Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

HDP grup başkan vekili İdris Baluken’in açıklamalarına göre[1];

Hendekleri teröristler değil, halk kazıyormuş, “korunmak için” (daha önce bahsettim[2], bu söylemler psikolojik savaş ve yıpratma taktikleridir, bilinçlidir).

Daha fazlasını yazmayacağım, çünkü “birileri” tarafından; hemde psikolojik savaş ve propaganda tekniklerini iyi bildiklerinin belli olduğu “birileri” tarafından geldiği ve örgütlü şekilde benzeri ifadelerle Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratma ve uluslararası kamoyunda algı yaratmak için söylenen sözleri daha fazla yazmayacağım…

Önümüzdeki dönemde olayı “halk-devlet” çatışması gibi gösterecekler. Katilam yapılıyor diyecekler, polis ve askere ait görüntüleri koordineli olarak öne sürecekler… GÖRDÜĞÜM KADARIYLA, devletin henüz buna karşı koyacak karşı-propaganda ve karşı-psikolojik savaş birimleri ya yok yada o kadar beceriksiz ki…

**

Neyse, bu konuyu geçtim, milletvekilinin bu saçmalıklarına karşı söyleyecek bir kaç cümlem var;

**

Esenyurt’ta, Zeytinburnu’nda, Bağcılar’da sizde terör örgütü yandaşlarının molotof ve silahlı saldırılarına karşı hendek kazıp; içlerine tonlarca bomba yerleştirip, ardından terör örgütü elemanları bunların üzerindeyken bombaları patlatabilir ve terör örgütü yandaşlarını gönül rahatlığı ile silahla vurabilirsiniz.
Buradan bu sonucu mu çıkartalım?
Buradan, bunun meşru olduğunu mu çıkartalım?
Buradan, olayları mecliste değil;
Silahla, bombayla, füzeyle çözülmesi gerektiğini mi çıkartalım?

Bu açıklamayla, HDP’nin isteğinin medeni kanunların yerine “doğanın kanunları” ile çözülmesi olduğunu mu varsayalım?
**
Komedi…
Olaylar bu kadar ciddi olmasa, bu salakça ifadeye karşı gerçekten kahkaha atardım.
Bu aptal ötesi savunmaya karşı Cem Yılmaz izliyor gibi gülerdim.
Ancak ne yazık ki SEÇİLMİŞ bir milletvekilinin beyanı bu yönde.
Olaylar ciddi, açıklama ne kadar saçma olsa da gülünecek durumda değiliz…
Resmen, orman kanunlarını haklı çıkartma gayreti içerisinde…
“Güçlü olanın kazanacağı”…
**
Batı’dan Doğu’ya gidenler diken üzerinde.
Sadece asker ve polis değil; öğretmenler, memurlar, doktorlar…
HDP’li vekillerin istediği; Doğu’dan Batı’ya gelenlere, Batı’da teröristleri destekleyenlere karşı hiçbir saldırı yapılmıyorken, halk sessizken, Doğu’ya giden halkın yaşadığı hissi Batı’ya gelenlere de yansıtmak mı?
Bunun olmasını mı istiyor HDP’li milletvekilleri?
Batı’da, Doğu kökenli vatandaşlara saldırılmasını mı?
BU OLMAYACAK!
Bu olayın bir köken, din, dil, mezhep sorunu gibi gösterme çabalarını boşa çıkartacağız.
***
Hendekleri halk kazıyor demiş.
Camileride halk yakıyor,
Okulları halk karargah olarka kullanıp talan ediyor ve yakıyor,
Hastahanelere halk füze atıyor,
ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI yerleşim yerlerinde halk, sekme ihtimalini düşünmeden silahlarını ateşliyor,
Kapısını açmadığı için halk, halkı vuruyor,
Kendilerini desteklemediği için hal, kendi halkının evlerini kırmızı boya ile işaretliyor öyle mi???
Sadece Nusaybin’de, 7 ton bombayı, kazdıkları(!) hendeklerin içine halk gömüp üzerini kapatıyor ve asker/polis geçerken ateşliyor öyle mi???

Görünen o ki, bu işi “halk-devlet” olayına getirip,
Psikolojik savaş ve propaganda ile “iş savaş”, devletin zulmü(!) gibi çeşitli yerlere çekmeye çalışıyorlar. Suriye’de yaptıklarını yapmaya çalışıyorlar.

Sakın bu oyuna gelmeyin.
Sakın Kürt kökenli vatandaşlara karşı tepki göstermeyi (istedikleri ve tahrik ettikleri gibi davranmayın),
Polis ve asker, oradaki teröristlerin kökünü kazıyacak güçtedir.
Polis, asker ve devlete karşı yapılan bu psikolojik savaş ve yıpratma girişimlerini görmezden gelin ve aksi yönde “psikolojik savaş teknikleri” uygulayın (Twitter üzerinden vs).

Kendinize Hakim Olun

İstedikleri, Batı’daki halkın olaylara dahil olması. SAKIN!

Sinirlerinize hakim olun, milliyetçi ve dini duygularınıza hakim olun. Devlet bu işi çözebilecek güçtedir. 2000’lerin başında terör örgütünün gücü kırılmıştı. Özellikle Öcalan’ın yakalanmasıyla… Şimdi bir muhattap oldu, Suriye ve Irak’ta yaşananlar terör örgütünün ve üst aklın cesaretini güçlendirdi. Bazı şeylere devlet yeniden el atmalıdır.

Kürt kökenli vatandaşlar bizim parçamızdır. Orada yaşananları sadece tahmin edebiliriz. Terör örgütü ile devlet arasında kalıp, can güvenliğinin olmadığı “oraları”…

Çözüm Süreci

Çözüm süreci terör örgütü lideri yada teröristlerle yürütülmemeli. Bunlar suçludur, suç işlemişlerdir.

Çözüm süreci, terör örgütüne sempati duyan, terör örgütüne katılmamış ama katılmayı düşünen gençlerle yürütülmelidir. İstekleri karşılanmalı, karşılarında muhattap olduğu gösterilmelidir. Gerekirse devlet eliyle doğrudan yada dolaylı sivil toplum örgütleri kurulmalı ve bu gençlerin hem istekleri hem de şikayetleri devletin içinde karşılık bulmalıdır.

**

Bu sadece Kürt kökenli vatandaşlara karşı yapılırsa, çözüm süreci yine çıkmaza girer. Bu ülkede azınlık olan, istekleri değerlendirilmeyen bir sürü grup ve topuluk var. Alevilerin Cemevi istekleri, Romanların sorunları, çiftçi ve köylülerin sıkıntıları, işçilerin sorunları…. Say say bitmez. HEPSİ İÇİN ORTAK BİR SİSTEM geliştirilmeli.

Eğer devlet kalkıp kökene, dine, sınıfa, bölgeye, şehre özel sistem geliştirmek zorunda kalırsa yetişemez. Bütün azınlıklara, sorunlara, isteklere karşı bir sistem geliştirmeli. Belki bölgeye göre bazı şeyler esnetilebilir ancak tek çözüm, tüm Türkiye olmalı. Tek Türkiye, binlerce çözüm değil.

Kategori: Genel - Hayat - Politika