Rezil sola yazının son bölümünde geleceğim, önce olayları toplayıp gideyim.

Türkiye’de yeterince ses bulmasa da (her zaman olduğu gibi), KKTC halkı bu hafta yaşananlardan fazlasıyla rahatsızlık duydu. Bu olayı elimden geldiğinde aktarmaya çalıştım. Önce rezaletin kaynağı olan Afrika Gazetesi ve arkasındakileri yazdım (KKTC’deki Türk Düşmanlığının İç Yüzü), ardından bu olayı resmen destekler nitelikte yapılmış olan Erdoğan’ın çağrısı ve bu çağrıya uyup gazeteye saldıran ve devamında daha büyük rezilliği yani meclisi ayaklar altına alıp çatısına çıkarak Kayı Boyu ve Türk Bayrağını açan 2 tane AKP’li dangalağı yazdım ki bu sağcısından solcusuna herkesi rahatsız etti. Okumak isteyenler için : KKTC-TC Arasındaki Kara Gün.

Buna tepki olarak, dün bir çok kişi meydanlarda toplandı. “Barış ve Demokrasi” başlığı adı altında tabi ki. Televizyon izlemiyorum ancak haber kaynaklarını takip ettim, hiç manşetten verilmedi. Sayıları %10’u geçmeyecek bir grup insanın yaptığı kargaşa ve bunu başarıya ulaştırma amacını taşır nitelikte yapılan çağrı, saldırı ve meclis olayı… Ehh, bazı şeyleri anlatmak gerek, o halde.

Radikal sol diyorum; devrimin kansız olmayacağını falan savunan Karl Marks’ın peşinden giden, terör örgütlerine sırf Marksist diye destek veren garip bir kitle var. Yaşadığı toplumun dilini, tarihini, kültürünü bilmekten de fazlasıyla acizler. Türkiye’de ya da KKTC’de fark etmez; Atatürk düşmanlığı, Türklük düşmanlığı ve teröre karşı ılımlı bakış, yani terör seviciliği en temel değerleridir. İŞE BAKIN! PKK ve FETÖ ile aynı çizgideler. Fakat bunlar daha uyanık. Şimdi anlatmaya başlayayım… Birazcık daha geriden.

Erdoğan’ın Yunanistan Çıkartması

Apar-topar Yunanistan’a gitti Erdoğan. Ne için? Sözde Lozan için. Elde taslak yok, fikir yok, proje yok… Diyorlar ki Lozan’ı değiştirelim. Gerçekten değiştirmek isteyen çıkartır taslağı koyar önlerine, üzerinde çalışalım der. Hikaye. Her zaman yaptıkları gibi; gündemi değiştirdiler, Lozan değişmeli mi diye tartışıldı. Neyi, nasıl, nereye değiştiriyorsun? Onlar da biliyor değişmeyeceğini, amaç zaten gündemi bununla oyalamaktı.

Arka planda ne var?
ACABA NE VAR?

 

Misafir Cumhurbaşkanına işgal diyecek kadar şerefsiz olmasını mı eleştireyim yoksa Erdoğan’ın ağzını açıp bir şey söyleyememesini mi?

İşte bakın Çipras’ta solcu. Hem de ateyiz, gumünist dediğiniz adamlar var ya hah öyle. Fakat bakıyorsun halkını ve milletini seviyor. Milliyetçilik var. Dönüp bizimkilere bakıyorsun; Türk düşmanı, Türklük düşmanı, mikro-milliyetçiler. Terör destekçileri hatta. İnsan hakları, demokrasi, eşitlik, özgürlük adı altında terör örgütlerini destekliyorlar. Ne zaman köşeye sıkışsa bir terör örgütü; bildirilerle, açıklamalarla kurtarmaya çalışıyorlar ve bu da “savaşa hayır” maskesi altında. Geleceğim, ona da geleceğim….

