Eğer haberleri takip ediyorsanız, bir süredir Rusya ile ilgili haberler özellikle son bir kaç haftadır gözünüze çarpmıştır. Başta İngiltere’nin önderliğinde Avrupa, Rusya ile uğraşıyordu. Malûm bugün Rusya Federasyonunda, Başkanlık seçimleri var. Seçim üzeri, böyle baskılar falan gelmesi normal. 2019 seçimlerinde, bizim için de böyle baskıları göreceğiz. Dünya güçlerinin her zaman yaptığı olaylardır. Tabi bu tarz haberler ve olaylar; Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde iktidarlarca kullanılıp, “dış mihrak” diye aktarılıyor ve aslında ters tepiyor.

Bilenler bilir; siyaset bilimini okumuş biti olarak bu tarz illüminati, derin devlet, dış mihrak ve benzeri kavramlara fazlasıyla karşıyım. Çıkar lobileri denebilir. Fakat tüm ülkeler işi gücü bırakıp sadece bizle uğraşıyormuş gibi aktarmamak gerek. Şu an Suriyedeki insanlar, Türkiye’ye de dış mihrak diyordur. Ee yani?

Yıllardır Osmanlı ve Türkiye hakkında; başta Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu gibi ülkelerde neler anlatıldığına bizzat şahit oldum ve elimden geldiğince söylemlerini çürüttüm. Hatta en son Youtube’ta bizi barbarlıkla suçlayan bir yoruma kızıp, “Osmanlı acımasız mıydı?” şeklinde İngilizce bir yazı yazdım (blog yazdığımı bilen arkadaşlarım sık sık İngilizce’de yaz diyordu, biraz da onlara gönderme olsun).

**

Konumuza geri dönecek olursak, özellikle Rusya ve Türkiye üzerine baskı var. Çünkü Avrupa ve Amerika bu konuda rahatsız. Yıllardır bu blogtan Rusya ile yakınlaşmamız gerektiğini söyledim. Çok şükür yakınlaşıldı. Rusya ve Türkiye’nin yakınlaşması, Suriye’de anlaşması; Avrupa ve Amerika’yı tedirgin ediyor. Çünkü Rusya-Türkiye-İran iş birliği demek; Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkaslarda güçlü bir blok demektir.

İşte bunu bozmak için çeşitli işlere giriştiler. İran malûm… Anlatmama gerek yok. Ambargolar vs yıllardır devam ediyor zaten. Biz Rusya ve Türkiye’ye bakalım.

 

Rusya’nın Üzerine Gidiyorlar

Amerika, Suriye’de bombalama yaparız dedi. Rusya’dan cevap gecikmedi; Genelkurmay Başkanı dedi ki: “karşılığını veririz” [1]. Hatta bunu gerzek Türk basını, “vururuz” olarak verdi.

İngiltere, Rusya’nın 23 diplomatını sınır dışı etti. Karşılığında da, Rusya aynı şekilde 23 diplomatı sınır dışı etti [2].

GÖRÜNÜRDE, bu olaylar “çifte ajan” olayıyla çıkmıştı [3].

Tabi biliyorsunuz bu iş taa öncelere dayanıyor. İlber Ortaylı’nın dahi dediği şey şudur; Amerika’nın dışişleri İngiltere’dir. Haliyle İngiltere ve Amerika arasında bağ kurabilirsiniz. Gürcistan ile başlayan, Ukrayna ile derinleşen aradaki gerginlik, daha farklı boyuta taşındı.

2014 Aralık ayında, “Yeni Soğuk Savaş”  başlığında bu konulara biraz değinmiştim. 4 yıl sonra işler ciddileşmeye başladı. Temel sorun; Avrupa ve Amerika’nın, tekrar küresel güç olmaya başlayan Rusya’yı kabullenememesi yatıyor.

Rusya’ya ekonomik yaptırımlar, şunlar bunlar oluşmuştu. Hatta benim Putin’i sevdiğimi bilen yakınlarım, “bak Rusya çökecek” demeye başlamışlardı o dönemde. Ki yaptırımlar sonucu Rusya silkelenmişti. Fakat bu işlerin o kadar kolay olmadığını anlatmıştım. Hatta bir yazı yazmıştım bunlara karşılık: “Rusya ekonomisi çökerse, dünya ekonomisi çöker“.

