Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Gelinliğe takılan kırmızı kurdelenin sıkça bakirelik ile olduğunu söylüyorlar.

Yazıyı yazarken bu bölümü yazıp yazmamak arasında kararsız kaldım ancak bitirdikten sonra dönüp yazıyorum: Feministler bazen gerçekten saçma şekilde davranıyor. Özellikle Türkiye’de feminizmin gerçekten rezil durumda olduğunu düşünüyorum. Kadına şiddete ya da iş dünyasında kadınlar için görünmez duvar olan bazı şeylere karşıyım. Ev kadınlarının yaptığının iş olduğunu ve devletin para vermesi gerektiğini (çünkü erkeği ve çocuğu sonraki güne hazırlar, hayatlarını kolaylaştırır) savunan feministleri destekliyorum. Feminizm bu tür alanlardaysa kesinlikle destekliyorum.

Fakat taciz ve tecavüzü, kürtaj hakkı gibi konuları “feminizm” adı altında yedirmeye çalışmayın arkadaşım! Kadına şiddet olayı var ki sinirlerimi tavan yaptırtıyor. Yahu şiddetin kadına erkeğe karşı olanı mı olur? Şiddeti tek yönlü gibi gösteren böyle saçmalıklar yüzünden, insanların kadınların erkeklere yaptığı şiddeti görmezden geliyor (bknz bir örnek: sosyal deney). Hayır kardeşim, şiddet, şiddettir! Kürtaj vs gibi haklar “kişisel özgürlüktür”. Böyle alıp alıp saçma sapan yerlere çekmeyin. Bir başka tip feminist var ki; kadın ve erkeğin eşit olduğunu düşünüyor. Bunlar ne evrim sürecini biliyor ne de kültür kavramından haberdar. Hayır, kadın ve erkek eşit değildir! Ancak toplumsal çabalar ve devlet yasaları, aradaki bu dezavantajları gidermek üzerine olmalıdır. Neyse bunlar derin konular ancak bütün bu kültürü, toplumu, evrimi bilmeden kalkıp kırmızı kurdeleye laf atacaksan bari iki bilgi öğren.

Şimdi gelinlik nereden çıktı, sadece Türkler mi bağlıyor yoksa başkaları da bağlıyor mu bilemem. Ya da gerçekten bu iş bakirelik için konuldu ya da konulmadı mı bilmiyorum. Farklı kaynaklarda, Türklerdeki kırmızının buradan geldiğini söylemiş ancak uzman olmadığım için gelinlikteki kırmızı kurdeladan yola çıkmayacağım.

Ben araştırdığım, bildiğim bölümden yola çıkacağım. Göktürklerden, Gök Tengri’den, Orta Asya’daki Türklerden… Kültürümüz, kökenimiz orasıdır. O halde başlayalım.

Kırmızının Türk Kültüründeki Önemi

Özellikle konu bir ulus ise; coğrafya ve tarih bilmemiz gerek. Yetiyor mu? Yetmez. Etkileşimde bulunduğu kültürleri de tanımamız gerek ki ilgili milletin kültürünü tanıyalım. Mesela Türkler için Persleri, Arapları bileceksin. Ancak Rusları, Fransızları da bilmek gerek. Konu Türklerin etki ettiği yerlere gelirse iyice uzayıp gider.

Bunlar hakkında bilgisi olmayan insanların kalkıp Türk milletini övme ya da karalamaya çalışması veya kültüründen gelen bir şey olduğunu bilmeden başka anlamlar çıkartması kişiyi komik duruma düşürebilir.

Loğusa Kadın ve Kırmızı Kurdele

Loğusa kadın, kırmızı bir kurdele takar kafasına. Bu kurdelenin, çocuğu albız denen iblisten koruduğuna inanılır.
(İbrahim Sarı, Şaman Türkleri, s. 60). Yanılmıyorsam bazı yörelerde kollara da takılıyor ancak aynı amaç için mi bilemiyorum.

 

Neden takıyorlarmış? Nedenlerinden bir tanesi eski Türk inanışında Alkarısı denilen ve yeni doğum yapanlara musallat olduğu inanılan bir iblis/ruh. Yeni doğum yapan kadını ve çocuğu boğmaya uğraşıyormuş. Lohusa kadınlar yalnız bırakılmaz, kırmızı kurdele takar ve İslam’dan sonra başında Kuran olur. Annem, ben doğduktan bir iki gün sonra kurdele takmamış, tabi ne olacak diyerek. Yalnız başına yataktan kalkınca, birden ayağımın altından balyoz darbesi gibi bir şey aldım ve başıma kadar çıktı, savurdu beni resmen diyor. Konuşamamış, bir süre hareket edememiş ve titreme gelmiş. Ağustos ayında yatağa götürüp 3 kat yorgan örtmüşler. Ki annem bilim insanı. Tabi sonradan 40 çıkana kadar taktım kırmızı kurdeleyi diyor. Albasması durumu oluşabiliyor yani eski inanca göre (ki hala devam ediyor). Bilimsel açıklaması vardır belki ancak atalarımız bunu açıklayamadığı için Alkarısı falan demiş. O da şöyle bir şey (korkmayın :D):

