Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Bu yazıya “kadınlar da vergi ödüyor, çocukları onlar büyütüyor” diye başlayacaktım. Vazgeçtim. Zaten biliyorsunuz. Bir erkek olarak söylüyorum ki, toplum için kadının önemi daha büyüktür. Evet çocukları büyütmesi nedeniyle kadını eğittiğimizde bütün nesil daha güçlü olacak. ancak kastettiğim bu değil çünkü kuluçka makinası olarak görmekten farksızdır!

Bahsetmek istediğim; kadın narindir, naziktir, kırıcı değil yapıcıdır, azimlidir, “karşılıksız sevginin” mimarıdır, Kurtuluş Savaşı gibi bir çok olayda arkaplânda görünmeyen güç olarak inanılmaz yardımı vardır. Anadolu kadını özellikle..

Bunlara geçmeden sizlere kitaplarda, belgesellerde, orada burada bulamayacağınız bir şeyler anlatacağım. Buradan -sonrasını okumayan üşengeçlere :

Sadece yasa değil, zihinlerde de kadınların özgürlüklerine ve eşitliklerine sahip çıkılmalı.
Çünkü kadının özgürlük ve haklarına sahip çıkmak demek;

Annelerimizin, eşlerimizin, kızlarımızın, sevgililerimizin ve arkadaşlarımızın özgürlüklerine ve haklarına sahip çıkmak demektir. İnsan olmak demektir.

KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN diyerek asıl mesajımı vereyim.

Başlamadan hemen önce belirteyim, sadece 8 Mart yazısı değil aynı zamanda iki tarafa da eleştiri yazısıdır. Bazı gerçekleri geniş açıdan bakarak sorgulamak gerek.

Kadın ve Erkeğin Farkı Nereden Geliyor

Beynimiz istediği kadar modern olsun, reflekslerimi ve içgüdülerimiz hâlâ mağara dönemindeki ile benzerdir. Modern insan yaklaşık 10 bin senedir vardır ve günümüzde yapılan saçma hareketleri geçmişle bağdaştırabiliriz. Nasıl?

Mağara dönemine gidelim; kadınlar mağarada kalır, kabilede kadınlarla konuşur, mağara dışında meyve sebze toplamaya giderdi. Hangi ağaç nerede, kimin arazisi nerede hepsini hatırlamak zorundaydı ve hangi mevsimde hangi ağacın meyvesi var bilmeliydiler. Bu yüzden kadınlar detayları hatırlamada gelişti. Üstelik evde birbirlerine gittikleri için “dedikodu” (ki bana göre müthiş bir istihbarat çalışmasıdır) yetenekleri gelişti.

Erkekler ise avcılık ve savaş ile uğraşıyordu. Geyik (veya avın) peşinden gidiyordu ve tamamen avına odaklanmak zorundaydı. Bu yüzden odaklanma kabiliyetleri gelişti. Av ve savaş malzemeleri geliştirip kullanıyorlardı, bu yüzden cihazları daha iyi kullanıyorlar. Arabada daha iyi olmalarının (odakla alakalı) bir nedeni bu örneğin.

Anlayacağınız kadının ve erkeğin rolü belliydi. Binlerce sene aynı şekilde geliştiler. Ta ki 1900’lere kadar.

Yakın Dönemde Ne Oldu?

8 Mart 1857

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Kadın haklarının başlangıcı 1857 gibi dursa da, 1900’lerin yarısından sonra doğru düzgün gelişim gösterilmiştir. Türkiye’de Dünyanın bir çok ülkesinden önce kadına seçme ve seçilme hakkı geldi (1934). Üstelik daha 1926’da kadın ve erkeklere yönetil eşit birey hakkı tanınmıştır. Diğer ülkelerde seçme ve seçilme hakkı ise (geneldir, bazı önemli ayrıntılar var):

Fransa’da 1944,
İtalya’da 1946,
Brazilya’da 1934,
Filipinler’de 1937,
Arjantin ve Meksika’da 1946,
Japonya’da 1945,
Çin’de 1947,
İsviçre’de 1990(!),
Birleşik Krallık’ta 1928,
Avusturya’da 1919,
ABD’de 1920,
Rusya ve Sovyetlerde 1918,
Norveç’te 1913,
Izlanda’da 1915

1950’lerden Sonra Eşitlenmeye Başladı

Tarihi dizi ve filmlerden belgesel niyetine izlemeyi hiç sevmem ancak Mad Men adlı diziye baktığınızda 1960 Amerika’sını keşfedeceksiniz. Kadın yine ikinci plândadır. İş ve maaş gibi konularda sıkıntılar çeker. Bu sorun hâlâ devam etmektedir. Kadınlar iş hayatında, politikada ve topluluklarda rahat değildir.

Cinsiyetsizlik Mi?

İkilemde kalınan şey şudur : erkek erkekliğinden, kadın kadınlığından vazgeçebilir mi? Örneğin erkek güzel bir kadın gördüğünde o’na bakmaktan kendini alıkoyabilir mi? Ya da kadın güzel kadını süzüp analiz etmekten kendini alıkoyabilir mi?