Maalesef biz taraftar tipi milletiz ve siyasette de böyleyiz. Tuttuğumuz partinin her şeyi doğru. Diğerlerinin her şeyi yanlış. Politika, ekonomi, diplomasi, uluslararası hukuk, tarih… Hiçbiri önemli değil. Gerzek basınımız abartarak veriyor haberleri, “çöküyor flash” vs diye, herkes balıklama atlıyor. Ne oldu? Çöktü mü? Yoksa 4 yıl sonra baktığımızda, aksine daha da güçlendi mi?

 

Ve Batı Türkiye ile Uğraşır

Batının zaten Turkofobisi vardır. Türklük korkusu. Üzerine İslam korkusu. ehh malûm, Türkler hem Türklüğün hem İslam’ın temsilcisi. Haliyle Türkleri sevmez, nefret ederler ve aynı zamanda korkarlar. Gerçi Avrupa’da yaşayan Türklere bakınca…

Zaten Türkiye’ye karşı sözde soykırım yasaları geçirerek, çeşitli adımlar atarak; politik, diplomatik ve ekonomik ellerinden ne geliyorsa yapmışlardı. Fakat bir kaç gün önce şaşırdığım bir haber okudum: İngiltere’de süresiz oturumun koşulları değişecek [4].

Bildiğiniz üzere, İngiltere; uluslararası hukuk ve diplomaside çok sağlamdır. Haberi okuyunca “hukuksal” mevzulardan gibi gelebilir. Aaa ne ilginç? Fakat “çağdaş” demek, çağın getirdiklerini kullanabilmek demektir. Bu çağda ise teknoloji vs yanı sıra, “uluslararası hukuk, diplomasi, ekonomik yaptırım” gibi şeyler önemlidir (Devletler için). Haliyle bu adamlar, bu tarz şeyleri çok iyi kullanıyor. Biz mi? Hâlâ duygusal davranıp, bağırıp çağırarak ve iki günde bir karar değiştirecek; askeri güç ile diz çöktüreceğimiz düşünüyoruz.

**

Yetmedi!

Zeytin Dalı Operasyonundan rahatsız olan Batı, tabi ki buna karşı önlem geliştirmeye çalışıyor. Bu konu ile ilgili bir kaç gün önce, “Türkiye-Yunanistan ilişkileri nereye varacak” diye yazmıştım biraz daha detaylı. Tabi iş sadece iki ülke ilişkilerinden ya da Türkiye’nin, Kıbrıs’taki doğalgaz arama faaliyetlerini engellemesinden kaynaklanmıyor.

Dediğim üzere Türkiye-Rusya ve üzerine Zeytin Dalı Operasyonu ile rahatsız olan Avrupa ve Amerika, farklı şekilde mesaj vermeye çalışacak. Yaptıkları tatbikatın kodadı “Iniochos (Dizgin) 2018”. Sanıyorum dizgin sözcüğünün ne anlama geldiğini detaylı şekilde kavradınız. Yunanistan bizi dizginleyemeyecceğine göre durum nedir? Hemen bakalım.

Dizgin 2018 tatbikatine destek veren ülkeler: ABD, İngiltere(!), İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri (bu piçlerle geçen mevzuları biliyorsunuz) fiilen destek verirken; İsrail ve Mısır gözlemci olacak, ayrıca Yunanistan’a J-Sow füze takviyesi yapılıyor [5].

Tabi İngiltere ve Amerika’nın bir olması şaşırtıcı değil. Gördüğünüz üzere, oturum olayları falan sadece hukuksal nedenle değil. Ayrıca Yunanistan’ın bir süredir çapına bakmadan yaptığı atarın; aslında kimlerin güveniyle yapıldığını da görüyorsunuz. Eh şartlar böyleyken kibar yazamayacağım, daha önce de bir kaç kez belirttiğim gibi; Avrupa’nın şımarık piçi Yunanistan, bu sefer Amerika’nın da desteğini almış gibi duruyor.

