Sadecilik…

Düzenleme: konuyla ilgili Türk yazarlardan kitap buldum. Çokta güzel. Yazı sonuna!

Kıyafetlerimizden düşüncelerimize, çalıştığımız projelerden günlük düzenimize kadar bir çok alanda sadecilik kavramını yani minimalizmi yakalayabiliriz. Minimalizm (bundan sonra Türkçe karşılığı yaklaşık olarak sadecilik olan kelimeyi kullacağım), sadecilik, nedir? Nasıl bir şey? Hayatımızda nasıl kullanırız? Örneklerle açıklamak istiyorum.

Öncelikle “sade” ile “basit” kelimelerini karıştırmamak gerekiyor. Basit, kullanımı ve içeriği özelliksiz olandır. Sade ise, özellikleri üzerinde düşünülüp, yalınlaştırılmış yani fazlalıklarından(!) atılmış olandır.

Karışık geldiyse şu örnek çözebilir; sadecilik kavramında görünüş, aslında bir değerdir. Yani bir işlevi yoksa, özellik görünüşe eklenmemelidir. Her şey işe yarar, her şeyin bir nedeni vardır. Sadeliği sağlayabilmek için üzerinde ve ayrıntılarda düşünmek gerekir.

** Sıkça yapılan yanlışları sona ekledim orayada göz atın derim.

Az Çoktur ve Sadelik Karmaşıklığın Çözülmüş Halidir

Bu iki cümle, sadecilik kavramını en iyi özetleyen iki cümledir. Sadecilik her yerdedir. Doğa ve doğanın kuralları sadeciliğin ürünüdür. Bizde doğanın bir parçasıyız. Sadecilik kuralına uyum sağlayarak daha iyi bir yaşam elde edebilirsiniz. Önce bir kaç görsel ve sonrasında hayatımızda ne gibi deşiklikler yapabileceğimizi göstereyim.

**

Eğer sadecilik reklamcılığı ele geçirse ürünler bu hale dönüşebilirdi:

sadecilik (minimalizm (6) sadecilik (minimalizm (7) sadecilik (minimalizm (8) sadecilik (minimalizm (9) sadecilik (minimalizm (1) sadecilik (minimalizm (2) sadecilik (minimalizm (3) sadecilik (minimalizm (4) sadecilik (minimalizm (5)

**

Yada film afişleri ve reklamlar şöyle olabilirdi:

 

minimalist poster (sadecilik) (2)

minimalist poster (sadecilik) (1)

minimalist poster (sadecilik) (3)

minimalist poster (sadecilik) (4)

minimalist poster (sadecilik) (5)

***

Hadi başlayalım..

Hayatımıza Sadeciliği (Minimalizmi) Nasıl Yerleştiririz?

Şu temel bilmemiz gerekiyor : “HAYATIMIZDA OLAN HER ŞEYİN BİR AMACI OLMALI”.

Bu yüzden fazlalıklardan kurtulacağız. Az ama “öz” olacak hayatımızdaki her şey. Yediklerimizden sözlerimize kadar…

1- Fazlalıklardan Kurtul

En son giysi dolabını ne zaman açıp baktın? Çekmecelerini? Çek yatı??? Mutfak eşyalarını ve buz dolabının içini ne zaman kontrol ettin?

Şimdi tam sırası. Kullanmadıkların güzelse, başkasına ver. Değilse at. Kullanmıyorsan tutma, kullanmayacaksan alma! Ayakkabılar, giysiler, çekmecedeki fazla kalemler… Hepsinden kurtuluyoruz.

Bir şeyi elde tutarken veya alırken tekrar sor : GERÇEKTEN İHTİYACIN VAR MI? Eğer cevabın olumsuz ise, alma yada KURTUL!

2- Sadeliği Düşün Konuş Yaşa Ye!

Sadecilik her yanımızda!

Yiyecek ve İçecek

Coca-cola mı çekti canın? Lays, Nutella…

Peki bunlara gerçekten ihtiyacın var mı? Her gün fazlasıyla tüketmen sana yarar sağlıyor mu? Yediğin hamburgerler, dürümler, pizzalar… Hayatına kilo, hantallık ve vücudunu zehirlemekten başka ne katıyor?

Canın tatlı mı çekti? Kuruyemişi dene. Bir ara sürekli olarak çikolata yiyiyordum. Birer avuç kuru üzüm ve fındığı yeyince, çikolata isteği kalmıyor.

