Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bu konuyla ilgili çok soru gelmeye başladı ve ben de tek tek yanıtlamak yerine, konu açayım dedim.

2001 yılından bu yana programlama ile uğraşıyorum ve özellikle blog, forum, internet projesi (bknz : Tarcanbot) gibi bir çok şeyle uğraştım. Haliyle sizlere yardımcı olacak kadar blog, SEO (arama motorunda üst sıralara çıkma), detay vs bilgilerine sahibim.

Başlayalım madem…

1- Neden Blog Açmalısın?

Linux dünyasından geliyorum ve “bilgi özgür olmalıdır” fikrini fazlasıyla destekliyorum. Özgür yazılım ve açık kaynak iyidir (tabi sanatsal kısmı sorunlu ve ruhsuzluğu var).

Haliyle öğrendiklerimizi, bilgilerimiz, tecrübe ettiklerimiz ve hepsinden önemlisi “kişisel yorumlarımızı ve görüşlerimizi” bağlayarak insanlara sunmak önemlidir. Çok çok önemli. Farklı bakış açılarını görmek gerek.

Şöyle düşünün; üniversite öğrencilerinin %10’u blog açsaydı nasıl olurdu? Bırakın %10’unu, %5’i açsa? Mimarlık, mühendislik, işletme, politika… Düşünsenize çocuklar bildiklerini, öğrendiklerini, fikirlerini düzenli olarak yayınlıyor. Halk girip buralardan temel bilgilere ulaşabilir.

Tabi şunu söylemek gerekiyor; bloglar genellikle sıkıntılı olabilir. Referanslar verilmeli (akademik makaleler, kitaplar, dergiler, önemli haber siteleri) ve bilgiler doğru kaynaklardan ulaştırılmalı. Bu blogta elimden geldiğince buna dikkat ediyorum.

Öğrencilerin yanında, işini bilen uzmanlar hiç değilse ayda 1 kez uzman oldukları konuda herkesin anlayacağı şekilde yazılar yazsaydı halkın işine nasıl yarardı bir düşünün. Çok temel bilgi kaynaklarına ulaşabilirlerdi.

Blogun Yazara Katkısı

Sınavlara çalışırken notlar çıkartıyorum ve bu notları sonra sadeleştirerek, herkesin anlayabileceği şekilde ki önemli olan budur; yani bir akademisyeninden ortaokul mezunu köylü Mehmet amcaya kadar herkesin anlayacağı şekilde bloga ekliyorum.

Bloga yazarken daha dikkatli olmam gerekiyor çünkü insanlara yanlış şeyler öğretmemem gerek. Bunun için farklı kaynaklardan, hatta farklı görüşteki köşe yazarı ve kaynaklardan araştırıp en doğrusunu vermeye çalışıyorum. Mümkün olduğu kadar resmi kaynakları ve uzmanların çalışmalarını koymaya çalışıyorum.

Bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu (en azından benim için), başkasına öğretmektir. Hele hele 10 yaşında bir çocuğa anlatabilecek kadar sadeleştirirseniz, siz de anlamışsınız ve öğrenmişsiniz demektir. Ayrıca herkesin siyaset bilimi bölümüne gitme şansı yok. Haliyle giriş şeklinde dersleri ve temel bilgileri insanlarla paylaşarak halka yarar sağlayabilirsiniz.

 

2- Blog Konusu ve İçeriği

Minimalist felsefeye inanan biri olduğum için, blog konusunda da aynı şeyi önereceğim. Mümkün olduğu kadar odaklanın, sadeleştirin! En azından ilk başı için. Yazacaksınız ancak ne yazacaksınız? Tabi ki öncelik uzman olduğunuz bir konudur. Fakat henüz uzman olamadıysanız (benim gibi), o zaman ilgilendiğiniz bir konu. Ben siyaseti seviyordum. Bu yüzden uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümüne geçtim (bilgisayar mühendisliğini 3. yılımda terk edip).