Bu operasyonlara göz açtırılmamalıdır. Gerekirse hem Afrin’de savaşılır, hem de tüm ordu alarma geçirilir ve çok çok gerekirse; uluslararası hukukçuların bulacağı formül ile, haklı olduğumuz an düğmeye basılır ve Yunan gemisi vulur. Tabi en önemli antlaşmaları yapmak için İngiltere’den uluslararası hukukçu getirdiğimiz ve yeterince iyi uluslararası hukukçularımız olmadığı için kaybettiğimiz (buraya dikkat, haksız olduğumuz için değil, yeterince iyi uluslararası hukukçularımız olmadığı için kaybettiğimiz) davaları düşünürsek gerçekten bu konuda şüpheliyim.

Yine de, Yunanistan’ın ve güvendiği güçlerin buralarda rahat at oynatmasına göz yummamak gerek. Şu andan itibaren tüm ordu, OHAL seviyesinin de üzerine çıkartılmalı ve gereken mesaj tüm dünyaya verilmelidir. Zaten ordu üst seviyede alarma geçtiğinde, herkes mesajı alacaktır diye düşünüyorum.

18 MART 2018 tarihi ile attıkları adımlar, sanki tarihe de bir gönderme gibi. Bazı bölgelerde, NATO uçuşlarına dahi kısıtlama getirmişler.

 

Dikkat Edilmesi Gereken Nokta

Bitaraf olan, bertaraf olur diye bir söz var (bitaraf = tarafsız). Gerçekten de, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen birisi olarak; yıllardır bu konuda sıkıntı çekiyorum. Partilerin ve iktidarın doğrularını ve yanlışlarını söylediğim için (halk gibi seviyorsam her şeyi doğrudur ya da sevmiyorsam her şeyi yanlıştır demediğim için) sürekli olarak CHP’liler tarafından AKP, AKP’liler tarafından CHP’li olmak ile eleştirildim. İşin daha garibi, ulusal seçimlerde bir kez olsun iki partiye de oy vermedim. Kimin başaracağına inanıyorsam, kimin milli değerlere ve Atatürk’e değer verdiğine inanıyorsam yani işin özünde KİME İNANIYORSAM, hangi partiye inanıyorsam; ona oy vermiştim.

Blogu takip edenler, AKP’nin bir çok politikasına karşı durduğumu da bilir. AK Partinin çoğu politikasına yanlış diyorsam, aynı şekilde 2019’da Türkiye’ye karşı yapılacak dış girişimlere de karşı çıkacağım. Ne yazık ki dış politikada AKP’nin en ufak bir doğrusu yok. Hatta Afrin ve Membiç bölgeleri, diplomatik girişimlerce terör örgütünden kurtarılabilirken, beceriksizlik ve Esad konusunda acele edilmesi; diplomatik davranılamaması sonucunda askeri operasyonla temizlendi. Daha da sert şekilde söylemem gerekirse; sivil iktidarın aldatılmaları, kandırılmaları ve yanlışları, ne yazık ki YİNE asker ve polisimizin şehit olmasıyla, kanlarıyla temizlendi. Yazık.

Öte yandan bir süredir şunu düşünüyorum; Libya ve Irak’ta da gördüğümüz üzere, bu ecnebi devletlerin bir uygulaması var. Önce birileri desteklenir, ülke sömürülür. Tüm değerleri, kaynakları emilir. Sonra destek çekilir, baştaki gittikçe otoriterleşir. Sonra halk kutuplaşır (ki sömürgeci dönemden beri Batının yaptığı şey budur), ardından iş savaş çıkartılır ve Batı, bu bölgelere DEMOKRASİ GÖTÜRÜR. Tecavüzler, çocuk ve kadın ölümleri, milyonlarca cansız beden ile birlikte. Ardından istikrarlaşan bölgede terör örgütleri çıkar, bu örgütler medyada şişirilir, ardından kendi destekledikleri terör örgütlerince, temizlenir. Şimdi YPG’liler vs, kahraman. Neden? Sözümona IŞİD’i temizlemiş…

