Biz başından beri cemaatin kötü olduğunu savunuyorduk. Dini işleri bırakıp, ekonomik ve politik güç elde ettiklerini söylüyorduk. Terörist dediler zamanında. Hatta Hüseyin Çelik bu durum için “Cemaat devlete sızmış, buna kargalar güler”[1] demişti. Melih Gökçek’in Fethullah Gülen’e teşekkürleri, Erdoğan’ın ne istedilerse verdik demesi…

Şimdi döndüler, dediğimize geldiler. Bu sırada devlet içindeki Atatürkçü ve milliyetçi kesimleri sırf bu tür olaylarda “kandırıldıkları” yüzünden(!) tasviye ettiler ve devlet içinde doğruları ve yanlışları gösteren adamlar kalmadı. Sadece yaranmaya çalışan insanlar kaldı.

İşler Çok İlginçleşti!

Yine youtube’ta “demokrasi araç mı olacak, amaç mı” diye soran, Atatürk ve İnönü hakkında ayyaş gibi kirli itamlarda bulunan Erdoğan ; yıllardır demokrasiye, Atatürk’e karşı olan ve şeriat isteyen yığınları meydanlara “demokrasi için” çağırdı.

Noluyoruz demeye kalmadı, Türklüklerini unutup Araplaşanlar ellerinde Türk bayrakları ile meydanlara indi (darısı Batı özentiliğiyle Türklüğünü kaybedenlere). Gezi Parkı’nda ne işiniz var sokakta diyenler, sokaklarda geceledi.

Derken Onuncu Yıl Marşı söylemeye başladılar:

 

DAHA DURUN BAKALIM!

Erdoğan, “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” vurgularını, demokrasi vurgularını yeniledi…

Derken Bekir Bozdağ, “bunlar Allah’a takiye yapıyor, Allah’ı aldatmaya çalışıyor” dedi[2].

Numar Kurtulmuş : “Darbeyi yapanlar, sapkın dinici inanışa bağlı, askeri diktatörlük peşinde koşan bir grup” [3].

 

Sosyal Demokrasiden Komünizme?

Önce koliler dağıtmaya başladılar. Makarna, kömür, sosyal yardım… Çocuk desteği, yardıma muhtaçlara destek, öğrencilerin kitaplarını ücretsiz yapma vs… Güzel hamlelerdi.

Derken günlerdir otobüsler ücretsiz oldu…

Bugün ise şöyle bir mesaj geldi:

turkcell yardım paketi

 

Ücretsiz saat, mesajlaşma ve interter…

 

Hedef Komünizm ise Söyleyin!

Kafamızı karıştırmayın artık yeter! Kökten İslamcı gibi durdunuz, demokrasi karşıtı gibi durdunuz karşı çıktık. Otoriter rejime geçer gibi oldunuz karşı çıktık. Derken şimdi bu komünizm (ki ilk basamağı sosyalizm) ayakları ne?

Hayır oraya gidecekseniz, ona da karşı olduğumuzu söyleyelim!!!

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti istiyoruz. Hepsi bu. Herkesin inancını yaşayabildiği, hukukun ve medyanın özgür ve bağımsız olduğu (herhangi bir şeyden), her kesimden insanın bir araya gelip; ortak bir fikire varmak için tartıştığı (ki kavga anlamında değil) bir ülke istiyoruz.

Devletin tüm kurum ve kuruluşları (MİT, asker, polis, bakanlıklar vs); belirli bir elitin, cemaatin, siyasi görüşün, mezhebin eline geçmeden, kurum olarak çalışmasını istiyoruz. Devlet içindeki bürokrat ve uzmanların, yanlış olduğunu düşündüğü şeyleri sesli dile getirdiğinde sırf iktidarın istediği olmadığı için “sen teröristsin, hainsin, paralelsin” diye yapay nedenlerle uzaklaştırılmayıp dinlendiği ve milli birliğin gerçek anlamda sağlandığı bir ülke..

Hepsi bu.

 

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet