Tesadüflere inanır mısınız bilmem. Yıllar önce bir yaratıcı olup olmadığını anlamaya çalışırken, bir kaç yıl geçtikten sonra hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ve beni rahatsız eden kavram olan “kader” kavramının gerçek olduğunu yaşayarak öğreniyorum. Allah, tengri, god, evren, enerji… Ne derseniz deyin, hatta Matrix tarzı bir simülasyon içinde olduğumuzu da iddia ederseniz edin; temelde çok ilginç şeyler oluyor. Evrende her şey birbirine bağlı. Elektriksel, fiziksek veya henüz bilinen/bilinmeyen çeşitli kuvvetlerle. Örneğin bunu okurken yer yüzüne temas ediyorsunuz ve bunu sağlayan çekim kuvveti ile bana etki eden çekim kuvveti aynı ve gezegenler birbirine kuvvet uyguluyor…

İşin “dinsel, mantıksal, bilimsel” yanlarını bir kenara bırakacak olursak, dün en çok okunan konum “katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz” olmuş ki genelde ilk 10’a dahi zor zar giriyordu. Bu sıralar 2017-2018 Türk ekonomik krizi konum normalde aldığı hitin (genelde ilk 3’tedir) 4’te 1’ini alıyor ve yazıldığı yıldan bugüne kadar sürekli olarak ilk 3 en kötü ilk 5’te olan bu konumun üst sıralara girememesi de başka bir ilginçlik(!). Eğer diğer 2018 ekonomik krizi başlıklarına da benzer şeyler uygulanıyorsa bilin ki “birilerinin” parmağı var.

**

Katma değeri yüksek ürünler üretmemizin gerekliliğini 2015’te yazmıştım. Zaten 2015’ten bu yana en az 30-35 konuyla birlikte Türkiye’de ekonominin kötüye gittiğini ve neler yapılması gerektiğini defalarca anlattım. Eğitim ayağını anlattım, arge ve hatta TÜBİTAK ayağını anlattım, üretim bölümünü anlattım; neden ekonominin iyi olmadığını ve krizin 2017-2018’de geleceğini fakat esas 2020’de vuracağını taa 2015-2016’da anlattım.

Sonuç mu? Konuyla birlikte bugün emrecetinblog.com alan adının süresinin 45 gün sonra dolacağını söyleyen bildiri aldım. 9,99 fiyatı var… Ne olacak ki 10 yıl yenileyeyim diyorsunuz; sonra bir bakıyorsunuz dolar imiş! Başka bir alan vardı, ikisi bir. O da 9,99 yani toplamda 19,98 olması gerekiyor ama vergi şu bu 23,58 dolar olmuş. Yanda 23,58 görünce yine işe uyanmadım 9,99’a o kadar şartlamışım ki kendimi, o çevrilmiş sanıyordum. Zaten eskiden hosting firmamın sağında öyle idi. Yani dolar çıkıyor ve 23,58 gördüğüm bölümde TeLe şeklinde yazıyordu. Dikkat etmedim. Ödeme yaparken bir baktım 158 ₺ çıktı… Bi duraksadım..

O zaman bazı şeyler uyanmaya başlıyor!

 

Kısıtlanıyoruz!

Özgürlük kavramına sonunda geleceğim fakat önce, piyasada dolanan bazı şeylere cevap vermek gerek.

Ekonominin Sorumlusu ABD değil AKP!

Evet doların 9 Ağustos 2018’de 5,4 iken 10 Ağustos tarihinde 6,4’e fırlaması ve 13 ağustos 2018 tarihinde 7’yi geçmesi köprü ve otoyollarda, ihalelerde ve dış ticarette “takas aracı” olarak dolar kullandığımız ve Amerika’nın parasına bu kadar bağımlı olduğumuz ve üzerine ABD ile kriz yaşadığımız için bir DIŞ ETKEN olarak kabul edilebilir.

Fakat salak olmamak gerek, toplumu da salak yerine koymamak gerek. “Ekonomide geçici süreç mi yaşıyoruz yoksa TL değer mi kaybediyor?” konusunu 2016’da yazmıştım ve 2013’ten 2016’ya kadar Türk Lirasının Cibuti frangından Bulgar levasına kadar tam 92 para birimi karşısında “kesin olarak değer kaybettiğini” yazmıştım. Şimdi baksam belki sayı daha da artacak.

Yani 2013’ten bu yana Türk milletinin alım gücü düşüyor çünkü Türk lirası değer kaybediyor! Nokta. 5 yıllık dolar-tl ‘den tutun, aynı siteden diğer para birimlerini de karşılaştırabilirsiniz. Haliyle olay dış mihraklardan çok “iç mihrak”.

Ekonomi kategorisine baktığınızda en eski yazımın (kategoriye ait olan), “esas bir gecede köysüz kaldık bre cahil” olduğunu ve tarım-hayvancılık sıkıntılarını ve bunların yansımasını anlatmaya başladığımı göreceksiniz. Tabi Cem Seymen’i çokça izleyip, sonra araştırıp bloga ekliyordum:

**

Tabi cetinblog.com’da olduğu için ancak archive.org üzerinden erişebilirsiniz konuya. Şimdiye göre daha beceriksizdim.

Konuya geri dönecek olursak,

Eğitim, bilim, sanat, kültür, demokrasi, hukukun üstünlüğü, referandum, sistem değişikliği… AKP, uyardığımı her konuya diretti ve kendi kuyusunu kazmaya başladı. Fakat bu sefer 2000’lerin başındaki krizden daha beteri bekliyor. Çünkü o dönemde elimizde devlet kurumları vardı. AKP ise bunları “özelleştirme” adı altında satacaktı. Sadece kurumlar değil, toprak, su dahil…

TÜBİTAK gibi bir çok kurumu cemaatlere teslim etme, ihalelerde yandaşlara pay biçme; işi yapamayacak şirketlere teşvik ve destek verme, ki gereğinden fazla para! Sen, ben, benim oğlan aralarında bölüşülüyor.

İşte hepsinin sonucu budur. En son başkanlık sistemi, her şeyin tek adamda toplanması üzerine tüy dikti.

Peki AKP Bozuk Ekonomiden Rahatsız Mı?

Açıkçası şu son 2-3 aya kadar rahatsız olduğunu sanmıyordum. Çünkü TL’nin değer kaybetmesiyle birlikte, asgari ücrete yaptığı zam aslında zam değil, dolar kurundan bakarsak bir azaltmadır. En basiti bu. Başka bir örnek:

1 liralık bardak satıyorsun üretici olarak. Dolar 2 tl. Yabancı yatırımcının elinde 100.000 dolar var. Kaç bardak alır?
1 liralık bardak satıyorsun, dolar 4 tl. Yabancı yatırımcının elinde 100.000 dolar var, kaç bardak alır?

Hesaplamaya uğraşmayın, kısaca 2 kat fazla bardak satarsınız. Sonra politikacılar kasıla kasıla ekranlara çıkar ve derler ki “geçen yıla göre 2 kat bardak sattık”. Kısa süreçte çarkların çalışmasına yardımcı olur. Fakat uzun süreçte patlar.

2002-2015 ekonomisi, 2018 Türk ekonomik krizi konularımda asgari ücret olayını açıkladığım için tekrar detaylı açıklamayacağım. Fakat kısaca: 2015 yılında dolar 3 lira civarında iken, asgari ücret 949 lira idi. Dolar cinsinden 316 dolar. Sonra AKP dolara zam yaptı değil mi? şimdi 1.600 lira. AKP destekçileri diyecek ki bak 949 idi, önce 1.300 oldu şimdi 1.600 oldu. Peki 1.600 iken dolar ne kadar? 6,63 tl ve asgari ücretin dolar kurundan hesabı: 1600/6,63 = 241 dolar.

TEKRAR EDİYORUM!

2015 -> Asgari ücret 949 lira ve dolar 3 tl -> asgari ücretin dolar kurundan hesabı 316 dolar
2018 -> Asgari ücret 1.600 lira ve dolar 6,68 – > agari ücretin dolar kurundan hesabı 241 dolar

3 yılda 75 doları cebinizden almış çok sevdiğiniz AKP iktidarı. 75 dolar bugün ne kadar? 497 tl. Eğer ekonomi 2015’teki ile aynı olsaydı; asgari ücret en az 1797 tl olmalıydı. İyi olsaydı, 1850-1900 olurdu. Fakat tam tersine, rezil bir halde.

Bütün bunlara ek olarak benzin, vergi ve diğer şeyleri düşünün. Yani asgari ücret düşmüş, aynı zamanda döviz nedeniyle tüm her şeyin fiyatları artmış ki alım gücümüz kaç kat düştü merak etmek gerek…

Gelelim özgürlük bölümüne.

 

Kötü Ekonomi ile Özgürlüğü Kısıtlama

Bu adamlar uyanıktı, ekonomik olarak özgürlüğü ve “kendileri gibi olmayanları” kısıtladılar zaten. Alkol içen tayfayı sevmiyorlar çünkü büyük oranda oy alamazlar, kendi yaşam tarzlarına ve dindarlık anlayışlarına ters. Herkes kendileri gibi yaşamalı, giyinmeli, düşünmeli. PAT alkole zam. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en büyük gelir kaynağı alkol, sigara, benzin ve ÖTV vergileri. Diğer vergiler ve gelirler bunların yanına yaklaşamıyor.

