Toplumu trafikten başlayarak terbiye etmek başlıklı yazımda biraz belirtmiştim. Her araca zorunlu kamera ve “ispiyonlama sistemi” getirerek görüntüsünü yüklediğin cezanın %3-5’ini alabilmek gerek. Ayrıca “huzur birimleri” adını verdiğim ve trafik denetlemesini yapacak ekipleri de anlattım. Fakat gün geçmiyor ki trafikte delirmeden kalabilelim. Bununla ilgili başka bir yazı yazmam, ve bu sefer biraz polisleri ve polis teşkilatını eleştirmem gerekiyor.

Tabi bizim ülkede okumada problem olduğu için başta uyarıyı yapayım; burada her gün bin bir çeşit zorluklarla uğraşan polis memuru eleştirilmiyor. Tabi bir kaç tanesine geleceğim, fakat siyaset bilimi öğrencisi olarak; polislere de ekstra yük bindiren ve ellerini kollarını bağlayan sistem ile ilgileniyorum. Benim işim, baktığım bölüm insanlar değildir. Sistemdir. Bir yerde sistem oturmuşsa, insanlar uyum sağlar. Sistem kötüyse, ona da uyum sağlar.

 

Motosikletten Yola Çıkalım

Aslında bugün yazacağım konu “taraftar tipi millet olmak” üzerine idi. Yani A’yı seversek, A’nın her şeyi iyi; diğerlerinin her şeyi kötüdür. Bizim düşüncemiz futbol takımından politikaya, ekonomiden motorlu araçlara böyledir. Haliyle araba kullananlar motorculara burun kıvırır, motosiklet kullananlar ise araba sürenlere. Tabi ki işin ilginci şu; bir yerde sorun varsa, iki tarafta da vardır. Buna da geleceğim.

Çeşitli nedenler yüzünden motosiklete başlamaya karar verdim. Eğitim alacağım, ona kararlaştırıyorum. Bir baktım ki motosiklet işi araba işi gibi değil. Kaldı ki 4 yaşında piknik alanlarında direksiyon tutuyordum, 8-9 yaşlarımda go-kart sürüyordum (ki hâlâ iddialıyım), 12-13 yaşlarında minibüs kullanıyordum (trafiğe kapalı alanlarda). Trafiği de iyi okurum. Hangi malın sinyal vermeden şerit değiştireceğini, hangi beyinsiz yaratığın saçmalayacağını mümkün olduğu kadar sezerim. Buna rağmen motosiklet ayrı olay. Haliyle önce bol bol Altın Elbiseli Adam videosu ve diğer videolar (yeri uçmağ olsun) izledim. Devamında eğitim alacağım, sonra ehliyet, sonra bir daha eğitim. Sonra sakin saatler ve yerlerde sürüş, belli süre sonra trafikte deneyim falan filan.

Çünkü motosiklette koruma kabini yok. Bu anlamda arabaya kıyasla daha tehlikeli. Fakat motosikleti tehlikeli yapan şey koruma kabini değil! Geçen yıl 7.500 kişi trafik kazalarında öldü [1]. Tam rakam 7.427 kişi. Peki yaralı sayısı kaç? 300.383 kişi!

Buraya geleceğim ama önce TÜİK’in istatistiklerine de bir değinelim [2].

Kazaların,
%74,4’ü yerleşim yeri içinde, %25,6’sı yerleşim yeri dışında.

Ölenlerin,
%43,2’si sürücü, %34,2’si yolcu, %22,6’sı yaya.
%76’sı erkek, %24’ü kadın.

KAZAYA NEDEN OLAN KUSURLAR neymiş diye bakarsak;
%89,9’u sürücü,
%8,5’i yaya,
%0,4’ü yolcu,
%0,7’si yol,
%0,5’i taşıt kaynaklı.

