Daha yeni parti söylentileri çıkmışken “ne düşünüyorsun” şeklinde mailler ve mesajlar gelmişti. Bugüne kadar ara ara böyle sorular hem çevremden hem de siz okuyuculardan geliyordu. Fakat düne kadar ne parti adı ne de programı belli değilken bir şeyler yazmak sadece falcılık yapmak olurdu.

Dün parti kurulduğuna göre, şimdi yazmaya başlayabilirim. Eleştirilerim olacak ve biraz konuşacağım… Derse gitmeme 2 saat var, haliyle pek planlı bir yazı olmayacak ama her zaman olduğu gibi içimden geçenleri aktaracağım. Buna bir akademik makale değil, yine yorum olarak bakmanız doğru olur.

**

Milliyetçi Tayfa

16 yaşımda propaganda, psikolojik savaş ve politika kitapları okumaya başladım. Haliyle lise döneminin sonuna doğruydu. Öncesinde MHP’liler ve “ülkücüler” bizim okulda da gördüğüm bir şeydi. Genelde bir arada durur ve kavgaya adam toplama amacıyla takılırlardı. Liseleri bilmiyorum, ocaklarında içinde değilim fakat; günümüzde biraz daha doğru işlere yöneldiler gibi duruyor, en azından kız meselesinden kavga çıkartıp toplanmıyorlar.

Aynı dönemde Osmanlıcılık tabi ki vardı ve MHP’lilerde görüyordum. Evet Devlet-i Aliyye bizim geçmişimizdir fakat Osmanlı hanedanlığının yok olmaya mahkûm olduğu bir dönemde Atatürk kurtarıcı olarak gelmiş ve Devlet-i Aliyye küllerinden bir Türkiye Cumhuriyeti kurmuştur. Halk bir destan yazmıştır.

Bana düşen de tekrar ümmetçi bir Osmanlı hayali değil, 21. yüzyıla uyum sağlayan bir rejimin yolundan gitmekti. Bir insanın hem milliyetçi olup hem Osmanlıyı diretmesini o dönemde anlamıyordum; o kadar kitap okudum, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümünü bitirdim, hâlâ anlayamadım.

1- Osmanlı bir hanedandır. İmparatorluğa verilen isim: DEVLET-İ ALİYYE idi!

2- Milliyetçilik içinde geçen millet, ulustur. Ulusçuluktur. Yani Türkçülüktür.

3- Buradan yola çıkarsak; Türklüğün yükseldiği TÜRKiye Cumhuriyeti ve Atatürkçülüğü değil de Omsnalı hanedanlığına bağlı, Türklüğü diğer azınlıklarla eş tutan ve ümmetçi bir hanedanlığı desteklemek nasıl milliyetçiliktir?

**

Artık Daha İyi Anlıyorum

Geçmişe baktığımda her şey ortaya çıkıyor. MHP’nin, Türklüğü Araplaştırmak için çabaladığı gün gibi ortadadır. Lise dönemimde Osmanlı adı altında milliyetçilik yapanların da AKP’ye geçtiğini tahmin etmek zor değil tabi. Kalanlarsa ikilemde. HDP’leşen CHP mi yoksa AKP’leşen MHP mi?

Okuduğu kitap Arapça,
Ettiği yakarış (dua) Arapça,
Anlattığı destanlar Arapça,
Kendi adı Arapça, çocuğuna Arapça ad koyuyor,
Giynişi Arap gibi,
Yaşam tarzı Araplar gibi,
Düşünceleri Arap gibi (kadınlara bakış açısı vs).

SORSAN,
Elhamdülillah Türk’üm diyor.
Hadi be!

İşte AKP Türkçülüğü gibi (ki zaten Türkçülük yapmak bölücülüktür diyen bir Genel Başkanları var), MHP’nin Türkçülüğü de çeşitli kalıplara oturmuş ve kendini geliştirmekten aciz durumda idi.

**

Dönelim Atatürkçü Tayfaya

Büyük ve genelde kültür ve eğitim konusunda daha az gelişmiş topluluklar nasıl İslam adı altında Araplaştılarsa,
CHP’liler, Atatürkçüler, aydınlar ise “batı” adı altında yozlaştı.