**

Erdoğan’ın Yunanistan’a gitme nedeni bellidir. Kıbrıs olayını çözmek, AKP’nin 2002’deki seçim beyannamesinde yazdığı üzere “Belçika modeli” ile Kıbrıs Federasyonunun kurulmasına destek olmak. Şöyle diyor [1]:

• PARTİMİZ, Kıbrıs sorununa mutlaka bir çözüm bulunmasının gereğine inanmaktadır
Bulunacak çözümde, adadaki Türk halkının varlığının, kimliğinin ve kendi
geleceğini tayin etme hakkının göz ardı edilemeyeceği kuşkusuzdur Belçika’da
olduğu gibi egemen iki toplumdan oluşan bir devlet yönetiminin kurulması her iki
kesimin de lehinedir Bu sorun çözümlenmeden Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa
Birliği’ne alınması, sorunu daha karmaşık hale getirecektir

Ak Partiye hangi gözle bakarsanız bakın; ister kurtarıcı, ülke için yararlı iş yapan; isterseniz hain, yurt dışına hizmet eden fark etmez. Bunların hepsi sağa sola çekilecek şeylerdir. Kesin olan bir şey var ki; KKTC’nin iltihakı. Yani Doğu Almanya (Alman Demokratik Cumhuriyetinin), Almanya’ya katılması gibi; KKTC’de Kıbrıs Cumhuriyetine katılacak. Yeni sistem ise Belçika modeli ile şekillenecek.

NOKTA.

İşte bunların konuşulduğuna adım gibi eminim. İsviçre’nin Cranz-Montana kentinde Türk, Yunan dışişleri 2 hafta boyunca kalmıştı. İşi gücü bıraktılar, Dışişleri Bakanları oturdular ve 2 hafta bunun üzerinde tartıştılar. Buralardan bakarak Yunanistan görüşmesine ulaşınca, işler Lozan’dan daha farklı hâl alıyor.

Peki son yaşananlar ile ilgisi ne?

KKTC’deki Radikal Solun Ektiği Tohumlar, Erdoğan’ın Çağrısıyla Sulandı!

Şu an Afrika gazetesinin internet sitesini açarsanız şunu görürsünüz:

 

Eski Avrupa, yeni Afrika gazetesinin tutumu ve yazıları bellidir. Böyle başlık attılar, atıyorlar ve atacaklar. Ufak gazete idi, öyle büyük falan sanmayın. Bir avuç radikal sol tarafından okunurdu.

Afrin operasyonu başladığında, operasyonu “başka bir işgal” şeklinde verdiler:

 

 

Tepki çekeceklerini biliyorlardı. Her zaman yaptıkları şey. Türkiye’de de  HDP’nin ve benzer solun sürekli yaptığı şekilde. İşin ilginç bölümü şu; Erdoğan, BİLE BİLE hatta bakın tekrarlıyorum bile bile “KKTC’deki kardeşlerimi tavır almaya davet ediyorum” dedi. Sonra saldırılar olaylar geldi.

Sanki KKTC bir düşman devletmiş, biz de burayı işgal etmişiz gibi meclis ayaklar altına alındı; Cumhuriyet Meclisi çatısına çıkıldı ve Türk bayrağı asıldı. HAYIR BİRADER? Kim oldukları ortaya çıktı, AKP gençlik kolları Büyükelçiye falan teşekkür edince Facebook üzerinen şunu paylaştılar (tabi sonradan silinmiş olması da ilginç):

 

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti meclisinin üstüne çıkıp bayrak açmak ancak emirle çalışan maymun kadar IQ’su olan; Kıbrıs tarihi, Türk tarihi ve Türk milletinin kültürünü (mecliste bayrak açmak) bilmeyenler tarafından yapılır. Yok bunlar bilerek yapıldıysa, o kişi milliyetçi değil; tam tersine Türk ve Türklük düşmanıdır!

Bakın bunlar yapıldığı yeni seçilen sırada KKTC milletvekilleri içeride hangi yemini ediyordu:

Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.

Sanırım bazı taşlar iyice oturmaya başladı.

Kıbrıs Türklerinin hassas olduğu bir kaç konu var.

1- Egemenliklerine dokunmayacaksın. Besleme demek, Ankara’dan buranın iç işlerine karışmak fazlasıyla rahatsızlık uyandırıyor.
2- Buradaki sol-sağ kavramı Türkiye’deki gibi değildir. Herkes birbirini tanır, politik görüşü ne olursa olsun birlikte oturup yer içerler. Burada kutuplaşma için baskı ters tepecektir.
3- Burası gerçekten laik bir yapıdadır. Burada cami açalım, cemaatlere destek vereli, dini yapıyı arttıralım diye bastırırsanız, toplumda infial yaratırsınız!

Erdoğan birincisini yaptı, besleme dedi ve şu an TC elçiliği paraları kısmış durumda. İstediğimizi yapın mesajıdır bu. İkinci olay ise bu hafta yaşananlardır. Aynı zamanda ilk maddeye de saldırıdır. Üçüncü olay ise ben geldim geleli burada var ve artıyor.

