Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bu iki adam kim? Belki de Ortadoğu’nun bu kadar probleme sahip olmasını sağlayan iki kişi. Fransız diplomat ve hukukçu François Georges Picot ve İngiliz politikacı Mark Sykes. Tarih derslerinde mutlaka (benim hatırladığım şekilde) “sayko piko” şekliyle duymuşsunuzdur.

Yazıya başlamadan önce bir şeyi kesinlikle belirtmem gerek. Hani mevcut iktidar ve destekçileri “neo-Osmanlı” diyerek dolaşıyor ya… Osmanlı’nın vilayetlerine ait bir haritayı bulmak ne kadar zor biliyor musunuz? Yani tarihi öğrenemediğimiz gibi, tarihimize de sahip çıkamıyoruz. Ağızda Osmanlı. Ancak sadece politik çıkarlarla Osmanlı söylemleri. Yahu vilayetlere sahip değiliz doğru düzgün. Düzgün haritayı, Almanca buldum fakat 1900’lü yılları yansıtıyor. Türkçe olanın haritası berbat. İngilizce olanın vilayetleri tam değil. Hepsini birleştirerek bir şey çıkartamaya çalıştım.

**

Osmanlı Döneminde Ortadoğu

Hemen mevzu-bahis haritayı vereyim:

Vallahi övünmek gibi olsun, 1 saate yakın süredir bu harita üzerinde çalıştım. Yani neden ülke olarak tarihimize sahip çıkamıyoruz? Vilayetler önemli. Tarih önemli ama ağızda bir neo-Osmanlıcılık ve kimsenin bu politikayla ilgili ne bilgisi ne planı yok! Öyle boş boş “Osmanlı” diye dolanıyorlar.

Dahası, muhalefette bu konuda cahil. Mesela bir ara Elazığ için “El-Aziz” deniyordu ve Tunceli için Dersim diyeceğiz falan diyordu. Muhalefet çıkıp “politik çıkarlar uğruna bunu dilinize almayın, Bursa’yı da Hüdavendigâr mı yapacaksınız?” diyemedi gitti.

**

Osmanlı Döneminde Suriye ve Irak

Konumuza geri dönersek, gördüğünüz gibi Osmanlı döneminde (ve hatta ondan da öncesinde) öyle “Suriye ve Irak” gibi ulus devletleri ya da vilayetleri yok efendim. Ne var? Musul var, Halep var, Bağdat var, adını ilk defa haritayı hazırlarken duyduğum Deyr-i zor var.

Mesela Halep dediğimiz böylede Türkmenler yaşar. Şimdi “Bayırbucak Türkmenleri” diyorlar ya, bir çok tarihçinin (ki İlber Ortaylı dahil) karşı çıktığı bir kavram [1]. Halep Türkmenleri denir onlarada. Buradan gelir, Halep viyaletinden. Viyalet dediğimiz ise günümüzdeki federasyonlarda bulunan kantonlara denir ki Latince canto sözcüğünden gelir. Yer yer değişir, Almanca’da lander denir. Bizde de viyalet, eyalet gibi isimler mevcut ama Musul Vilayeti’nde olduğu gibi vilayet deniyor.

Haliyle günümüzde Suriye’de Halep Türkmenlerini korumak, kollamak işimiz. Fakat Esad gitsin, Rusya çıksın, Amerika bize orta açsın falan gibi hayallere kapılmak ve keskin söylemlerde bulunmak sıkıntılıdır. Biz sadece Halep Türkmenleri için davamızı sürdürmeliyiz, tıpkı Kırım’taki Tatarlar ve Türkler için olması gerektiği gibi. Geri kalanı bizi fazla ilgilendirmez!

**

Yönetke Okulu projemde biraz bahsetmiştim, politikacı olarak bunları bilmemiz gerekiyor (öğrenciler). Ancak biz Avrupa ve Amerika kaynaklı yayınlardan 1945 sonrası liberalizm-komünizm-kapitalizm görmekle meşgulüz.

Şu an Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dabık’a ilerleyeceğiz” dediği yeri biliyorsunuz. Mercidabık Muharebesinden. Mercidabık’ta kim savaştı? Yavuz Sultan Selim ve 3. köprüye ismini verdi. Erdoğan’ın kendini Yavuz Sultan Selim olarak görebileceğinden bahsetmiştim. Haliyle Yavuz Sultan Selimlik yapıp, Esad Şii diye “Esad gitmeli” falan gibi söylemlere girmemek gerek.

Mercidabık’tan sonra Suriye ve Filistin topraklarını almıştık.  Şah İsmail ile alakalıdır aynı zamanda. Şah İsmail, Kızılbaş adı verilen Türkmenlerin desteğini alıyordu ve bağı vardı. Yavuz Sultan Selim ise İslami birlik kurmak istiyordu ve Şiiliği bir tehdit olarak görüyordu. Bazı aleviler bu yüzden köprü adına karşı çıktı.

Neyse burası benim pek güçlü olmadığım tarih bölümüne giriyor ancak günümüzle ilgili olduğu için bilmek ve yorumlamak zorundayız.

