Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Henüz yazıya başlayalı, 5’e 10-12 var. Yani daha 17.00 bile olmadı, oylama sonlanmadı. Henüz bitmeden yazıya başlamak istedim çünkü seçmenlerin büyük bir bölümü bu oylamaya güveniyor. Evet’çiler dış mihrakların göt olacağını (Fransızcam için kusura bakmayın) düşünürken; Hayır’cıler ise Cumhuriyet’i kurtaracaklarını düşünüyor.

Benim beklentim çok büyük fark olmayacağından yana. %52-54 arası hayır bekliyorum ancak evet çıksa bile bunun en fzla %51-51,5 gibi oranla olacağını düşünüyorum.

Anlayacaksınız….

Sandıktan ne çıkarsa çıksın; Türkiye’deki sorunların ne dış mihraklar, ne de “koyun, cahil” olmadığını anlayacaksınız… Er ya da geç.

Rakı masalarında ya da kahve köşelerinde, aile meclislerinde kendi gibi düşünen 3-5 kişinin ülkeyi kurtarma planlarının işe yaramayacağını,

Türkiye’deki terörün, alım gücünün düşmesinin, adaletsizliğin vs dış mihraklara yüklenmeyeceğini,

“Diğer tarafı” hain ya da cahil diye suçlamanın bir yere varmayacağını anlayacaksınız…

**

Her seçimde daha da kutuplaşıyoruz. Her seçimde daha da birbirimizden kopuyoruz. Komşular, akrabalar “cahil, koyun, hain, şerefsiz” oldu. Ebeveynler çocuklarına “buna oy vermezsen hakkımı helal etmem” diyecek konuma geldi. sorun burada, 18 yaşına girmiş kişilerin birey olduğunu değil; ailenin istediğini yapması gereken bir “şey” olduğunu düşünüyoruz.

Aynı şekilde iktidar, hesap vermesi ve farklı fikirleri dinlemesi gerektiğini unutarak bütün herkesin kendi istedikleri gibi olması konusunda baskı kuruyor. Hatta kendi gibi düşünmeyenler vatan haini, terörist oluyor…

Siz Misiniz Vatan Sever?

Bugün kaç tane mükerrer oy verildi? Kaç tane olay yakalandı? Çok vatan severiz süsü veriyordunuz, 15 Temmuz’dan sonra demokrasi pıtırcığı kesiliyordunuz ne oldu da bu tarz işlere bulaştınız? Neden her türlü pislik Evet oyu verenlerden çıktı? Yakalanan, tutanak tutulan şeylerde neden hep EVET oyu vardı?

Böyle Gitmez!

%55 ile hayır çıkmasını bizim aydınlar ve muhalefet falan “iyi” olarak görecek. Hatta manşetleri bile görebiliyorum; Türkiye demokrasi sınavından geçti!

ÇOK GEÇTİ!

Hayır çıksa bile, %55 gibi iyi sayılan bir oranda çıksa bile seçmenin %45’i evet demiş olacak. Demokrasinin ne demek olduğunu bilmeyen, neye oy verdiğini bilmeyen %45! Resmen “demokratik olmayan bir rejim” oylanıyor ve buna evet diyen %45!

Bu başarı mı? Siz başarı sayabilirsiniz ama bana göre bu rezilliktir!

**

Evet çıkmasına gelirsek; ülkeyi terk edecekler varmış. Durmayın, gidin! Vatansever, Atatürkçü geçinipte evet çıktığını görünce ülkeden gidecekler hiç durmasın! Siz Atatürk’ün neler yaptığını anlamamışsınız demektir.

Hatta yurtdışında 10 yıldan fazla yaşayan insanların Türk vatandaşlığı özel bir duruma geçirilmeli. Neyse bu da başka konu.

Atatürk aynı anda kimlerle savaştı?

  • İngilizler
  • Fransızlar
  • İtalyanlar
  • Ermeniler
  • Rumlar

Yetti mi? Yetmez! Konu Türklükse yetmez!

  • Osmanlı İmparatorluğu (Türklerin adının olmadığı imparatorluk)
  • Gericiler (ki yobaz takımı)
  • Bölücüler (ki bu Kürtçüler daha o zamanlarda vardı Osmanlı döneminde başladı isyanlar)

Peki Atatürk ne yaptı? Sizin gibi, siz asalaklar gibi “çok zor, imkansız, her yerdeler, güçlüler” mi dedi? Yoksa 18 kişiyle Samsun’a çıkıp bir devrim mi başlattı? Kurtuluş Savaşı mı başlattı?

Gemideki 18 kişi içinden Atatürk’e ve Cumhuriyet’i kuracağına inanmayan insanlar dahi olabilirdi ama başardı. Siz asalaklar ise mücadele etmek yerine “çok zor, imkansız, güçlüler” diyerek ülkeden gitmeyi planlıyorsunuz.

GİDİN KARDEŞİM! Siz bu ülkeyi hak etmediniz; Atatürk’ün, Türklüğün ve vatan severliğin konusunu açmayın!

 

Şimdi Ne Olacak?