Ölümlü yaralanma ve kazalar:
En fazla Temmuz, en az ise Şubat ayında.
En fazla Cumartesi günü ve en az Salı günü gerçekleşiyor.
%67,4’ü gündüz, %30’u gece ve %2,6’sı alacakaranlıkta oluyor.

Fakat “insan faktörü” ele alınırsa; 89,9+8,5+0,4 dersek, kazaların %98.8’i insan kaynaklı. Çok kaba bir hesapla; 7427 kişinin %98,8’i yani yaklaşıklık 6.676 kişi; 6 bin 676 tane baba, anne, çocuk bir tane dangalağın yüzünden öldü. Açık ve net söylüyoruz. Kendi ölümüne veya başkalarının ölümüne neden oldular.

**

Bunu ilk okuduğumda kanım çekildi. Ailelerini falan düşünmeyi de geçtim; bu insanların arasında kim bilir kimler vardı. Ülkeye ve millete katkı sağlayabilecek nice insanlar. Peki neredeler? Ülkemizdeki bozuk yolları geçtim; denetimsizlik yüzünden sinyal vermeden, makas atarak, emniyet şeridi ve kırmızı ışığı ihlal ederek, aynasına bakmayarak, yerleşim yeri hız kurallarına uymayarak yola devam eden GERİZEKALILAR yüzünden yoklar.

Yol sıkıntı olabilir, araç olabilir tamam. Fakat Altın Elbiseli Adam’ın dediği gibi, 100 km/s ile giderken 1 saniyede 27,7 metre yol alıyoruz. Yani 2 saniye telefona veya kadrana bakmak demek; 55 metreyi kör gitmemiz demek. Fakat bir bakıyorsun millet yanındakiyle konuşuyor, telefonuna bakıyor, makyaj yapıyor… İki şerit arasında araba tutamayan insan, trafikte. Buna nasıl ehliyet verildi? Hadi verildi, yahu bu polisler tam olarak ne iş yapıyor?

 

Polis Teşkilatı

Trafiğe her çıktığımda, düzensizliğe deliriyorum. Biz beklerken birilerinin kırmızı ışıkta geçmesi, emniyet şeridinden gitmesi falan beni çileden çıkartıyor; sinyali “kişisel istek” olarak gören veya verir vermez önüme lök diye kıran, aynaya bakmayan ve daha sayabileceğimiz tonla hıyarlığı yapan insanlara ise tahammülüm artık kalmadı. Salak gibi hissediyorum kendimi, ben niye kurallara uyuyorum?

Her zaman sinyal veriyorum, sürekli aynaya bakıyorum, etrafımdaki her aracı takip ediyorum; yetmiyor trafiğin durumunu izliyorum ki 2-3 araba öndeki hödük saçmalayınca kaç kez kazadan kurtuldum bu sayede. Yani Tesla otomatik pilot gibi her boku hesaplamak zorunda mıyım? Aslında değilim. Herkes kurallara uysa yağ gibi akan bir trafik; yaralanma ve ölümlerde en az 10’da 1 azalma göreceğimizden eminim.

Adam polisin önünde kırmızı ışıktan geçiyor, makas atıyor; polis bakıyor öyle, kol dışarıda konuşuyorlar. Burada size de iş düşüyor. Ben her türlü rezilliği emniyetin sitesine bildiriyorum. Görüntüleri alıp, durumu anlatıp şikayet ediyorum. 150 ile giden tırı (evet 150 ile gidiyordu!) polise bildirdim mesela. Tak diye kestiler cezayı. Biraz millete iş düşüyor ama polis teşkilatında bir aksaklık var. Personel yetersizliği mi başka bir şey mi bilmiyorum.

Emir geliyor, telefon ile uğraşan sürücüleri mıhlıyor, ama 1 hafta. Sonra bitiyor.
Emir geliyor, emniyet kemeri takmayanları mıhlıyorlar, ama 1 hafta (ki buna karşıyım ama yasa!).
Emir geliyor, emniyet şeridi ihlaline geçiriyorlar cezayı. Hoş bu aralar sürekli devam ediyor, içimizin yağları eriyor bu kendini akıllı sanan aptallar ceza yerken.

