Bir kaç senedir Beylikdüzü’nde yaşıyorum. Komşular mı ? Tam bir cümbüş. Kısa kısa bahsedeyim. Sonra iletişim ile ilgili konuya geleceğim.

Yan daire : İlk taşındığımızda 11-12’den sabah 5-6’lara kadar 3 erkek geliyordu eve. 2 büyük kadın, 2 genç kadın yaşıyor. Duvarlar ince, saatlik 600 lira olduğundan, isimlerine ve kimlerin geldiğinde ne yaptıklarına (her tarafımı morarttı demelerine kadar) her şeyi duyuyoruz. Polis, yönetim, güvenlik ne yaptıksak sesleri kesilmedi ama şimdilik eve gelen giden yok. Ancak sürekli kavga var. Yatak odasında oturuyorlar ve gece 2, sabaha karşı 5, akşamüstü fark etmez. Sürekli kavga gürültü. Gençlerden birisi istemediğini söylüyor, dövüyorlar.

Karşı daire : Aile oturuyor, bir tane kızları var. Ancak eşi her hafta en az bir gün yemek yakıyor. Havalansın diye koridor kapısını açıyor sağolsun, her yer leş gibi kokuyor. Çöplerini koridorun ortasına bırakıyorlar, kızlarının bisikletleri bizim kapılarda. Elimiz kolumuz dolu olduğunda geçiş yok. Babası kızıyla oynamaya başlıyor ve her defasında kızı ağlatmayı başarıyor. Gülerek başlayan olay, ağlayarak bitiyor. Duvarlar ince olduğundan direkt olarak duyuyoruz. Ancak salonda olması sevindirici.

Üstteki daire : Yine aile var, iki tane çocuğu var sanırım genç. Ancak her hafta sonu bağırış, çağırış ve gürültü mevcut. Çok fazla sesleri çıkmıyor, haftada 1-2 kez anne ve çocukların kavgasının sesleri geliyor.

Alt çapraz daire : Ufak kız çocukları vardı ve her akşam kavga ediyorlardı, ayrıldılar. Banyodayken kız “babacığım su çok sıcak” diyordu, ancak adam sus diye devam ediyordu. Böyle psikopat, böyle manyak bir tip. Şimdi annesiyle kız kalıyor ve yine sesleri geliyor.

Durumumuzun Özeti

İsthanbul evleri fazlasıyla ince duvarlıdır, sakın ola bulaşmayın. Gevşek yönetim ayrı bir dert. Oraya hiç girmiyorum. Aile kavgası neyse de bu orospu işi zor. Polise gidiyoruz, AKP 2004’te kanun değiştirmiş, bir şey yapamayız, ancak para alışverişini yakalamamız lazım, bunun için iletişim kurulcak telefon gerek ama adam eksiği var falan filan diyorlar.

Huzur yok, evde. Her ailede düzenli olarak kavga. Birbirlerini anlamayan, birbirleriyle anlaşamayan insanlar topluluğu. Bu tarz insanlardan ve kavga gürültü içinde yetişen çocuklardan ne bekliyorsunuz?

İletişim Eksikliği

12 yaşımdan beri bilgisayar ile uğraşıyorum ve genelde programlama ile ilgileniyordum. Bateri çalıyordum, yüzme takımındaydım, sosyal çevrem vardı ancak bilgisayarla nasıl erdiğine şahit oldum. Toparlamak için psikoloji, psikolojik savaş, beden dili gibi tonla kitaplar okumak, seminerler izlemek zorunda kaldım. Hâlâ sıkıntılar var ve eski alkolikler gibi bilgisayarla biraz vakit geçirsem yine internete dalıyorum.

“Kullanılmayan yetenekler körelir”, basit ve net bir açıklama. Bilgisayar, telefon ve televizyon gibi cihazlar hayatımıza girdi ve son 60-65 senedir asosyalleşmeye başladık. Konuşmayı, iletişim kurmayı unutur olduk. Çünkü düşündüklerimiz ağızımızla aktarılmıyor, anladıklarımız kulak yoluyla işitilmiyor. Düşündüklerimizi parmaklarımızla yazıyoruz, anladıklarımızı ise gözlerimizle okuyoruz. Bu da sıkıntıları getirmeye başladı.

Önceden aileler birbirlerine giderlermiş ancak günümüzde “dizim var” diye ne misafir gelmesini istiyorlar ne de bir yere gitmek istiyorlar.

Dizi ve Filmlerdeki İğrençlik

Dizi ve filmlere bakın; sigara, alkol, kan buhulanmış ancak kavga, tecavüz, ensest ilişkiler, silah serbest. Kan, sigara, alkol her gün sağda solda gördüğümüz bir şeyken diğer iğrençlikleri görmüyorduk fakat televizyonlarla birlikte normal karşılamaya başladık.

Aptal ötesi yarışma programlarına bakın. Gençlerin kavgası, tartışması, gerilimi… Millet olarak bunu izliyoruz. Kavgayı, gürültüyü, küfürü, silahı… Sonra da neden suç bu kadar arttı. Aileler bile anlaşmak için kavga ediyor, anlaşmanın diğer yolunu bilmiyor. Olacak iş değil ancak televizyon adı verilen o aptal makina, hepimizi değiştirmeye başladı.

Beyninizi durduran, kavga ve gürültüyü öğreten, amca ve abi karısınla birlikte olmayı normalleştiren o televizyon dizi ve yarışmalarını izlemeyin! Yeşilçam kalite arayışınız olsun. Aile, iyilik, insanlık, dostluk gibi kavramları işleyen o güzel yapımlar….

Ne diyelim, sonumuz hayrola. Müşterisinin başka berberde traş olduğunu görüp, onu öldüren insanların olduğu bir ülke burası. Sanırım bunun çözümü : televizyonun çok sıkı olarak kontrol edilmesi ve Vatandaşlık Okulları.