Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Seçmeni analiz edemeyenler, seçmen davranışı tahmin edemeyenler, şu an AKP’nin neden %50 aldığını anlayamayanlar seçmenlere hakarete başladı.

Bu blogta hemen hemen her partiyi, seçmeni ve çokça AKP’yi eleştirdim. Fakat bu seçimlerde seçmenleri suçlamanıza izin vermeyeceğim.

Yenilgiyi kabul etmek, durumu kabul etmek bir erdemdir. Gelin neden kaybedildi bakalım, nasıl kaybedildi ve niye %50 oy geldi bakalım! Seçmenlerin davranışını analiz edelim. Olabildiğince objektif olmaya çalışacağım. Çünkü durumu analiz etmemiz gerekmekte.

1 Kasım 2015 Seçimlerinin Sonuçları ve Nedenleri

Öncelikle sonuçlar şu anda :

AKP : %49,48
CHP : %25.31
MHP : %11,90
HDP : %10,75

AKP’nin Yüzde 50 Oy Kazanma Nedeni

KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan ve bölümümde hoca olan Kudret Özersay bu gece çok güzel bir sözle açıkladı[1]:

Sıradışı bir ortamda, seçmenlerin istikrar getireceğine inandıkları yönde oy kullanmaları beni şaşırtmadı. Türkiye için hayırlı olsun. Yalnız bu andan itibaren asıl sınav siyasal iktidarındır. Kişisel inancım Türkiye Cumhuriyeti’nde istikrarın ancak çağdaşlıktan, demokrasiden, insan haklarına ve farklı düşünceye saygıdan geçtiği yönündedir…

 

Altını çizdiğim yere dikkat İSTİKRAR! AKP’nin vurgu yaptığı şey istikrardır. Senelerdir istikrar denildi.

Terör ve Ekonominin Ülke Durumunu Kötüleştirmesi

Dövizin yukarı çıkması, terörün “ülke turizmini” ve bölge turizmini (Doğu illerinde) etkilemesi, seçmenlerin davranışlarını değiştirdi.

27 Ekim’de İstanbul’da gittim. Seçim üstü ve Atatürk Havalimanı hayatımda gördüğüm en boş haliydi ki 4-5 senedir Atatürk-Ercan arası yolculuk yapıyorum ve senede 8-10 kez. Şaşırdım. Taksiye bindim ve durumu anlattım. Adam dedi ki abi olaylar işi etkiledi. Doğru düzgün turist yok uzun süredir. Eskiden Alman gelirdi, Belçikalı gelirdi, Amerikalı gelirdi. Şimdi Araplar geliyor, eski turistler gelmiyor dedi. İşler etkilendi dedi.

Doğu illerinde yerel turizmi tanıtan, Doğu illerinin mutfağını tanıtan programları izlediğimde oradaki esnafın “olaylar bizi çok etkiledi” demesi bazı dengelerin değişeceğine işaretti.

Muhalefetin Beceriksizliği

Temsili demokrasilerde halk, direkt olarak katılamayacağı için (bknz: demokrasi çeşitleri), temsilcilerini seçer. Yani HDP milletvekilleri, Doğu’daki halkın oylarıyla gelmiştir. Bu anlamda baktığımızda MHP, AKP, CHP milletvekilleri kadar meşrudur yani yasaldır.

Halk, AKP’yi cezalandırdı. Muhalefete görev verdi ve muhalefet 13 yıldır AKP’nin en zayıf halini yakalamışken hiçbir şey yapamadı. HDP dedi ki, CHP-MHP koalisyonu olsun biz dışarıdan destek verelim ve azınlık hükümeti kuralım, 1 sene devam etsin ama AKP’nin devlet içindeki kadrolaşmasını temizleyip seçime gidelim dedi. Kılıçdaroğlu, “2. parti olmasına rağmen” Bahçeli’ye gel Başbakan ol dedi. Ne oldu ? Ona hayır, buna hayır. MHP ve HDP’ye giden emanet oylar bu yüzden geri geldi.