Yabancı ülkelerde bu iş nasıl oluyor? Polislerin gözü hep açık. Yere çöp atmaktan tutun makasa, sinyale kadar en ufak bir şeyde pat enseliyorlar. Yabancı vlogları izliyorum; elemanın biri apaçilik yaparsa, nereden çıktığı anlaşılmayan(!) bir polis gelip cezayı kesiyor. Bitti kardeşim.

Böyle bir sistem olması gerek. Şu polisleri rahat bırakın; çıkıp sinyal vermeyenlerden makas atanlara, çöp atanlardan telefonla uğraşanlara, aynaya bakmadan birilerinin önüne geçenlere kadar her türlü dikkatsiz sürüşe ceza yağdırsınlar. Geçilmez yerde geçip kaza yapan araçlara, “adam öldürmeye teşebbüs” ile başlayan davalar açılmalı mesela. Böyle bir sistem getirmek gerekiyor.

 

Ölümü Engelliyorsun Gerisi Var Mı?

7.427 canın %98’i insan kaynaklı bir kaza yüzünden öldü!

Bakın bu millet SAVAŞ SIRASINDA nasıl kayıplar vermiş:

Sakarya Meydan Muharebesi: 5.713 şehit
Kore şehitleri: 714
Kıbrıs Barış Harekatı: 498 şehit

Sadece 2017’de trafik kazasında ölenlerin sayısı? 7.427 ve bu ölenlerin %98’i insan hatası yüzünden öldü.

**

Motosiklete başlayacaksanız; motosiklet kurslarına gideceksiniz (ehliyet değil kurs); henüz kararsızım ama Yamaha, Honda, Motto gibi önemli kurumlar var. Sonra yaklaşık 3 bin civarına korumalık alacaksınız ki bunlarda vergiyi sokuyor devletimiz sağolsun. Döviz patlayınca, ekonomik durum böyle olunca ne olacaktı?

Türkiye’de motosiklet sürücüsü olmak, AVrupa’dakinden farklı. Düşman olduğun(!) Yunanistan’da bile motosiklet geldiğini görünce şeridin yanını boşaltıyor adam. Bulgaristan gibi cücük bir ülkede bile sana saygı var. Bizde ise motosiklet umursanmaz. Bu yüzden motosiklet sürücüleri fazlasıyla tetikte olmalı.

Bakıyorsun araba sürücüsü olmaya; hiç böyle kurslara gerek yok, ehliyet kursuna git yeter. Yetiyor mu? Yetmiyor. Bana göre anaokul ve ilkokul çocuklarını bahçede çizilecek olarak trafik alanında eğitmek gerek (Bulgaristan’da gördüm). Devamında akülü araçlar mı go-kart mı bilmem ama eğitmek gerek. Sonra trafiğe kapalı yerlerde öğrenmeli. Ardından sağlam bir eğitim kursu (sanırım Motto Akademide bu var, oraya gidersem konuşur yazarım tekrardan) şart. Ehliyet ve araba alınınca da pat diye trafiğe atlamak yerine akşam 10’dan 12’ye kadar falan trafikte takılmak gerek. Bu işin çözümü budur.

Altın Elbiseli Adam’ı izliyorum diyor ki freni limonu sıkar gibi sıkın, virajlarda gideceğiniz yere bakın; başka yere bakarsanız oraya gidersiniz. İçimden dedim ki “yahu o nasıl olacak be, saçmalık”. Derken bir baktım arabayla viraja girdiğimde aynen gideceğim yere bakıyormuşum. Frene lök diye asılmıyorum giderek sertleştiriyorum. Fakat hepsini küçüklükten kazandım. 18’imde ehliyet kursuna gidip bunları bilmem ne kadar sürede öğrenemezdim. Bu yüzden bir eğitime gidin. Araba alacak olsanız dahi!