**

Ne yazık ki Türkiye’ye baktığımda farklı bir şey göremiyorum. Gidişat öyle ya da böyle, bahsettiğim şekildedir. AKP iktidarını sevmem. Politikalarını eleştiririm. Ülkeyi kutuplaştırdığını, Atatürkçülükten yani ülkenin temelinden uzaklaştığını ve Türklüğü yok ettiğini düşünürüm. Öyle de zaten. Öte yandan AKP’nin bu kadar güçlenmesinin en büyük nedenini ise CHP ve MHP’ye bağlarım. İki muhalefetin de yaptığı her şey doğrudan veya dolaylı olarak AKP’ye yaradı. Haliyle muhalefet ne kadar muhalif tartışılır. Doğru düzgün seçilecek insanlar yoktu. Durum bu kadar karışık.

FAKAT; sadece ihtimalleri ölçüyoruz ya, olası bir otoriter rejimde ve yine olası karışıklıklarda, yine olası DEMOKRASİ GETİRME GİRİŞİMLERİNDE neler olacak bilemiyorum.

15 Temmuz’da sokağa çıkıp, ülkesi için savaşan hiçbir sivil yargılanmadı. Yargılanmayacakta. 15 Temmuz’u, AKP’nin politikaların bir sonucu olarak görsem de, 15 Temmuz’a katılan (erlerin kafasını kesenler hariç) kimsenin yargılanmasını da istemem. YALNIZ, çıkartılan yasa nedir? Yasa zaten geriye doğru işletilemez. Çıkarttıkları yasa ile, olası bir darbe girişimi ve toplumsal olayda; silah kullanan vatandaşların yargılanmasının önü kapatıldı. Derken sivil halkın mermi izin sayısı 200 mermiden, 1.000 mermiye çıkartıldı [6]. Bu olay da yeni.

Şimdi bütün bunları düşününce; önümüzdeki süreçte sivil olaylar yaşanılabilir. Belki BİRİLERİNİN eliyle sivil olaylar çıkartılır. Çünkü 15 Temmuz ve Afrin operasyonlarının, Erdoğan’ın onay anketlerini nasıl etkilediğini araştırıp bulabilirsiniz.

Durum böyleyken, bazı şeyleri gerçekten düşünüyorum…. Neyi?

Olası bir iç karışıklık, toplumsal olaylarda; dış ülkelerin müdahalesine tamamen karşıyım. Fakat buna karşıyım dersem, sanki iktidarın bazı şeylerini de desteklemiş gibi görüneceğiz. Benim gibi düşünen kim varsa. Oysa bunlara da karşıyız.

Görebileceğiniz üzere, çok zor günler bizi bekliyor. Koltuğu kaybetmemek uğuruna her şeyi yapabilecek zihniyetin iktidarı, Rusya’ya yakınlaşmamızı kaldıramayan batı ve değerlerimizin elimizden gitmeye başladığı süreç. 2020-2025 arası Türkiye için çok zor geçecek. 2025’te bu kutuplaşmanın ve taraftar zihniyetinde politika ile uğraşmamızın bedelini ödeyip, gerçekleri göreceğiz. 2030’a doğru yeni parti ve yeni söylem ile geleceğim ve her şeyi değiştireceğim diyordum. Tabi bu, çok sert ve kötü bir gelecek olacak. 2030 öncesi için konuşuyorum. Dilerim ki bunları yaşamayız.

2019’dan sonra bizi güzel günler bekliyor mu?

Ehh referandum önce verilen sözlere, ondan önceki seçimlerden önce verilen sözlere falan bakın. Kaçı tutuldu? Ekonomi düzelecek, terör bitecek, OHAL kalkacak… Her şeyi söylediler. Hangi sözlerinde tuttular? Daha kötüsü, çalıyor ama çalışıyor diyen bir toplumun zihniyetini ne kadar değiştirebildik?

Ama şu konuda ümitliyim; AK Partililer dahi, politikayı bir kenara bırakmış ve ekonomik olarak canlarının derdine düşmüş. Her şey pahallı gelmeye başladı, her şey sıkıntıya girmeye başladı. AKP, ekonomik büyüme varken oy toplayan, yokken oy kaybeden bir partidir. Ekonomi ile bağlantılıdır yani. 2019 seçimleri hiç kolay değil ve AKP’nin seçimi kaybetmesi demek, çok büyük sorunlar yaşamaları demektir. Bu nedenle referandumu iptal edebilirler bile. Çünkü meclise çoğunluğu sağlamaları kolay fakat güçlü bir Cumhurbaşkanı adayıyla, kazanmaları zor.