Ben bunun yapılamayacağını düşünenlerdenim. Bunun tehlikeli olduğunu da düşünüyorum. Bir kadının erkek için çekicilikten uzaklaşmasıdır. Oysa tüm insanlık için bilim şu sonuca varmıştır; en temel ihtiyaçlarımı 1- korunma, 2- çoğalma. Bu yüzden erkek korunma, kadın çoğalma değerini temsil eder. Bunları değiştirmek, genetiği değiştirilmiş ürünler gibi sıkıntılara neden olacaktır.

O Halde Sorunlar Çözülmez Mi?

Buradan çıkacak sonuç erkeklerin önüne geleni taciz etmesi, laf atması, tecavüz etmesi değildir. Uygarlaşmanın en önemli özelliği, ilkelliğimizi kontrol altına alabilmektir. Laf atarak, taciz ederek kadınların özgürlüğüne ve haklarına karşı geldiğimizi gösterir. Sadece kadınların değil, bir kadının erkeğe laf atması ve taciz etmesi de problemdir. Burada olay “erkek” ve “kadın” hakkı değil, insan hakkıdır. Bu yüzden “kadın” hakları ve “halkların” kardeşliği kelimelerin içinde de ayrımcılık olduğunu düşünüyorum.

Kadınlara “kadın” olarak yaklaşıp taciz edilemeyeceğini söylemek, insanlığa ve insan haklarına aykırıdır. Kadın bir insandır, taciz ne kadın ne erkeğe yapılmaması gereken bir olaydır. Erkeğe tacizin az olması, kadının mağdur olduğu ve bu işin cinsiyet meselesi olduğu anlamına gelmez.

Bir kaç deney var ve insanlar erkeğin kadını döverken ayırdığını ancak kadının erkeği döverken hiçbir şey yapmadığını, güldüğünü ve hatta kameraya çektiğini gösteriyor. İşte bu büyük bir çifte standarttır. Tehlikelidir. Buyrun vidyosu:

Olması Gereken

Feminizmi bir anlamda destekliyorum. Kadınları eğitmekle bir kaç nesilde çok büyük ilerlemeler kaydedebileceğimizi düşünüyorum. FAKAT; feminizmi “cinsiyetsizlik”, biyolojik ve genetiği reddetme gibi farklı konulara çekmeye çalışan radikal bir kesimde mevcut.

Kadınlar iş gücüne girmeli, üst sıralara çıkmalı, sadece yasa önünde değil; insanların bakış açılarında da eşitliğe kavuşmalıdır. Bu yoğun eğitim ve propaganda süreci sonucunda gerçekleşecektir (evet bu konuda da plânlarım mevcut).

Kadınların gelişmediği her an, toplum daha da cahilleşecektir. Değil geri kalmak, kadınların kültür ve bilgi konusunda yerinde kalması bile gerilemek demektir.

Erkeklere Kısa Notlar

Kadınlara karşı bu kadar arzunuz nedeniyle, kadınların kalitesi sürekli olarak düşecektir. Bir kadının sadece güzel olması (ki çoğu zaman giyiniş tarzını cesurlaştırması bile ilginizi çekmeye yeter), tek kriter olmamalıdır. Her gün cinselliğe ayıracağınız süre 1 saat olsun. Bu 1 saat için geri kalan 23 saati rezil etmeye gerek yoktur. Kadınları tanıyın, sadece cinselliğe değil; eğlenebileceğiniz, dertleşebileceğiniz, konuşabileceğiniz, kafanızın uyabileceği bir kadın arayın. Kültürlü, akıllı olan kadınları tercih edin.

Rus kızlarının neredeyse hepsi jimnastiğin yanı sıra başka sporla uğaşıyordu, programlama dili bilen vardı, felsefeden tutun, genel politikaya kadar bir çok konu konuştuk. Gerçekten bir kadınla kafamın uyduğunu o zaman fark ettim. Kalite çizginizi asla düşürmeyin.

Bu İşlerde İyi Değil Misiniz?

Güzel bir sır (bilgi özgür olmamalı); dünyada PUA (Pick Up Artist – Kadın Tavlama Uzmanı) adında güzel bir olay mevcut. Bu insanlar genetikten tarihe, psikolojiden NLP gibi bir çok konuya odaklanmış ve kitaplar okumuş; çeşitli teknikler geliştirmişler. Neil Strauss’un Oyun kitabı size ilk tavsiyemdir (D&R’da var).

Nasıl yakaşacağınızı, nasıl konuşacağınızı, neler yapabileceğinizi, bir kadına nasıl eğlenceli vakit geçirtebileceğinizi anlatıyor. Kitap okuyun, genel kültür seviyenizi arttırın; psikoloji, beden dili gibi kitapları okuyun (sağ üstte resmime tıklarsanız tavsiyeler var).

Ancak bu işe yine “kadın” olarak değil, insan olarak bakmanızı tavsiye ederim. PUA olayı benim amacım değil, psikoloji, beden dili, psikolojik savaş, bateri, yüzme, okçuluk gibi bir dönem hayatıma giren bir olaydır. Edindiğim bilgi ve tecrübeleri geneliyle harmanlayıp, gerek hocalar gerek kadınlar gerek kasiyerde kullanıyorum. İnsan insandır, temeller aynıdır.

İnsanlarla iyi geçinin, iyi düşünün, kalite arayışınızı düşük tutmayın. SAKIN! Tek saplantınız kadınlar olmasın.

Bütün bu olayda dikkat etmeniz gereken önemli bir şey var : KADINLARI BULDUĞUNUZDAN DAHA İYİ BIRAKIN!