 

Dikkat edin, lohusa kadında kırmızı kurdele var, alkarısı da kırmızıyla tasifir ediliyor. Başında kuran var sanırım, bu Müslüman olduktan sonra yapılan tasfir olması gerek. Sanırım Şaman dönemde şöyle tasfir ediliyordu:

 

 

İnançlarımızda Kırmızı Kurdele

Alevilik, İslam’da Türk kültürünü ağırlıkta olduğu bir mezheptir. Bektaşilikte aynı şekildedir. Türk kültüründen, Türk adetlerinden fazlasıyla esinti görürsünüz. Aleviler, başlarına kırmızı kurdele bağlar:

**

Aleviler için Kızılbaş deyimi de kullanıyor. Ben buradan geldiğini düşünüyordum, ancak Büyük Osmanlı Tarihi’ne göre (Hammer, Joseph, Von. Büyük Osmanlı Tarihi, Cilt II, İstanbul, 1989) başa geçirilen Sepuştu isimli kavuğa benzer şeyin kırmızı olmasından geliyormuş sanırım.

Neticede, Türklüğün ve hatta Şamanlığın kalıntılarını bolca bulurum. Örneğin İslam’da kadın din insanı olamaz (imam gibi) ancak Gök Tengri inancından kadınlar Şaman olabilirdi. Hatta çoğu şaman idi. Alevilerin ibadetlerinde ise kadın-erkekeğin bir olduğunu görürsünüz.

Arabın kızları gömdüğü, kadının adının olmadığı dönemlerde; taa Milattan Önce boy yöneten Türk kadını (Tomris Hatun) ve Çin ile anlaşma imzalayan Hatun (Metehan’ın eşi) vardı. Mad Men izlediyseniz, 1960’larda daha İngilzi ve Fransızlardan ayrılma Amerika’da bile kadın eşitliği bu derece yoktu (buradan kendi tarihini bilmeden Avrupa’ya ağzı açık bakan Türk feministlere selamlar).

Haliyle Alevi ve Bektaşiliğin bu yanlarının Türk kültüründen geldiğini düşünmüşümdür hep.

 

Gelinlik ve Okuyan Çocuk

Yine nazar ve uğursuzluktan korkulduğu için gelinler kırmızı duvak kullanabiliyor. Eski dönemlerden gelme. Ayrıca gelinin üzerine bağlanan kırmızı kurdele (kuşak), nişan törenlerinde yüzüklerdeki kırmızı kurdele tek bir şeyi temsil eder; UĞUR ve KISMET! Ayrıca kötü ruhlardan korunma anlamını da taşır. (İbrahim Sarı, Şaman Türkleri, s. 37)

BELKİ şununla karıştırılmış olabilir; bazı yörelerde Türk kızları evlenene kadar kırmızı başörtüsü, evlendikten sonra beyaz başörtüsü takarmış. Ancak kurdele değildir!

Yeni okuyan çocukların yakasına da kırmızı kurdele takılırmış ancak bilmiyordum. Fakat bu adeti çocuğumda devam ettireceğim.

***

Bitti mi? Bitmez durun daha!

Kırmızının Diğer Kullanım Alanları

Kağan seçimi: Hunlarda Kağan öldüğünde, yeni kağan seçilirdi. Şu yemin ettirilirdi ve ardından kırmızı elbise giydirilirdi:

“Yukarıda Güneş’e bak, baki olan Tanrı’yı itiraf eyle. Sen onun gölgesisin. Kendi tedbirini O’nun muradına uydur. Aksi halde sana sadece bu siyah keçe kalır.”

(Halil Cin ve Ahmed Akgündüz’ün Türk Hukuk Tarihi kitabında sanırım ancak ben Aybars Pamir’in Türkler’in Geleneksel Dini Şamanizm’in Orta Asya Eski Türk Kamu Hukuku’na Etkisi çalışmasından okudum, isyeyenler için e-yayın).

**

Şamanlarda kırmızı külah: “Şamanlar ayinleri esnasında hayvan derisinden bir göğüslüğü olan açık cübbe ve üzerinde dağ tavuğu tüyü bulunan kırmızı bir külah giyerler” (Radlof, W. (1976). Sibirya’dan (Seçmeler), Çev. Ahmet Temir, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, s.234).