Moda, gezi, yemek gibi bloglar fazlasıyla var. Haliyle çok sıradışı bir iş yapmadığınız sürece, aralarından sıyrılmanız çok zor olacak. Bu yüzden mümkün olduğu kadar farklı bir konuya odaklanmaya çalışın. Yok ben bu konularla ilgileniyorum derseniz, kesinlikle farklı bir şekilde yazın.

İşin özü: FARKLILIK ve SADELİK.

Herkesin anlayabileceği şekilde yazın ancak herkesten farklı yazın.

**

Öğrenmek istediğiniz bir konu olabilir. Hatta başkalarına öğretmek için en iyi yol, öğrenirken öğretmektir. Çünkü yeni öğrenmek isteyenlerin düşüncelerini bilirsiniz ve biraz önde olduğunuz için ne yapmaları gerektiği konusunda tavsiye verebilirsiniz. Örneğin; Minyatür sanatı, Mangala oyunu vs gibi…

Herkesin anlayabileceği şekilde yazmanız önemlidir. Ayrıca bir tarafa yüklenmeyin (özellikle politika gibi bir konuda). Blogta AKP’yi övecek ya da karalayacak, seçmenlerini aynı şekilde (günümüz aydınlarının yaptığı gibi) küçümseyecek ya da haklı bulacak bakış açıları geliştirebilirim. Fakat bunlarla ilgilenmiyorum çünkü çok ucu açık ve yoruma dayalı.

Mümkün olduğu kadar objektif yani yansız olmaya, verileri yorumlamaya ve kişisel fikrimi katarak, geleceğin nasıl olabileceğine ilişkin bir analiz etmeye çalışıyorum. Ya da mevcut duruma nasıl geldik, bunu anlatmaya çalışıyorum. yine farklı şekilde, çoğu insanın görmediği noktaları da görerek.

İnsanlar genelde her şeyi bağımsız sanıyor. Mesela futboldaki başarısızlığımızda 30-40 yıllık bir eğitim, ekonomik kalkınma haliyle politik sorunların eseri. Aynı şekilde sanattaki başarısızlık, Suriye’deki durumda bile bu var. Aslında çoğu şey, birbiriyle bağlantılı ve önemli olan bu bağları yorumlamak ve bunları insanlara anlatabilmek.

3- Yazıları Yazarken Dikkat Edilecek Diğer Ayrıntılar

SEO açısından, insanların Google’ı kullandığı gibi düşünün. Örneğin insanların çoğu “Temsili demokrasinin direkt demokrasiden farkı nedir” diye aratmaz. Ne diye aratıyorlar? “Demokrasi nedir?”. Google’da bunlara dikkat ediyor. O halde başlığınızı buna göre yazmanız gerek. Yani “Demokrasi Nedir ve Kaç Çeşit Demokrasi Vardır?” şeklinde bir başlık, sizi üst sıralara atacaktır.

Okuyucu kitlenizi düşünün. Bloga baktığımda, genelde orta yaşlı insanların geldiğini gördüm (Google Analytics, Yandex Webmaster). Haliyle orta yaşlı insanların okuduğu bir blogta yazıların küçük olması, göz yorucu şekilde renkler kullanılması pek mantıklı olmayacaktır. Bu yüzden sadeleştirdim ve yazıları büyüttüm. Bunun gibi, hedef kitlenizi tanımaya çalışın. Sevindiricidir ki, gençlerde fazlasıyla geliyor…

Sosyal medya geliştirin. İnsanların sizi takip edeceğim sosyal medya hesapları açın ve yeni konular açtıkça buradan yayın (wordpress’te hazır eklentiler mevcut). Ben mi? Maalesef insanlarımız tartışmayı bilmiyor, hakaret ediyor. Hele hele beğenmedikleri konularda. Facebook hesabı vardı ve saçma sapan yorumlar, hakaretlerle uğraşmamak için kapattım. Halkımızın çok büyük sorunu ve bir şekilde özel mahkemeler kurup, ceza yağdırılmalı. Yüz yüze iken söylemeyecekleri şeyleri internete güvenip saydırıyorlar. Fakat hakaret sıkıntılıdır. Hadi yasak, ahlaksızlık, ahmaklık olmasını geçtim; yani hakaret eden birinin oturup düzgünce anlatacağını mı düşünüyorlar? Ancak siz açın. Ben twitter’ı kullanıyorum, çünkü twitter kitlesi daha bilinçli.

