Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Sürekli olarak ekonominin kötüleşeceğinden ve daha da kötüsü Türkiye’de 8-10 sene içinde kriz beklediğimden bahsediyorum. Türkiye zaten “kırılgan beşli” içinde. Bolca sıcak para ekonomiyi dengelemeye çalışıyor.

Türkiye’de bir şeyler KÖKLÜ HALDE değişmeli. Yoksa geleceğimiz tehlikelidir.

Bu blogda sıkca ekonomimizin kötüleştiğinden bahsediyorum. Eğer verilere bakarsanız, kandırmak kolaydır. Dışsatım (ihracat) şu kadarken, bu kadar oldu; bilmem kaç büyüme denebilir…

Bu yazımda size, Türkiye için ekonomik durumun neden kötü olduğunu göstereceğim. Bugün yazdığım Türkiye Ekonomik Olarak Bir Sömürgedir gönderimde, Sanayi Devriminden başlayıp Türkiye’deki güncel durumu yazmıştım. Bu yazım ise olayın neden kötüleştiğini açıklayacak.

Katma Değeri Yüksek Ürünler Nelerdir?

İşin iktisat boyutunu bir kenara bırakırsak; katma değeri yüksek ürünlerin, teknolojik ve ardında “bilim, AR-GE çalışması” olan ürünler olduğunu söyleyebiliriz.

Örneğin ülkede 2500 liraya alınan iPhone, katma değeri yüksek bir üründür.
Fakat yurtdışına satılan “çekyat” katma değeri düşük üründür.

Türkiye’nin Dışa Sattığı Ürünler

İşte bazıları:

Çekyat, makbuz defteri, kestane püresi, baton, vişne sapı, kahve kavurma makinesi, Kuran-ı Kerim, boza, rakı, Türk lokumu, şarap, döner bıçağı, tavuk bacağı,üfleme cam, meyan kökü, halı, taranmış yün, sabun kağıdı…

Devam etmeye gerek yok sanırım.

Bor madenini “ham” olarak satıp işlenmiş olarak kat ve kat yüksekte almak gibi ZEKİCE işlerimizde var… Dünya’nın %72’si Eskişehir’de bulunuyor. Hammallığı yapıp, çıkartıyoruz ya sonra hangi alanlarda kullanılıyor?

Cam, sabun, deterjan (çamaşırda), yanmayı önleyici maddelerde, tarımda bitkilere destek, çelik üretiminde, atom reaktörlerinde…

Hepsini internetten bulabilirsiniz. İşlemesi, yüksek teknoloji kısmı YURTDIŞINA ait.

Çünkü biz bu teknolojiyi geliştiremeyecek kadar akıllıyız!

Dışa Bağımlıyız

Tarımda;
Tohumlar yabancı,
Ekim ve biçim aletleri yabancı (traktör, biçer döver vs),
Vitamin ve mineraller yabancı (Türklerinki yeterli değilmiş).

Hayvancılıkta;
İnekler falan Hollanda’dan gelme.
E saman desen Amerika’dan geliyor.
Angora yünü (Ankara Keçisi) pazarına Güney Afrika hakim,
Hayvanları döllemek için tohumlar nereden?
Hayvanlara verilen ilaç/vitamin/yem hep yabancı.

Tıp;
Tıbbi cihazlar yabancı,
Şırınga/neşter vs? Araştırmak gerek.
Pedlerin bile yabancı olduğunu duymuştum.
Hastahanedeki elektronik yataklar falan???

Sanayi;
Bir şeyleri geliştirmek için sanayi gerek.
Üretim yapan makineler yabancı.
Üretim sırasında kullanılan petrol ve doğalgaz zaten yabancı.
Hadi diyelim bunlara bağımlısın.
Peki 9 ay ülkenden eksik olmayan güneşe rağmen elektrik?
Gelen doğalgazın %46’sı elektrik üretiminde kullanılıyor

****

Kısacası nedir biliyor musunuz?

iPhone alıp, çekyat satıyoruz.
Bor satıp, işlenmiş halini alıyoruz..
Bu iş böyle olmaz!

Türkiye Yüksek Teknoloji Üretmeli

Üniversitelerdeki eğitime değineceğim ancak 200’e yaklaşan sayıdaki üniversite bir araya gelip kendi tabletlerini, akıllı tahtalarını, yansıtıcılarını (projeksiyon) üretmekten acizler… Yada devlet bunları destekleyemeyecek kadar basiretsiz.

Hadi eğitimi geçtim.

Artık bilime geçmemiz gerek. Tarım ve hayvancılıktan başlayacağız! Oradaki teknolojiyi Türkiye’de üreteceğiz ve geliştireceğiz. Bakın Cem Seymen’in sunduğu Para Dedektifi’nin yalnızca bir bölümünü vereceğim size, çok etkileyici: Hollanda’nın bilimle yarattığı mucize. 100 milyar dolarlık tarım ve hayvancılık dışsatımı (ihracatı) nasıl gerçekleşti? İneklerin sütle sağılmasına, yemleri ineklerin önüne ittiren cihaza dikkat.

İnsan gücü yerine yüksek teknoloji. Ancak adamlar hem kooperatif ile çalışacak kadar “demokratik” hem de ineklerin psikolojisini bile inceleyecek kadar “araştırmacı” ve aynı zamanda yüksek teknolojiyi kullanacak kadar “akıllı”. Yapılması gereken budur.

Önce TARIM ve HAYVANCILIK kurtarılmalı. Doğa kurtarılmalı. Gelecekte en büyük sorun su olacak, tarım ve hayvancılık olacak. Bunları Türkiye’de kurtarmamız gerekiyor. Ardından sanayi, ar-ge, bilim, teknoloji….

Yavaş yavaş ancak yasalardan eğitim sistemine, köylülerden özel şirketlere kadar tam bir koordinasyon ve tam bir örgütlenme şarttır! HEP BİRLİKTE KALKINMALIYIZ! Herkesin payı olmalı ve her alanda özel plânlamalarla birlikte hayata geçirilmelidir.

Aksi Halde…

iPhone alıp, çekyat satmanın sonucu bellidir…

Tarımda tohumu, gübreyi ve hatta serada yakacak kömürü dışarıdan almanın sonucu bellidir.

Ekonomik olarak sömürgeleştik. Sadece bununla kalmadık, Türkiye bir iflasa gidiyor, krize gidiyor. Kriz yaklaşıyor. Devlet 10 sene sonra değil, 5 sene sonra değil, 2 sene sonra değil; hemen şimdi, yarın köklü değişime imza atmalı. Yasalar, bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları, kooperatifler, şirketler, köylüler vs uyumlu çalışmalı. HEMEN BAŞLANMALI!

Kaybedecek zamanımız yok.

Sadece ekonomik olarak sömürgeleşip, değerimizi ve gücümüzü kaybetmiyoruz. Dil olarak, kültür olarak dağılıyoruz.

BU GİDİŞE DUR DEMEK ŞART!

Lütfen bilinçlenin. Araştırın, etrafınızdakilere anlatın. Bu sıkıtıları birlikte, örgütlenerek aşabiliriz. Yoksa önce tarım, sanayi, hayvancılık elimizden gidecek (gidiyor) ve ardından dilimiz/kültürümüz ve sonunda ülkemiz…

Millet olma kavramını unuttuk. Bir olma, birleşme, insan olma kavramını unuttuk.

Bunun sonu kötüdür. Ya şimdi ya hiç…