Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Durum çok ciddi!

Şaşırdığım konu, devletin kurum olmaktan çıkması değil. Bunu zaten yıllardır anlatmaya çalışıyorduk. Çoğu insan 15 Temmuz günü ve sonrası gördü (ki iktidardakiler dahil!). Şaşırdığım nokta şu; devletin kurum olmaktan çıktığını bu kadar kolay söyleyebilmeleri. EDEP YAHU!

Darbe girişimini eniştemden öğrendim [1].

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan

Arkadaşlar tabii, darbe girişiminin başladığını biz hemen hemen 15 dakika sonra öğrendik. Kimden öğrendik, yakın korumalarımızdan ve vatandaştan, eşimizden dostumuzdan öğrendik [2].

BAŞBAKAN Binali Yıldırım

**

Çok ince ve yavaş anlatacağım. Kurum nedir? Devletin kurum olması nasıl bir önem taşır? Hepsini anlatmak istiyorum. Umarım şimdiden sonra devleti yapılandırırlar, kurumlaştırırlar.

Kurum Nedir? Devlet Nasıl Kurum Olur?

Kurum, TDK’ya göre “köklü yapı” demektir.

Devlet içinde kurumlar vardır, fakat devletin kendisi de bir kurumdur. Kurum olmalıdır, işleyiş tarzı olmalıdır. Eğer devlet, kurum olmaktan çıkar ve belirli bir grubun, elitin yada iktidarın kontrolü altına girerse orada sıkıntıların çıkması muhtemel olacaktır.

Devleti oluşturan en önemli 3 yapı; yasama, yürütme, yargıdır. Yasama, Türkiye Büyük Millet Meclisidir ve kararların alındığı yerdir. Yürütme ise iktdardır ve burası politiktir. Yargı ise, siyaset üstüdür ve BAĞIMSIZ olmalı ANCAK, özgür de olmalıdır.

Dördüncü olarak ben medya koymayı uygun görüyorum. Medya, demokratik ülkelerde halkın bilgi almasını sağlayan en önemli araçtır. Tıpkı yargı gibi medyada bağımsız ve özgür olmalıdır. Özgürlük, devletin yada bir elitin yaptırımından uzak olmasıdır. Özgürlük kavramında ise; medya devletin kontrolünde olmamalı, devletin kontrolünde olmadığı gibi, belirli toplulukların ve çıkar gruplarının da elinde olmamalıdır. Günümüzde çeşitli şirketlere sahip insanların medyasının olması bana çok ters geliyor.

DİKKAT! Önemli bir nokta var. Medya, toplumun yapısını bozmak için, dış devletlerin ve çeşitli çıkar gruplarının kontrolüyle hareket edebilir. Bu Magnum reklamındaki gibi “cinselliğini ortaya çıkart, yani ilkel ol” mesajı da verebilir; yada dizilerimizde olduğu gibi her gün gördüğümüz kan, sigara, alkolü buhularken hergün görmediğimiz silah, kavga, tecavüz, ensest ilişkileri de yansıtabilir.

Yayınlanan dizilere bakarsanız, hatta dizilere değil yarışmalara ve evlilik programlarına vs; halkın neden bu kadar ilkel yani kavga, gürültü seven bir hale döndüğünü rahatlıkla anlarsınız. Çünkü televizyondaki her yapımda bu var ve bu bizi bozuyor.

Haliyle bütün bunlar kontrol edilmeli. Fakat devlet kontrolü burada ne yayınlanacağına yada neyin politik olarak yayınlanmayacağına ilişkin bir partinin vereceği karar değil; akademisyenlerin, psikologların ve uzmanların oluşturduğu bir ekibin vereceği karar olmalıdır.