**

Federasyonların Çöküşü, Sömürgeciliğin Bitişi ve Ulus Devlet

Daha iyi anlamak adına, Osmanlı’nın ve Avusturya-Macaristan İmparatorluklarının çöküşüyle birlikte federasyon anlayışı çöktü. Fransız Devrimi ile birlikte milliyetçilik akımı başlamıştı, zaten bir arada olan Balkan milletleri bu akımlardan etkilenerek Osmanlıya karşı savaştı ve kazandı.

Bunu gören İngiliz devleti ve diğer devletler, Araplar için çeşitli “propagandalar” ve istihbarat çalışmaları başlattı. Lawrence’ın hayatını inceleyiniz (Arabistanlı Lawrence – Y. Özdil) ayrıca Gertrude Bell’i inceleyiniz (Küt’ül Ammare – Y. Özdil) güzel bir örnektir ve şu an STK’lar ve basın üzerinden Türkiye ile Kıbrıs’ta bu tarz çalışmalar yapılıyor [2] (Doğu halkının ve Kıbrıs Türklerinin Türkiye’den ayrılması için).

Atatürk baktı Balkanlar çöküyor, Arap bölgeleri gitti ve geriye az bir bölüm kaldı; tabi Fransız Devrimini ve durumu çok iyi inceleyerek, Türk milleti kavramı üzerine ağırlık verdi. Kurtuluş Savaşı ile birlikte millet olduğumuzun tekrar farkına vardık ve Türk devletini kurduk. Tarihte Göktürklerden sonra ikinci kez Türk geçen devlet sahibi olduk.

Sömürgecilik daha geç, Nazilerin Afrika ve sömürgeci güçleri (Fransa ve İtalya) işgal etmesi, İngiltere’ye savaş açması vs gibi adımlardan sonra bitti. Bir çok sömürülen ülke, ancak 2. Dünya Savaşı sonrası bağımsızlıklarını kazandı.

Ayrıca bu ülkelerin bir çoğu, özellikle Müslüman ve Ortadoğu ülkelerinde Atatürk’ün başardığı devrimden feyz alıp Cumhuriyetler kurulmuştur. Çünkü Türk devrimi (Kurtuluş Savaşı), tarihte ilk kez sömürgeci devletlerin yenildiği bir savaştır.

Sadece İtalyan, İngiliz, Fransız, Ermeni ve Yunan birlikleriyle savaşmadık; gerici ayaklanmalar, bölücü ayaklanmalar, Osmanlı hükümeti ile ve hatta Gürcistan ile Rum çetelerle de savaşıldı ve kazanıldı.

Yukarıya bakarsanız “siz hepiniz, biz tek” mantığını görebilirsiniz.

 

Cetvelle Ülke Çiziliyor

Osmanlı, “Kudüs zarar görmesin” diyerek şehirlerden çekilirken, çevresinde İngilizlerle çarpışıyor ve İngilizler büyük kayıp veriyor. Filistin’de ve Irak’taki isyancıları destekliyor. 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Birleşmiş Milletler ve “uluslararası ilişkiler” anlayışıyla artık gizli andlaşmalar yapmanın imkânı yok ancak o dönemlerde Fransa, İngiltere, Rusya oturup;

  • Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı Rusya’nın,
  • Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları Fransa’nın,
  • Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya İngiltere’nin

şeklinde “gizli” anlaşma yapıyorlar. Bu bölgelerde kukla devlet ve sömürge kurmak üzerine bir anlayışları var. Ne zaman? 1915’te.

Kim dedi hatırlamıyorum (sanıyorum üniversitedeki tarih hocamız demişti), Bolşevik Devrimi Türkler için inanılmaz bir şanstı diyor. Çünkü Rusya, Türkiye’deki aldığı topraklarda dahil olmak üzere bir çok topraktan ve bu tarz gizli andlaşmalardan feragât ediyor.

Sorunlu Ülkeler Ortaya Çıkıyor : Suriye ve Irak

Bu iki müzakereci oturup Suriye ve Irak dediğimiz bölgelerde ki Osmanlı döneminde Şam, Halep, Deyr-i Zor, Musul, Bağdat, Basra vilayetleri olan yerleri; hiçbir şekilde demografi yani nüfus bilimine bakmaksızın kafalarına göre tayin ediyor.

Yani kökenleri, mezhepleri, etnik kimlikler, kültürler ve tarihsel bağları hiçbir şekilde konu olmamış. Cetvelle “şurası sizin, burası bizim” diye çizmişler.

Bir şeyi vermek istiyorum; diplomasinin babası sayılan Henry Kissenger’ın bu konuşmasını her zaman anarım, buyrun Zülfü Livaneli anlatsın:

Maalesef biz geçmişimizi bilmiyoruz. Osmanlı ve hatta onun öncesinde çok büyük imparatorluklarımız oldu, efsanevi savaşlarımız oldu. Ancak ne Machiavelli Prens gibi bir yönetim kitabı ve düşünür çıkartabildik ne de Sun Tzu – Savaş Sanatı gibi bir kitap çıkartabildik. Türk olarak geçmişimizi bilmiyoruz, sahip çıkmıyoruz. Daha kötüsü siyaset bilimi öğrencisi olarak bunlar hiç kimsenin umrunda değil.