İki tane büyük görüş farklılığı çıktı ve ülkedeki sorunları temeli birbirlerini anlamaması, anlamadığı gibi birbirlerine yardım etmemesi ve birbirlerini aşağılamasından kaynaklı. Bakınız: terörist, koyun, vatan haini, çomar…

**

Son 3-4 yılda tiksindim. Gerçekten tiksindim çünkü hangi “aydın” görünen, “Atatürkçü” görünen kişiyle konuşsam yurtdışına gitme peşinde. Neymi AKP her yerdeymiş, yenilmezmiş falan filan… Yahu kardeşim; ülke Cumhuriyet ve demokrasi üzerine kurulu. Atatürk ve Atatürkçülük orada! Sahip çıkıp; inandığın değerler olan laiklik, basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi kavramlar için mücadele etmek varken kaçacaksın.

Nereye kaçacaksın? Avrupa ya da Amerika’ya.. Adamlar, Atatürk’ün 20 yılda getirdiği değerleri 200-300 yılda ancak kurabildi. Atatürk bunu başarmışken, ülkenin elinde hiçbir şey yokken alttaki ülkeleri ve grupları yenmişken sen?

Bknz:

 

Kaçacaksın. Sözüm ona Atatürkçü! Mücadele ruhu yok, halkını küçümsüyor; halka oturup hiçbir şey anlatmamış, yol göstermemiş, götüne zor geldiği için “anlamıyorlar” diye geçiştiriyor. Vallahi bıktım sizden. Bir daha geri dönmemek üzere gidersiniz umarım. Kalan gerçek Atatürkçülerle bu yola çıkarız en azından.

**

MHP ve CHP’nin durumu ortadadır. En büyük rakipleri Bahçeli ve Kılıçdaroğlu olan birinin %50 oy almaması zaten mucizedir sizlere söyleyeyim. CHP ve MHP bu kadar sapıtmış, amaçlarından sapmış ve değerlerini yitirmişken (CHP’deki Sezgin Tanrıkulu ve Kürtçülük olaylarına gireceğim bir yazımda ama burası yeri değil, uzamasın); AKP tabi ki bu kadar güçlü şekilde gelecek.

 

İyi Parti

Günümüzü ve olayları yorumlayabilmek için bunları anlatmam gerekirdi. Benim gibi bir çok insan mevcut söylemlere ve 4 partiye inanmıyor. Bu yüzden ya gönülsüzce oy kullanıyor ya da 5. partiye veriyor. Ben, şahsen, inanmadığım insana da, partiye de oy vermem! Tüm Türkiye’nin geleceği benim tek oyuma bağlı olsun; yine de basiretsiz, bilgisiz ve 21. yüzyılı yorumlamaktan aciz politikacılara ve partilere oy atmam!

Benim kadar sert olmayanlar ada gönülsüzce atıyor. Bir anket yapın (vardı hatta), CHP’ye oy verenlerin ve MHP’ye oy verenlerin kaçı gerçekten isteyerek veriyor, liderleri ve partiyi beğeniyor; kaçı AKP’nin işine yaramasın diye oy veriyor?

**

Bu koşullar altında İYİ PARTİ’nin çıkışı işleri değiştirecektir.

  1. Atatürkçü çizgisiyle CHP’den oy alacaktır.
  2. Milliyetçi çizgisiyle MHP’de oy alacaktır.
  3. Gelenekselci çizgisiyle AKP’den de oy alacaktır.
  4. Kararsızlardan da oy alacaktır.

Dün açıklamaları izledim; AKP’liler çerçöp dedi, MHP’liler ilgilendirmiyor falan dedi. Fakat hepsinin, özellikle AKP’lilerin aslında yakından ilgileneceği ortadadır. Panik illaki vardır.

CHP’den 4-5 puan (%4-5 demek) alacaktır. Aynı şekilde AKP’den 3-4 puan alacağını düşünüyorum. Zaten 7-9 arası buradan yapıyor. MHP’den kaç gelir bilemem fakat MHP’nin baraj altında kalacağını (%8-9’lar ile) ve HDP’nin de baraj altı kalmasının muhtemel olacağını düşünüyorum.

