Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Propaganda ve psikolojik savaş konularına merakım nedeniyle, 2. Dünya Savaşı (ve öncesine) denk gelmiştim. Nazi Proapganda Bakanı Goebbels ve Hitler’in yöntemleri (ki bugün reklamcılık sektöründe bolca kullanılıyor) günümüzü etkilemekle kalmadı; Sovyetler, İngiltere ve Amerika’da bununla ilgili gelişmelere neden oldu.

Örneğin reklamcılığın altın çağı olarak geçen 1960’lı yılları düşünürsek, herhalde nasıl etkiler olduğunu anlayabiliriz.

Bütün bunlarla ilgilenirken, Nazi Almanyası dönemiylede içli dışlı oldum haliyle. Diğer liderler gibi Hitler hakkında da kitaplar ve makaleler okudum (liderliği, güce ulaşması, karakteri vs). Fakat anlamadığım, bir sürü şey bulmama rağmen anlamadığım tek bir konu kaldı: HİTLER NEDEN TÜRKİYE’YE SALDIRMADI?

**

Kafkaslar ve Afrika Kıskacı

“Türklerden korktu, biz nasıl milletiz ve heytt” diyen LPG’li arkadaşları bir yana koyuyorum ve detayıyla incelemeye başlıyorum. Öncelikle Bakü Petrolü adlı belgeseli izlemenizi ŞİDDETLE tavsiye ediyorum.

Görebileceğiniz üzere, Hitler’in meşhur tankları ve Yıldırım Savaşı (Blitzkreig) için hız, hız için araçlar, araçlar için petrole ihtiyacı vardı. Aynı zamanda Sovyetlerin petrolünü kesmesiyle artıları fazla olacaktı.

nazi bakü operasyonu

Amacı; Bakü’yü aldıktan sonra, askerlerini Kafkaslardan aşağıya göndermek ve Kuzey Afrika’dan operasyonla düşmanları tırpanlamaktı.

1942 savaş haritası Afrika Türkiye Bakü Sovyetler ve Nazi

Haritada görebileceğiniz üzere, Türkiye çok kolay bir noktada. Yeni kurulmuş, tanklarımız yok, silah ve üretim Nazilerle kıyaslanamaz bile… Haliyle Afrika ile Sovyetlere saldıracağı gücü Türkiye’de kullansaydı; Afrika ve Bakü’ye daha kolay ulaşabilirdi. Ancak yapmadı. Neden?

İşte bunu inceleyeceğiz.

**

Hitler’in Atatürk Hakkındaki Sözleri ve Bilinmeyenler

Başlamadan önce Hitler Atatürk ve Türkiye hakkında ne düşünüyordu buna bakalım ve bazı bilinmeyenleri anlatayım. Iran Keshaw’ın Hitler Hubris, İletişim Yayınlarından Türk Dış Politikası adlık 3 ciltlik kitapları, yada Hasan Kösebalaban’dan Türk Dış politikası ile ilgili kitapları okyabilirsiniz. Ancak bu konuda en düzgün ve açıklayıcı kitaplardan birisi; Ata Nirun’un “Adolf’un Kavgası” isimli kitabıdır. Geniş ve güzel bir kitap. Sonunda da Hitler’in parapsikoloji ile ilgili şeylerini anlatmış. Dolayısıyla kaynak olarak bu kitabı kullanıyorum.

**

Hitler’in Atatürk’e hayranlığı vardı. Türk Kurtuluş Mücadelesi, sömürgeci güçlere karşı verilmiş ve başarı sağlanmış olmasıyla ve bir çok milletin örnek alarak bağımsızlığını kazanmış olmasıyla çok önemlidir. İtalya, Fransa, İngiltere gibi sömrügeci güçlerin yanı sıra Ermenistan, Yunan birlikleri vardı ve içeride gerici ve bölücüler ile Osmanlı hükümeti vardı. HEPSİ yenildi, ve başarı sağlandı.

Bu yüzden Hitler’de dahil olmak üzere bir çok lider, bu mücadeleyi ve Atatürk’ü örnek almış yada hayranlıkla araştırmıştır. Hitler bu hayranlığını, Atatürk’e hediye ettiği zırhlı bir Mercedes ile göstermiştir. Yalnız bununla ilgili gazete küpürü yada haber bulamamam çok ilginç. Belki eski gazete başlıklarına ulaşabilirseniz, lütfen bana haber verin.

Almanya için bir çöküş olaran Versay antlaşmasını yırtarken, “Atatürk’ün 10 yıl önce yaptığını, biz şimdi yapabiliyoruz” demiştir.

Atatürk’ün sofra sohebtleri ünlüdür. Konuşulacak konu bellidir ve o akşam ilgili devlet görevlilerinin yanı sıra konusunda uzman kişilerde vardır ve tartışılır. Hitler’in Sofra Sohbetleri (Hitler’s Table Talk) yine bunun için ilginç olmakla birlikte, ilgili kitapta şunları dediği anlatılır:

Bizim amacımız dünyayı Nazi egenliği altına almaktır ama ben Türkiye ile hiçbir zaman düşman olmayacağım. Yani, dünyada savaşmayacağım tek ülke Türkiye’dir.

Benim ustam Mussolini’dir, ama O’nun da ustası Mustafa Kemal’dir.