AKP seçmeni, muhalefetin beceriksizliğini cezalandırdı. Oylara baktığımızda CHP’nin yerinde sayarken MHP ve HDP’nin bu halde olmasının nedeni bu cezalandırmadır.

Bu emanet oyu göstermek için şu resmi vereceğim, maalesef CNN Türk’ün yayınında yazıyı yazarken hızlıca çekmek zorunda kaldım ancak CNN Türk’ün IPSOS’a yaptırdığı araştırmaymış:

AKP, CHP, MHP ve HDP'nin emanet oyları

diyor ki, hangi partiye verdiniz (Seçmen yanıt veriyor) ve partinize emanet oy mu (yani başka partiden mi gelmiş/deneme amaçlı vs). Sonuç şöyle:

AKP ‘nin yüzde 5,
CHP’nin yüzde 10,
MHP’nin yüzde 22,
HDP’nin yüzde 19’u emanet oylardır.

Zaten 2011 ve 2015 seçimlerine baktığınızda AKP’den 3 milyon oy erimiş ve HDP’ye kaymış görünüyordu (tabi 2011 ve 2015 arasında yaklaşık 4 milyon yeni seçmen gelmişti).

Kısacası yukarıdaki rakamları analiz edersek ve bugünkü seçimlere bakarsak; emanet oylar geri dönmüş olabilir diyoruz. Yarından itibaren anket şirketleri seçmenlere gidecek ve kararlarını soracak. O zaman net şekilde görebileceğiz.

Anket Şirketleri Yanıldı

Çok büyük bir payla yanıldı hemde. Anket şirketlerinin farklı dönemlerde söyledikleri oy oranları şu konumda: 1 Kasım Seçim Sonuçlarında Anket Şirketleri Sınıfta Kaldı (Mı) ?

Sandığa Gitmeyen Seçmen

İlginçtir ki, Gezici araştırmaya göre sandığa gitmeyenlerin %55’i CHP’li deniyordu[2]. Fakat yine CNN Türk yayınında IPSOS’un şöyle bir araştırması yayınlandı;

Sandığa gitmeyen seçmenin kaçı AKP'li, CHP'li, MHP'li, HDP'li? 2015

Sandığa gitmeyen seçmene, 2011’de hangi partiye oy verdiniz diye sorulmuş ve;

AKP yüzde 44,
CHP yüzde 8,
MHP yüzde 8,
HDP yüzde 0,
Kullanmayan yüzde 12,
İlk oy 15 çıkmış

Yani sandığa gitmeyen AKP’lilerin sandığa giderken, sandığa giden muhalefet partililerin artık bıkıp usanması ve sandığa gitmemesi etkilemiş olabilir. Dediğim gibi araştırma şirketlerine bakacağız. Kim gitmiş, kim gitmemiş araştırıp bulmaları gerek.

AKP’nin Propaganda ve Psikolojik Savaşı

Bu konuda çok iyiler. Kendilerinden 3 milyon oy HDP’ye gitmesine rağmen, HDP’yi meclise CHP soktu diye bir algı yarattılar ve bu tarz algıları yaratmayı, yönlendirmeyi çok iyi bildiler. Terör, HDP, muhalefet partileri, istikrar gibi konularda bir algı seli yaratıldı (sosyal medya ve sokak kısmında). Tabi seçmenler etkilendi.

 

***

Şimdiden Sonra Ne Yapılmalı?

Öncelikle herkesin hile, hurda gibi suçlamalar; seçmenlere hakarete varacak tarzda saldırıları bir kenara koymamız gerek. Ben de bazen kızıp seçmen profiline atıfta bulunuyorum ama doğru değildir. Eğer hile var diyorsanız, ispatlamanız gerekmektedir. Bazı tutanaklar tutuldu ve bunlar hukuksal olarak işlem görecektir. Ancak bütün bunların AKP’nin oylarını büyük ölçüde değiştireceğini ve 276 milletvekilinin altına düşüreceğini sanmıyorum.