 

Denetim Denetim Denetim

1- cezalar ağırlaşacak. Öyle başkasının önüne kıran, makas atan, sinyal vermeyen insanlar ceza yemezse; bir ödül haline gelir. Başkaları da katılır peşlerine.

2- Denetim olacak. Ceza kanunu çıkartmak önemli değil, kağıt üstünde bir şeydir o. Önemli olan denetimdir. Polisler ceza yağdırmaya başladığında (ki bakan akrabasına denk gelip iş kaybetme korkusu da olmamalı), insanlar düzelecektir. Hem devlet cezalardan para kazanacak, hem insanlar hizaya gelecektir. Hiç değilse 1-2 canı kurtarsak bile kârdır.

Polis teşkilatı denetimi arttırıp gördüğü her yanlış harekete ceza yağdırmalı. Başka çözümü yok. Ve cana kasıt olursa, ispatlandığı takdirde şöyle bir süre içeri girmeli sürücü. Ufak bir şey olsa bile (ki sinyalsiz şerit değiştirmeyi 3-4 kez tekrarlama gibi), ehliyetine el koyun bakalım bir daha yapacak mı?

Alkollü araç kullanan bir kaç kişi tanıdım, sertleştirdiler cezaları. Ne oldu sonra? Şimdi taksiyle gidiyorlar evlerine. demek ki neymiş? 1- ağır cezalar, 2- denetim bu işi çözermiş.

 

Hırsızlığa Göz Yumuluyor

Motosiklet ile ilgili sayfaları takip ediyorum, neredeyse her gün bir motosiklet çalıntı ihbarı var. Büyük çoğunluğu bulunamıyormuş. Dişinden tırnağından arttırıp motosiklet alıyorlar ve pat çalınıyor. Bulunamıyor. Merak ettim; Cumhurbaşkanı veya bir Bakanının oğlunun motosikleti çalınsa, acaba o da bulunamaz mı? Ülkedeki iki yüzlülük oraya da yansır mı?

Hangi olaydı hatırlamıyorum, Ankara’da bomba patlatılmıştı. Çalıntı araç tabi. Olayın ilginçliği şurada; günlerce şehirde dolanıyor çalıntı araç ve bildirilmiş. Fakat bulunamıyor. Olayın arkaplanına bakıyorlar, sistem çok gürültü yaptığı için; plakadan çalıntı araç tespit sistemini kapatmışlar. Böyle bir emniyetten bahsediyoruz.

Yani neresinden tutsanız elinizde kalıyor bu sistem.

 

Ya Devlet ve Belediyeler? Çok Mu Masumlar?

Yanlış hatırlamıyorsam asfalt yapılırken granit, bazalt ve kireç taşı katılıyor içlerine. Yine de kesin hatırlamıyorum, yanlış bilgi olmasın ama 3 çeşit asfalt var. İyi, kötü ve ikisinin karışımı orta. Bizimkiler tabi ki kötü asfalt. Kötü asfaltlar 2 yılda bir yenileniyor. Hem yandaşa para çıkıyor hem de daha ucuz. Fakat pahalı dediğimiz asfalt yapıldıktan sonra 10 yıl götürüyor. Tabi 2 yıllık asfaltı bakım, şu bu ile 3-4 yıl kullanıyorlar. Oysa 10 yıllık süreçte bakım, tekrar asfaltlama falan derken baktığımızda; 10 yıl sonunda pahalı asfalttan daha fazla para ödeniyor.

Bunun yanında asfalt rezil olduğu için araçların takımlarının dağılması, insanlar zaten tanesi 300-350 liralık lastik yerine 150 liralık lastik taktığı ve dişlileri iyi olsa bile kimyasalı bittiğinden tutmamasına rağmen değiştirmediği için; üzerine bir de iğrenç asfalt olunca, hele hele İstanbul’daki gibi öndekinin götüne yapışık gittiklerinden bol bol kaza oluyor. Bizzat biliyorum lastiğin önemini. Passat’a laf atmıştım, rezil araba diye, lastiği değiştirdik; ne kadar önemli olduğunu canlı şekilde gördüm.