Hele hele, CHP’nin bir önceki seçim yaptığı gibi; önce Yılmaz Büyükerşen’i düşünüp, SONRA HER NEDENSE(!) Ekmeleddin İhsanoğlu gibi bir insanı (kişilik ve akademisyenliğine sözüm yok, politik açıdan konuşuyorum) desteklemeleri yine Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığını kazandıracaktır. Artık ben CHP’nin AKP’ye yarar işler yaptığını daha nasıl anlatayım? Bilerek veya bilmeyerek, doğrudan ya da dolaylı fark etmez. Durum budur.

**

Herkes şunu bilsin ki; biz ne Irak’a, ne Suriye’ye ne Libya’ya benzeriz! Bizler, binlerce yıllık devlet kültürü olan ve yüzlerce yıl Avrupa’ya kök söktürmüş bir milletiz. Sessizliğimiz, korkumuzdan değil; aksine devlet ve millet sevgimizdendir. FAKAT, birileri işleri karıştırırsa; Türklüğe ve Atatürkçülüğe dokunursa, hiç ummadıkları şekilde tepki görür ve bunların altında kalır. Hele hele iç karışıklık planları varsa, veya ecnebilerin müdahale amaçları varsa; tarihte defalarca olduğu gibi, bu millet bir olur ve gerekeni hem baştakilere, hem sözümona muhalefete hem de ecnebilere yapar. O zaman Türklerin kim olduklarını tüm dünya bir kez daha anlar. Bir kez daha sıfırdan güçleniriz, 1938’de kaldığımız yerden devam ederiz. Bu sefer (benim de arzu ettiğim gibi) Cumhuriyet ve demokrasi değerlerini, kendi geçmişimizle; Osmanlı’dan Göktürkler’e kadar uzanan kültür ve devlet yapımızla harmanlayıp, olduğumuzdan daha güçlü bir hale geliriz.

Ben Türk milletine güveniyorum. Türk milletine acı çektirmeyi akıllarından dahi geçirenler, Türk milletinin askeri kökenli bir millet olduğunu; batıdaki gibi milletin ordusu değil, ordunun milleti olduğumuzu da anlayacaktır.

 

Kaynaklar

[1] İhlas Haber Ajansı. Rusya Genelkurmay Başkanı: ‘ABD’nin Suriye’yi bombalaması halinde karşılık vereceğiz’. 13 Mart 2018. http://www.iha.com.tr/haber-rusya-genelkurmay-baskani-abdnin-suriyeyi-bombalamasi-halinde-karsilik-verecegiz-716597/

[2] TRT Haber. İngiltere: Rusya’dan bu tür bir yanıt zaten bekliyorduk. 17 Mart 2018. http://www.trthaber.com/haber/dunya/ingiltere-rusyadan-bu-tur-bir-yanit-zaten-bekliyorduk-355777.html

[3] Anadolu Ajansı. Çifte ajan olayında İngiltere ve Rusya arasındaki gerginlik tırmanıyor. 15 Mart 2018. https://aa.com.tr/tr/dunya/cifte-ajan-olayinda-ingiltere-ve-rusya-arasindaki-gerginlik-tirmaniyor/1089890

[4] BBC. İngiltere Ankara Anlaşması kapsamında Türk vatandaşlarının süresiz oturum izni koşullarını değiştiriyor. 16 Mart 2018. http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43428593

[5] Time Türk. Yunanistan’ın Ege’de başlattığı tatbikata destek veren ülkeler. 18 Mart 2018. https://www.timeturk.com/yunanistan-in-ege-de-baslattigi-tatbikata-destek-veren-ulkeler/haber-867278

[6] Cumhuriyet. Sivil yurttaşların yıllık 200 olan mermi hakkı 1000 mermiye çıkarıldı. 6 Mart 2018. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/943824/Sivil_yurttaslarin_yillik_200_olan_mermi_hakki_1000_mermiye_cikarildi.html