Afrika gazetesine yapılan saldırının ve özellikle meclise çıkıp bayrak açmanın solundan en Türkçü sağına kadar şaşkınlık yarattığı ortadadır. Şok hali içerisinde Kıbrıs Türkleri. Bunu Erdoğan biliyordu, ama ısrarla yaptı. Afrika gazetesinin yapmaya çalıştığını Erdoğan’ın çağrısı ve sonrasında Erdoğan sevdalısı AKP gençlik kolları ve ülkücülerin saldırıları gerçekleştirdi. Yani Afrika’nın provokasyonuna, Erdoğan’ın çağrısı yağ sürdü.

Erdoğan bunu söylerken bilmiyor muydu??? Böyle olacağının farkında değil miydi?

 

KKTC’deki Radikal Sol

Avrupa solu vardır ve logoları bile bellidir:

 

Bölgedeki bazı partiye, STK’lara ve kişisel logolara bakarsanız sıkça böyle logolar göreceksiniz. İşin özünde ne olduğunu da ben çok iyi biliyorum.

Örneğin şu hareket:

Ankara Değil Lefkoşa diyorlar, bakıyorsunuz internet sitelerine maaşallah. Afrika gazetesi, %10 civarındaki bu radikal solun söylemleri aynı. Atatürk ve Türklük düşmanlığı, terör örgütlerini militanlar olarak görmek ve desteklemek…

**

KKTC’deki sol gazeteleri takip ettiğimde mitingin son 2 günü söylemlerini yumuşattıklarını gördüm. Şaşırdım, niye acaba dedim? Köşe yazıları ve haberleri orada, tek tek bakın göreceksiniz. Görünürde sağa bile kucak açıyorlar. Hatta 74 sonrası göçmenlere falan kucak açmışlar…

Şaşkınlık yarattı. Fakat altında bir şey olduğu bellidir.

KKTC, Türkiye ve Dünyadaki bu radikal solu tek bir sözcükle özetlemem gerekse; sinsilik olurdu. Gerçekten çok sinsiler. Cemaat gibi sinsi teknikleri var ki bizzat gördüğüm için söylüyorum bu solcuların tekniklerini. Ödül sistemleri gelişmiştir. Bu ödülün içinde okulda not vermekten iş bulmaya kadar çeşitli şeyler var. Onların istediği toplantılar ayarlanıyor, onların istediği yerlere gidiyorsunuz ve artı geliyor. Ne hikmetse barış, demokrasi, insan hakları, özgürlük adı altında hep tek taraflı bakış açısı var!

KKTC’de katledilen Türklerden, soykırım girişiminden bahsetmek yok. İspanya’da Katalanların bağımsızlığını desteklerler, Irak’da Kürdistan yerel yönetiminin bağımsızlığını desteklerler, Birleşik Krallıkta İrlanda, Suriye’de PYD’yi desteklerler… Özgürlük hesabı. Fakat dönüp kendi ülkelerine gelince, Rum sevici kesilip; federasyonda federasyon. Hani bağımsız KKTC?

Sinsi oldukları kadar iki yüzlüler. Akademisyen, iş insanı, politikacı, öğrenci… Hukukçu, ekonomist… Kadro sağlam. Plan, program, proje sağlam. Bakıyorsunuz karşılarına, bunları durdurabilecek kadar uyanık adamlar yok. Ancak zorbalık, güç kuvvet. İşte bu tarz zorbalıklar, bunların ekmeğine yağ sürüyor. Anlayamadılar.

Ancak sizin hakkınızdan ben geleceğim. 2030’a kadar sabredin.

**

Barış ve Demokrasi Miting Oyunu!

Dedim ya sinsiler diye. Herkese çağrı yaptılar, işte burada kardeşlik var, birliktelik var… Toplandılar, yürüdür. Sağcılar bile destek verdi. Peki sonuç ne oldu? Ben size yazayım sonucu.

 

Ne yazmışlar başlıkta? [2]

“Thousands of Turkish Cypriots demonstrate against Ankara”

Bilmeyenlere çeviri olsun: “binlerce Kıbrıs Türkü, Ankara karşıtı gösteri yaptı”

Ehh 12 yıldır propaganda ve psikolojik savaş ile ilgilenen birisi olarak bırakın da bu olayın nereye gittiğini rahat rahat yazayım değil mi?