Sen Kimsin? Genelde gördüğüm hatalardan birisi de bu. Evet bakış açınızı ve yorumlarınızı yazın dedim ancak hiçbir bilgi, belge, veri kullanmadan yorum yazmak sıkıntılıdır. “Böyle böyle düşünüyorum, şöyle olur” diyorlar. Örneğin ben blog açıp, “anayasa değişirse, 20 yıl sonra doğu bölgesi bölünür” yazabilirim. Sonra başka bir cümleye geçebilirim. Çok büyük sıkıntı. İnsanlar okumaz. Eğer çok ünlü bir uzman değilsen, kara kaşına, kara gözüne inanmayacaklardır.

Neden böyle düşünüyorsun? Bu düşünceye sevk eden nedir? Bunları açıklayın. Hem de belgelerle, örneklerle. Diyebilirsiniz ki; Yugoslavya örneğinde gördük, parçalandı. Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması kitabında da bunları anlatıyor ve orada dediğine göre (yazar soyadı, kitap tarihi, sayfa numarası), söylediği şeyler… Şeklinde referans vererek, fikrinizi destekleyebilirsiniz. Bilgi kullanmadan yorum yazmayın. Bunu yapsanız dahi, neden böyle düşündüğünüzü düzgün şekilde insanlara açıklayın ki öğrensinler. Yoksa en basitinden anayasa değişikliğine neden evet veya hayır diyeceklerini bilmeyen kitleler gibi olur. Büyük oyunu bozacağızcılar bir yanda, tek adama hayırcılar diğer yanda. Büyük oyunu nasıl bozacaksın? Niye tek adam oluyor? Bunları sorun, çoğu anlatamayacak. Bu, takım tutmak gibi politika takip etmektir. Yanlıştır. Bunu yıkmamız gerek, insanlara doğruyu anlatmamız gerek.

Özgünlük gerek. Hem Google’da üst sıralara çıkmak için, hem de kullanıcıların geri dönmesini sağlamak için. Örneğin bir yerden bir şey alıyorsanız, referans verin (Google alıntı yaptığınızı bilir, eğer bağlantı adresini falan vermezseniz, değeriniz sıkıntıya girer). Üstelik aşırmadır, yani intihâl. Bu çok büyük suçtur (özellikle akademik alanda).

4- Düzgün Bilgi Şart

Bunun altını çizmem gerek. Tekrar tekrar çizmem gerek. Verileriniz ve bilgileriniz güvenilir olsun.

Blog nedir?
Log demek, kayıt demektir, günlük gibi ya da seyir defteri gibi anlamlara gelebilir. Web log olarak çıktı yani internet günlüğü olarak çıktı. Söylene söylene “weblog” ve sonra “blog” oldu. Ardından vlog yani video log çıktı. Derken politikada yanlış yönlendirme ve propaganda için; “doğru bilgilerle yanlış algı” yaratan flog yani fake blog yani Türkçesiyle sahte blog çıktı.

Nasıl ki iktidara yakın saçma sapan tarih dergileriyle milletin beynini bulandırdılar, floglar ile (ki belgeler işte burada bak, acayip gerçek bunlar) şeklinde blog isimleriyle (nokta blogspor, nokta wordpress üzerinden) milletin beynini bulandırmaya başladılar.

Bir uzman bunlara baktığında saçmalıklarını görür ve 2 dakikada öyle olmadığını anlatabilir, belgelerle çürütebilir. Fakat propagandanın amacı, yanlış bilgiyi mümkün olduğu kadar tekrarlamak ve en önemlisi farklı kaynaklarda tekrarlamak. İnsanın doğası gereği, doğruluğuna inanmaya çalışıyor.

