Bu sözü ilk duyduğumda muhtemelen çoğunuzun verdiği tepkiyi verdim; “saçmalık” diye düşündüm.

Ufak yaşta ticarete başlayan ve çok büyük işler yapan bir abimle konuşurken, bana bir çok konuda tecrübelerini anlattırken, neyi nasıl yapmam gerektiğini söyleyince; abi demiştim, sizin öğrendiklerinizin 10’da 1’i üniversitede anlatılmıyor. Bana demişti ki, “okumuş insanlar korkak olur”. Başta garipsedim. Okumadığı için, okuyan insanları küçük görebileceği bile aklıma geldi. Fakat aylar geçtikçe ne demek istediğin anladım.

Üniversite öğrencilerinin %90-95’i ya devlette çalışmak istiyor ya da özel sektörde. Hayallerinin peşinden gidin diyorum, fakat bir hayalleri olmadığını görüyorum bu öğrencilerin. Bunlar geleceğimiz olması gerekiyordu. Etrafınızdaki ünlü patronlara bakın. Çoğu üniversite bitirmemiştir. Erken yaşlarda “risk alıp”, cesur davranıp ticarete atılmış ve “mecburen” başarılı olmuştur. Biz ise biraz şımarık davranıyoruz. Tabi 21. yüzyılda 20. yüzyıl kafasıyla yaşan işadamları ve politikacılar var ama onları zaten burada anlattım.

**

Sonra 15 Temmuz’u düşündüm. Eğer iktidarda CHP olsaydı, Kılıçdaroğlu çıkıp “halkı meydanlara davet ediyorum” deseydi kaç kişi çıkacaktı? Aklınıza getirin o üniversite mezunu akademisyenler, profesörleri şunları bunları… Kaçı tankın önüne yatardı?

Çekilen kredi (kredilerin ise kapitalist ekonominin bir silahı olduğunu, liberal fikre destek veren biri olarak söylüyorum), iş, ev, aile… Hepsini akıllarına getireceklerdi ve kaçı çıkacaktı?

Bir yanda devlet teslim olmuş ve bütün silahlara el konulmuşken, ülkenin her köşesinde yabancı askerler dururken Samsun’a çıkan; dönemin en büyük güçleri olan (şimdinin ABD ve Rusyası gibi), İngiltere, Fransa, İtalya ile çatışan, Ermenistan ve Yunanistan ile savaşan; bunlar da yetmeyip Osmanlı Hükümeti, bölücü hareketler ve gerici hareketler ile mücadele eden Atatürk ve silah arkadaşları var…

 

Diğer yanda mı? Referandumda hayır oyu veren üniversite mezunlarından %35’i başka ülkelere gitme peşinde. Ben çekiyorum en çok bu çakma aydınlardan. Nutuk’u okumamuş Atatürkçü bunlar. Ağızlarında Atatürkçülük var ama sahte! AKP ne kadar dindardarsa, bunlar da o kadar Atatürkçü.

Mücadele ruhları yok! “AKP her yerde, çok güçlü” diye 3-5 kalıp cümle var ağızlarında. Kendileri götünü kaldırıp mücadele etmediği gibi, mücadele ruhu olanların da cesaretini kırma peşindeler. E DEFOL GİT! Sen ve senin gibi insanlar lütfen defolup gitsin bu ülkeden. Faydan yok, bari zararın olmasın. Bir daha da bu ülkeye geri gelme.

Bu Zihniyetin Bir Yansıması :  Yeni CHP

İşte bu bezmiş, “her yerdeler yeaaa” diyen ve elini kirletmekten korkan zihniyet var ya; heh bunlar hem Avrupa’daki gibi yaşamak istiyor, hem de özgürlük ve demokrasi için ödenmesi gereken bedeli ödemekten çekiniyor. Bu zihniyetin bir yansıması oldu Yeni CHP.

Defalarca gördüm ki, Cumhuriyet HALK(!) Partisi gerekeni yapacak cesarete sahip değil! Parti tamamen köken ve mezhep partisi olmaya başladı (ki AKP’nin başka bir versiyonu). Eğer kitleleri sokağa çıkartamıyorsan, kitleleri yönlendiremiyorsan; zaten iktidar olmayı hak etmiyorsundur. CHP bunu yapamadı, yapamıyor ve bu zihniyetle giderse bi 300 yıl yapamaz.

Gezi Parkı güzel bir şekilde başladı, kimse bu hareketi kontrol edecek gücü (aslında g ile başlayan başka argo sözcük var ama takipçilerim sürekli kibar olmam konusunda uyarıyor beni neyse), gücü(!) kendinde görmeyen muhalefet ve bazı STK’lar yüzünden; Gezi Parkı protestoları amacını aştı, vandallar işin içine girdi, kimse de kontrol edemedi. Sonra destek azaldı…

Kılıçdaroğlu mu? Kurumsal değil, bireysel olarak Gezi Parkı’na katıldı.

