Başarının sırrı: en az 10 bin saat ve ön hazırlık” başlıklı konumda biraz bahsetmiştim, 2001-2003 yılları civarında satranç oynuyordum. Babam öğretmişti ve başta bolca yenilsem de, önce mahalledeki ve okuldakileri; ardından babamı yenmeyi başarmıştım. Evde bilgisayar vardı ve bilgisayar dergilerinden gelen CD’ler içerisinden satranç programları çıkıyordu. Bu programlarla oynamaya başlamış ve sonunda bu programları yenmeyi ve berabere kalmayı başarmıştım.

Neden bilmiyorum fakat tıpkı çok sevdiğim yüzme gibi, satranç oyununu da yavaş yavaş bıraktım. Fakat aklımda hep iyi oyuncu olduğum vardı.

Yaklaşık 15 yıl sonra tekrar oynamaya başladım. Chess.com ve Lichess.org sitelerinden ücretsiz kayıt olabiliyorsunuz (aralarındaki farklara geleceğim). Kayıt olduğunuzda ortalama 1500 elo (puan) veriliyor. Tabi ilk 10-15 oyun gelen vurdu giden vurdu. Çok basit saklı atakları, şişleri falan göremiyordum. Birden “iyi oynuyorum” düşüncesi yıkıldı tabi ki. Bütün taktikler vs, her şey gitmiş! Sadece taşların nasıl oynandığını, bazı kuralları biliyorum.

**

Tabi ki takıntılı bir insan olarak 4 tane kitabı (Yasser Seirwan’ın “Kazandıran Açılışlar”, “Kazandıran Taktikler”, “Kazandıran Oyunlar”, “Kazandıran Oyunsonları”) internet üzerinden sipariş verdim. Hepsiburada’da 16₺ civarında bir şey idi (indirim vardı). Bunun dışında Satrancın Esasları kitabını da aldım. Fakat kitap isteyenler için önce “Kazandıran Oyun Felsefesi” kitabını öneririm. Ondan sonra açılış, taktik, oyun sonu alınız.

İlk 2 ay, hiç abartısız günün 8-10 saatini satranç ile uğraşarak geçirdim. Odamdaki durum şöyleydi:

**

 

Tabi ki Türkiye’deki satranç kanallarına da baktım ve Satranç Medya isimli kanal, o sırada oynana dünya şampiyonasını da canlı veriyordu. Tabi işler iyice farklı boyuta gitti. İyice zevk almaya başladım (Satranç Medya’dan birileri gelirse; doğrusu zevk almaktır, keyif alınmaz. TDK’ya göre keyif: vücut esenliği, sağlığıdır ve zevk: haz, bir şeyin hoşa gitmesidir. Yani oyundan, yemekten vs keyif değil, zevk alınır, her videoda keyif deniyor, bilginize).

Magnus Carlsen’i tanıtım. Belgeselini izlediğimde (bulmak biraz sıkıntı olabilir), Magnus Carlsen’in öncelikle babası ve ailesini, sonra kendisini tebrik ettim. Çünkü babası, çocuğun yeteneklerini (sayılarla arasının iyi olduğunu) görüp, satranca yönlendiriyor. Çocuğun peşinden sürükleniyor, arabayla oradan oraya turnuvalara gidiyorlar. Magnus Carlsen ise oldukça hırslı biriydi. Üniversite okumamış. Zaten satranç oyuncularının çoğu okumuyor. Varını yoğunu satranca veriyorlar, Avrupa’da turnuvalar kazanarak, oradan gelen parayla hayatlarına devam ediyorlar. Tabi Dünya Şampiyonu ünvanını alında, Magnus Carlsen önemli miktarda parayı da aldı. O da ayrı konu.