**

İşte böyle saçma sapan bloglardan, saçma sapan dergilerden değil; Türk akademi dünyasında (hatta onların bile çoğu çöp), dünyaca itibara sahip olan belgelerden, arşivlerden referans vermek doğrudur. Ya da uzmanların yazdığı çeşitli kitaplardan, devlet kurumlarından, yine önemli STK’lar ve organizasyonlardan referans vermek uygundur.

Tabi İlber Ortaylı, Halil İnalcık, Celal Şengör gibi çok önemli değerler varken; gidip “o da tarihçi” diyerek saçmalayan fesli deliden referans verirseniz; sadece sizin gibi düşünenleri çekersiniz ve daha kötüsü insanlara yanlış bilgi verirsiniz.

Kimse, ben ya da akademisyen dahi %100 doğru bilgi veremez. Ancak mümkün olduğu kadar güvenilir kaynak vermeye çalışmamız gerekir. Hem kişisel itibarımız için, hem de daha fazla insana ulaşmak için. Şahsen politik olarak bir bölüme ulaşmak istemiyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bir gemide gidiyoruz. Batarsak birlikte batacağız, çıkarsak birlikte çıkacağız. Bu yüzden herkese, özellikle benim gibi düşünmeyenlere doğru bilgileri vermek gibi çok önemli bir görevim var. Benim de sizin de.

Bana zıt düşünseniz dahi, düzgün bilgiler verdiğinizde ve bunları kişisel yorumladığınızda sizi takip ederim. Bir çok gazete ve köşe yazarını bu şekilde takip ediyorum. Çok önemli şeyler öğrendim. Mesela komünizmi desteklemem ama onların bazı yazıları, farklı düşünmeye sevk etti. Ya da iktidara yakın olan bazı yayın organlarından (tabi ki Akit gibi paçavralar değil), önemli isimleri takip ediyorum. Bunlar da bana AKP’yi ve AKP seçmenin düşüncelerini anlamam konusunda yardımcı oluyor ve yazılarımı onlara da ulaştırabilecek şekilde değiştiriyorum.

**

Bunların yararını gördüm. Nasıl anladım? AKP’yi eleştirdiğim yazıları okuyup, bana mail atan AKP’liler var. Küfür ya da hakaret yok, ya soru soruyor ya burası yanlış diyor ya da çoğunlukla “bu tarafını görmemiştim, teşekkür ederim” diyor. Bazı konularda rahatsızlıkları varsa, “bir AKP’li olarak seni takip ediyorum ama bizim gibiler bunlardan rahatsız olur” şeklinde bazı önerilerini dillendiriyor.

Haliyle herkesi kapsamak, herkes için yazmak ama daha da önemlisi; doğru bilgileri, doğru şekilde yayınlayıp ulaştırmak çok önemlidir. Hatta yazılarınızı, özellikle sizin gibi düşünmeyenler için yazın. Fakat fikirlerinizi kabul ettirmek olmamalı amacınız. Esas amaç, bakış açınızı ortaya koyup, tartışmaya açmak. Size gelecek olarak eleştirileri (olumlu ve olumsuz, tabi hakaret içermeyen) değerlendirip kendinizi daha da sağlamlaştırmak.

Birbirimizi anlamaya çalışmamız gerek. Evet ben de bazı durumlarda çileden çıkabiliyorum ama mümkün olduğu kadar insanları aşağılamadan, ötekileştirmeden yazmalıyız.

5- Yazı Sıklığı

Blogta ne kadar fazla yazı olursa, o kadar iyi olur. Ancak bu yazı sayısına odaklanmayın. Ne kadar kaliteli yazı olursa o kadar iyi olur. Haliyle farklı verileri toplayıp, yorumlayıp, yazı yazmak gerek. Yapabiliyorsanız tavsiyem haftada 1 yazıdır (en az). Gündemi takip edin, gündeme göre yazılarınızı yazın. Temel düzeyde tutun.

