Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

2008’den günümüze kadar üniversite öğrencilerini içinde bulunarak inceleme fırsatım oldu. Kalite bakımından 2008-2010 dönemiyle şimdiki dönemin arasında dağlar kadar fark var. Bunun en büyük nedeni de, tüketici kültürüyle yetişmeleri.

Nedir tüketici kültürü?
Reklamlardaki gibidir, cinselliği, sertliği ortaya çıkartır; dizilerdeki gibidir, öl yada öldür der…

Haliyle yeni nesil tamamen görünene odaklanmıştır. Yakışıklılık/güzellik, kas, para… Evlendirme programındaki gibi. Ancak bu büyük bir salaklıktır.

Einstein kaslı değildi, yada Steve Jobs… Atatürk’ün göbeği bile vardı. Ancak sizin beğendiğiniz o salakların aksine; bu insanlar dünyayı değiştirdi. Görünen o ki, değer bilinememiş.

Bir izleti gördüm [burada], kızın biri erkekleri eleştiriyor. Ne kadar ilginç…

 

İlkelliğe Dönüş

DAÜ’de psikoloji bölümünün sunumu vardı. Soyismi Civelek olan bir hoca anlatıyordu ve kafamdaki her şeyi bir bir anlattı. İsim vermeden Magnum reklamını eleştirdi:

kocaman bir dondurma, yarıya kadar sokuyor ve katur kutur sesler, seksi şekilde ısırma ve sonra seksi seksi yalıyor. Ardından yanında bir hayvan, oldukça sertler ve diyor ki “içindeki seni serbest bırak”. Nedir içinde olan? Seksi, cinselliği, ilkel dürtüler…

Haklı adam.

Survivor’a bakıyorsunuz, “arkadaşını sat”.
Reklamlara bakıyorsunuz “cinsellik, seks, üreme”.
Dizilere bakıyorsun “öl yada öldür”.

Her yerde ilkel dürtüler ve devletin acizliği, tüketici kültürünün tetiklenmesiyle birlikte bu hale getirdi.

 

Gençlerin Abazalığı

Eskiden erkekler abazaydı ve bunu eleştiriyorduk. Şimdi devir değişti ve Biskolata erkeği şusu busu derken kadınlar abazalaştı. Kaslı erkeklere ağızlarının suyunu akıtarak bakıyorlar. Bunu yapanların çoğuna bakın; bakımsız, özensiz, fikirsiz…

Siz hastasınız. Manyaksınız. Ciddi söylüyorum manyaksınız.
Bu yüzden sürekli olarak “kadınlar kendilerini güldüren değil, düşündüren erkekleri sevdiğinde değişim başlayacak” diyorum.

Ne kadar acıdır ki, günümüzdeki insanlar Gülse Birsel’in, Sabiha Gökçen’in, Atatürk’ün değerini bilemeyecek. İstedikleri insanlar böyle değil, çünkü kendileri öyle değil.

 

Dışı Hoş İçi Boş Kişiler

Kız görüyorsun, çok alımlı. Cilveler… Giyinmeyi biliyor, her gün bir yerlerde… Konuşmaya başlıyorsun ve ezbere şeyler. Her zaman konuştuğu, herkesle konuştuğu yüzeysellik. Kırmayı ve derine inmeyi bilirim. Biraz zorlayınca kabuğu (ki genelde dedikodu ve aşk konuştuğu kabuğu) kırılıyor.

Neden dışının güzel olduğunu anlıyorsun. Çünkü elinde hiçbir şey yok! Kendini anlatmaya başlayınca bütün büyü dağılıyor. Boş. Ne gündemi takip ediyor, ne geçmişi biliyor, olayların farkında değil. Kitap mı? Ne kitabı??? Gazeteymiş, köşe yazısıymış…

Arada fotoğraf için “Kürk Mantolu Madonna” ile kahve ikilisi var… O kadar.

 

Neden Dış Görünüm ve Görsellik?

Çünkü daha kolay. İçi geliştirmek ne demek düşünebiliyor musunuz? İnsanlarla tartışma, fikirlerin müzakeresi, kitap okuma, gazete okuma, belgesel… Sörvayvır, evlendir beni, kurtçuklar ovası gibi şeylerden uzak kalma… Eğlenceli olmadığı gibi zor.

İçi geliştirmek zor olunca, insanlığın doğası yani tembellik devreye giriyor ve dışı geliştiriyorlar. Güzel kıyafetler, biraz para harca, dedikodu yap…

Bu yüzden insanlara düzenli hayat, sağlıklı yaşam, kapsül gardırop zor geliyor. Diğeri ise kolay. Yüzeysel. Ooo Ferrari diye ağzının suyu akıyor. Belki kullansa sevmeyecek. Ama gösterişli, pahallı, ulaşılamaz. Bu yüzden çekici geliyor.

 

Görsel Olmamak Bakımsızlık Değildir!

İnsanlar şunu karıştırıyor; özüne, kalitesine değer verin deyince anlayamıyorlar. Görsel olmamak abur cubura dayanmak ve saça başa bakmamak, iğrenç giyinmek falan değildir.

Daha önce “hayatının her an’ında minimalist olun”  yazısında yazmıştım. Önemli olan kaliteye ve “ihtiyaca” önem vermektir. Sağlıklı beslenmek, yaşamak ve düzenli olmak… Su içmek, meyve/sebze, kuru yemiş tüketmek, abur cubur ve beden için zararlı ve gereksiz olan her şeyden mümkün olduğunca kaçınmaktır.

Olumlu düşünmek, bilgili olmak, bizi geliştirecek insanlarla bir arada olup tartışarak yeni fikir ve bakış açıları kazanmak. Size köstek olan, “yapamazsın, imkansız, olmaz” diyenlerle değil; hadi yapalım, yapabilirsin, neden olmasın ama şurayı düşündün mü şeklinde hayatınıza katkı, değer ve umut ekleyecek insanları bulmaktır.

Para, dedikodu, kıyafet, görsellik….

Bu salaklar hiçbir zaman değerli insanların çevresinde olamayacak. Parayı, ünü, zenginliği, görselliği önemseyecek belki ünlü olur; ancak değerli olmayacak. Unutulayacak. Tıpkı Sörvayvır’ın diğer birincileri gibi, BBG yada diğer yarışmaların birincileri gibi. Kimse hatırlamayacak…

Fakat Atatürk, Barış Manço, Gülse Birsel, Demet Akbağ gibi insanlar mı??? Ve sayamayacağımız diğer kişiler… Onlar hiç unutulmayacak…

Sizin gibi ahmaklar Fazıl Say gibi insanların çevresinde bulunacak kaliteye sahip olmayacaksınız. Bir şeyleri değiştirmeyecek, insanlığı geliştirmeyecek, dünyayı daha iyi bir yer haline getiremeyeceksiniz. Bunları yapamadığınız gibi, bunları yapan insanların çevresinde de bulunamayacaksınız.

Sizi gören son insan öldüğünde, isminiz tarihe karışacak… Varlığınız unutulacak ve hiç yaşamamış gibi olacaksınız.

BİR HİÇ…