Bizzat gördüğüm bir şey vardı; Lichess’te ünvanlıların katıldığı turnuva oluyor (ünvanlar: büyük usta, uluslarası usta, FİDE ustası gibi). Burada Magnus Carlsen arka planda bangır bangır müzik, bongcloud denilen açılışları ünvanlı oyunculara yaparak veya iki atını sürekli çıkıp geri gelerek, alkol de alarak oynadı. Kazandı fakat son 4 oyunu yenemedi, Andrew Tang neredeyse geçecekti (2-3 puan mı ne vardı). Tabi herkes Magnus Carlsen’i eleştirdi. Bir sonraki ünvanlılar turnuvasında ise işi ciddiye aldı ve tozu dumana katarak, en yakın rakibine bile epey fark açtı. Oldukça hırslı yani. Fakat hırs çoğu insanın karakterini bozarken, Magnus Carlsen’de iyi anlamda işliyor.

 

90 Günde Neler Oldu?

Konuya dönecek olursam, ilk başta epey yenilsem ve 800’lerde sürünsem de, sürekli oynayarak devam ettim ve şu an Lichess’te 1240 civarı bir eloya geldim. Fakat chess.com’da fazla oynamadım çünkü chess.com’da 1000’i geçmeye çalışırken, Lichess’te 1500’lük insanın zorladığı seviyede 900 küsürlükler zorluyor. Ya ikisi arasında puan dengesizliği var ya da psikolojik bir şey (1000’i bir kaç kez geçmeye yaklaşmışken 900’lerin başına kadar sürüklenince bıraktım Lichess’ten devam ettim) .

Blogun Twitter adresinden takipçilere duyurdum; seviyeniz ne olursa olsun Lichess.org ve Chess.com’da “ayro26” takma adla oynuyorum. Ekleyebilirsiniz ve gördüğünüz zaman oyun isteği atabilirsiniz. Takipçilerden Burak ve Orhun eklemişti ve herhalde 1 aydır falan sürekli oynuyoruz. Seviyeleri 1700-1800 civarında. Sağolsunlar yenmekten sıkılmadılar, ben de kendimden çok daha güçlü oyuncularla oynayınca kendimi geliştirme fırsatı buldum.

Satranç bir anlamda karakterinizi de yansıtan bir oyun. Hayatım boyunca dikkatsiz oldum. Annem telefonla arayıp ne yapıyorsun dediğinde X sınava çalışıyorum deyince iyi de Y değil mi şeklinde başka sınavım olduğunu söyledi. Ben diretip “yok yok bu” dedim ve sınava gittiğimde gerçekten de yanlış sınav olduğunu gördüm. Bunun gibi yüzlerce dikkatsizlik söyleyebilirim. Derslerde dikkatimi toplamakta zorlanıyorum, normalde dikkatsizlik yapıyorum. Haliyle bu satranca da yansıyor.

Satrançta en büyük sorunum dikkatsizlik. Bir hamle öncesinde “şuradan şiş atabilir” deyip, öyle oynayınca bir hamle sonrasında bambaşka bir şey oynayarak, göz göre göre düşündüğüm atağı yediğim veya taşımı boşta bıraktığım oldu. Dünyaca ünlü ustalar dahi “blunder” denilen dikkatsizliği yapabiliyor fakat benim yaptığım dikkatsizlik, artık yapmamam gereken türde. Oyun çok iyi giderken birden değişebiliyor.

Genelde oyunun başlangıcında görüyorsunuz, iyi hissettiriyor. Açılış iyi geçmiş, konum iyi, taktik fırsatlar var. Böyle 10 oyunun herhalde 6-7’sinde bir hata yaparak oyunu veriyorum.

Şunu mutlaka vurgulamam gerekiyor ki; bazen günümde oluyorum bazen olmuyorum ve hatta günün saatlerine göre çok iyi oynayıp kötü oynayabiliyorum. Örneğin sabah daha iyiyim, muhtemelen dikkatimi daha iyi topluyorum. Bana en ilginç geleni budur. Güne ve saate göre dikkatsizlik ve iyi oyun değişebiliyor.