 

Kişisel Düşüncelerim

Blogu neden açtım?
Her zaman dediğim gibi ben uzman değilim (henüz). Fakat bazı konularda bilgim, bakış açım insanlardan daha iyi durumda. Haliyle bildiğim şeyleri insanlara anlatmayı bir hizmet olarak görüyorum. Aydın olduğumu söyleyemem ancak aydınların, entellektüel kesimin bunları yapması gerekirdi. Yapmadı.

Şöyle düşünün, Türkiye’de 250 bin kadar akademisyen var. Yarısının sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Özel sektördeki uzmanları falan düşünürsek hadi 500-600 bin uzman diyelim farklı alanlarda.  Bu insanların oturup yazı yazmasının imkanı yok. Fakat 80 milyonluk bir taban var. Eğitilmesi gereken, bilgilerin aktarılması gereken taban.

Okulların bir işe yaramadığı ortada. O zaman yeni teknoloji kullanmak gerek. İşte ben, bu 600 bin kişi ile 80 milyon arasında bir köprü olma görevini üstlendim. Sadece politika değil, Türk kültürü ve tarihine ilgim var ve araştırıyorum. Bilgisayar konusunda bilgim ve tecrübem var, bunları katıyorum. politika alanında tecrübe edindiğim bazı şeyler var ve bunları da yazıyorum. Ayda en az 3 kitap okumaya çalışıyorum ve çok önemli öğretmenlerden bir sürü bilgi öğreniyorum.

İşte bunların hepsini harmanlayıp; daha da önemlisi farklı bilgi ve alanları birbirine bağlayıp, örneğin bilgisayar alanını ve politikayı bağlayıp sosyal medyada propaganda konusunu işleyebilirim, insanlara sunuyorum. Daha önemlisinin de bu olduğunu düşünüyorum, farklılık.

**

Derslerimde çok yardımcı oldu, bir sürü yeni insan tanıdım. Gelen olumlu ve olumsuz (ancak aklı başında) eleştiriler ile birlikte kendimi, karakterimi ve yazılarımı değiştirdim, bakış açımı geliştirme fırsatı yakaladım.

Açtığım blog politik ve bu alanda uzman olmayan, tanınmayan biriyim. 2014 Kasım ayında açtığımda, ilk ay 147 kişi gelmişti bloguma. Bütün ay! Fakat dedim ki, ben insanlara bildiklerimi öğreteceğim. Ne olursa olsun. İsterse her ay sadece 5 yeni kişiye bir şey öğreteyim; bilgi, suda yayılan dalga gibidir. Onlar çevresine öğretir ve değişim yavaş yavaş, dalga dalga başlar.

Şimdi mi? Geçen ay 154,921 kişi geldi.

Hadi o ay biraz uçmuş, ancak ondan önceki aylarda ortalama 38-45 bin arasında değişen kişi sayısı geliyor. Bu ayın henüz 3’te 2’si bitmişken 53 bin kişi gelmiş ve demek oluyor ki 65 bin civarına ulaşacağız.

Demek ki nedir? Blog açmaktaki düşüncelerim, insanlar arasında oturmaya başlamış. Doğru yolda ilerliyorum. Henüz bir öğrenciyken, sesimi binlerce kişiye ulaştırma fırsatı yakaladım. Eğer bu insanların 100’de biri benim sayemde bir şeyleri öğrenmiş, bir şeylerin farkına varmış ya da farklı bir düşünceyi yakalamışsa; değişime katkı sağlamışım demektir.

**

Gelin bu ülkeyi birlikte güzelleştirelim. Farklılıklarla güzelleştirelim. Öğrenci de olsanız, akademisyen de olsanız, köylü de olsanız, milyar dolarlık şirket sahibi de olsanız; uzman olduğunuz konuyu insanlara aktarın. Uzman değilseniz, ilgi alanlarınızı insanlara aktarın. Öğrendiklerinizi insanlara aktarın.

Bilgileri paylaşalım, ancak daha önemlisi bu bilgileri nasıl değerlendirdiğimiz ve nasıl gördüğümüzü yani yorumlarımızı ve kişisel düşüncelerimizi paylaşalım.

Açık, blog açık. Yazın… Okuyun, takip edin.

Etiketler: ,