Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

 

Bugün 10 Kasım, sosyal medya üzerinden yazılanları ve cevapları izledim. REZİLLİK DİZ BOYU!

Atatürk’e hakaret edenler,
Atatürk’e hakaret edenlere hakaret edenler,
Atatürk’e laf atarken Fatih Sultan Mehmet’i övenler (Atatürk FSM’dir),
Atatürk’e laf atarken Hz. Muhammed’i söyleyenler (bizim atamız Hz. Muhammed’dir),
Atatürk’ü savunurken Fatih Sultan Mehmet’e hakaret edenler,
Atatürk’ü savunurken Hz. Muhammed’e küfür edenler…

Bu iş böyle gitmez arkadaşlar! Yanlış işlerin peşindesiniz. Kesiminiz, düşünceniz, dininiz ne olursa olsun yanlış işler peşindesiniz.

Osmanlı – Türkiye

Türkiye, Osmanlı İmparatorluğunun küllerinden doğarak ve özellikle ilk senelerinde tarım, hayvancılık ve sanayiye yatırım yaparak büyük bir sıçrama yaratmıştır. Günümüzde Müslüman coğrafyaya baktığımızda; Suriye, Irak, İran, Lübnan, Tunus… Türkiye’nin 1920’lerin başında ne büyük sıçramalar yaptığını daha iyi anlayacağız.

Osmanlı Padişahı, Sevr antlaşmasını kabul etmiştir. Alttaki haritayı;

sevr

Atatürk, bu noktadan sonra Osmanlı’nın kabullendiği bu yenilgi ve haritayı kabul etmeyerek “milletin iradesine bağlı” bir sistem için halkı yanına alarak savaştı. Yani halk, Padişahın gücü için savaşmıyor; kendi kendini yönetecekleri, “halkın sistemi” olan demokrasi için savaştılar ve büyük bir başarıyla; İtalyan, İngiliz, Fransız, Ermeni ve Yunan devletlerini YENDİLER!

Bunun yanında yabancı devletlerin zoruyla imparatorluk, Atatürk’ü yakalatma emri çıkarttı ve hain ilan etti. Gerici yani demokrasiyi istemeyen hareketlerle de savaşıldı ve asırlardır Ortadoğu’da plan yapmaya çalışanlarla birlikte “bölücü” hareketlerle de savaşıldı.

kurtulus savasi taraflari

Savaşı kazandıktan sonra Osmanlı bir müddet uzak tutulmalıydı çünkü halk Osmanlı’ya geri dönmek isteyebilirdi. “Gelecek geçmişi kucaklamaktır” adlı yazımda belirtmiştim.

Çocuk düşünün, aşırı çikolata yemiş. Bu yüzden alerji olmuş. Bir müddet çikolatayı uzak tutmak ve sonrasında bu kadar çikolata yemesini engellemek gerek. Olan buydu fakat çok uzun sürdü.

Mehter Marşı gibi kültürel şeyler yavaş yavaş modern dünya ile buluşmalıydı. Her kesimden insan, geçmişini kucaklamalıydı. Ancak olmalı. Sonra AKP çıkıp sahiplendi. Şimdi Osmanlı’yı tamame AKP’ye mâl etmeye çalışıyorlar ve diğeri öyle görüyor.

Osmanlı’yı kucaklayın.
Osmanlı’yı kucakladığınız kadar GÖKTÜRKLERİ KUCAKLAYIN!
Göktürkçe çok önemlidir.
Tarihimizde bir çok devlet var, hepsini öğrenin, araştırın.

Turk Devletleri Tarihi

**

Atatürk – Fatih Sultan Mehmet – Hz. Muhammed

Bazı ilginç arkadaşlar bu karşılaştırmaları yapmaya çalışıyor. Ata”türk” lafına takmışlar ve atamız FSM, atamız Hz. Muhammed diyorlar.

Bakın arkadaşlar, Atatürk soyadı millet tarafından verilmiştir. Türk milletini yukarıdaki Sevr haritasından kurtardığı ve imparatorun kulu olmak yerine kendi kendini yöneteceği bir sistem verdiği için minnettardı.

Atatürk ve Hz. Muhammed’i karşılaştırmayın. Birisi peygamberdir, dini liderdirdir. Diğeri ise askeri ve politik liderdir.

Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet’i de karşılaştırmayın; birisi padişahtır, diğeri askerlikten gelen seçilmiş bir liderdir.

**

Diyeceğim o ki, en basitinden Ayaz Ata’yı bilmeyen adamların,
Oğuz Kaan, Metehan, Atilla, Alparslan yada Göktürk kağanlarını bilmeden “biz Fatih’çiyiz” gibi söylemler komik olmaktan ziyade acı verici şekilde cahillik içerir.