 

Satrancın Kazandırdıkları

Öncelikle zihin jimnastiği yapıyorsunuz. Alzaymır vb gibi hastalıklara karşı çok önemlidir. Bunun dışında satrancı çocuklara öğretmek demek; koordinat (harita, grafik vs) okumalarından satratejik düşünmeye ve acele etmemeye, yenilmeyi öğrenmeye kadar bir çok olumlu özellik katacaktır.

Şöyle düşünün, satrançta bazı hamleler vardır, tek hamlelik vezir istenebilir. Fakat rakip veziri kaçtığında iş bitiyor. Oysa iyi taktik, veziri kaçtıktan sonra ortaya çıkan pozisyonları görüp; ancak o şekilde veziri istemeyi gerektiriyor. Yani anlık değil, biraz daha detaylı düşünmek gerekiyor. Çocuklara bu özelliği vermek başlı başına önemlidir.

Millet olarak duygusalız. Genelde politik durumlarda duygusal tepki veriyoruz. Fakat askerler ve diplomatlar, politikacılar bu şekilde duygusal tepki vermemelidir! Durumu hızlıca analiz etmeli, verilebilecek en güzel cevabı vermelidir. Eğer bir “eyy Amariga” deyimi olacaksa bile; gerçekten kızıldığı için değil, kızgınlığı göstermek amacıyla bir oyuncu gibi kızgınmış imajı verilerek söylenmeli. İşte satranç bu beceriyi geliştirecektir (tabi tiyatro yapmanızı da öneririm).

Peki bana ne kazandırdı? Sabırsız, aceleci ve dikkatsiz bir insanım. Bunları daha net görmeye başladım ve dizginlemek için uğraşıyorum. Değişimin ilk adımı farkındalıktır. Şu an farkına vardığım şeyleri normal hayatımda da dizginlemek için epeyce uğraş vermekteyim.

Bir nevi kişiliğiniz ve karakterinizi satranç tahtasında görüyorsunuz. Yaptığınız hazırlık, bildiğiniz pozisyonlar, analiz yeteneği vs gibi bir sürü şey; oyuna yansıyor. İşin güzel bölümü, hayatın aksine; 3-4 aylık çalışma farklılıkları, satranç tahtasına yansıyor. Böylece size uygun çalışma tarzını bulabilirsiniz.

 

Lichess.org vs Chess.com

Chess.com’da paralı üyelik sistemi var. Bir anlamda Microsoft gibi. Dersler, alıştırmalar falan sınırlı örneğin. Lichess.org ise gönüllülük esasına dayanıyor ve bağışlarla ayakta kalıyor, her türlü özellik ücretsiz. Lichess.org’a bağış yapmak istedim, Visa kart ile ilgili bir sorun oldu, eğer yetkililer okursa buradan da uyarayım. Türkiye’de işler biraz daha karışık olduğu için, özel bir şey yapılması gerekiyor.

Lichess’in arayüzünü Chess.com’a göre daha çok seviyordum. Daha sade geliyordu. Ancak Chess.com’da tahtayı ağaçtanmış gibi görebiliyorsunuz, Lichess’te biraz daha “üstünkörü”.

Chess.com vs Lichess.org:

**

 

Chess.com’da tahta biraz solda kalıyor, ortalanmış değil çünkü sağda reklam var. Çok sinir bozucu. Fakat tahtası falan daha güzel. Lichess’te ise biraz daha yapay gibi duruyor.

Günlük oyunları (3 günlük falan turnuvalar vs var), Chess.com üzerinden oynuyorum. Fakat anlık oyunları (10 dakika vs), Lichess.org üzerinden oynuyorum. Her gün, chess.com’da günün alıştırması (puzzle), taktik alıştırma ve puzzle rush dedikleri oyunları hallediyorum. Fakat belli bir sınır var, devamı için ücretli üyelik gerek. Ücretli üyelik ise aylık 12,69 – 21,44 – 43,32 arasında değişiyor. Yani aylık 12 lira verip, oradaki özellikleri açmaya değer mi? Bilemediğim için vermedim. 12 lira dediğiniz 1 Starbucks kahvesi sonuçta. Fakat 15 lira olsa ve Platinum üyelik (21,44) açılsa, değerdi. Verebilirdim.

