesini terk etmek ister?? Hangi durumda?
**
Bu insanlar eğitilebilir, topluma kazandırılabilir.
ÜLKELERİNE GERİ DÖNDÜKLERİNDE, ülkelerinde demokrasiyi ve gelişmişliği canlandırabilir.
Amerika ve Avrupa bunları görerek eğitmek ve savaş sonrasında Suriye’nin kalkınmasındaki paylarını keşfetmek yerine Suriye’de gruplara silah sağlamakla ve Türkiye’ye mültecileri tutması için AHLAKSIZ TEKLİFLER yapmakla meşgul.

Bu insanlık ayıplarınızı yüzyıllarca telafi edemeyeceksiniz.