Tabi ben araştırma şirketi değilim. Bu şirketler araştırmalarını yapar, ne der bakacağız. En önemlisi millet nasıl karar verir ona bakacağız çünkü araştırma şirketleri de her zaman bilemiyor. Benim tahminim mevcut durumda %12-13 ile barajı geçeceğinden yanadır. Tahmindir.

Yeni Partilerin Şansı Var

Daha önce yeni partilerin iktidar olma şansının yüksek olduğunu buradaki yazımda yazdım.

Demokrat Parti, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Anavatan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi bunlara örnek.

 

 

Eleştirilerim

Bakın daha önce 20. yüzyıl kafası ile 21. yüzyılda yaşamaya çalışanları anlatmıştım. 21. yüzyıl nedir? Bak 5-10 yaşında çocuğuna, yiğenine, kardeşine göreceksin. İnternettir, markalaşmadır… Şahsen sevmem ancak Acun Ilacılıdır, Enes Batur’dur, Bugatti Veyron’dur… Diğer çocukların dilinde olan şeylerdir.

Yani İNTERNET, TEKNOLOJİ VE MARKALAŞMADIR!

Kıbrıs’ta yeni parti kuruldu (bazı nedenler yüzünden adını direkt vermeyeyim) fakat propaganda eksikliği var açık açık. Söylediğim zaman “genç, çocuk, öğrenci” olarak görüleceğimi biliyorum. Fakat 1 söyleyip, 3 almak varken; geleneksel yöntemlerle 1 söyleyip 1 alıyorlar.

Sosyal medya, markalaşma, propaganda…. Bunlar çok önemlidir.

**

Bakalım İYİ PARTİ ne yapmış?

Dedim ki blog için kapak görseli atayım. İYİ PARTİ diye arattım; facebook, twitter ve Google’da karmaşa var! Bakın tam anlamıyla karşama. Mevcut görseli ben yaptım. İYİ PARTİ yazısını kopyaladım, üstteki güneş ise Alman bir sitedeki svg dosyasından. Dün Meral Akşener’in konuşmasında gördüğüm ve beğendiğim bir logo vardı ona benzettim.

Bu önemli çünkü GÖKTÜRK yazın, blogumun görsellerini ilk sırada göreceksiniz. Minimalizm, gluten vs gibi tonla konudan tutun; politik bir çok konuda Emre Çetin Blog görselleri karşınıza çıkacaktır. 534 yazı var. Sadece 534 kapak görseli demek.

Bütün bunları değerlendirirsem, benim görselim önümüzdeki günlerde kullanılacak. İyi hoş, siteye hit demek fakat doğru görsel nerede?

 

Markalaşma!!!

Parti adı, logosu, kalitesi önemlidir. Çizim detayları belirtilmiş ve sitesinde arkası saydam PNG halleri ile birlikte 4-5 çeşit (kullanıma göre) parti logosu yayınlanmalıydı. Dünkü seminerde de bunlar kullanılmalıydı.

Bakıyorum İYİ PARTİ logosuna, twitter’da başka, Facebook’ta başka, Google’da başka… Peki ya site?

 

Sosyal Medya ve Sitesi

Meral Akşener’in sitesinde farklı bir logo var,

 

**

Böyle bir seminer veriliyorsa, kuruluş varsa; sosyal medya ve internet sitesi çok önemlidir ve APPLE gibi iş yapılmalı! Yani parti açıklanınca, sitesi açıklanmalıydı. Peki İYİ PARTİ’nin internet sitesi nedir? Org.tr’li bir adres var ama ya çökmüş ya da daha tamamlanmamış ya da yok… Çünkü sayfa bulunamıyor.

Siteyi açacaksın. Sitede parti programını, tüzüğü, kurucuları koyacaksın. Görsellerini, varsa marşlarını koyacaksın. Haberlerini ekleyeceksin. Oradan sosyal medya adreslerini de ekleyeceksin ki insanlar buralara gelsin, yeri yurdu bilinsin. Fakat yok.