Dedim ki Lichess.org’da oynuyorum, bir sürü alıştırma var ve ücretsiz. Katkı sağlayayım, o da olmadı. Kabul etmedi banka sistemi, bir şey oldu (güvenli ödeme gerekiyor).

Yani karşınızda Microsoft vs Linux gibi düşünebileceğiniz (bilgisayar dünyasını bilenler) bir yapı var. İkisi de güzel, ikisini de kullanıyorum.

 

Türk Yayıncılar

Türkiye’de satranç maalesef gelişmiş değil. Bugün Rus ustalara bakıyorsunuz, neden iyiler? Sovyetler Birliği döneminde satranç, bir anlamda zekanın simgesi, üstünlük gibiydi ve devlet tarafından çok büyük yatırımlar yapıldı. Bugün en iyi oyunculara bakıyorsunuz (FİDE sıralama): Azerbaycan, Rusya, Ermenistan, Bulgaristan gibi eski SSCB ülkelerinden bolca isim var. Hindistan mesela, 900’lük Hintli oyuncu ile oynuyorum; yahu eleman bir taktikler geliştiriyor, dedim bu ne? Hintlerin çoğu iyi oyuncu. İyi dediğim, farklı düşünüyorlar. Orada yatırım var, anlıyorsunuz. Anand’ın dünya şampiyonu olması etkilemiş. Gürcistan, Hindistan vs gibi ülkelerden oyuncular var. Peki Türkiye’den var mı? Yok.

Türkiye’de satranç gelişmiş değil, ilgi de yok!

Türk yayıncılar işte böyle bir ortamda emek veriyor.

Bu işe Satranç Okulu’nun videolarını izleyerek başlamıştım o dönemlerde. Hatta Youtube olmadığından websitesi üzerinden yayın yapıyorlardı fakat sınırlıydı. O dönemlerde hacker kavramı her yerdeydi. Sistemler zayıftı, cezalar yetersizdi. Ben de böyle açıklarla falan uğraştığımdan; tüm videolara erişebilmeyi bulmuştum. Hepsini izlemiştim ve açığı bildirmiştim. Şimdi Youtube kanalında paylaşmışlar o videoları. Adı Satranç Okulu Marketi. Çok yardımcı olmuştu, anlatımı çok güzeldi.

Satranç Medya var mesela, 75 bin kişiye geliyor, ki ilk izlediğimde 30 binlerdeydiler. Yavaş yavaş, düzgün yayın yaparak geliştiler. Umarım 100 bine kolayca ulaşırlar.

Haznedaroğlu Satranç Akademisi var, takip ettiğim diğer bir kanal. Oyun sırasında nasıl düşünmeniz gerektiğini güzelce anlatıyor.

SatranChess kanalı var takip ettiğim, yine canlı oyunlar, analizler vs mevcut.

Genelde yabancı kanallara bakıyordum teoriler ve anlatımlar için. Fakat yukarıda saydığım ve saymadığım kanallarda tam aradığımı bulamamıştım. Ancak “Satranç – Hamle Senin” kanalını keşfettiğim zaman sevindim.

Mühendis olduğunu ve zevk(!) için satranç ile uğraştığını söyledi. Açılışlar, hamleler vs gibi şeylerde mantığı çok güzel anlatıyor. Normalde tek bir açılış üzerine (İspanyol, Sicilya vs) yüzlerce sayfalık onlarca kitaplar var. Yani bir açılışı öğrenmek, varyantları ezberlemek mümkün değil. Fakat açılışların mantığı önemli. Buradaki mantıkları (daha sonra X piyonu sürülecek, Y yapılacak vs şeklinde) çok güzel anlatmış Fatih Güzel.