Kola yerine su dene. Eğer asitli bir şey seviyorsan, maden suyu iç. Mineralde alırsın. Unutma ki kola şekerli olduğu kadar asitli ve en önemlisi GEREKSİZ! İşimize yaramıyor, yararı yok. O halde hayatında tutma.

Çikolata yiyeceksen katkı maddeli değil, gerçek çikolata al. Arada bir ye, ancak en güzelini ye.

Konuşma

Atalarımız ne kadar güzel özetlemiş, “söz gümüşse sükut(suskunluk) altındır”. Putin’in KGB’den öğrendiği yasalarıda anlatmıştım: içinde “gerekmiyorsa konuşma” vardı. Sakinlik ve sessizlik, konuşmak yerine insanları dinlemek her zaman artı katacaktır. Fark edeceksiniz.

Düşünceler…

Asla basit olup “3-4 bin lira kazanayım” gibi bir düşünce içine girmeyin. Büyük düşünün ve amaçlarınız arasında belki sizin belki çevrenizin çektiği sorunları çözmek, insanlığa katkı sağlamak olmalı. Ancak bunu “yapmaktan zevk aldığınız” bir uğraşının üzerinden gerçekleştirin.

Sade şekilde söylemem gerekirse; sevdiğiniz işi yapın. Parayı kazancaksınız. Sevdiğiniz işte yüksek amaçlarınız olsun, başarıyı sağlayacaksınız.

3- Düzen

Bu benim hâlâ sıkıntı çektiğim bir şeydir… Genelde her şeyi yerli yerinde ve belli bir düzende olması gerektiğini söyleyler. İşleri kolaylaştırdığı muhtemel… Koyduğunuz yerde olmalı bir şeyler…

Tabi şunlar kadar da abartmayın:

duzen (1) duzen (2) duzen (3) duzen (4)

**

Aslında daha fazla söylenecek bir şey yok. Sadecilik, kendi gibi sade bir iki kurala sahip. Bir şeyi yapıyorsanız, bir amacı olmalı. Yararı olmalı.

Hayattan Örnekler

Tabi ki karaktere göre, tasarım anlayışına göre farklılık gösterecektir. Fakat bu konunun amacı, sadeliği ve sakinliği arayanlar içindir. “O” kişiler, ne demek istediğimi anlayacaktır. Sizde dingin olmanın peşindeyseniz, zamanla anlayacaksınız.

Sadelik müzikte vardır… Örneğin bütün müziklerin dışında “akustik” müzikler ve az çalgı ile çalınanlar bana her zaman daha hoş gelir. Örneğin:

**

Steve Jobs ve kıyafetleri…

Einstein ve Steve Jobs gibi insanlar aynı kıyafetlerden fazlaca alarak, “kıyafet seçme sorununu” ortadan kaldırmıştır. Steve Jobs’u takip eden Marx Zückerberg’de aynı taktiği uygulamıştır.

steve jobs kıyafet

Bir tasarımcıya özel yaptırdığı kaşmiş&ipek (sanıyorum buydu) kazağı, Levis 501 pantolonu, New Balance 992 model ayakkabısı.

Dolabında bunlardan onlarca vardı. Politikacılardan iş adamlarına kadar kimle görüşürse görüşsün, sabahları ne giyeceğini dert etmiyordu. NE KADAR HARİKA!

**

minimalist yatak odası

**

Yapılması Muhtemel Yanlışlar

Bırakın Türkçe kaynakları, yabancı kaynaklarda bile sıkıntılar mevcut. Zen ile ilgilendiğim için ve bu sadecilik akımının Doğu Asya tarafından geldiğini düşünürsek (Feng Shui, meditasyon, enerji vs), sadecilik kavramını tek başına “her şeyden kurtulmak” olarak alanlar olabilir. YAPMAYIN!

Sadecilik Basitlik Değildir

Bu yanılgıya sıkça düşenler var. Sadecilik kavramını ucuzluk, basitlik gibi görenler var. 2 pantolonun 1 tanesini atmak değildir. Yada Mercedes’e biniyorken sırf sadecilik için Clio’ya binmek değildir.

Bakın paranız varken 1. sınıf yerine 3. sınıf bir araç alsanız; güvenlik sıkıntısı doğuracak, erken bozulacak, yapıldığı maddeler ve şirketi muhtemelen doğayı ve bazı şeyleri düşünmüyor olacak. Uzun süreçte size daha zararlı olabilir.