Yani asfalt yüzünden yapılan kazalar ve sürekli takımların zararını da hesaplarsak; aslında ucuz asfalt çok pahalı.

**

Zaten kum, çakıl, pislik, tozun her zaman olduğu asfalt üzerine bir de belediyeler fazla sulama yapınca; yollar ve özellikle virajlarda su demek, motosiklet için ölüm anlamına bile gelebilir. Bugün uygun bir motosiklet aldıklarında, üzerinde dandik lastik gelir. Değiştirmek demek bin lira civarındadır. Değiştirmezse (para nedeniyle), bir de koruma ekipmanlarını takmazsa; belediyenin böyle bir saçmalığında çok ciddi sonuçlarla karşılaşabilir.

Belediyede, mecliste hiç mi motosiklet sürücüsü yok? Kenan Sofuoğlu mesela, 250cc vergi bandını 350’ye çekebilsek mesela? Ya da motosiklet sürücüsü yoksa gidip bu tür gruplarla konuşun bir iş yaparken. İnsan canından daha önemli değil hiçbir şey.

Mesela şu nedir ya?

**

Güzel belediyenin küçük süprizleri. Yağmur için yol yapmış ama o kadar aptallar ki, motosiklet lastiğini oraya kaptırınca jantın halini geçtim, adam düşerse ne olacak onu düşünmüyorlar bile. Çünkü kendileri araç sürücüsü.

 

 

Gelelim Motosiklet Sürücülerine

Yani o kadar şey izliyoruz, görüyoruz ki evet motosiklet sürücülerinde de büyük hatalar var. Daha geçen hafta trafikte bir tane sürücü gazı açıp aradan geçiyordu ki beni sıyırıp geçti ve öndeki taksiye artçının (arkadaki kişi) eli çarptı. Sadece kafada kaskları vardı. Yani trafik böyle yavaş ilerliyorsa en fazla %10-15 daha hızlı gitmeniz gerektiğini bilin artık.

Daha da önemlisi yaz kış, uzun yakın fark etmez; tam takım olarak yola çıkın. 80 ile falan giderken, ilk 5-8 saniyede normal kumaş, tişört eriyor ve siz daha 40 saniye sürükleneceksiniz (sanırım 80 ile giderken 50-55 saniyeye yakın sürüklenme var). Deriniz eriyor, kaslar falan eriyor, kemiğe geliyor ki ortaya çıkan ısı kemiği eritiyor. Gerek var mı buna? 50 ile giderken düşseniz, elleriniz soyulacak. Altın Elbiseli Adam’ın dediği gibi, işemek için bile başkasına tutturacaksınız ki yemek şu bu gibi şeylerde ne büyük sıkıntılar çekeceğinizi düşünün.

Motosiklet için üretilmiş bot, pantolon, sırt/göğüs/bel koruması, mont, eldiven, kask kullanın. Pek ucuza kaçmayın. Sadece kask hayat kurtarmaz (ki polisler denetimde sadece kaska bakıyor, o da acayip!).

**

Motosikletlere dikkat edip yol vermeme rağmen motosiklet sürücüleri de bir çok kurala uymuyor. Mesela soldan 130-140 ile gidiyordum otobanda; yine malın biri dibime dayandı, zaten yol vereceğim ama 1 metre falan var arada. Baktım ileride sağ şerit boş, ilerledim ve sağ şeride yöneldim. Tam yönelirken bir motosiklet muhtemelen 160 ile korna çalıp geçti (yakınlaşma, tehlike falan olmadı). Yani bazen böyle bir durum oluyor ki suçlu şu bu aramaya gerek yok. Ben 130-140 civarındayım, motosiklet en az 160larda ve kamyonun dibinden geçip, orta şeride değip yine sağdan devam ediyor. Yani ben aynaları kontrol etsem dahi sola ve öne bakarken, o adamın yanıma gelmesini görmek için lüks araçlardaki özel sistemlere ihtiyaç var. Kaldı ki en ufak temas bile büyük sonuçlar doğuracak.