Twitch üzerinden ise chess.com’un Türkçe kanalı mevcut: chesscomtr. Burada Cemil Can Ali Marandi yayın yapıyor ve kendi kanalı ise TheLast7Samurai. Elosu 2600-2700’lerde. Türkçe yayın yapıyor fakat yok, izlenme sayısı 40-50’lerde. Bakın adam BÜYÜK USTA! Oturup Twitch’te yayın yapıyor, ancak ilgi yok. Bana göre büyük kayıp. Ben bir sürü soru sordum, elinden geldiği kadar yanıtlıyor herkesin yazdığı soruları. Türkçe ilgi olmayınca kendi kanalında İngilizce yapmaya başladı. Destek olmak gerek. Zaten fazla Büyük Usta çıkmıyor ülkeden, çıkanlar da Twitch’te canlı yayın yapıp 2-3 saat boyunca bizimle ilgilenebilecek durumda değil. Bir tane Cemil Can var, fakat değerini bilmekte zorluk çekiyoruz.

**

Ecnebi kanallarını takip etmek isterseniz;

Tabi ki agadmator güzel,
Ben John Bartholomew‘in kanalını seviyorum,
Chessbrah var ama orada saçı ilginç, emo çocuk gibi biri var, onu bir türlü sevemedim fakat diğerleri ve arada Yasser Seirwan’ı konuk almaları güzel.
Chessnetwork iyidir.

Fakat mutlaka önereceğim kanal; Saint Louis Chess Club‘dır. Çok iyi dersler, çok iyi alıştırmalar var. En güzel anlatan hocalardan bir tanesi de bence Varuzhan Akobian’dır.

 

Kaç Hamle Sonrasını Görebilirsin?

Yeri gelmişken bunu da söyleyeyim, genelde “abi 50 hamle hesaplıyormuş, 20 hamle görüyormuş” diyenler var. Kasparov’un kendi açıklaması var, altyazıyı ben ekledim:

 

 

**

Etrafımızdaki herkesin satranç ile ilgili çeşitli fikri vardır. Ne kadar güzel, ne kadar stratejik olduğunu anlatırlar ve hatta özlü söz bile söyleyebilirler. Bu sırada “satrançta hamle hesaplamak çok önemli” derler ve maalesef 20-30 hamle görülebileceğini söyleyenler dahi oluyor.

Ne yazık ki siyaset, tarih gibi; satranç konusunda konuşanların çoğu, hayatında aktif olarak satranç oynamamış. 1200 eloya sahip ve aktif olarak oynayan birileri konuşsa, tamam. Fakat siyaset gibi, yine bilgisi ve tecrübesi olmayanlar böyle şeyleri söyleyebiliyor.

Satrancın ilk 4 hamlesinde 319 milyar olasılık vardır. 4 hamleyi gören varsa başarılar. Fakat bu, hamle hesaplanamayacak demek değildir. Açılışta belli teorileri ve varyantları ezberleyebilirsiniz. Fakat özellikle oyun ortasında ve oyun sonunda taktik pozisyonlar ortaya çıkar ve farklı hamleleri, Kaparov’un 10-12, ortalam oyuncuun da herhalde 4-5 hamle derinliğe kadar hesaplama durumu ortaya çıkabilir.

Pozisyona ve şartlara olduğu kadar, oyunculara da bağlıdır. Bu konudaki durumu anlatabilmek için yukarıdaki videoları birleştirdim ve çevirip altyazı ekledim.

 

Fazladan:

Hikaru Nakamura’nın Puzzle Rush’ını burada paylaşayım. Ben daha ne nerede göremeden, adam hamle yapıyor.

 

 

 

Ekleyin, Oynayalım:

Satranç oynamak isteyenler Lichess.org ve Chess.com’da “ayro26” takma adıyla beni ekleyebilir. Çevirimiçi gördüğünüz zaman mutlaka oyun isteği atınız. Genelde 10+5 veya 15+10 / 15+15 gibi puansız oyunlar oynuyoruz arkadaşlarla (ilki dakikayı, ikincisi her hamlede eklemeyi söylüyor yani 10+5 demek 10 dakikalık oyun ve her hamlede 5 saniye ekleme).

 

 

Etiketler: , , ,