Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Dün CNN Türk’ü izlerken, Mustafa Akıncı orada canlı olarak konuşma yapıyordu. Tam o sırada Recep Erdoğan’ın havaalanında basın toplantısı vardı ve muhabirlerden birisi Akıncı hakkında soru sordu ve duymaya alışkın olmadığımız söylemler hakkında ne düşünüyorsunuz dedi. Gerisini biliyorsunuzdur. Yine de anlatayım.

Kısaca; Erdoğan, “sayın Akıncı’nın ağzından çıkanı kulağı duysun” dedi. Kıbrıs’ta bedel ödedik, ödemeye devam diyoruz. Kıbrıs’ı uluslararası alanda savunuyoruz. Bizimle birlikte öğrenci sayısı 24 binden 60 bine çıktı dedi.

Canlı yayında Akıncı’ya tekrar dönüldü ve Akıncı ise bu halkın sesidir, sadece kulağım duymuyor; vicdanımla söylüyorum, aklıma söylüyorum, inanıyorum şeklinde devam etti. Bugün yankıları sürecek. Ancak bu iş tehlikeli.

Tartışma Her İki Tarafa da Büyük Zarar Verir

Facebook, Twitter’da paylaşılanlar ve haber yorumlarında gördüğüm kadarıyla bu tartışma iki Cumhurbaşkanının destekçileri tarafından da “bizimki laf soktu” gibi bir mantığa dönüştürülmüş. Kıbrıs Türkü ve Türk insanı yıllardır birbirini anlamadığı gibi, hâlâ birbirini anlamamak ve sorunlarını anlayışla karşılamamak ile ilgili yanlışı sürdürmektedir.

Bu tartışmanın kazananı olmaz! Uluslararası medyada yanlış geçer, dost-düşman bu olayla ilgili farklı düşünür, “birlik” imgesi çöker! Halk birbirine mesafeyle bakar. Çatışmalar çıkar! Kazanan olmaz ancak iki tarafta kaybeder.

Recep Erdoğan’ın Hatası

Her fırsatta milli irade diye vurgu yaparken, kendisinden bile daha fazla oy oranıyla Cumhurbaşkanlığı yani bir kesimin ve devletin sözcüsü olmuş bir milli iradeye sokak ağzı kullanarak “ağzından çıkanı kulağın duysun” demek politik bir terbiyesizliktir. Devlet terbiyesinden nasibini almamış olanların o koltukta oturmasının sonucudur. Kişilik ve karakter zaafı olanların yıllardır Türkiye’yi uluslararası alanda soktuğu konuma bir örnektir!

Türkiye içinde her kesimi birbirine kırdırdı ve insanları kutuplaştırdı. Yetmedi şimdi Kıbrıs Türkü ile Türk insanını mı kutuplaştıracaksın?

Uğruna kan döktüğümüz halkın temsilcisi için bu çirkin tabiri ve devletin başına yakışmayacak bu çirkin ağzı nasıl kullanırsın?

Türk Halkı

Haritada KKTC’nin yerini gösteremeyen, KKTC’nin bayrağını bilmeyen insanların Türkiye ve KKTC arasındaki ilişkisine karışması ne gariptir! Buranın belkemiği olan kumar turizminin, kumarhane sahiplerinin Türkiye vatandaşı olması ve 1 milyar dolar verilen adadan, bu kumarhanelerin kaç milyar dolar götürdüğünü bilmeyen adamlar öne çıkıp “besleme” sözüne vurgu yapıyor. Terbiyesizlik.

KKTC Tarafı

Bu tartışmalara Kıbrıs Türkünün katılmasını esefle kınıyorum. İyi söylemiş, güzel söylemiş, söyleyecek tabi şeklinde devam etmesini kınıyorum. Kınadığım şey Mustafa Akıncı’nın cevap hakkını kullanması değildir. Çok sakin, diplomatik bir dil kullandığı için Akıncı’yı “kutluyorum” ancak Akıncı taraftarlarının bu konuyu sosyal medyada uzatması, tartışmayı büyütmektir. Kimse bu tartışmadan kazançlı çıkmaz. Gereksiz bir harekettir.

İki Tarafta Saçmalamayı Bırakmalıdır

Yıllardır birbirini anlamamış, hâlâ birbirini anlamayı reddeden bu iki taraf zaman zaman karşı karşıya gelmiştir. Yine böyle oldu. Yine kutuplaşma, yine tartışma ortamı… Taraflar bunu destekliyor. Çok yanlış! İki tarafında yanlışları mevcut ve bu yanlışları kabul etmekten kaçınıyor. Bu çözüm değildir. Buradan yanlışları uyarı olsun diye anlatmak istiyorum.

