Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Gelelim hümanizm adı altında devlet düşmanlığı yapanlara, terörü destekleyenlere, insanlık dışı drama sessiz kalanlara…

Bu yazı aslında “Doğuda Yapılan Operasyonlar ve Terör Örgütünün Algı Yönetimi” konusun bir alt başlığı. Fakat bu sinirimi bozan başlı başına bir konu olduğu için buradan vermek istiyorum.

**

Gezi Parkı zamanında başladı bu iş. Gezi Parkı ile ilgili haberleri paylaşan Twitter hesapları türedi. Takip ettik. Bir süre sonra HDP’lileşmeye başladılar, Gezi Parkı’nda “siyaset üstü” tavır, yerini HDP yanlılığına bıraktı. Derken ne zaman terör örgütüne karşı operasyon yapılsa ve köşeye sıkıştırılsa, ağır kayıplar verdirilse; hemen bahsettiğim yıpratıcı propagandalara başladılar. “Katliam var” diye TT, yani twitter etkileti açmakla kalmadılar; bu hesaplardan yalan yanlış bilgiler paylaştılar. Bilinçli şekilde yapılan “yalan haberler” bunlar. Amaç yıpratıcı proapgandadır. Psikolojik savaştır. Bu hesapların terör bağlantısı anlaşılabilir.

Derken bu çevremizede yayıldı ve “ezilen Kürt halkı” ile başlayan mesajlar dolaylı yoldan terör örgütü desteğine kadar geldi. İlçede 250’ye yakın noktada 7 ton patlayıcı var, barikatlar kazılmış, teröre kapısını açmayanlar öldürülüyor, devlete yakın evler çarpıyla işaretleniyor, okullar ve camiler yakılıyor, hastahanelere füzeyle saldırıyorlar, ambulansları tarıyorlar ve BAZILARI HÂLÂ YÜZSÜZCE POLİS VE ASKERİN ORADA NE İŞİ VAR DİYE SORUYOR!

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin topraklarında, dünyanın terör örgütü saydığı grubun silahlı militanları ilçeleri delik deşik etmiş ve kendi özerkler yüzsüzce ilan ediliyor [1],  ve devletin polisiyle askeri bu bölgeye; bu teröristleri temizlemek için gittiğinde ne işi var diye sorgulanıyor.

NE YAPACAK?

Asker ve polis bölgeyi teröristlere teslim edip geri mi çekilecek? Okulları, hastahaneleri, camileri, valilikleri kapatıp gidecek mi? Hangi gelişmiş ülkede, hangi demokratik ülkede terör örgütlerine karşı bu kadar misafirperverlik gördünüz merak ediyorum!

**

Bu söylemlerini, hümanizme dayandırıyorlar. Hümanizim, insanı merkeze alır. Hümanist olmak, ağzınızı açtığınız her anda devletin polisini ve askerini karalamak; suçlamak demek değildir. Hümanizm; tek bir kökene, tek bir dine, tek bir mezhebe odaklanmak demek HİÇ Mİ HİÇ DEĞİLDİR!

Hastahaneye füze atarken hümanist değilsiniz!
Ambulansı tararlarken hümanist değilsiniz!
İlçelerin altına tonlarca patlayıcı yerleştiriyorlarken hümanist değilsiniz,
Bu bombaların üzerinde yaşayan çocukları hiç mi hiç düşmüyorsunuz!
Barikat ve hendeklerle, olası bir hastalık ve yangın durumunda devlet araçlarının girişini yasakladıkları için hiç sesiniz çıkmıyor.
Terör örgütleri okulları yakarken yine sesiniz çıkmıyor.
Evlere el koyarken, direnenleri öldürürken sesiniz çıkmıyor.
On binlerce kişi zorunlu göçe tabi tutulurken [2]; dünya devletleri tarafından terörist kabul edilen ve listelere terörist olarak girmiş bu örgüte sesiniz çıkmıyor!
Ancak polisin ve askerin girişiyle birlikte, tonlarca patlayıcıya karşı tankların şehire sokulmasıyla birlikte “onların orada ne işi var” diye sesiniz çıkmaya başlıyor…

BÖYLE HÜMANİSTLİK OLMAZ! Bu, iki yüzlülüktür. Tabi ki devletin “güvenlik güçleri”, terör örgütüne karşı operasyon düzenleyecek. Elinde silahlar, füzeler, bombalar olan ve gerek ulusal gerek uluslararası hukuka göre yasa dışı işler yapan örgüte karşı operasyon yapacak.

YALNIZCA DEVLETİN GÜÇ KULLANMA MEŞRULUĞU VARDIR! Devleti diğer organizasyonlardan ayıran şey budur.

İki Yüzlülük

Size başka bir iki yüzlülük daha anlatayım.

Bu insanlara neden böyle düşündüklerini sorun; devletin Kürt kökenli halka karşı yaptığı zulüm ve eziyet diyeceklerdir. Öz yönetim diyeceklerdir… Sıralanır. İş dönüp dolaşır, “ezilen halklara” gelir.