21. yüzyıl şartlarına uygun bir iş olmadı sosyal medya ve gençlere ulaşım ayağı. Twitter, Instagram ile (hatta Snapchat ya da instagram hikayeleri ile) gençlere ulaşırsınız. Facebook ile orta yaşlılara.

Siyaset bilimi öğrencisi olarak dedim program ve tüzüğü inceliyeyim. Hani? Nereden inceleyeceğim? Bu işi biran önce düzeltmeleri gerek. Meral Akşener’in yerinde olsam önce fırçalardım ilgili kişileri sonra sağlam danışman alırdım bu konuyla ilgili. Çünkü propaganda, psikolojik savaş ve markalaşma gerçekten kaliteyi ve algıyı değiştirir!

Meral Akşener takip ettiği için adresi veriyorum: @iyiparti twitter hesabı anlaşılan. Hiçbir tweet yok! En azından açılış için manidar bir tweet, belki metin yazarları ve reklamcılar için konuşulup slogan olacak ve aylarca konuşulacak bir şey; devamında ise bir iki görsel verilseydi düne ait… Neyse…

 

Analiz ve İYİ PARTİnin Geleceği

Bir yerde kadın varsa, değişim olur. Erkekler olarak biraz daha kavga dövüş, hayt huyt taraftarıyız. Meral Akşener, eğer partisinde ve kurmaylarında biraz daha kadın dengesi gözetirse; hem söylem olarak yumuşak ve işe yarar projeler sergilenir hem de Akşener’den kaynaklı, diğer erkek politikacılara cevap verebilecek kadar güçlü tutum olmuş olur.

Kadın demişken, AK PARTİnin başarısını sağlayan şeylerden birisi kadın hareketleridir. Gerçekten güçlüdür. CHP’nin ve MHP’nin yanına yanaşamayacağı şekilde güçlüdür. Bakın MHP dediğinizde kundura ve takım elbiseli erkekleri ocaklara toplayan insanları gözünüzde hayal edebilirsiniz, peki kadınlar? CHP’de “laik teyzeler” yine bir şey yapabilirler. Fakat hem ekonomik hem politik anlamda hiçbiri AK PARTİ kadar organize değildir.

Haliyle Meral Akşener’in kadınlara ulaşması çok ama çok önemlidir!

 

Kolay Olacak Sanmayın!

Meral Akşener bir heyecan dalgası yarattı, özellikle AKP’ye karşı olan CHP ve MHP kitleleri tarafında. Fakat bu işi o kadar kolay sanmayın. Ne yazık ki bizim Türkiye’de herkes her şeyi çok iyi bildiğinden, özellikle politikada herkes uzman, herkes analist.

“Solcuyum” diyor adam, diyorum ki komünist misin? Hayır diyor. Niye solcuyum diyorsun dediğimde; laiklik, insan hakları, basın özgürlüğü vs nedeniyle diyor. İyi de güzel kardeşim onlar liberal kavramlardır. Hadi en fazla sosyal demokratlarda gör.

İşte bu adamlara bakıyorsun, oo bitti bu iş diyor. Neye bitti ya?

Dile kolay, 15 yıldır iktidarda! Bütün görüşleri, düşünceleri, duyguları bir kenara koyup bakalım; sanki Afrika, Asya, Latin Amerika’daki bir ülkeyi yorumlar gibi…

Erdoğan, Gülen Cemaatinin büyük desteğiyle iktidar oldu. Cemaat içindeki zehir gibi insanlar danışmanlık yaptı, yol gösterdi ve ülkenin her yerini ele geçirdiler. Yargı, asker, politika… Zaten cemaatin 1980’den bu yana böyle girişimi vardı. Bu arada FETÖ yapılanması sadece AKP’de başlamadı. 1980’den bu yana askerlere, Ecevit’e, Türkeş’e, Mesut Yılmaz’a, Çiller’e ve nicesine sorun bakalım niye boy boy fotoğraf çektirip destek olmuşlar bu kişilere? Yani 1980’den bu yana gelen, ışık evleri vs ile gelen bir süreç var. 1980’de sol ve sağcılar devletten atıldı, içeri sokuldu, idam edildi. Cemaat mensupları ise, ellerini kollarını sallaya sallaya sokakta gezdi ve boşalan kadrolara yerleştirildi. Bunları da aklımızın bir kenarına yazalım.