Bu yüzden arabadan kıyafete ve diğer şeylere, alabildiğinizin en verimlisini alın. Verimlilik burada esastır. Tabi yakın yerlerde bisiklete binmek… Ancak Türkiye’de bisiklet gibi bir şey hem sürücülerden hem belediyelerden kaynaklanan sıkıntı yaratıyor.

Odaklanın ve Zamanınızı Harcayan Şeylerden Uzaklaşın

Neden tek tip yada sayılı tipte giysi seçiyoruz? Ne giyeceğimiz ile ilgili günde 2 dakika düşünsek, ayda 730 dakika eder ve ortalam 70 sene yaşasak 51,100 dakika o da  851.6 saat yapar ve 35 gün yapar.

Ki ben kendimden biliyorum, giyinmek ve hazırlanmak 5-10 dakika arasında sürüyor. Altı çıkar, başkasını dene, rengi olmadı diğerini seç, ayakkabı bak, olmadı diğerini çıkart…

Sadece kıyafet ile, hayatınızdan 35 günü boşa harcamanızı engelleyebilirsiniz. Kadınlar için düşünün birde.

**

Her Şeyden Kurtulurken Savurganlaşmayın

Atacağınız eşyaları dahi, mümkün olduğunca kullanışlı bir şekilde atmaya çalışın. Güzelse birilerine verin, oyuncaklarınızı yurtlara bağışlayın…

ÇÖPLERİNİZİ MÜMKÜN OLDUĞUNCA GERİ DÖNÜŞÜME ATIN!

****

sade kitap

Kitap: SADE

Begüm Başoğlu ve Ege Erim’in yazdığı bu kitap;  “gardırop (giysi dolabı), ev, yemek, egzersiz, ilişkiler, para, iş hayatı, teknoloji” başlıklarında sadeliği anlatıyor.

Fazlasıyla kaliteli, anlaşılır ve SADE !

Kısacası : Sadecilik

Hepsine uyamayabilirsiniz. Her şeyi dediğim şekilde yada internetten öğrendiğiniz şekilde yapamayabilirsiniz. Ancak anafikriyle; yararlı, verimli olması ve yaptıklarınızın, aldıklarınızın bir amacı olması gerekir. Odaklanmanızı engelleyecek ve sizi yolunuzdan alıkoyacak her şeyden uzaklaşmayı gerektirir.

Eğer sadecilik kavramını belirlerseniz; her gün izlediğiniz (Türkiye ortalaması için 5 saat) televizyon programlarının ne kadar can sıkıcı olduğunu göreceksiniz.

Her gün 5 saat… Bırakın 70 yılı; Survivor, evlendirme programı, saçma sapan dizi izlediğiniz 30 yılı ele alalım. Günde ortalam 5 saat (yapılan araştırma sonucu Türk halkı ortalama 5 saat televizyon izliyor)… Şöyle bir şey çıkıyor ortaya;

5*365*30 (günde 5 saatten 30 yılda izlenilen süre, saat cinsinden) = 54,750.
Peki kaç güne denk geliyor? : 54750/24 = 2,281.25
Kısacası 30 senenizin 4 sene kadarı saçma sapan şeyleri izleyerek geçiyor.

Para Dedektifi, Yeşil Doğa gibi programları izlemediğinizi de biliyorum. 35 günümüzüde sadece 2 dakikadan “ne giysem” derdine ayırdık. Daha devamında saçma sapan şeyler var… E uyumayı falan katarsak…

Kısacası; bize kalan zamanı, başkalarının saçma sapan ürünleri ve servislerine harcıyoruz ve kendi hayatımızı onları zengin etmek için harcıyoruz. Bunun farkına varsanız; kalan hayatınızı okuyarak, gezerek, ailenizle vakit geçirerek harcayacaksınız.

Sadecilik, yani minimalizm temelde bunu anlatmaya çalışıyor. 6 senede 1 kitap okuyan, günde 5 saat televizyon izleyen bir topluma sadecilik fikrini aşılarsak, sanıyorum ki bu toplum için en güzel işlerden birisini yapmış oluruz.

Kendinize bir iyilik yapın.
Büyük işler yapma potansiyeliniz varken, bunu saçma sapan şeylerde harcamayın!

 

Kaydet