Anlıyorum otobanda soldan kapatsan mallar var, ortada gitsen taciz ediyorlar, sağdan gitmek imkansız…
Anlıyorum trafikte araçların arkasında dursanız “hadisene kardeşim” diyorlar, aradan geçseniz üzerinize sürüyorlar ve onlar olmasa bile bir yaya aralardan atlayıp sonra “motosiklet çok tehlikeli” diyor fakat şunu anlatmaya çalışıyorum; özellikle bu kadar yüksek hızlarda arkamıza gelmeniz göz açıp kapayıncaya kadar oluyor. Size saygısı olan biri dahi bunu fark etmekte güçlük çekebilir.

**

Bunların dışında motosiklet sürücülerinin bir bölümü de trafik kuralları uzmanı gibi davranıyor. Mesela o hayranlıkla baktığımız Avrupa’da bir araç yola çıkacak, görülüyor önden ve daha uzaklık var. Normalde adamlar yavaşlar, yol verir. Ben de genelde arabayla böyle insanlara yol veriyorum (eğer sinyal verdiyse, aradan girmeye çalışıp uyanık gibi davranmıyorsa veririm). Fakat motosiklet sürücülerinin kayıtlarına bakıyoruz, korna başlıyor, el kol başlıyor, küfür kıyamet. Biraz yavaşlayıp yol vermekte hiçbir sorun yok. Tabi önüne kıran denyolardan bahsetmiyorum.

 

Sonuç Olarak

Araç işi ciddi iştir, araba veya motosiklet fark etmez eğitim alalım. Kurallara uyalım. Motosiklet için korumalarımızı tam tutalım. Trafikte biraz daha saygı, sevgi, hoşgörü gerekiyor.

Fakat esas konuyu açma amacıma tekrar döneceğim;

Artık şu polis teşkilatında yeni yapılanmaya mı gidilir, başka bir şey mi yapılır bilmem ama polisin burnunun dibinde kurallara uymayan biri varsa durdurup ceza kessin kardeşim. Gerekirse araç kamerası takın ve kayıt altında olsun. Yeter yani ben bıktım.

Bu kadar gerizekalı, bu kadar aptal insan trafikte ve her yıl 7.500 civarında insan trafik terörüne kurban oluyor. Bu terörden fazla, savaşlardan fazla. Ölmeyip yaşayan insanların bir bölümü ağır hasar alıyor. Hepsi tedavi ediliyor. Tedavileri, iş gücünden düşmeleri… Her şey uzun süreçte Türkiye’nin zararına. Oysa bu insanların bir bölümünü kurtarabiliriz. Hem can olarak, hem maddi olarak kârımız olacak. Bol bol denetim, emir gelmeden her türlü ihlale ceza kesme yetkisi. Bırakın yanlışlara ceza yağdırsınlar. Bir sürü para da devlet kasasına girecek.

Yani para kazanarak insanların canlarını kurtaracaksınız daha ne?

 

 

Kaynakça

[1] Emniyet Genel Müdürlüğü. Yıllara Göre Trafik Kaza İstatistikleri. http://www.trafik.gov.tr/SiteAssets/istatistik/Genel_Kazalar.pdf

[2] Hürriyet. TÜİK: 2017 yılındaki trafik kazalarında 7 bin 427 kişi öldü. 27 Haziran 2018, http://www.hurriyet.com.tr/tuik-2017-yilindaki-trafik-kazalarinda-7-bin-4-40878533

Etiketler: , , , ,