Akademisyenlerin keskin bir dille devleti suçlamasını eleştirdim. FAKAT, dün yazdığım yazımda [1] (ki çok sert dille yazmıştım), aynen şunları söylemiştim;

Türkiye çok önemli bir virajda. Bu akademisyenlere cadı avı başlatılırsa işler çığırından çıkacak, otoriterlik zirve yapacak.

Fakat göz yumulması da olamaz. HUKUK sınırları içerisinde çözülmeli. Çünkü bugünkü yazımda [2] belirttiğim üzere, bu işin amacında bağımsızlıktan daha büyük şeyler var. Bunu hazırlayanların niyeti barış değil. Öyle olsa, suçlamalarla başlamazlardı.

FAKAT, bunu bahane ederek akademisyenlere rektörlüklerin ve YÖK’ün bir cadı avı başlatması da bir o kadar çirkindir.

**

Otoriter Demokrasi

Rusya ve Türkiye örneklerinde otoriter demokrasiyi görebiliriz. Ancak Cumhurbaşkanının tek sözüyle bir cadı avının başlaması nedir?

E tabi, 1100 tanesinin (+200 gazeteci ve devamıyla 1500’e yaklaşayan kişinin) yerine güzel kadrolar doldurulur herhalde.

Çok bir şey söylemeyeceğim.

Her kriz, hükümete ulusal ve uluslararası alanda yüklenilen her olay; hükümetin daha da otoriter adımlarını getiriyor. Daha fazla otoriter adımlar, daha büyük krizler doğuruyor. Bir sarmala girdik. Sonu iyi olmayan sarmala.

**

1500 imza toplandıysa; halkın ileri gelenlerinden 3.000 imza organize edersin ve bu olayı algı yönetimiyle kazanırsın. Ancak bu tarz cadı avları Türkiye’nin değerine, demokrasiye darbe vuracaktır. Zaten vuruyorda.

O akademisyenlere ve bildirilere ne kadar kızdıysam; akademisyenlerin üzerine gidenlere de aynı miktarda kızgınlık barındırıyorum.

Nedir yani durum; oy veren kitleye türbanlı bacım, kardeşim ancak oy vermeyen kitleye “aydın müsveddeleri, cahiller” bu mudur?

Yani oy kazandığın kitleye canım cicim, seni eleştiren kitleye sayısı az diye yüklen?

**

Tekrarlıyorum; metinde gözü kapalı suçlamalara bende kızdım. Fakat bunun sonucu senin gibi düşünmeyen akademisyenlere cadı avı başlatmak değildir. Türkiye’nin kurtuluşu akademik çalışmalardır. Araştırmalar, bu araştırmaların pilot bölgelerde denemesi, sonuç alınırsa Türkiye’de sistemleştirilmesi vs. Senin gibi düşünmeselerde ELEŞTİRECEKSİN, ancak bu şekilde devletin gücünü kullanırsan iş yanlış olur.

**

AKP’nin içinden okuyanlar varsa (ki var olduğunuzu biliyorum), bir zahmet bu işin AKP’nin ve iktidarın algısında sıkıntı yaratacığını söyleyin. Bu iş gündem haline geldi ve gündemde kaldığı her süre, cadı avının sürdüğü her dakika AKP’ye karşı bakış açısı kötüleşiyor.

AKP bu sürecin sonunda kadrolarda mutlak güç sağlayabilir. Ancak demokrasi, adalet, iktidarın meşruluğu konusunda sürekli bir gerileme dönemindesiniz.

En son bu kadar kin, nefret, öfke ile hareket eden; uluslararası hukuka karşı kendi hukukunu uygulayan ve demokratik kurumları ayaklar altına alan kitle Nazilerdi. Sonunda liderleri intihar etti yada asıldı. Halkı ise tonlarca bombanın altında kaldı.

Yapmayın, bunun sonu bellidir. Sadece devletin yıkılıp yenilenmesi değil, Doğu bölgesinin kopmasıyla sonuçlanır.

Osmanlı diye diye, Osmanlı gibi çökerteceksiniz ülkeyi ve yeni bir “Atatürk’ün” bütün her şeyi düzeltmesini bekleyeceksiniz. YAPMAYIN.

Kategori: Genel - Hayat - Politika