Bir çok şehirde, şehrin içerisinde kalmış eski stadlar yıkılacak ve yerlerine “Millet Bahçesi” yapılacakmış. Eskişehir’de Atatürk Bulvarından Vişne Evlerine doğru girerken sağ tarafta büyük park yapıldı. Oranın sahibi, “beton yapılmaması koşuluyla” devlete bırakmış. Çok büyük bir alandır, Dede Korkut Parkı konuldu ismine. Benim bildiğim olay budur. Sanıyorum bu tarz projeler gelecek, bir benzeri. Biraz daha çay bahçesi vs olabilir.

Eğer gerçekten doğa olacaksa, halkın uygun imkânlar ile gidep çay vs içebileceği yerler olacaksa sonuna kadara destekliyorum. Hatta desteklemekle kalmıyor, fikir öneriyorum. Bir adım daha ileriye götürelim bu işi.

**

Sanatçılar Aydınlar Bilim İnsanlarına Adayalım

Paramızın üzerine bastık, büyük bilim insanlarımızdan bazılarını. Fakat Kemal Sunal, Adile Naşit, Ayşen Gurda, Ali Şen… Say say bitmez. Sadece Yeşilçam isimlerini bile buraya sığdırmak olanaksız olur. Bunun yanında önemli işlere imza atan Türk akademisyenleri, Türk aydınları…

Diyorum ki, büyük parklar yapalım. Sanatçımıza, akademisyenimize, bilim insanlarımıza sahip çıktığımızı gösterir şekilde yemyeşil olsun, ağaçlar olsun. Buralarda da, bu insanlara ait büstler, ödülleri falan olsun. Artık şehir şehir ayrılır mı ne yapılır bilmem ancak bir çözüm bulunur.

Millet Parkı içinde de “balmumu heykeli müzesi” olsun. Bırakın şu politik şeyleri ve Yılmaz Hoca (Büyükerşen) ile görüşün. İlki Eskişehir’de denenebilir. Bir müze gibi olsun, çok uygun fiyata girilsin ve dışarıda heykellerini, bilgi ve ödüllerini eklediğimiz bu insanların balmumundan heykelleri olsun.

Hem şehirlere turistik bir hava katar, hem yerel halka hizmettir hem de (daha önemlisi); bu milletin sanatçılarına, aydınlarına sahip çıkması anlamına gelir. Çocuklar buralarda büyürken bu insanları tanır. Bu milli bir servet olacaktır.

Politikadan uzak durmak için politikacıları falan demedim! Bunları bir kenara bırakın. Millet için uğraşmış insanlara, emeğinin karşılığını vermek gerek.

Rusçuk’a gidiyorsunuz, bir park var; Türkiye’de herhangi bir şehir için orman sayılır. O kadar büyük, o kadar yeşil. Çocuklar oralarda takılıyor. Sırbistan’a gidiyorsunuz, Belgrad’ın üst tarafındaki parkta yaşlı dedeler oturmuş, “satranç” oynuyor.

Türkiye’ye bakıyorsunuz, kahveden çıkmıyoruz. Gençler ise kafelerde. Yahu doğa ile buluşturacaksın çocukları. Yeşil ile buluşsunlar ve bunların içinde Türk kültürüne ait insanlar olsun. Nasreddin Hoca olsun, Yunus Emre olsun Eskişehir’de. Cüneyt Arkın olsun. Yeşilçam efsaneleri olsun… Bilim insanları, aydınlar olsun. Halkın sevip saydığı kişileri koyalım, hayatlarını yanlarına ekleyelim. Çocuklar öğrensin. Çok mu zor bir şey?

Politika bulaştırmadan yapabileceğimiz güzel bir şey olacaktır.

 

Azerbaycan Mezarlığı

Azerbaycan’a bayılıyorum. Azerbaycan Türklerine bayılıyorum. Sanat ile birlikte büyüyorlar. Türk tarihine, Türk kültürüne sahip çıkıyorlar. Emre Yücelen’in (şan hocası), Azerbaycan gezisine bir göz atmanızı öneririm. İlk 3 bölümü izlediğinizde dahi, sanata ne kadar önem verdiklerini görüyorsunuz. Sanata önem veren ülkede bina mimarisi de güzel oluyor; binalara dikkat edin!

 

**

 

Azerbaycan’a mezarlığa gidiyorlar. Bu mezarlıkları daha önceden duymuştum fakat bu vlog ile birlikte canlı canlı gördüm. Sonra bir kaç videoya daha baktım:

 

 

 

 

**

 

**

 

 

Ortada güzel bir şey varsa, herkes kabul eder ve benimser. Siyasetten, taraflıktan uzak ve doğru bir şey yapılırsa elbette toplumun tamamı olamasa bile tamamına yakın kesimi kabul edip benimseyecektir. Bakın “A Haber” dahi bunu “heykel müzesi gibi mezarlık” başlığı ile vermiş.

Heykellere baktığımızda, mesleklerine ve katkılarına göre heykellerin özelleştiğini görüyoruz. Yani pianist ve yazar, yaptığı işi yansıtacak şekilde heykel haline getirilip mezarlığa iliştiriliyor. Çünkü Azerbaycan’da sanata, sporcuya, bilim insanına saygı duyuluyor ve sahip çıkılıyor.

**

Ben inanıyorum ki, Türkiye’de de böyle güzellikler başlatılabilir. İktidar eliyle yapılacak bu iş, eğer politik amaçlar veya farklılıklar güdülmez ve toplumun farklı kesimleriyle işbirliği içinde yürütülüp gerçekleştirilirse; yüz yıllarca sahip çıkılacak bir eser bırakmış olacaklar. Sadece eser değil, bu bir kaç sözcüğe sığabileceğinden çok daha derin bir şey. Topluma katkı sağlayanlara sahip çıkmak, çocuklara bu insanları yani tarihi ve kültürü tanıtmak; geleceğimiz ve geçmişimiz için çok önemli bir projedir.

Umarım sesim bir yerlere ulaşır ve bu fikir üzerinde düşünülmeye başlanır. Eğer siz de bu fikre katılıyorsanız, alttaki butonları kullarak sosyal medyada paylaşıp yayılmasını sağlayın.