Bu yüzden yenilgiyi kabul etmek gerek. Seçmenin neden böyle davrandığını araştırmak gerek.

Muhalefetin Kendine Gelmesi Gerek

Başarısızlıklar ortadadır. MHP ve CHP liderleri istifa etmeli. Kongre falan değil, istifa. Kongrede zaten kendi adamları oy verecek ve yeniden seçilecekler. Bu çözüm değil. Başarısızsınız, istifa etmeniz gerekiyor.

Sandık Odaklı Çalışmaları Bir Kenara Bırakın

Bakın bu milletin sorunu ortadadır; cahillik, kültürsüzlük, ekonomik sıkıntılar. Yani ülkede bir şeylerin değişmesi için;

1- Gönüllüler bir araya gelecek, gerekirse muhalefet ve sivil toplum organizasyonları katkı sağlayacak ve köy köy, mahalle mahalle halkı eğitecekler. Demokrasi neden önemli, nedir. Laiklik nedir ve niye önemlidir. Hukuk ve kurallar neden var. Fakat parti ve görüş propagandası yapmak için değil; insanlara bu kavramları öğretmek için (hemde hiçbir ayrım gözetmeksizin) yola çıkılmalı.

2- İnsanları mümkün olduğunca farklı kültürlerle tanıştırmalıyız. Suriye’den Avrupa’ya, Rusya’dan Amerika’ya, Türk devletlerine bir çok organizasyonlar düzenlenmeli ve ufak buluşmalarla bu kültürler halka tanıtılmalı. Farklılıklar kabul ettirilmelidir.

3- Bu ülkede kimse, başkalarına yaşama hakkı vermiyor. Zamanında türbanlılara baskı vardı, bugün başkalarına var. Doğu’da memurlar sıkıntılı, farklı yerlerde HDP’li diye kitap evleri yakılıyor. Eşcinsellere tiksinti var, kadına şiddet var.

Kısacası kimse, kendinden olmayana yaşama hakkı tanımıyor. Bu yıkılmalı. İstediğiniz Bu Mu: Suriye İç Savaşı adlı konumda detaylıca belirttim.

 

Seçime Eleştiriler

Bu arada, bazı eleştiriler geldi. Bir kısmının hesabını birlikte yapalım. Doğrudur, yanlıştır demiyorum. Sadece bakalım.

50 Milyon Oy 3 Saaatte Nasıl Sayıldı?

TRT Seçim’den aldığım bilgilere göre[bağlantı]. Açılan sandık %99.1 iken sandık sayısı 182.022 imiş ve katılım oranı %85,7 imiş. Seçmen sayısı ise : 53.765.231, yurt dışında ise 2.867.658 seçmen bulunuyor. Şimdi buradaki %99.1’in yurtdışı sayımlarından kaynaklandığını CNN Türk’te söylediler. Ancak hepsini bir değerlendirelim.

Toplam seçmen: 56.632.889
Sandık sayısı: 182.022
Katılım oranıyla (56.6 milyonun %85,7’si) : 48.534.385,8
Katılım/sandık sayısı : 266.6
Yani her sandıkta ortalama 266.6 oy pusulası bulunuyor.

İddia, 3 saatte sayıldığı yönünde. 3 saat = 180 dakika. 266.6/180 yaparsak, dakikada kaç oy sayıldığını buluruz.
Sonuç: 1.47777 yani yuvarlarsak 1.5 çıkıyor. Kısacası 2 dakikada 3 oy sayılmış.
(* gece oldu, İStanbul’dan Kıbrıs’a uçtum eğer dalgınlıkla hesap hatası yapmışsam, bildirin)

Uygulanabilirliği hakkında karar verin.

Seçimlerde Hile Vardı?

Çeşitli tutanaklar var, sosyal medyada ve haber sitelerinde bulabilirsiniz. Mükerrer oy yani bir kişinin birden fazla oy kullanması, bazı partililerin dün gece oy kullanması vs. Ancak bu tür sözler, “ispatlanabilir” olduğunda geçerlidir. İspatlanabilen durumlarda da tutanak tutulmuştur. Gerekli adımlar hukuksal olarak atılacak ancak bunların bir şeyler değiştireceğini sanmam.