Neyse…

 

Çöken Devlet  Kurumu

Devlet kurumuna geri dönersek, özellikle 1980’de yapılan darbeden sonra sol ve sağdan okuyan, araştıran, konuşan, tartışan, DÜŞÜNEBİLEN çocuklar asıldı. Okullardan alındı, devlet kurumlarından atıldı. Peki buradaki boşluğu kim doldurdu? Gülen gibi cemaatler… Kökten İslamcı hareketler ve terör örgütü 1980 darbesiyle köklenmiştir. Turgut Özal’ın Körfez Savaşından Türkiye’ye gelen Iraklı Kürtleri almasıyla birlikte, özellikle 1993’ten sonra terör örgütü sapıtmıştır.

Gülen yapılanması yıllarca devlet kurumlarına sızmış, burada önemli yerleri tutmuştur. AKP iktidara geldikten sonra yine Erdoğan’ın “ne istedilerse vermedik mi?” sözlerinden ve “kandırıldık” sözlerinden anlayabileceğimiz üzere Ergenekon, Balyoz, askeri casusluk davası gibi çeşitli politik davalar ile Türkiye Cumhuriyeti Devletine ait Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir çok komutan tasviye edilmiş ve yerlerine cemaat getirilmiştir.

Sadece bu da değil!
Bakanlıklarda, yarı devlet kurumlarında, üniversitelerde cemaat kökenli insanlar “kadrolaştırıldı”.

Devletin kurum olmaktan çıktığı nokta;
En önemli adım burasıdır. AKP’li birileri bir şeyler istiyor ve yıllarca devlette çalışmış, devlet kültürünü ve diplomasiyi, işleyişi iyi bilen tecrübeli bürokratlar bunun imkansız olacağını yada sıkıntılı sonuçlar doğuracağını söylediğinde, bu kişilerin üzerine gidildi ve baskı uygulandı, sürüldü, görevden uzaklaştırıldı, soruşturma açıldı.

İşte politika için, bürokratlar ve devlet görevlileri böyle tasviye edildi! Sadece bu da değil. MİT’ten tutun TSK’ya, TÜBİTAK’tan tutun üniversitelere bir çok yerde bu “YETİŞMİŞ ADAMlar”, AKP’nin politikalarına sorgusuz itaat etmediği için uzaklaştırıldı, sürüldü, baskıyla yüzleşti. Bir çoğu istifa edip emekli oldu yada özel sektöre geçti.

Haliyle devlet içinde bilgisiz, politik insanlar fink atar oldu.

 

Yetişmiş Adam

Şu an uluslararası ilişkiler bölümünde okuyorum. Buradan mezun olup devlette işe başladığımı düşünelim. Bundan 20-25 yıl sonra olurda sağlam bürokrat, büyükelçi vs olduğumu düşünelim. 20-25 yılda kaç iktidar göreceğim? Kaç tane yabancı ülke temsilcisi ile müzakere edeceğim, tanışacağım, iş yapacağım?

İşte bunlar yetişmiş insanlardır. MİT’in içinden üniversitelere kadar her yerde böyle insanlar vardı. Güç elde etmek için politik bir adım atıldığında, bu tarz yetişmiş adamlar, devlet terbiyesi ve tecrübelerine dayanarak kötü sonuçlar doğuracağını söylediğinde; AKP’liler bunu kişiliklerine edilmiş bir hakaret olarak algıladılar. Bunları budadılar.

Gerçek anlamda budandı. Peki ne oldu? Size iki sonuç göstereceğim [3] [4].