Şu anda, hemen şimdi çevrenizdeki bu insanların hesaplarına girin. Şöyle sonuna kadar bir tarayın bakalım. Romanlar ile ilgili neler göreceksiniz? Ezilen halklar diyorlardı ya…

Özal’ın annesi Kürt kökenliydi. Özal, Türkiye’yi yönetti.
Kürt kökenli bakanlar var,
Kürt kökenli insanların büyük şirketleri var.
Batı’da otogardan, taksi duraklarına bir çok yeri Kürt kökenli vatandaşlar işletiyor.
Doğu’dan Batı’ya vatandaşlar rahatça gelip çalışıyor ve yaşıyor.
Fakat Batı’dan Doğu’ya gitmek bu kadar kolay mı?

“Dövlet bize bohmiğ” adı altında kaçak elektrik kullanan illere [3] şöyle bir bakın… Hangileriymiş, hangi bölgede, hangi kökenin fazla yaşadıklarıymış… Üstelik devlet onlara bakmak, yani en önemli insan hakkı olan yaşama hakkını savunmak için güvenlik gücü gönderdiğinde rahatsız oluyorlar!!! Neyse konumuza dönelim,

Türkiye’nin ilk Roman milletvekili Özcan Purçu’dur.

Çingene diye aşağılanan, okuma yazma oranı düşük olan, üniversiteye girme oranı (yanlış hatırlamıyorsam) yüzde 5 olan, büyük bir kısmının asgari ücretin altında para kazandığı bu Roman vatandaşlar ile ilgili “ezilen halk” mevzusu neden açılmadı bu ülkede?

Kürt kökenli vatandaşlara “ezilen halk” adı altında destek veren kişi ve sosyal medya hesapları neden Romanlara karşı suskun? Sadece Romanlar değil, Karadeniz’de devlet köprü yapamadığı için kendi köprüsünü yapmak zorunda kalan köylüler var. Bu insanlara neden ses vermiyorsunuz?

Bu ülkede 78 milyon insan varsa, 78 milyon insanda devlet tarafından bir şekilde ezilmiştir. Dün türban taktığı için, bugün gazeteci olduğu için… Kürt diye ezildi, alevi diye ezildi… Ezilen ezilene… Bunca ezilen varken, nedendir bu terör operasyonlarına karşıtlık???

Herkes eziliyor, herkes için yasalar çıkartılmalı. Sadece Kürtlere açılım olmaz. Açılım olacaksa, bütün ezilenleri, bütün yoksulları, bütün baskı ve zulüm görenleri kapsamalı…

**

Bu yüzden sizin “hümanizm” söylemlerinizi ciddi bulmuyorum. Yanlısınız! Gerçekten ezilenlere destek vermemenizi geçtim, Kürt halkına bile destek vermiyorsunuz. Destek verseniz, binlerce Kürt kökenli vatandaşın göç etmesine ses çıkartırdınız. Evlerine zorla el konulmasına ses çıkartırdınız, okullarının yakılmasına ve hastahanelerin füzelerle vurulmasına ses çıkartırdınız… Onun yerine sesinizin çıktığı tek yer polis ve askerin bu pislikleri köşeye sıkıştırmasıdır.

Ortada bir suç varsa, asla tek tarafa ait değildir. Taraflar hatalıdır. Sadece bir taraf, diğerine göre daha fazla hatalıdır.

**

Türkiye’de yeni bir terör stratejisi uygulanıyor. Polis ve askerler, mahalle mahalle, ev ev temizleyerek gitmek zorunda. Hendekleri kapatarak, köşe başlarındaki bombaları imha ederek, dar sokaklarda çatılardan gelen ateşlerden korunarak operasyon yapmak zorunda.

Türk ordusuna ve polisine güvenim sonsuz. Başarıyla altından kalkıyorlar. Ancak terör örgütü her sıkıştığında, terör örgütüne yakın hesaplardan, yıpratıcı propaganda mesajları geliyor. Bu hümanizm  adı altında terör örgütüne doğrudan yada dolaylı (isteyerek yada istemeden) destek veren kişilerde, güvenlik görevlilerin işlerini zorlaştırıyor.

Bütün bunları düşünürken şuna da dikkat etmek gerek; dün “beyaz torosları” devlet inkâr ediyordu, bugün hükümetin başı çıkıp itiraf etti. Bugün inkâr edilen yada yalanlanan bazı şeyler yarın ortaya çıkmasın.

Bu temizliği, bu operasyonları hukuka uygun, yasalara ve etik kurallara uygun yapın.

Terör belası temizlendikten sonra oradaki insanların yüzüne bakacağız, utancımız olmasın…

**

Hümanizm adı altında, terör örgütüne yakın sosyal medya hesaplarınca yapılan yıpratıcı propagandalara “bilerek yada bilmeyerek”, doğrudan veya dolaylı destek veren bu kişi, hesap ve sayfaların , bahsedildiği gibi “insancılık” ile ilgisi yoktur. Aksine böyle davranarak, ezilen herkesin yasadışı yollarla ellerine silah alıp direnmesine destek olmaktadırlar.

Her haksızlığa uğrayan, ezilen, şiddet gören kişi veya topluluklar ellerine silah, bomba, füze alıp bir yerlere ulaşmaya çalışırsa işimiz var…

Kategori: Genel - Hayat - Politika