Bütün enerjimi Atatürk’ten alıyorum. O’nun hayati bizim feyizli ışığımızdır.

(buraya dikkat): Kemal Atatürk öldükten sonra Trükyie’de kimseye önem verilmedi. Artık şef ve efendi yoktu, kalanların hepsi ikinci, üçüncü derece insanlardı. Her şey yorgun Türk milletinin hazmına bağlıydı. Meclisleri her an yıkılabilirdi, mizacsız insanlardı. Kemal Atatürk’ten sonra Türkiye’yi bir takım akılsızlar yönetiyor.

**

Nazi Almanyası ve Türkiye Arasındaki İlişkiler

Atlantik duvarı ve U-Boat sığnaklarını inceleyen Türk heyeti, yine özel izin ile en sıkı şekilde korunan ve en gizli silah üretim istatistiklerini görmüştür. U-boat sığnadı ve Atlantik duvarı gibi bir çok belgesel, youtube’da Türkçe olarak mevcut.

1924’te Almanya, Ankara’da büyükelçilik açtı. Ardından yetişmiş eleman sıkıntısı çeken ülkemizde; bir çok Alman uzman gerekli eğitimleri yapmaya ve görev almaya başladı. Bu sektörler arasında; dışişleri, ziraat, sağlık bakanlıkları ve devlet abrikaları, meteoroloji, ormancılık, ekonomi, tekstil, sanayi, posta-telgraf, devlet inşaatları, demiryolları gibi alanlar vardır.

Bir çok Türk subay ve öğrencide yapılan anlaşmalarla Almanya’ya gidip, burada eğitim görmüştür.

1924’ten, Büyük Buhran’a kadar(1929 ve 1930’lar), Türkiye’de 14 şirket, Alman sermayesi ile kuruldu. Pamuk üretiminin yoğun olduğu Çukurova bölgesinde Alman sanayisi başarılı oldu. Bu başarıda, 1982’de Ankara’da açılan Ziraat okulu’nda görevli alman uzmanlarında büyük katkısı vardır.

325 kilometrelik Kayseri-Ulukışla ve krom madeninin sevkiyatını klaylaştıracak Kütahya-Balıkesir demiryolunu yapımını Alman şirketleri üstlenmiş ve bu hatların bedeli olan 120 milyon mark, kredi olarak yine almanlar tarafından sağlanmıştır.

Bütün bu süreç sonunda; dışalım ve dışsatımın yarısı Almanlarla yapılıyordu. Pamuk, krom ve ham yünün %70’inden fazlasını Almanya’ya satıyorduk. Dolayısıyla bağımlılık arttıyordu. Bütü bunları gören İngiltere, 1938’de 16 milyon sterlin kredi sözü verdi. Buna karşılık Alman Bakan Funck, Türkiye’ye askeri ve sanayi mal alımında kullanması için 150 milyon marklık kredi önerdi. Şöyle demiştir:

Biz, ne çıkarırsanız hepsini almaya hazırız. Buna mukabil de siz sanayi eşyasına muhtaçsınız. İki memleket iktisadiyatının birbirini tamamlayan karakterinden istifade etmek istiyoruz.

**

Neden Saldırmadı?

Haritada görebileceğiniz üzere, Türkiye’yi yarıp geçmek ve sonra Bakü’ye ulaşmak, Afrika’ya dönmek daha kolay olabilir miydi? Neden yapmadı?

Şöyle sözü var; “Alman birliklerinin Türk sınırlarından, ynalış anlaşılmaya meydan vermeyecek kadar uzak kalmalarını emrettim”.

Bazıları şunu diyebilir; yahu korkuyordu. O zaman Mareşal Fevzi Çakmak’ın şu sözünü hatırlatırım:

Türk ordusunun durumunu denetledikten sonra, şu sözleri söylemiştir;

“Almanlar’ın ölüsü bile bizi yener”

**

Avusturya, Polonya, Çekoslavakya, Fransa, İtalya, Yunanistan gibi bir çok ülkeyi ele geçirmiş; dünya gücü olan Sovyetler, İngiltere ve Amerika’ya savaş açmıştır (hoş ezilen Fransa, İngiltere ilk olarak savaş açtıda neyse). Yani Türkiye bu durumda çıtır çerez olarak panzerlere yem edilebilirdi. Askeri olarak daha da kolay bir savaş olabilir miydi? uzmanlar karar verecek. Ancak korkmadığı kesin.

Peki Atatürk sevgisi ve saygısı???

Atatürk’ü ve yaptıklarını seviyordu. Ancak bu, tek dostunun Türkiye olmasına neden olacak kadar fazla mıydı? Kendi sözlerinden anlıyoruz bunu.

Ben hâlâ neden saldırmadığına dair tatmin edici bir bilgi ve açıklamaya ulaşamadım (İlber Ortaylı yada Murat Bardakçı’nın da böyle bir açıklaması olmuştu televizyonda, onlar falan dahil). Gözünü güç, hırs bürümüş biri, tüm dünyayı ele geçirse dahi sadece Türkiye’ye saldırmam diyor.

NEDEN ARKADAŞIM NEDEN?

Ben çözemedim, belki siz anlayabilirsiniz.

Kategori: Genel - Hayat - Politika - Tarih