Sonuç ne olursa olsun 2 yıldır fiili bir başkanlık var. Hayırın çıkması AKP’yi durdurmayacak. Farklı taktiklere başvuracaklar.

Kaldı ki her yerde olan FETÖ operasyonunun AKP’ye geleceğini düşünüyorum. AKP içini temizleyecektir. Referandum üzeri dokunmadılar ama erken seçim ve AKP içinde FETÖ operasyonları olacağını tahmin ediyorum. En azından böyle olması politik gerekliliktir. Attıkları adımlardan anlayabileceğimiz gibi, AKP’nin içine sıçrayacak.

Erken seçim olabilir, AKP içindeki FETÖcülerden temizlenebilir (ki bunu nasıl ayırt edecekler bilmiyorum).

**

Evet çıkarsa ne olur?

2 yıldır anlatmaya çalıştığım gibi; Rusya tipi başkanlık sistemi olacak. Rusya gibi olacağız. Bahsettikleri “ben Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanıyım” dediği projenin tamamlanma ayağına gidilecek. Özerklik dahil.

Zaten demokratik olmayan Türkiye’de, OHAL resmileşecek. Yani OHAL kaldırılacak ama düzenin kendisi OHAL olacak, Başkan (adına Cumhurbaşkanı denilen makam) sürekli OHAL yetkisiyle donatılmış olacak.

***

Fakat söylediğim gibi HAYIR çıksa dahi, zaten fiilen böyle bir durum var ve ne muhalefet ne de aydınlar bu durumu değiştirecek kapasiteye ve zekaya sahip değil. Çünkü Atatürkçü, vatansever seçmen kuyruğunu bacaklarının altına sıkıştırıp rakı ve kahve masalarında AKP’nin ne kadar güçlü olduğunu anlatıyor. Ertesi gün yine her şeye kabullenmiş olarak devam ediyor…

Peki Ne Yapılması Gerek?

Bak kardeşim

  1. binlere, yüz binlere, milyonlara ulaşmak gerek! Her gün 1.500-2.000 kişi arasında değişen insan bloguma geliyor. Okulda öğrendiklerimi, okuduklarımı, düşüncelerimi ve tecrübe ettiklerimi; herkesin anlayabileceği şekilde paylaşıyorum. Rakı masasında AKP’yi eleştiren ama siyaset bilimi, hukuk bilmekten aciz adamla tartışacağım zamanı buraya harcıyorum ve geri dönüşümü çok daha net ve yararlı.
  2. Anlatıyoruz ama cahiller, anlamıyorlar falan yok! Bunların hepsi bahane kardeşim. Düzgün anlattığın zaman, dillerini ve düşüncelerini öğrenip anlattığın zaman herkes anlar. Hiç böyle bahanelere sığınmayın. Elbette hepsi değil, ancak uzun uğraşlar ve yoğun çabalar sonunda insanlar gerçeği görmeye başlayacaktır.
  3. Herkes işine baksın! Eğer öğretmenseniz; önceliğiniz eğitim sistemindeki aksaklıkları eleştirmek olmalı, çiftçiyseniz tarımdaki sıkıntılara ağırlık verin. Adam hiç anlamadığı politika konusunda sabaha kadar cahil cüheyla yorum yapıyor. Yahu bırakın kardeşim.

Bakınız bilmediği, anlamadığı bir konuda yorum yapan Türk milleti:

 

**

Ne yaparsanız yapın ümitsizliğe kapılmayın, kaçmayın, korkmayın.

Maalesef görüğüm şu; okuyan kesim cesaretsiz oluyor, korkak oluyor. Evini, arabasını, ailesini çok düşünüyor ve risk almaktan korkuyor. Bu yüzden risk alanlara bakın; okulla problemi olanlar, hatta lise diplomasi olmayan insanlar ve onlar şimdi zengin. Sonra çıkıp “üniversiteyi, ortaokul mezunu patrona işçi olmak için mi okudum” diye mıyklamayacaksınız.

Cesur olun azıcık.

HEPİNİZE ÇAĞRIM!

Osmanlı paramparça edildi, bölündü. Fransız devrimiyle yükselen milliyetçilik ateşi Balkanları parçaladı ve Balkanlarda kendi devletlerini kurdu bu azınlıklar. Sonra İngiltere bunu gördü ve ajanları ile Arapla arasında ayaklanma başlattı. Benzer istekler ve durumlar vardı. Arap bölümü de gitti.

Derken Sevr’e geldik. Atatürk bunu kabul etmedi; o dönemin süper gücü olan devletlere karşı savaş açtı üstelik bütün ordular dağıtılmıştı, silahlar toplatılmıştı, halk fakirdi, 30 civarı cephede savaşan halk yorgundu bitkindi, askersiz kalmıştı, dağılmıştı…

Ne oldu? Atatürk bu gidişatı gördü ve yüzlerce yıl ümmetçilik yapan ve Türklüğü unutan Osmanlı hükümetinin tersine; siz bir milletsiniz dedi.