Erdoğan’ı yıkabilecek kimler vardı? Başına bir cemaat bir Mason geçen ordu. Tabanı büyük ölçüde Atatürkçüdür, laiktir fakat üstleri farklıydı. Önce Atatürkçüleri ve laik kesimi Balyoz, Ergenekon gibi çeşitli şeylerle içeri aldılar, susturdular, sindirdiler. Asker bir iki kişinin evine gidince politika konuşturmuyordu o dönemde, dinleniriz diye. Adamların hiçbir suçu yokken, hiçbir radikal görüşü yokken ev dinlenebilir diye konuşturmuyorlardı. Ordunun üzerine böyle gelindi.

Diğer her yerde, FETÖ yapılanmasının ele geçirilmesine sessiz kaldılar, hatta “ne istedilerse verdiler”. Sonra mı? FETÖcüleri temizlediler. Nasıl ki Ergenekon ve Balyoz gibi davalar nedeniyle Atatürkçüler çekiniyordu, FETÖ olayındna sonra AKP içinde panik oldu. Bizim gibi Atatürkçülerin FETÖ konusunda çekineceği hiçbir şey yoktu, fakat AKP’lilerin vardı çünkü iç içeydiler. Herkesin bağlantısı vardı. Haliyle herkes gidebilirdi. Çok stratejik olmak gerekirdi.

Yani şu an 2002-2007’den sonra AKP içinde olup, FETÖ ile konuşmamış, toplantılarına gitmemiş, projeler yapmamış kişi sayısı bir elin parmaklarını geçer mi bilmiyorum. Hâl böyle olunca devlet içindekiler ve AKP’liler tırstı FETÖ olayından sonra. Bir çok devlet kurumunda imzalar atılmadı. Çünkü her hafta değişen müdürler vardı. Kimse risk alıp FETÖ’den içeri girmek uğuruna devlet desteklerini imzalamadı. TÜBİTAK bunun başında geliyor.

Sonuç olarak; Erdoğan, demokrasi ve laiklik, Atatürkçülük, Türklük gibi bir sürü konuda ülkeyi uçuruma sürükledi. Fakat kendisini indirebilecek insanları da temizledi. İşte bütün bunları yaparken aldığı her sert karar, kendi sonuna götürmüşte oldu. Şimdi Erdoğan’ın diğer Başbakan ve Cumhurbaşkanları gibi seçimde kaybedip sonra rahat yaşama gibi bir lüksü yok. Yargılama olacak, mal varlıklarına el koyacaklar, para dolu uçakların nerelere, niye ve kimin adına gittiği araştırılacak.

Yaniii, elinde tuttuğu bütün imkanlarla iktidarın başında kalmak için uğraşacak. Ne gerekiyor, tekrar söylüyorum ne gerekiyorsa yapacaktır. Yargıysa yargı, başka şeylerse başka şeyler…

Meral Akşener’e FETÖcü diye saldırdıkça oyları düşecek. Saldırganlıkla buraya geldi fakat şimdiden sonra saldırganlık arttırılırsa çöküş hızlanacak. Çöküş hızlandıkça saldırganlaşacak. Diplomasi, yumuşama, demokrasiye geri dönüş gerekiyor. Fakat bunu yapabilecek biri olsaydı, bugünlere gelmezdi sanıyorum.

 

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis İşi

AKP’nin içinde gerçekten çok sağlam insanlar var. Propaganda konusunda da hukuk konusunda da çok sağlamlar. Kim olduklarına bir türlü ulaşamadım. En son 15 Temmuz’da 2 kişi öldürülmüştü, o şekilde iki ismin bu işin içinde olduğunu anladım fakat Türkiye’de değil, yurtdışında eğitim aldığı ve uzmanlarından eğitim aldığı ekipler olduğunu tahmin ediyorum.