**

Gel gelelim referandum gecesine. YSK’nın hukuksuzluğuna karşı muhalefet sessizdi. Her zaman olduğu gibi sözleriyle AKP’yi tefe koyup taa 2002’den bu yana attıkları adımlarda doğrudan ya da dolaylı iktidara destek oldular. HEP!

Change.org’da bir kampanya başlatıldı. Bir günde, YSK’nın saçma kararından geceye kadar 400 bin kişi imzaladı. DÖRT YÜZ BİN KİŞİ! Peki muhalefet partisi ne yapıyordu?

Burada yazdığım üzere:

Bu kadar şaibeli görünen ve sorularla dolu, hukuksuzca verilmiş YSK kararlarıyla dolu bir referandum sürecinin sonunda muhalefetin hemen yarın büyük protestolar başlatması ve dünyada eşi benzeri görülmemiş bir hukuk mücadelesine girişmesi gerekir.

Siyasi ve hukuksal adımlarla bu işin üzerine giderek; iktidarı köşeye sıkıştırıp bu Anayasal değişikliği iptal ettirmesi gerekir. Çünkü ne kadar adil ve adaletli olduğu şüpheli olan seçim sürecine rağmen %51 alınmıştır ve bu %51; Türkiye Cumhuriyeti rejiminin değişmesiyle sonuçlanmamalıdır.

[…]

Ne yazık ki muhalefetin bu cesarete sahip olduğunu düşünmüyorum. Yine itiraz edecekler, konuşacaklar ama hiçbir şey değişmeyecek. Yapılanlar, yapılacakların kanıtı gibi.

**

Şöyle demişti Kılıçdaroğlu: YSK’yi protesto gösterilerine CHP kurumsal olarak destek vermiyor [1].

Yani? Gezi Parkı sürecinde olduğu gibi, YSK protestolarında da kurumsal olarak yoktu. Merak ediyorum ne zaman kurumsal olarak bir şeylere katılacak CHP???

**

CHP, gerekeni yapabilecek kadar cesur bir parti değildir. CHP’nin, AKP’yi durdurmak, yerini almak istediğini düşünmüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi içinde yalnızlaşan isimler bir araya gelmeli ve yeni bir parti kurmalıdır.

Köşe başlarını çağdışı ve harekete geçmekten aciz dinazorların kaptığı bu iki muhalefet partisi; vatana millete, AKP’li olmayan kitlelere ulaşmakta aciz kalıyor. Türkiye bu derece tehlikeli dönemler yaşarken, muhalefet sadece muhalif düşüncenin “gazını alıyor”. Çıkıp bir şeyler söylüyor ama sadece sözde kalıyor.

Bazı şeylerin değişmesi gerek. Efendim CHP kurultaya giderse ne olur? Nasıl ki CHP, yaptıklarıyla AKP’nin yerini sğalamlaştırdı, kurultayda Kılıçdaroğlu’nun yerini sağlamlaştırır. Merak ediyorum, bir başka kaset olayına kadar Kılıçdaroğlu da tıpkı Deniz Baykal gibi koltuğa mı yapışacak? Görünen o….

Ayrıca bakınız:

***

Sonuç Olarak

İş dönüp dolaşıp nereye geliyor?

Okumuş kitlelerin korkaklığına, şımarıklığına geliyor. Eğer cesur değilsen, cesur olmadığın gibi örgütlü değilsen; bu ikisi olmadığın gibi seni birleştirip, örgütleyip, cesurca kararlar alabilecek bir partin yoksa (CHP gibi) sonuç bellidir.

Örgütlü, cesur ve bedel ödemeye hazır olmayan kitleler; böyle kitleleri yönlendirip kontrol edemeyen partiler sonsuza dek iktidar olma fırsatı ve şansından yoksun olurlar.

Öte yandan siyaset biliminde okuyan son sınıf öğrencilerinin daha merkezi yönetim ile federasyon arasındaki ayrımları söyleyemediğini; Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki farkları bilemediğini gördüm. Haliyle okumuşlara da fazla güvenmeyin.

Zaten üniversitelerde akademisyenlik eğitimi veriliyor. Mezun olanların en fazla %3’ü akademisyen olacak ama herkesi akademisyen yaratma peşindeler. Sonra bu özgüveni patlamış ama içi boş akademisyenler tartışma programlarına katılıp İngilizce terimleri söyleyince “ne kadar iyi biliyorum yahu” diye kendini tatmin ediyor.

Ha o kadar iyi biliyorsanız, Türkiye’nin batışını izlemek yerine kurun bir parti akademisyenler olarak, kurtarın bu ülkeyi?

Olay ne? İş bilgiye dayanmıyor kardeşim. İş bilgiyle olsa bugün Türkiye başka noktada olurdu.

 

**
[1] Cumhuriyet Gazetesi (2017), Kılıçdaroğlu: YSK’yi protesto gösterilerine CHP kurumsal olarak destek vermiyor, http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/726154/Kilicdaroglu__YSK_yi_protesto_gosterilerine_CHP_kurumsal_olarak_destek_vermiyor.html [Erişim tarihi 9.05.2017]

Etiketler: , , ,