20 Temmuz 2015 SURUÇ Saldırısı: 34 ölü, 100’DEN FAZLA yaralı
2 Ağustos 2015 Karabulak Jandarma Karakolu Saldırısı : 2 şehit, 31 yaralı.
10 Ağustos 2015 Sultanbeyli Polis Merkezi Saldırısı : 1 şehit, 10 yaralı
10 Ekim 2015 Ankara Gar Saldırısı: 109 ölü, 500’DEN FAZLA yaralı
23 Aralık 2015 Sabiha Gökçen Saldırısı : 1 ölü, 1 yaralı.
12 Ocak 2016 İstanbul Sultanahmet Saldırısı: 13 ölü, 14 yaralı
17 Şubat 2016 Ankara Merasim Sokak Saldırısı: 29 ölü, 61 yaralı
13 Mart 2016 Ankara Güvenpark Saldırısı: 36 ölü, 125 yaralı
19 Mart 2016 İstanbul İstiklâl Caddesi Saldırısı: 4 ölü, 36 yaralı
1 Mayıs 2016 Gaziantep Saldırısı: 3 ölü, 23 yaralı
7 Haziran 2016 Vezneciler Saldırısı: 12 ölü, 36 yaralı
28 Haziran 2016 Atatürk Havalimanı Katliamı: 36 ölü, 147 yaralı

**

1 yıl içinde 12 bombalı saldırı! Eğer kaçırdığım varsa uyarın.

Bakın çok önemli! Darbe gibi bir olay oluyor; Cumhurbaşkanı enişteden, Başbakan eşten dosttan öğreniyor. İstihbarat ise, biz 16.00’da söyledik diyor. Kargaşa!

Rusya’da, bir çok bakan ve bürokrata FSB (yeni KGB) eğitim verir. Beden dili, psikoloji, müzakere teknikleri gibi önemli şeyleri devlet kurumlarından ve çeşitli dersler olarak alırlar. Haliyle diplomasi, hukuk, tutarlılık vardır.

Son 5 yılda kaç kez İsrail ile küstük, kaç kez barıştık? Böyle diplomasi olmaz, böyle politika olmaz! Sadece hitabetle olmuyor.

 

Biran Önce Devlet Kurumlaşmalı

Devlet tek bir şeye bakmalı ; İŞİNİ İYİ YAPIYOR MU? Tabi örgütlerle ilişkisini vs araştırdıktan sonra. Terör örgütleriyle bağlantısı yoksa, işini iyi yapıyorsa atanmalı. Politika uğuruna, tecrübe ve bilgi yenmemeli!

1- Yargı

Yargı biran önce düzene oturtturulmalı. Eğer her şey düzgünce olsaydı, Ergenekon ve Balyoz’da bu kadar insan mağdur olmazdı. Sadece bunlar da değil. Bakın ülke yargı alanında rezillik yaşıyor. Bu, çözüme kavuşmalı ve yargı tıkır tıkır işlemeli. Öyle 4 Bakan falan politik olarak korunmayacak kardeşim. Yargı işini yapacak, her türlü pislik temizlenecek!

2- Medya

Şu medyayı biraz düzeltmek gerek. İnsanları suça değil, bilgi ve iyiliğe iten programlar için teşvikten ağır cezalara her şey yapılmalı. Yeşilçam gibi; aile, iyilik, yardımlaşma mesajları taşıyan diziler, tarihsel olayları anlatan yapımlar olmalı. Sadece Osmanlı falan değil! Bakın Göktürkler gibi, Şamanlar gibi, Orhun yazıtları gibi çok önemli şeylerimiz var. Gel yakın tarihe, Türkiye Cumhuriyetinin ilk 5 yıllık kalkınma planında biyoyakıt var! Petrolle değil, biyodizel ile çalışan traktörler ürettik, biyoyakıt ürettik [5].

Şahsen Adalet Bakanlığının iktidara değil, muhalefete verilmesi taraftarıyım. Böyle bir yasa olmalı. Adalet bakanlığı bir dengedir ve iktidar tetikte olmak zorunda kalacak. Pislikler ayıklanacak.

3- İstihbarat

İstihbaratın, Doğu Almanya’daki Sitasi gibi, uçan kuştan haberimizin olacağı bir istihbarat ağı gerek. MİT kapatılmalıdır. Yeni ve sağlam bir yapı açılmalı.

Türkiye, dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir. Stratejik olarak belkide en önemlisi. Avrupa’yı Asya’ya, Afrika’yı Balkanlara bağlıyor. Ortadoğu’da dahil. Deniz, kara, hava trafiği önemlidir. Çevresindeki ülkeler önemlidir.

Haliyle uçan kuşu haber alacak bir servis açılmalı. Üniversitelerden özel sektöre her yerde istihbarat çalışanları olmalı.

Sadece haber alma değil, kontrespiyonaj, yani istihbarata karşı koyma ve Türkiye’ye karşı yapılan propagandalara karşı koyma için gereken bilgi ve donanıma sahip olmalı. Bakın İngilizler Arapları Osmanlıdan kopartmak için bir sürü propaganda ve psikolojik savaş tekniği uyguladı. Bir benzerlerini şu an Kürt kökenli vatandaşlar ve Kıbrıs Türklerine karşı deniyor.

Haliyle bu iki bölge, Türkiye’den hızla kopuyor. Buna karşı istihbarat örgütlerimizden ne haber? Bunları medyada görebiliyorum ama karşı harekette bulunma? Denk gelemiyorum!

4- STK’lar

STK’ların yarısından fazlasına yurtdışından para akıtılıyor! Sivil Toplum Kurluşu adı altında bir çok faaliyet mevcut. Bunlara sınırlandırılmalar getirilmelidir. Üstte bahsettiğim bir takım faaliyetleri uygulayan STK’lar mevcuttur.

5- Yetişmiş Güce Başvurun

Emekli komutanlar, akademisyenler, uzmanlar, bürokratlar… Hakkı yenen insanlar… Şu an Türkiye’nin durumuna üzülmektedir. Buna kalbimle inanıyorum. Bu insanları geri çağırabilirsiniz. Yeniden yapılanma için. Eğer iktidar böyle bir şey yaparsa, yaptığında samimi olursa; ben, bu insanların seve seve işlerine dönüp, ellerinden geleni yapacağına inanıyorum.

6- Demokrasi Laiklik Sosyal Hukuk Devleti

Laiklik, inanç özgürlüğünün yapı taşıdır. Türkiye Cumhuriyetinin temel yapıtaşı olan 6 ilkeye bağlı bir anayasa ve yapılanma olmalıdır. Birisini kırarsanız, Türkiye’nin dinamikleri bozulacaktır. İşler daha kötüleşecektir.

***

Aslında söylenecek çok şey var ancak, AKP korkusunu yenmeli ve Atatürkçü kesimin aslında ülke için savaş verdiğini görmelidir. Bu insanlarla birlikte, devlet kurumunu ve ağırlığını yeniden oluşturmak gerek.

Yapılacak çok şey var aslında fakat şimdilik bu kadarını söylemekle yetiniyorum. Görebileceğiniz üzere Türkiye Cumhuriyeti Devlet yapısı bir kurum olmaktan çıkarsa; önüne gelen kandırır, sürekli değişen (ki bu değişim diplomatik değişim değil, zararlı sonuçları olan keskin değişimlerle dolu) politikalara imza atılır, asker-polis-halk birbiriyle çatışır, suç oranı artar, hukuksuz işler ortaya çıkar, toplum birbirini yemeye başlar.

Devlet, evin babası gibi kontrolü eline almalıdır. Düzeni sağlamalıdır. Fakat bu otoriter ve baskıcı bir düzen değil; aksine iyiye teşvik edici, doğruyu gösterici, iyi insan olup iyi işler yapıldığında kimseye zarar gelmeyeceğinin mesajını veren bir bir irade olmalıdır.

Bu insanları da trafikteki magandalardan, okulardaki kopyacılardan, devletteki yolsuzluk yapanlardan; kısacası dürüstleri yalancılardan, namusluları namussuzlardan koruması gerek! Bunun için 1- bağımsız ve özgür yargı, 2- sağlam bir istihbarat teşkilatı, 3- çalışan demorkasi, parlemento ŞARTTIR!

Hayırlısı…