Yapmayın arkadaşlar, Göktürkler bizim tarihimizde çok önemlidir. Orhun yazıtları, runik alfabe vs…

Ben hem Hz. Muhammed’e saygı duyuyorum hem Fatih Sultan Mehmet’i seviyorum hem de Atatürk’ün izinden yürüyorum. Çok mu imkânsız geliyor size? Bir insan hem Osmanlı’nın tarihi geçmişinden gurur duyup hem Atatürk’ün başarılarından gurur duyamaz mı?

Yapmayın etmeyin. Bu arada Osmanlı diyorsunuz iyi hoş ancak size anlatılan Osmanlı 1453-1683 arasıdır. 1699’dan sonra Osmanlı duraklama ve çöküş dönemine girdi. Avrupa’daki yenilikleri takip edemedi (Newton ve diğerlerinin matematik, fizik ve bilim konusunda yaptığı yenilikleri). Osmanlı, Türklükten çok “ümmetçilik” felsefesini benimsemiştir. Türklük diyorsanız işler değişir arkadaşlar.

Milliyetçilik Kavramı ve Osmanlı’nın Çöküşü

Osmanlı nasıl bu kadar uzun süre büyük toprakları yönetebildi biliyor musunuz?

Osmanlı zamanında yahudilere ve hristiyanlara baskı yoktu. Üstelik ibadethaneler yetkili kılınmıştı. Evlendirme ve başka işlemleri bu ibadethaneler yapıyordu. Cemaat liderleri vardı. Ermeniler, Ermeni kilisesine; Yunanlar Yunan kilisesine gidiyordu.

Yani farklı etnik gruplar bir aradaydı ve sürekli iç içeydiler. Bu sayede asimile olmadılar, etnik kimliklerini kaybetmediler; ancak Osmanlı’da asırlarca gücünü korudu. Çünkü adaletliydi.

Buradan sonrasına dikkat! 1801 yılında Osmanlı:

1801 Osmanli

**

Fransız Devrimiyle Milliyetçilik Yükseldi

1799 yılında Fransız Devrimi “halkın hareketiyle” başladı. 1800’lerin başında Almanya’da yükseldi ve 1821’de Yunanistan, Osmanlı Devletine karşı ayaklanma başlattı.

Milliyetçilik akımı 1800’den sonra Avrupa’da hızla yayılmaya başladı. Üstte yazdığım gibi çeşitli etnik kökenler ve farklı inançlara sahip olan gruplar bir aradaydı. Kültürünü ve kökenlerini kaybetmediler (asimile olmadılar) ve milliyetçilik akımları onları kolayca etkiledi. Yani Osmanlı’nın asırlarca güçlü kalmasını sağlayan “farklı din ve kökenlere özgürlük”, Osmanlı’nın yıkılışına neden oldu.

Atatürk ise, daha önce milliyetçilikle tanışmamış bu halkı Türk Milleti kavramında birleştirdi. İlk defa Türk milleti olduğumuzun farkına vardır. Bu Türk Milleti kavramı asla kan ve kafatası milliyetçiliği değildir; günümüzde Anayasa’nın 66. Maddesi der ki;

Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.

Yani dilin, dinin, kökenin, mezhebin, fiziksel özelliklerin, düşünceler ne olursa olsun; vatandaş isen Türk’sün. Farklı yere çekmeye gerek yok. Neyse bu başka konu.

**

Dolayısıyla “Türklerin atası Fatih Sultan Mehmet’tir” demek, hem yukarıda görselini gördüğünüz devletleri reddetmektir ve ayıptır hem de yanlıştır. Çünkü milliyetçilik akımları ve millet bilinci 1800’lerden sonra dünyaya yayıldı.

Atatürk ve Din

Türkiye Cumhuriyetinden önce okuma yazma oranı düşüktü. Halk, dini şıh ve şeyhlerden öğreniyordu. Bu da dini direkt kaynağından değil, onu kendince yorumlayanlardan öğreniyordu demektir.

Türk devriminden sonra Atatürk bizzat kendi emriyle Elmalılı Hamdi Yazır’a Kuran’ın Türkçesini çevirttirdi. Amacı, Türk halkının dini kaynağından öğrenmesini sağlamaktı. Yani halk dini kullanabilecek insanlardan, kulaktan duyma bir şeyler öğrenerek inanmak yerine; açıp kaynağını okuyup anlamasını sağladı.

