Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Tatile girdim ve Eskişehir’de, Şehir Senfoni Orkestrasını Çaykovski (Tchaikovsky) dinletisini, Haldun Dormen’in yönettiği “Lüküs Hayat”ı ve son olarak Orhan Ahıskal’ın tek(solo) çaldığı konserini dinlemeye gittim. Çok ilginç şeyler anlattı. Size aktarmak istiyorum. Ardından Orhan Ahıskal kimdir, Abbas Güçlü’nün yazısını alıntı yaparak anlatacağım (aklımda kaldığı kadar).

Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi öğrencisiyim ve şu güne kadar bu ve benzeri olayları okulda duymadım. Bu okullar bize geçmişimizi öğretmiyorsa, neden var?

Atatürk sanat, bilim, teknoloji ve spor gibi konulara çok önem verirdi…
1923’te Cumhuriyet kuruldu ve bir sene sonra 1 Kasım 1924’te Türkiye’ye müzik öğretmeni yetiştirmek için Musîki Muallim Mektebi açıldı.
Atatürk, “Türk Beşleri” denilecek beş öğrenciyi, Klasik Batı Müziği’ni öğrenip, ülkeye dönmeleri için yurtdışına yolladı.
Amaç saltanat, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından; “Türk” müziğini yeniden derleyip, müzik konusunda da Atatürk’ün istediği gibi uygar toplumların seviyesine ulaşabilmekti.
Türk Beşleri ise şunlardır ;
– Ahmet Adnan Saygun
– Ulvi Cemal Erkin
– Cemal Reşit Rey
– Hasan Ferit Alnar
– Necil Kazım Akses
Türk Beşleri, Klâsik Türk Müziği’ne bir çok eser vermiştir.
Bu vatan böyle imkânsızlıklarla kuruldu. Değerini bilmemiz, değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor.

Peki Orhan Ahıskal kim ?

Abbas Güçlü Milliyet’te yazmış[1], bende aynen veriyorum.

ORHAN Ahıskal, 1988’de Ankara Devlet Konservatuarı Keman Bölümü’nü birincilikle bitirdi. Ardından Cumhurbaşkanılığı Senfoni Orkestrası’nda baş kemancı oldu. İngiltere, İskoçya, Kanarya Adaları, Şili, İspanya, Fransa, Yugoslavya, Yunanistan, İtalya, Kıbrıs, Litvanya ve Rusya’da resitaller verdi.
1988’de Hacettepe Üniversitesi Öğrenci Bilim Bilim – Teşvik Ödülü’nü, 1992’de İngiltere Sheffield Yılın Genç Müzisyeni Yarışması’da birincilik, 1995’te de Şili’de Uluslaraarası Keman Konkuru’nda onur diploması aldı.

Müzik otoriterlerine göre, “Yaşına göre, çok olgun bir kemancı… Çok olgun bir icracı…Birinci sınıf müzik deneyimi var…”

Başarılı her genç gibi, o da, daha iyi olmak için elinden geldiğince çaba gösterdi. Hem de ne çabalar…
İngiltere’de tam 6 yıl geçirdi. Manchester’daki Kraliyet Müzik Koleji’nde eğitim gördü. Benzer yetenekteki yaşıtları, devlet ve sanatseverlerin desteğiyle, öğrenimlerini sürdürürken, o, kısıtlı olanaklarını zorlayarak ayakta kalma mücadalesi verdi.

Kira vermemek için her gün 4 saatini yollarda harcadı. Normal bir İngilizin bir öğünlük yemek parasıyla, bir hafta idare etti. Memur ailesinin ekonomik gücü tükenince, eğitimini, İngiliz hükümemetinin çok başarılı öğrenciler için tahsis ettiği sınırlı bursla tamamladı. Ama bu arada, yaşam savaşı vermekten müziğe yeterince zaman ayıramadı. Bazen metroda, bazen sokaklarda kar altında keman çalmak zorunda kaldı. Burs için çalmadığı kapı, yazmadığı kurum kalmadı. Ancak Bülent Eczacıbaşı’nın sınırlı katkısı dışında ilgilenen çıkmadı.

Sıkıntıların artık aşılamayacak boyutlara gelmesi üzerine geçtiğimiz yıl Türkiye’ye döndü ve mezun olduğu Ankara Devlet Konservatuarı’na öğretmenlik için başvurdu. Kendisinden denklik belgesi istendi. O da, Manchester Üniversitesi’nden aldığı diplomayla YÖK’e başvurdu. İşte ondan sonrası tam bir hayal kırıklığı.

Türkiye’de üniversite sınavlarını kazanamayıp, yurtdışında sıradan üniversitelere para gücüyle girenlerin yatay geçişlerine, diplomalarına okey veren YÖK, Ahıskal’ın karşına mevzuat hazretlerini çıkarttı. Bir başka ülkede olsa, el üstünde tutulacak böyle bir genç, adeta harcanmak isteniyor. Hem de genç yeteneklere çok önem veren YÖK Başkanı Gürüz ve Yardımcısı İsmail Tosun’un bilgisi dahilinde.
Hiçbir akademik yeterliliği olmayan binlerce kişiyi, bir gecede profesör yapan YÖK’ten farklı bir şey beklenmezdi. Ama sakın üzülme Orhan, sen bu konuda ne ilksin, ne de son. Seni de bu ülkeden kaçırmak için elinden geleni yapacaklar. Ama dayan, elbet bir gün, insana, eğitime, sanata değer veren birileri çıkar…

Kategori: Genel - Tarih