Türkiye, 1974’te Kıbrıs Türkü’nü kurtardığı için her türlü hakkı kendinde saklı sanıyor. Haklı olarak koruyuculuğu üstleniyor. Fakat bunun ölçüsü biraz kaçtı sanki. Halkın %60’ının desteğini alan birisinin söylemlerini bile kabul etmekte zorlanıyoruz. Bir gecede vatandaş yapılanlar, portakal bahçelerini çoraklaştıranlar, buralarda “bedelsiz verilen” şeyleri satıp Türkiye’ye geri dönenler… Say say bitmez. Bu yüzden Türkiye’ye karşı ön yargı olan bir halka, “sen yavrusun, ağzından çıkanı kulağın duysun” diyerek sahip çıkılmaz. Ön yargılar bu şekilde yıkılmaz. Türkiye’nin KKTC üzerinde bir cazibesi yoktur. Her gün anahaber izleyenler bile direkt soğuyacaktır. Bu sadece Kıbrıs’ta değil, Azerbaycan ve Bulgaristan’da yaşayan Türkler üzerinde de aynı imge vermektedir. Baskıyla, zorla, “parayla kazanılmış oyla” bu işler YÜRÜMEZ! Türkiye bu imgesini düzeltmeli, KKTC ve diğer devletler için “zorbalık” yaparak değil, “heves ve heycan” uyandırarak kontrol altına almalıdır.

Öte yandan Kıbrıs Türkü için fazla bir şey söylemeyeceğim. Nedeni ise sözlerimin tükenmiş olması değil, söyleyeceklerimin etkisinin olmayacak olmasıdır. Tarihe not düşmek için bu sözlerimi yazıyorum. Osmanlı yönetiminde olmuş ülkelerin hepsinin Türk düşmanı olmasının nedeni nefret veya korkudur. Bir insanın diğerini öldürmesinin iki sebebi vardır: NEFRET ve KORKU! Bu yüzden Papa makamından Rusya’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’ya bir çok ülke bize düşman. Bunun sonuçları nedir? Bulgaristan’da, Kırım’da, Uygur’da, Irak’ta, Suriye’de yapılmış ve yapılanlara bakın! KKTC’de aynısını yaşamıştır. Libya’da, Fransa’da, Almanya’da ve bir çok ülkede Türklere karşı bir baskı oluşturulmak isteniyor. Nedenini söyledim: nefret ve korku.

Bu bağlamda; Kıbrıs Türkü’nün, Türkiye’den önce “kardeşlik”, ardından “iki yakın ülke” ve ardından “iki tanınmış ülke” kavramlarına yavaş yavaş terfi etme amacını anlamsız buluyorum. Yine de, Kıbrıs halkının(!) isteği bu yönde ise önünde durulamaz. Çözümde her ne kadar “eşit” sözcükleri geçse de, iki taraflı federasyon olsa da; belki 60 değil ancak 200 sene içinde yine sorunlar baş gösterecektir. Çocuklarını daha ufacık yaşta Türk düşmanı olarak büyüten Rum, Ermeni ve Yunanların Türklere karşı atacağı adımlar barışçıl olmayacaktır. İsminin sonunda Kıbrıs, Uygur, Bulgaristan gibi kelimeler olsa da; bu faşistlere göre “Türk, Türktür”.

Diplomasiyi, ayak oyunlarını çok iyi bilenlerin yanılgısına düşmemenizi temenni ediyorum. Umarım yaşananların bir benzeri daha yaşanmaz.

Yukarıdan anlattığım sonuçlara göre;

  1. Türkiye Cumhuriyeti, dilini, tutumunu, tarzını, televizyonları ve daha da önemlisi televizyona yansıyan saçma sapan şeyleri biran önce değiştirmeli ve önlem almalıdır.
  2. Türk insanı, Kıbrıs Türklerinin kararlarına saygı duymalı (ne olursa olsun).
  3. Kıbrıs Türkü, geleceğine ilişkin kararlarda geçmişi ve dünyada olanları göz önünde bulundurmalı.
  4. En önemlisi ARADAKI BU SAÇMA ÇIKAR ÇATIŞMASINA DERHÂL SON VERİLMELİ! Artık bu iki kesim birbirini suçlayan, birbirine karşı öfkelenen, birbirini anlamayan konumları terk etmelidir!

Tabi bunlar, diplomasiden uzak, devlet terbiyesiz almayan iktidarın yapabileceği ve anlayabileceği şeyler değildir.

Sonumuz, sonunuz hayır olsun…