Bu uzmanlar Başkanlık sistemini bilerek getirdi. Çünkü AKP tek başına iktidar olmazsa patlardı ve Davutoğlu döneminde koalisyona gidiliyordu az kalsın. Bunu değiştirmek gerekirdi. Yani parlamenter sisteme iş kalsa, Erdoğan sıkıntıya girecekti. Bu yüzden sistem değişti.

Erdoğan, %50 oy alabileceğine güveniyor. 2019’da (ki 2018’de erken seçim olacağını düşünüyorum), meclisi kaybetse bile; Erdoğan seçilecektir (onların düşüncesine göre) ve yine dokunulmazlık ve devam eden güç olacaktır. Güzel plan.

İYİ PARTİ ile birlikte Meral Akşener oyunları bozabilir. Yılmaz Büyükerşen’i aday yapmayıp, Erdoğan’a seçim kazandıran CHP’nin; bu seçimlerde de düzgün aday çıkartacağını düşünmüyorum. Fakat Meral Akşener var. CHP ve MHP’liler (Devlet Bahçeli’nin peşinden gidenlerin bir bölümü bile) oy verecektir.

Yani Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 2. turda Meral Akşener’in büyük avantajı olduğunu düşünüyorum. Ehh bunu ve benim henüz göremediğim bir sürü şeyi AKP içindeki o sağlam ekip görüyordur. Haliyle Meral Akşener’in üzerine gidilecek. FETÖ, şu bu… Ellerinden ne gelirse yapacaklar. Başta umursamıyor gibi görünecekler. Eğer Erdoğan Yİ PARTİ’yi eleştirmez, aksine görmezden gelirse bilin ki bir yargı süreci ya da başka planlar mevcut. Partiyi parça parça etmeye bile çalışabilirler. Eleştirme işini Bahçeli’ye bırakabilirler çünkü MHP-İYİ PARTİ birbirinin çizgisinde gibi görünüyor.

**

Evet AKP’den barışçıl yolla kurtuluş ve sandığınız kadar kolay kurtuluş görünmüyor. Meral Akşener’in geçmişine bakarsak, Akşener’de o kadar kolay bir isim değildir. Tecrübesi, birlikte çalıştığı insanlar göz önüne alındığında elbette bunları hesaplamıştır yola çıkmadan önce.

Meral Akşener eğer gençleri kendine çekerse; AKP’nin uzman ekibinin yapacağı psikolojik savaş ve propagandaya karşı koyabilirse, 2019’da aday olursa büyük şansı var. Açıkçası Cumhurbaşkanı Erdoğan olursa, meclisin çoğunluğunu İYİ PARTİ alsa dahi Türkiye’nin geleceğine pek umutla bakamam. Erdoğan daha da sert oynayabilir.

 

Sonuç Olarak

Meral Akşener, yeni bir soluk getirmiş gibi. Bir heyecan yaratmış gibi. Fakat propaganda vs gibi değindiğim kavramlara ağırlık verirse bu heyecanı yavaş yavaş büyütebilir. Yok yapamazsa, heyecan birden söner. Yine de +/- 2 olarak %10 oyunun olduğunu düşünüyorum. Anket şirketleri çalışma yaparsa (bağımsız olanlar) en azından fikir sahibi oluruz.

İYİ PARTİ’nin barajı geçip, MHP’nin geçememesi de süpriz olmayacaktır. Ben esas CHP %20’ye düşerse, parti içinde neler olacak onu merak ediyorum. CHP’lilere diyordum %20’nin altına düşerse, Genel Başkan değişir diye. Fakat “oylar bölünmesin” diye diye, ülkeyi bölünme noktasına getirdiler.

CHP’nin, MHP’nin bu hantallığını, yanlışlarını (belki bilerek ve isteyerek yaptıkları yanlışlarını) İYİ PARTİ ve Meral Akşener kapatabilir mi bakacağız.