Hile var yada yok, bu konuda emin olun yapılabilecek şeyler hukuk çerçevesi içinde yapılabilir. “E hukukta onların kontrolünde”, maalesef arkadaşım bundan fazlası farklı yönlere gider. Belki AİHM ve çeşitli uluslararası kuruluşlara başvurulur ancak bir şey çıkacağını sanmam. Üstelik “iç işlerine karışıyorlar” diye AKP daha büyük propaganda yapabilir.

Bu yüzden oylara sahip çıkmanın, oy vermekten daha önemli vatandaşlık görevi olduğunu söyledim. Bütün bunlara bakıldığında sonuçları kabullenmek ve hukuksuzluklara, yasalara karşı yapılan hareketlere yine hukuksal açıdan “mücadele etmek” mantıklıdır.

 

***

Sonuç Olarak

1 Kasım seçimleri ortadadır. Tüm halkın aklını başına toplaması ve bir şeylere katkı sağlaması gerekiyor.

Seçmeni suçlamadan önce, seçmen davranışlarını analiz edin. Neden böyle yaptılar? Nasıl engellenir, nasıl seçmen kazanılır vs..

Belki sonuçlara inanmıyorsunuz ancak etrafımda konuştuğum ve yine çevremden duyduğum bir çok olay bu seçimleri doğrular nitelikte. CHP’ye, MHP’ye, HDP’ye oy verenlerden bir kısmı AKP’ye oy vermeyi düşündüğünü belirtmişti. Özellikle iş dünyasından ve ekonomik olarak bu tarz geçişlerden etkilenenler bunu belirtti.

İlginçtir ki Ahmet Davutoğlu bu seçimde büyük bir başarı kazandı. Siyaset bilimiyle içli dışlı birisi. Bu kadarını beklemiyordum.

Düşündüklerim Sapma Payı Gösterdi

Bu seçimden beklentim, HDP’nin milletvekili olarak MHP’yi geçmesiydi ki bu oldu. HDP’nin ve MHP’nin oy kaybedeceğini düşünüyordum ancak HDP’nin bu kadar olacağını tahmin etmemiştim. AKP’nin 270-274 arası alabileceğini, sınırda olacağını düşünüyordum. Anket şirketlerinden çok az bir yanılma bekledim ve bu AKP’ye artı sağlayacak diye düşündüm.

Ardından koalisyon gelecekti  (AKP-CHP diye düşündüm). İşi yokuşa sürüp, 8-10 ay sonra dağılacaklar ve “bak biz denedik, CHP bozdu” diyerek tekrar seçime gideceklerini ve bu süreçte tek başına iktidar olabileceklerini düşünmüştüm.

AKP’nin 10-11 sene daha iktidarda kalacağını düşünüyorum. Senelerdir “2030’da devlet başkanlığı için geliyorum” diyorum. Yani Başkanlığın geleceğine zaten kesin gözüyle bakıyordum.

Rusya tipi başkanlık gelecek. Yürütmenin yasama ve yargıdan üstün olduğu başkanlık. Maalesef Türkiye’yi zor yıllar bekliyor (demokrasi, hukuk, özgürlük anlamında). Biraz daha sabır edeceksiniz, biraz kurunun yanında yaşta yanacak ancak sonunda sizleri kurtarmak için geleceğim.

Seçim sonuçları umarım hayırlı olur, Türkiye önümüzdeki süreçte hepimizi şaşırtıp; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olma yolunda ilerler. Üretim, ekonomi, tarım gibi konularda devrimler olur ve terör olayları biter.

Olay mu? Sanmıyorum.
Ahmet Taner Kışlalı’nın Siyasal çatışmalar ve uzlaşı kitabını okumanızı öneriyorum. Dün, bugün ve gelecek hakkında güzel ipuçları var.

Kategori: Ekonomi - Genel - Hayat - Politika