Laz, Çerkez, Alevi, Sünni, Kürt, Yörük…. Hepsi bir oldu, tek yumruk oldu ve TÜRK oldu! Tek yumruk olduğumuz için kazandık bu Kurtuluş Mücadelesini… Yoksa şimdi Kürtler, aleviler, Lazlar diye bölük pörçük edilmeye devam ediliyorduk ki 2000’lerde biten terör, AKP ile yine pörtledi ve yine Kürt sorunu çıktı. Bugün bazı sandıklara oy çuvalları helikopter ile taşındı!

**

İşte o gün “dış mihraklar” dediğiniz güçlere bir olarak, Türk olarak cevap veren halk bugün Türk-Kürt denilerek baştan çökertildi. Hayır efendim Kürt kökenli Türk vatandaşı. TC vatandaşı olan herkes Türk kabul edilir. İstemezse kendi bileceği iş ancak o Türklüğü istemiyor diye ben Türklüğü bir milletin adı olmaktan alıp basitleştiremem!

Türk-Kürt denilerek bölünüyoruz,
Alevi-Sünni denilerek bölünüyoruz,
Sol-sağ denildi şimdi AKP’li ve değil denilerek bölünüyoruz…

Bakın arkadaşlar vatan haini, terörist, koyun, cahil dediğiniz insanlar sizin akrabalarınız, arkadaşlarınız, çocuklarınızın arkadaşları… Bu şekilde kutuplaşmak, düşmanlaşmak sadece bize zarar verir. Hoşgörü, saygı olmadan yapılan tartışmanın kazananı olmazken, kaybedeni bütün taraflardır.

İktidarı ve muhalefeti acilen birleştirici söylemler kullanmaya davet ediyorum.
Halk arasında saygı, hoşgörü ve birliktelik duygularını aşılamazsak 2025’e doğru çok büyük sorunlarla cebelleşiriz.

**

Sandıktan neyin çıktığı benim için önemli değil. Milletin nasıl kutuplaştığına, insanların nasıl cahilleştiğine (ki HAYIR diyenlerin yarısı dahi neye hayır dediğini biliyor, bunu gördüm) bakarsak maalesef sandıktan bir şey çıkmadan da kaybettiğimizi söyleyebilirim. Sadece tek taraf değil, Türk milleti bu düşmanlık, kutuplaşma ile maalesef kaybetti.

Doğasını kaybetti,
Üretimini kaybetti,
Yerli tohum ve hayvanlarını kaybetti,
Kültürünü kaybetti (tabelalara bakın),
Ekonomisini kaybetti,
Saygı ve hoşgörüsünü kaybetti,
Böyle giderse huzurunu kaybedecek, topraklarını kaybedecek, demokrasini kaybedecek… Sandıktan hayır çıksa dahi!

Haliyle çok soruyorlardı bana ne bekliyorsun, şimdi ne olur diye… Sandıktan ne çıktığının önemi çok fazla yok. Çünkü mevcut demokrasi, halk dediğimiz şey; azınlıkların ve farklılıkların da içine alındığı bir karar alma süreci değil %50+1 oy alan herkesin istediği her şeyi yaptığı bir sistem. Bu çoğulcu demokrasi değil, çoğunlukçu demokrasidir.

Yani farklılıkların hakları korunup fikirlerine önem verilen bir sistem değil,
Aksine %50+1 oy kim aldıysa onun her dediğinin olduğu ve “halk böyle istiyor” denildiği bir sistemdir.

Üstelik bu tarz anti-demokratik bir şeye halkın %30’undan fazlası evet diyorsa (ki belki %15-20 bile fazla) bir sorun olduğu ortadadır. Yani bu sandık olayı 3-4 puan ile belirlenecek. Kazanan %52’lerle falan kazanacak diye düşünüyorum. Henüz sandıklar açılmadı.

Haliyle yarı yarıya bir durum varken; kusura bakmayın da HAYIR çıksa bile o kadar umutlu değilim. Güçler dengesi, hukuk, farklılıklara saygının ne kadar sağlam olduğunu görebiliyoruz.

Ne diyelim…. Bakıp göreceğiz ancak kusura bakmayın da, böyle umutsuzluk, cesaretsizlik, terk etme içgüdüleri ile bir arpa boyu yol alamayız zaten. %11’i üniversite mezunu olan ve üniversitelerin yarısından fazlası çöp olan bir ülkede demokrasi ve demokratik adımlar beklemek süprizdi.

Şimdi şunu soruyorum; yaklaşık 100 yıldır demokrasi varken, eğitim neden bu kadar düşük ve daha önemlisi KALİTESİZ! Yani bu sonuçlar süpriz değil kardeşim. AKP’de süpriz değil!

Sen adama Atatürk’ü, demokrasiyi falan anlatmazsan; başkaları gelip başka şeyler anlatır. Yıllardır kimlerin neler yaptığını gördük. Neyse Atatürkçüler, aydınlar ve milliyetçiler için daha ağır ithamlara girmeyeceğim; hayır da çıksa o kadar ümitli olmayın. Yine direnmeye, mücadeleye devam etmek ve katlanarak devam etmek gerek. Çünkü hayır çıkarsa “birileri” bunun üzerine fazlasıyla gidecek ve tutuklama dalgaları gelecek. En azından benim tahminim böyle.

Bakalım…