Türk kültüründe kırmızı: Türk kültüründe kırmızı, gücü temsil eder. Kırmızı aynı zamanda yönü (Güney) temsil ediyor.

 

Son Olarak Kırmızının Kutsallığı

Aslında kırmızı değil al ya da kızıl denirdi. Güneş doğuş ve batımında görüldüğünden Türkler için özeldir, kutsaldır. Türkmenlerin eski inançlarında koruyucu ruh, “Al Ateş” tanrısı idi. Türk kağanları hem kutsallığı hem de kötü ruhlardan koruduğu için bayraklarında sıkça kırmızı rengi kullanmıştır.

Kaynak (diğer anlamlarını ve Türk dünyasında renkleri okuyabilirsiniz): Mehmet Yardımcı, Renk Dünyamız ve Türk Kültüründe Renkler.

***

Şamanizm ve Gök Tengri ile elimdeki kitap ve arşatırmalardan bazılarında vardı ancak notlarım Kıbrıs’ta kaldığı için veremiyorum. Şunların bazılarında olması gerek:

Şerafettin Turan – Türk Kültür Tarihi
Abdülkadir İnan – Tarihte ve Bugün Şamanizm
Jean Paul Roux – Turklerin ve Mogollarin Eski Dini
Hacettepe Ün. Türkiyat Araştırmaları Ensitüsü – Yaşayan Eski Türk İnançları
Samire Mömin – Şamanizm ve Günümüzdeki Kalıntıları
Kürşat Koçak – İslamiyet’ten Önceki Türk Devlet Geleneklerine Göre Tahta Çıkma Yöntemleri
İlhami Durmuş – Bozkır Kültür Çevresi Türk Tarihi Araştırmaları ve Kronoloji
Yaşar Kalafat – Altaylar

***

Haliyle tek bir şey diyorum; ne olursanız olun, öyle bilginiz, fikriniz olmadan; hele hele eleştireceğiniz kültürü, coğrafyayı, tarihini falan tanımadan atıp tutmaya kalkmayın. Koca koca akademisyenlerin üniversitelerde “kadınları bakire diye paketliyorlar” şeklindeki söylemlerine denk geldim.

Uzman olmadığımı sık sık söylüyorum ancak en azından kendi kültürümü, tarihimi ve dilimi araştırıp sahip çıkmaya çalışan biriyim. Bir kültür, bir toplum hakkında ileri geri konuşmadan önce açıp okuyun öğrenin. Boş yere ne eleştirin, ne övün ne de feministlik yapın derim. Çünkü yanlış bilgi vermekten başka hiçbir şeye yaramıyor.

Artık boğazıma kadar geldi, o yüzden bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Biraz sert olduysa iyidir, sert olsun ki böyle saçmalıklar tekrar tekrar yapılmasın, bir milletin aklı bulandırılmasın!

Düzenleme

Bir şeyi eklemem gerek, ki yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim; Türk kadınlarına karşılık bakirelik için “çarşaf serme”den tutun, Türk kızlarının özgürlüğüne kadar bir sürü şey tehlike altında. Özellikle son dönemde kadınlarımız birer cinsel obje olarak görülmektedir. Bunlarla mücadele edilmesi başta Türk kültürü ve tarihini araştıran, bilen insanlarca yapılmalıdır. Çünkü bizim kültürümüzde cezası 4 at tarafından parçalanmak olan tecavüz gibi pislikçe davranışlar bugün Araplaşmanın ve yozlaşmanın bir sonucudur. Türk kadını ne çöp torbasına girecek, ne de cinselliği ile iş yapacaktır! Türk kadını at biner, ok atardı. Haliyle şimdi Türk kadını üniversitelerde, bilim merkezlerinde, önemli şirketlerde ve devletin en önemli organlarında görev yaparak; erkeklerin beceremediği uzlaşıyı ve erkeklerden farklı görüşlerini kullanmalıdırlar.

Burada sözünü ettiğim olay “kurdele” ile ilgilidir. Yanlış bilinen, sıkça yanlış kullanılan bir olaydır. Üniversite mezunu üst düzey şirket çalışanlarından politikacılara, akademisyenlerden STK’lara kadar yanlışlık dillendirilerek; toplumda zaten yanlış bilinen bu davranış pekiştirilmektedir. Eleştirdiğim nokta burasıdır. Türk kadınına gerek Türk kültüründen, gerek Atatürkçülükten gelen her türlü eşitlik ve özgürlük tanınmalıdır ve tarafımca desteklenilerek tanınacaktır. Fakat Türk kültürünü bilmeden, yalan yanlış bilgileri herkese aktararak yanlış bilgiyi doğruymuşçasına perçinleyenlerle de mücadelem sürecektir.

Etiketler: , ,