Türkiye’deki en büyük olay, zihniyetlerin savaşıdır. Aileden ülkelere kadar bütün savaşların temeli aynıdır. Eski ve yeni arasındadır savaş. Eski, gelenekselcidir. Yeni ise yenilikçi. “Genelde” sol yeniyi, sağ eskiyi temsil eder. Bunun bir dengesi vardır. Dengede olduğunda güzeldir. Fakat yeniler baskında ortada kültür kalmaz, eskiler baskınsa yeniler gelmez.

Fakat Türkiye’de işler bambaşka bir hale geldi. Farklı iki görüş, zihniyet, yapı var. Savaş halindeler. Ancak bu, yukarıda anlattığım gibi iki tarafında dengede olması gereken bir savaş değil. Bu savaş, bir tarafın doğru olduğu savaş.

Uyarlık ve Gericiliğin Savaşı

Bir yanda farklı ülkelere giden, oraların kurallarını ve kültürlerini gören, sanat ve sporla ilgilenen; insanlık, eşitlik, demokrasi, adalet, insan hakları gibi kavramları önümüze sunan kesim.

Bu kesim Avrupa’da olduğu gibi bir düzenin gelmesini istiyor. Kavganın ve huzursuzluğun olmadığı bir düzenin. Hayvanların vahşice kesilmesine karşılar. Her yerin kan olmasına, Diyanete bu kadar para ayrılmasına (şahsen diyanete para ayrılmasına karşıyım). Sanatın, sporun, bilim, teknolojinin arka plana itilmesine karşılar.

Bu kesim, dünyadaki gelişmeleri takip eden bir kesim. Kısacası aydın olarak örnekleyeceğimiz bir kesim ki bu kesime birazdan güzelce dokunduracağım.

**

Diğer kesim ise hayatını Türkçesini okumadığı kitaba göre yaşan bir kesim (Diyanetin yaptığı araştırmaya göre Türk insanının %92’si Kuran’ı Türkçe okumamış). Diğer anket sonuçlarınıda şuradaki araştırmadan bulabilirsiniz.

Bu adamlar, hırsızlık yapanlara oy veren ve onları koruyan zihniyette.
Bu adamlar, demokrasi ve özgürlüğün yerine şeriat gelmesi gerektiğini savunuyor.
Bu adamlar, kendi gibi düşünmeyen herkesi öteliyor.
İşin kötüsü bugün mini etekli, askılı insanlara karşı sesli yada sessiz söylemleri var. Dün askılı giyenleri çimdikliyordu. Bunların bir model değişi sol kesimde var. Türbanı üniversiteye sokmadılar.
Bu adamlar, aile hayatından sağlığa bilimden spora her şeyi Türkçesini okumadıkları tek kitaba göre yaşıyor.

Kısacası yönleri bellidir. İslam dinini anlamayıp, anladıkları kısmıda yanlış anlayıp; bir kaç asır öncesi gibi yaşamak istiyorlar. 6.-7. yüzyılda olduğu gibi, İslam’ın altın çağında olduğu gibi yaşasalar yine içim yanmayacak. 21. yüzyıldayız be kardeşim. “Gavurların”, “ateistlerin” sunduğu her nimeti (telefon, araba, teknoloji) kullan, ancak hepsini reddet. Reddet ancak Kabe dibindeyken, Avrupa’ya göç et. Gülen efendi gibiler ise Arabistan dururken Amerika’ya göç etti.

**

Sıkıntı buradadır. Bu adamlara doğruları anlatmak yıllar sürecekken, üstte yazdığım bu “aydın görünümlü” arkadaşlar beceremedi. İnsanlara doğruyu gösteremedi. Şimdi azınlık kaldılar ve başladılar söylenmeye. Tamamen sizin hatanız. Türkiye’yi karanlığa sürüklemeye çalışıyorlardı, zahmet edip mücadele etseydiniz.

Olması Gereken

Sağlam kültürümüz vardır. Orta Asya’dan getirdiğimiz kültürümüz. Batılılaşırken ve Araplaşırken kendi kültürümüzü yok ettik. Başka bir ülkede bizim kültürün 100’de 1’i kadar kültür olsaydı nasıl ön plâna çıkartıp pazarlamıştı ancak özenti bir milletiz.

Eski Türklerde kadınların yeri bellidir, kadına önem vardır. Doğaya saygı vardır, canlıya saygı vardır. Şamanizme girmiyorum bile… Tatar kadınlarından, Balkan Türklerindeki kadınlardan görebilirsiniz.

Ancak ne zaman Ortadoğu ve Arap kültürüne bulaştık, işler karıştı. Kadın arka plana itildi, cesurluğu elinden alındı.

Türk Kadını ve Araplaşmış hali

Çözüm kültürümüzü, tarihimizi hatırlamak ve dilimize sahip çıkmaktadır.

Batı ve Arap yanlısı olmak arasında sıkışmakta değil!

Etiketler: , ,