Amerika, 200 yıllık tarihiyle; Avrupa ise 300-500 yıllık tarihiyle dünyayı şekillendiriyor (Avrupa tarihi eski ancak bir 300 yıl geriye giderseniz bugünkü gibi bir Almanya falan göremezsiniz, yenidir görece). 1945 sonrası dönemleri görüyoruz ve kitaplarımız bu bölgeden. Peki Persler? Osmanlı? Onları salla gitsin. Aslında bizimde suçumuz, şöyle eski taktikleri falan araştırmış mıyız? Tabi ki hayır.

Elin Kissenger’ı gelir, senin Osmanlını araştırır ve Irak’ta bu şekilde ülke kurmaya çalışır.

 

Son Durum Nedir?

IŞİD gelmiş, bütün bu bölgeleri birbirine katmış (ya da bilinçli şekilde kattırılmış). Amerika Irak’a girmiş, rezil olmuş ve Ortadoğu’da askeri harekat yapmanın (en azından kara harekatı yapmanın) saçmalık olduğunu anlamış.

Irak 3’e bölünmüş, Suriye bölük pörçük olmuş. Türkiye olarak hiçbirinde Türklere doğru düzgün sahip çıkamamışız. Türk olan vilayetler ise Kürt kantonları olarak kabul ettirilmiş.

 

 

Eee kardeşim, cetvelle çizilen ülkelerin böyle durumlara düşmesi normal yani!

Ukrayna, IŞİD, Suriye haritalarını ve çatışmaları, durumları “canlı” şekilde şuradan izleyebilirsiniz: http://liveuamap.com/tr

 

Komplo Teorileri ve Gerçekler

Komplo teorileri bile bazı gerçeklere dayanmalıdır. Bunu her zaman söyledim. Efendim neymiş, Kürdistan için Türkiye bölünecekmiş. İşte ROKFİLD ailesi, ŞOKOFELLER ailesi diye daha isimlerini doğru düzgün bilmeden kahvelerde illüminati falan deyip beni deli ediyorlar.

Samuel Huntington’ın “Medeniyetlet Çatışması”nı okuyun. Orda “Yeni Dünya Düzeni” diyor. Bunu okuyun. 1990’ların başında “etnik gruplar, ayrı devlet kuracak” gibi bir çok söylemi var. Yugoslavya örneğini vermiş. ondan sonra Emin Değer’in “Oltadaki Balık Türkiye” kitabını okuyun. Orada yazanlar bazen uçuk gibi görünse de daha doğru komplo teorileridir.

Amerika’nın Irak’ta nasıl rezil olduğunu hep birlikte gördük. Yani bu işler o kadar kolay değil. Boş komplo teorilerine kanmayın.

İlber Ortaylı’nın meşhur sözü var; “büyük devletlerin büyüklüğü her istediklerini yapmalarından gelmez, istemediklerini yaptırmazlar” diyor. Yani diplomasi, pazarlık, ödün verme ve bunlarda olmazsa çatışma… Ne gerekirse yaparlar ama istediklerini yaptırmazlar. Fakat öyle her istediklerini yapacağı anlamına gelmez diyor.

Yani Kürdistan haritasına bakıp bakıp “ne yaparsak boş, adamlar çizmiş, hallediyor” derseniz bu iş olmaz (yani bahsedilen harita gerçekleşir, fakat sizin arzularınız olmaz). Çalışacaksın arkadaşım.

Bak dönemin güçlü devletlerine rağmen, gerek nüfus gerek silah gerek para açısından çökmüş Osmanlı direndi; kendini yeniledi ve rejim kurdu ve onca zorluğa rağmen İngiltere, Fransa, İtalya, Ermenistan, Yunanistan ve bunların yanında Osmanlı Hükümeti , gerici ve bölücü ayaklanmaları falan yenip Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk.

Bu adamlar uğraşacak fakat yapıp yapamaycakları sana kalmış.

Öyle günde 5 saat televizyon izleyip, 3 saat sosyal medyada takılıp YILDA (günde değil) 6 saat kitaba ayırırsan bu iş olmaz. Tabi ki seni şamar oğlanına çevirirler. bu cahilliğinle kalkıp Kurtlar Vadisinden öğrendiğin “derin devlet” ve politikacılardan öğrendiğin dış mihraklar sözlerini tekrarlayıp durursun.

Uyanık olacaksın, öğreneceksin, öğreteceksin.

 

Sana bunu layık görürler fakat “okuyan, düşünen, sorgulayan” bir adam gelip bu haritayı alır ve ceplerine koyup eve yollar.

Fakat sen Lozan görüşmelerini daha okumadıysan, tarihini bilmiyorsan (bknz bu Osmanlı vilayetleri harita sıkıntısı en basitinden), geçmişine sahip çıkmıyorsan işin zor. Halk olarak kenetlenmemiz gerek.

Lozan görüşmeleri tutanakları ve belgeleri (e-kitap) : indirme adresi

Ayrıca şu video ile bitirmek istiyorum (AKP’nin dış mihraklar sözünü 4 dakikada çürüttü):