Bu ara motosiklete taktım kafayı. Milletin kendi para birimiyle 6-8 bin BİRİME bindikleri motosikletlere biz Türkiye’de 60 bin TL’ye biniyoruz. Yani adam Almanya’da 1500 euro asgari ücret alıyor ve 8 bin euroya güzel cruiser alıyor. Biz ise 1.600 tl asgari ücret alıp aynı makineyi 60 bin tl’ye almaya çalışıyoruz.

Cruiser seviyorum (chopper dediğiniz) ve maalesef Çin malları domine etmiş. Çünkü eskiden 10 bine alacağınız motorları şimdi 25-30 bine alıyorsunuz. Takip ettiğim bir kaç motosiklet vardı, daha 2 gün önce 13 bin idi, bugün kalktım sitelerinde güncelleme yapmışlar ve 16 bin olmuş.

Özgürlüğün sembollerinden biri olan motosiklet (sizin için değil belki ama özgürlük kafasında olanlar için böyle), ülkede lüks hale gelmiş. Zaten araba almak falan ne diyorsun? Normal bir insan için bunların hepsi hayal!

Gerçi yıllardır asgari ücret alan, gelir düzeyi düşük olan, köylü ve çiftçilere, işçilere anlatmaya çalıştık AKP’nin yanlış yaptığını. En çok bu insanlar etkilenecekti. Neden bir Avrupa işçisi gibi rahat yaşamasın? Bu istedik fakat direttiler. Şimdi kendi ektiklerini biçiyorlar. Haliyle AKP’ye gönül vermiş küçük esnaf, büyük şirketler, işçi, çiftçi, köylü falan hiççç yakınmasın. Anlattık… Gözünüz kapalı savundunuz. Önümüzdeki 5 yıl boyunca, bir önceki yıla iç çekerek bakacaksınız.

 

Özgürlük Nedir? (pozitif ve negatif özgürlük)

TDK’ya göre: “Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti”.

Politik anlamda iki tür özgürlük vardır: pozitif ve negatif özgürlük. Bunlar iyi-kötü anlamda değildir, karıştırmayınız.
Negatif özgürlüğü bir kabuk gibi düşünün. Yaşamınız bir kabuk ve kimse bu kabuğa müdahale edemiyor. İstediğiniz kararları almakta, istediğinizi yapmakta serbestsiniz.
Pozitif özgürlük ise yapabilme imkanı sağlamaktır. Örneğin ben cumhurbaşkanı olmak istiyorum, bunun için önümde engel olmamalı. Eskiden kralların çocuğu yönetici olabilirdi. Halktan birisi olamazdı.

Kısaca; yapabilme imkanı pozitif özgürlüktür (bir köylü ile bir fabrikatörün çocuğu da cumhurbaşkanı adayı olabilir). Öte yandan benim hayatıma müdahale etmeme ise negatif özgürlüktür.

Erdoğan diyor ki, “kimin özgürlüğüne müdahale etmişiz?”. Doğrudan alkol içme demiyorsun belki fakat alkol fiyatlarını gereksiz şekilde arttırıyorsun! Vergiler anlamsız derecede yüksek, alkolün %70’i vergi!
Veya HDP’ye oy vermeyi yasaklamıyorsun belki fakat hukuksal açıdan tüm izinleri almış, parti kurulması, üye olması ve seçimlere girmesi konusunda hiçbir problem olmayan partiye “terörist” diyorsun. HDP’yi ne kadar sevmesem ve çoğu politikasını kendime göre ters bulsam da, eğer hukuki bir şey yoksa, bu şekilde denmesi demokratik kavramlara aykırıdır!

**

Bloga geri dönecek olursak… Blogumun alan adı 9,99 dolar ve hosting aylık 3,49 dolar. 12 ay ve ikisinin toplamı: 51,9 dolar olacak ancak vergiyi tam bilemesem de yaklaşık 60 dolara patlayacak bana. Eğer Amerika’da lokantada çalışıyor olsam, en kötü 1.200-1.300 dolar maaş alacaktım ve 60 dolar benim için çıtır çerez idi.

Gel gelelim DÜNYA LİDERİNİN YÖNETTİĞİ Türkiye’de ekonomi o kadar güzel hale geldi ki; 60 dolar demek 397, 3-5 gün sonra ise 400 tl demek olacak! Günde 1.500-2000 kişinin geldiği site için belki katlanılabilir. Siteden gelir elde etmiyorum, reklamsız vermeye çalışıyorum ve durum bu halde! Sağolsun bir çok tanıtım yazısı vs istekleri geliyor ama hepsini geri çeviriyorum. Gidebileceği son an’a kadar gitsin hatta.