Yapılan yürüyüş nedir? Facebook etkinliğine göre [3]:

Barışa ve demokrasiye inanan, kendi irademiz ile yönetilmemizi savunan ve yıllar içerisinde oluşturduğumuz değerlerimize, kültürümüze, özgürlüklerimize saygı gösterilmesini talep eden, bu ülkeyi yurt bilen herkes ile 26 Ocak Cuma günü saat 17:00’de Citroen ışıkları diye bilinen yerde buluşuyoruz. Sendikal Platform olarak düzenlenecek bu yürüyüşe tüm halkımızın katılımını bekleriz.

Görüyor musunuz nasıl sevgi pıtırcıkları bu insanlar? Nasıl barış yanlısı?

Ehhh olay belli ancak. İyi senaryo yazılmış. Tam Afrin operayonu döneminde bir başlık patlatacaksın; Türkiye’yi ve Erdoğan’ı hedef alacak. Milliyetçi duygular ve milli birlik artmışken Erdoğan buna cevap verecek (artık o da bu işin içinde mi, Kıbrıs çözümüyle ilgili olayın parçası mı bilmem ama yaptığı ortada), Erdoğan’ın çağrısı yüzlerce kişiyi toplayacak ve saldırılar olacak, Meclis’e çıkılacak. Ardından Afrika gazetesini “basın özgürlüğü” kapsamında savunacaklar, devamında miting oluşturulacak ve binlerce kişi gelecek.

Bitti mi? Bitmez.
Basın, propagandanın temelidir. Hemen Atina’dan (araştırmadım ancak) solcu olması muhtemel bir yazarımız Guardian gibi çeşitli gazetelerde ve tüm solcu basın mensupları Avrupa’nın her yerindeki köşelerinde “Kıbrıs Türklerinin Ankara’ya karşı yürüyüşü” diye servis edecek bu olayları…

Ta taammm güzel iş. Vallahi güzel iş. Aradaki örgütlenmeyi, çalışmayı, titiz planı ve tuzağı tebrik ediyorum. Çünkü kolay yapılacak iş değil. Ver AKP’lilere, ülkücüler falan; ellerine, yüzlerine bulaştırırlardı bu planı.

**

Sonuç olarak Türkiye’yi sevenlerde, bu solcuların gazına gelip katıldı mı? Katıldı. Biliyorum havayı çünkü, “hade herkes gelsin, barış ve demokrasi için, birliktelik için” gibi bir söylem vardı. Gittiler de. Sonra buradaki resimler, dünyaya “Ankara karşıtı gösteri” olarak servis edildi. Bizim sağcılar bile oldu mu size Ankara karşıtı?

Aynısı Annan Planında görmüştük. Telefonlar edildi, sözler verildi; tanınacaksınız, evet derseniz ambargolar kalkacak, spor takımlarınız her yere katılabilecek. Sonuç? KOCA BİR YALAN.

İşte size KKTC’deki radikal sol. İşte size dünyanın her yerindeki radikal sol. İşte size aralarındaki örgütlenme, işte size taktikleri ve sonuçlar…

Bütün Kıbrıs Türklerine geçmiş olsun, bu da size KKTC solunun kazığı olsun.

 

Sol ve Sağ Kavramları

Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi mezunu olarak “solcu musun sağcı mı” sözünü gerçekten sevmiyorum. Çünkü saçmalık. Sınırlı ve tamamen açıklamıyor.

Ben size anlatayım. Sağcılar vatansever olurlar diyorlar değil mi? Ne yaptılar mesela? “Vatan haini” dedikleri Fazıl Say, onlara göre solcu; bakıyorsun İstanbul Senfonisi yazmış, Üsküdara Giderken’i yorumlamış, şimdi Yürüyen Köşk bestesini tamamladı. Türk kültürünü dünyaya tanıyor. Türk kültürünü geliştiriyor. Fakat aa, sol, vatan haini damgası yemiş. Bakıyorsunuz sağa, ülkücülere… Ne yaptınız kardeşim? En basitinden direttiğiniz Türk Birliği için hangi plan, proje ve yol adımlarını gerçekleştirdiniz? 1980’den sonra ABD parasıyla eğitim gördünüz ve 1980 sonrasında Türk Birliği’ne gidecek yolda neleri başardınız? Daha Türk ülkelerinin yapısından haberini yok! Bunları size “Türk Birliği Hayal Mi?” başlığında alattım, orayı açıp okuyun ve yorumlarsınız.