Günümüzde de en büyük sıkıntı insanların Kuran’ın Türkçesini okumamasıdır. İnandığı dini bilen kaç kişi var? Bakın diyanetin yaptığı araştırmaya göre ;

  • Katılımcıların yüzde 91,8’i ailesi ve din görevlilerinden dini bilgi sahibi oluyor
  • Halkın yüzde 20’si yani 5 kişiden 1’i yalanı günah olarak saymıyor
  • Türkçe çevirisini hiç okumayanlar %34,4 Türkçe tefsirden hiç okumayanlar ise %49,1.

2015-11-10 20-00-37 Ekran görüntüsü

İsteyenler Google’a “Diyanet dini hayat araştırması” yazarak gerekli araştırmaya ulaşabilir. Diyanetindir.

Bu konu başlı başına uzun ancak neye inandığını öğrenmek için Türkçe çevirisini oku kardeşim. Dinini öğren.

Saygı ve Sevgi

Bakın dostlar!

Birilerinden nefret etmek, dövme ve hatta öldürme isteği ve bunu uygulamak kolaydır. Birisinin fikirlerini, yaşam tarzını, düşüncelerini sevmezsin ve öldürmek istersin bazen yaparsın. Ancak insanlık dışı olduğu kadar yanlıştırda.

Zor olan ancak doğru olan ise; birisinin fikirlerine katılmıyorken bile rahatça konuşabilmesi için gereken ortamı sağlamaktır. Fikirlerine katılmadığın insanlara hakaret etmemektir. Bir insana, kavrama, lidere, ulusa vs hakaret etmeyin. Eleştirebilirsiniz, eleştirebilmelisiniz. Ancak hakaret etmek acizliktir ve insanlık dışıdır.

Her lider, her ulus, her insan hata yapar. Hataları eleştirebilirsiniz, ders çıkartabilirsiniz. Ancak hakaret etmek, ölmesini istemek yanlıştır.

***

Bu ülkede kimse kimseye yaşama hakkı tanımıyor. Herkes, kendisi gibi düşünmeyenlerin ölmesini istiyor. Fakat bu topraklar, farklı kültürleri barındırır. Herkesin yaşama hakkı vardır ve konuşma, inanç özgürlükleri vardır. Herkes birilerine değer veriyor.

Hakaret etmeyin. Sevmesenizde saygı gösterin. Saygı gösterecek kadar medeni değilseniz bile susun.

Geçmişinizi Kucaklayın!

Geçmişi öğrenin. Osmanlı’yı öğrenin, Osmanlıca’yı öğrenin ama Göktürkleri bilin, Göktürkçe’yi de öğrenin… Diğer Türk devletlerini bilin.

Nasıl ki bir beylik, diğer beylikten sonra geldi; bir Türk devleti diğer Türk devletinden sonra geldi diye kızmıyorsanız, Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan sonra geldi diye de kızmayın. Yenilenerek, Avrupa ile mücadele etme düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. Osmanlı’nın devamıdır. Osmanlı, ancak buraya kadar gelebilirdi. Demokrasi ile, özgürlük ile ve aynı zamanda milliyetçilik ile savacak siyasi, ekonomik ve Avrupa’daki bilim ile savaşacak teknolojik gelişmelere sahip değildi.

Demokrasinin Değerini Bilin

Kimse sizin yaşadığınız gibi yaşamak zorunda değil, kimse sizin inandığınız gibi inanmak zorunda değil.
Kimse sizin sevdiklerinizi sevmek zorunda değil, kimse bu konuda size baskı yapma hakkına sahip değil.

Tartışmayla, müzakere ile, iletişim ile en iyiyi bulabileceğimiz sistemdir demokrasi. Herkesin özgürce yaşamasıdır. Bu değeri kaybedersek, Türkiye’nin durumu kötüleşir.

Türk halkı, Türkiye Cumhuriyetine kadar yönetimde söz hakkına sahip değildi. ASIRLARCA ! Milattan önce 200’lerden bu yana yani 2200-2300 yıldır böyle bir hakkı yoktu. İlk kez sahip oldu.

Atatürk geldi; Avrupa’dan önce kadına seçme ve seçilme hakkı verdi, konuşma özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, demokrasi, kanun, insanlara seçme ve seçilme özgürlüğü verdi. İlk fırsatta “ben demokrasinin olmadığı, konuşma özgürlüğünün olmadığı Osmanlı’ya dönmek istiyorum” demek ne kadar mantıklıdır?

İmparatorluk, şeriat, komünizm, faşizm gibi çeşitli rejimleri isteyebilirsiniz; iyi olacağını birileri size söylemiş olabilir. Ancak hayatınız boyunca demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yaşadınız ve bu ülkeleri görmediniz (bir çoğunuz). Peki bilmediğiniz sisteme hevesle bakmanızın nedeni nedir?

Kitap okuyun, bol bol kitap okuyun…

Bir birinize saygı gösterin.

Her şey yerine oturacaktır.