Şimdi fikirlerimi rahatça sunduğum bir blog için neler gerekiyor kabaca bir hesap yapalım.

Orta şeker bir internet, aylık 60 ₺, yıllık 720 ₺
Orta şeker bir dizüstü, toplam 5 bin ₺ (4 yıl gitsin, yıllık 1.250₺)
Alan adı yıllık (vergisiyle yaklaşık) 73 ₺
Hosting yaklaşık 380-400 ₺

Hepsini yıllık toplarsak: 2,500 ₺ gibi bir şey geliyor ki daha elektriği falan işin içine koymadım. Youtube videoları çekeyim editleyeyim dersek o bilgisayarın fiyatı 8 binlere çıkıyor. İnternet kalitemiz boktan olduğu için aylık 300 lira falan verirsek güzel bir internete kavuşuruz sanırım. Bunun üzerine program için (video düzenleme, efekt) ve kamera fiyatlarını koyarsanız… Ciddi ciddi 15-20 bin yatırım yapmak gerek. Geri dönüş için 2 yıl hesaplayın ve reklam şu bu derseniz; işi profesyonelce yapmak için 40 bin ayırın kenara.

Elin ecnebisi bizi çok kıskanıyordur eminim. Alamanya’da hastanın bokunu temizleyen adam Türkiye’deki hakim kadar maaş aldığı için çok üzülüyordur, çok kıskanıyordur.

Blog yazmak zorlaşıyor,
Eğlenmek zorlaşıyor,
Özgürlük zorlaşıyor,
YAŞAMAK ZORLAŞIYOR YAŞAMAK!

Fakat bunu sen istedin Türkiye! Anlatmamıza rağmen sen istedin. Koştun AKP peşinden, verdin referandumda evet, değiştirdin anayasayı, değiştirdin sistemi. HİÇÇÇ AĞLAMA! “Kurunun yanında yaş yanıyor” demesin AKP’yi eleştirenler. Sizlerin de sadece aile meclisi, rakı sofrası ve kahve köşesinde eleştirip sonra nasıl hayatınıza aynı şekilde devam ettiğinizi gördüm.

Madem kötü şey, kaka işler bunlar; bundan sonra alkol almak yok (ki çare bulunur!), sigara zaten yoktu ama olanda da olmasın. Araba almayın, motor almayın, benzin almayın. Binin bisiklete gidin. Devlet bizi bu kadar “öpüyor” ya, bakalım alkol, sigara, benzin ve ötv gelirleri düştüğünde kim kimi öpecek?

Bakalım yandaşlar para kaybedip işçi çıkarttığında, devlet kesintiye gittiğinde, gelirler düştüğünde neler olacak? Bunca yıl ÖTV ile, vergi ile insanları yediniz bitirdiniz. Yandaşlarınız ve kendiniz lüks arabalarda, lüks hayatlar yaşadınız. Bakalım yeriniz daha kaç yıl garanti? Huzurunuz ne kadar yerinde kalacak?

2002 öncesine kıyasla; siz bizim huzurumuzu, mutlulumuzu, milli birlikteliğimizi, özgürlüğümüzü kısıtladınız. Yemişim yolunuzu, tünelinizi… 5 milyon Suriyeli doldurdunuz ülkeye! Araplara sattınız toprakları, yabancılara sattınız kurumları.

Fakat başka bir şey önemli: MUHALEFET!
Tüm bunlar olurken muhalefet sadece muhalifliğini yapıyor gibi göründü. Yaptığı her şey doğrudan veya dolaylı olarak AKP’ye yaradı. AKP’nin yerini sağlamlaştırdı. Demek ki CHP’yi ele geçirene kadar meclise sokmadılar. Anlaşılan bu.

Haliyle herkes hesap verecek. Fakat buna daha var.
Önce ektiğinizi biçeceksiniz.
Kutuplaşma ektiniz, kaos biçeceksiniz.
Eğitimsizlik ektiniz, çökmüş ülke biçeceksiniz.
Üretimi batıracak adımlar ektiniz, ekonomik kriz biçeceksiniz.

Hemen ardından da, ülkeden kaçırdığınız uçak dolusu paraların hangi yetimin hakkının olduğunu açıklayacaksınız. Hakkını çaldığınız her yetimin hesabını vereceksiniz. Siz, sizi oraya getirenler, buna göz yuman muhalefet…

Fakat bütün bunlara kadar, ekonomi ve dış mihrakları bahane edip; daha fazla güç elde edecekler, daha fazla kısıtlanacağız. Anlayamayacakları şekilde patlayacak halk. O zaman ne sayınız, ne silahlarınız, ne de güvendiğiniz şeyler sizi kurtaracak. Hepsinin bir bir işe yaramadığını göreceksiniz.

2030’da hepinizle görüşmek üzere!