Aynı şekilde sola baktığınızda da sürekli olarak insanlık, demorkasi, eşitlik falan görmeyin kardeşim. Solun temeli olan Komünizmde basın özgürlüğü yoktur! İnsan hakları yoktur! Eşitlik vardır sözümona; komünizm ile yönetilen ülkelerde ne kadar var dönüp bir bakın! İpso facto deriz, uygulanışta durum budur! Komünizm, işin sonunda; işçi sınıfının diktatörlüğüdür.

Sizin sol adı altında desteklediğiniz; laiklik, basın özgürlüğü, konuşma özgürlüğü, özel hayat, hukukun üstünlüğü, liyakat, yasama-yürütme-yargı dengesi gibi şeylerin HEPSİ liberal düşüncenin eseridir! Bu yüzden sol ve sağ karışıktır. Direkt olarak atlamayın derim.

Solun veya sağın kendisine bir sözüm yoktur. Fakat sol ve sağ adı altında bir sürü abuk subuk hareketler sergileniyorsa; ülkücüler ve AKP’liler sözümona milliyetçilik taslarken oturup doğru düzgün Türk kültürünü bile öğrenememiş ve hatta Türk kültürünü Araplaştırma girişimleri yapmışsa; öte yanda solcular ise insanlık ve saydığım kavramlar adı altında terör örgütlerine destek veriyor, Türk düşmanlığı yapıyor ve Rum ağzı ile konuşuyorsa, BENİM İSYANIM VAR!

Çıkıyor solcunun biri; tabi ki Atatürk ve Türklük düşmanı, diyor ki “ordusuz yaşayabiliriz, İzlanda gibi”. İşte bu siyaset, tarih bilmediği gibi jeopolitik ve askeri stratejileri de açıp okumayan cahil; sözde insanlık dersi verecek, ordu olmasın diyecek. Bu coğrafyada ordusu olmayan bir ülke tutunamaz. Bu BİR. İkincisi ise, Türk milleti ordu kökenli bir millettir. Bizim bütün tarihi kayıtlarımız, ARGE’miz, bütün kültürümüz ve yapımız Türk ordusundan gelir. Açıp tarih okusaydın; ya da siktir et tarihi, İlber Hocanın 3-5 videosunu izlesen adam orada özet geçiyor, bunları yapsan açıp “İzlanda gibi ordusuz oluruz” diyecek kadar cahilce konuşmazdın. İşte bunlar da solun koyunları, solun cahilleri.

Okumak cehaleti alır, eşeklik baki kalır derler ya; okumayla adam olunsaydı, önce bunlar düzelirdi. Toplumdan, kendi milletinin kütlüründen, tarihinden, dilinden bu kadar kopmazlardı. Tüm solu topla Türkiye’de, aldığı oy ortada. Hele hele 15-16 komünist partinin aldığı oy %1,5 bile değil. Bu şartlar altında ne solu ya???

Sağ desen daha beter halde. Demek ki sol ve sağ söylemleri artık eskidiği gibi, işleri de boşaltıldı. Artık başka bir yoldan gideceğiz. Gideceğimiz yol da; toplumun tarihi, kimliği, kültürü üzerinden olur. Ardık çağdaşlaşmak, batılılaşmak ve yozlaşmak anlamına gelmiyor. Artık kendi kültürünü savunarak çağdaşlaşabilirsin. Bu hem sola hem sağa iyi bir ders olacaktır!

2030’da da gerçekleşecek olan şey budur!

 

 

Kaynakça

[1] TBMM. Ak Parti Seçim Beyannamesi 2002. https://www.tbmm.gov.tr/eyayin/GAZETELER/WEB/KUTUPHANEDE%20BULUNAN%20DIJITAL%20KAYNAKLAR/KITAPLAR/SIYASI%20PARTI%20YAYINLARI/200304063%20AK%20PARTI%20SECIM%20BEYANNAMESI%202002/200304063%20AK%20PARTI%20SECIM%20BEYANNAMESI%202002%200000_0000.pdf

[2] Smith, H. Atina. 26.1.2018, https://www.theguardian.com/world/2018/jan/26/thousands-of-turkish-cypriots-demonstrate-against-ankara?CMP=share_btn_fb

[3] Facebook. Hade Sokağa! Barış ve Demokrasi Yürüyüşüne! etkinliği. https://www.facebook.com/events/326151704545359/