Parti tüzüğü, kurucuları, parti programı ile ilgili internet sitesinden bir pdf belge falan indirip okumadan da bazı şeyler benim kafamda yerine oturmayacak. Bizim millet “işte kurtuluş” ya da “yok işe yaramaz” diye direkt bir şey söyleme tutumunda. Fakat ben partiye dair, plan ve geleceğe dair henüz doğru düzgün bir şey bulmadım.

Siteyi açın,
Görsellerin standartını belirleyin,
Görsellerin saydam ve arkaplanlı hallerini indirmeye sunun,
En önemlisi tüzük, program ve kurucuların kısa özgeçmişini pdf halinde verin.
Sosyal medya, propaganda ve markalaşma üzerine ağırlığınızı verin,
Çoğu zaman reklam firması ile çalışıp slogan ve reklamları ortaya çıkartın (reklamlar geleneksel gibi TV’lerde olacak demek değildir, sosyal medyadan farklı şeyler kullanılabilir).

Bütün bunları görürsem, okursam, analiz edersem; ancak o zaman daha net bir şey söyleyebilirim. Gördüğünüz gibi şimdi sadece Türkiye’nin durumunu ve diğer partilerin durumunu analiz ederek bir şeyler anlattım. Fakat İYİ PARTİ nedir, ekonomide, eğitimde düşünceleri nedir, dünya görüşü nedir bunları söylemek için elimde bir kaç söylemden başka hiçbir şey yoktur!

Bu iş, böyle olmaz. Önce tüzük ve program. Sonra örgütlenme (kadınlar vs), ardından sosyal sorumluluk projeleri… Neleri nasıl yapıyorlar, ancak öyle söyleyebilirim.

Daha Akşener parti kuracak söylentisi gelir gelmez benden yorum bekliyordunuz. Dün parti açıklandı ama bakın hâlâ üzerinde konuşacağım doğru düzgün bir şey yok.

Haa dün Akşener’in konuşması mı? Arkadaşlar politikada sözlere güvenmeyin derim. Söz uçar, yazı kalır demişler… milleti gaza getirmek, yönlendirmek, heyecan yaratmak için çeşitli söylemler kullanabilirler. Bakınız Türkiye, Hollanda, Fransa, Almanya…. Seçim varsa biz onlara, onlar bize sallıyor. Sonra kaldığımız yerden devam. Böyle şeyler iktidara oy getirir. Fakat söylemdir. Dün yapılan konuşmada da aynı olay geçerli.

Eğitim konusunda konuştu mesela. Ne yapılacak? Program nedir? Temelleri ne olacak? Çocuklar nasıl bir eğitim alacak?

Bununla ilgili blogumda 10 tane yazı var sanırım. Benim programım ve planım daha belli. Buraya yazmadığım ama klasörümde tuttuğum planlarda var. Yani bu işler “eğitimi düzelteceğiz”, “yargı yine bağımsız olacak” demekle olmuyor. Ne yapacaksınız, nasıl yapacaksınız? Siz bana güvenin, oy verin; biz hallederiz demekle olmaz.

İşin özü her şeyi kolay sanmayın, küçümsemeyin ya da gözünüzde çok büyütmeyin. Elle tutulur ve üzerinde konuşabileceğiniz şeylerden yola çıkıp yorum ve analiz yapın diyeceğim de… Hadi blogu okuyanlar tamam, etrafınıza bir bakın…

Başka bir şey de demiyorum. Yeterince uzadı (: Sanıyorum “şimdilik” beklentilerinizi karşılayan bir yazı olmuştur. Program ve tüzük açıklansın, kurucuları biraz daha ayrıntılı araştırayım; özellikle seçim dönemine girerken daha net bir yazı yazabilirim. Bu biraz, “ne düşünüyorsun, yazı bekliyoruz” gibi yorumları törpülemek içindi.

Söylentilere, sözlere değil; ölçülebilir, elle tutulabilir gerçeklere bağlı kalmanız dileğiyle…

 

**

Dipçe: isteyenler dünkü toplantıyı şuradan izleyebilir (30. dakikadan sonra kurucular falan gösteriliyor, 50. dakikadan sonra Meral Akşener konuşma yapıyor)