Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Türkiye nereye gidiyor?

Bu soruyu kendime sıkça soruyorum. Televizyon programlarındaki saçma yarışmalar, programlar ve diziler yetmiyor, bunları sabah yorumluyorlar. Gencecik çocuklar yorumluyor. O kadar saçma ki…

Demokrasi nedir? Çok basit bir soru değil mi? Değil. ABC gazetesinin sokak söyleşisinde, halkın nasıl saçmaladığını göreceksiniz:

İsteyenler için cevabını vermiştim: Demokrasi Nedir, Kaç Çeşit Demokrasi Vardır?

**

Sonradan demokrasi sevenler, özellikle 15 Temmuz sonrası görmeler gibi bir şeyler anlatmayacağım. Bu ülke çok acı çekti, Ortadoğu’ya baktığımızda; krallıktan ve sömürge olmanın eşiğinden nasıl ve ne kadar erken döndük bunu görebiliriz. Peki bunu koruyabildik mi? Ekonomik bir sömürge olduk [1], kültürel bir sömürge olduk [2]… Bunları 2 yıldır anlatıyorum. Peki gücümüzün farkında mıyız? Boşa harcadığımız o gücün?

Boşa Harcadığımız Hayatlarımız

Hepimizin dünyayı değiştirme potansiyeli var ve hepsini boşa harcıyoruz. Çoğumuzu tanıyan son insanlar torunlarımız olacak ve onlar da öldüğünde, isimlerimiz hiç yaşamamışız gibi yok olacak. Oysa dünyayı değiştirebilirsiniz. Fakat, öncesinde durumun farkında olmanız gerekmektedir!

Önce durumumuz…

Gençlerin o televizyonlardaki aptal programlar ve yarışmalarda nasıl saçmaladığını gördüm… Neden?

Günde 6 saat televizyon ve telefona ayırırken, yılda sadece 6 saat kitaba ayırıyoruz [3],
AB ile karşılaştırma yaparsak: AB ülkelerinde yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece yüzde 0,01.
4 kişilik bir Türk ailesinin, aylık cep telefonu harcaması 213 lirayken; kitaba yılda 6,5 lira veriyor [4].

Kaldı ki kitapların genelde 15 liradan başladığını düşünürsek, 6,5 sayısı komedi. Çünkü ortalama. Yani hikaye…

**

Peki bu gençlerimiz Busesu yada Berkecan kendilerine bakmadı diye üzülürken, iPhone’un son modelini kullanmıyorlar diye yakınırken, 10 liralık kahve mekanlarında dedikodu yapıp; Köylü Ekrem’i bilmezken dünyada neler oluyor? (bknz-youtube: Köylü Ekrem)

Dünyada 1,8 milyar insan temiz su bulamıyor[5],
Dünyada her 9 kişiden 1 tanesi kronik açlıkla boğuşurken [6],
Yetersiz beslenme nedeniyle 5 yaş altı çocukların %45’i ölürken[6],
1,6 milyar insan henüz elektrikle tanışmamışken (ki Erdoğan 1,1 dedi güncel) [7] [8],
Her yıl ise 1,3 milyar TON yiyecek israf ediliyor [9].

Sen evinde tek sifonda 5,5 ila 7 litre arasında TEMİZ SUYU ki, 1,8 milyar insanın bulamadığı temiz suyu harcadığının farkında değilsin! Yani 10 kez tuvalete girdiğinde; yaklaşık 4-5 damacana temiz suyu götürüyorsun…

Üstelik 6 milyon Yahudi, 2. Dünya Savaşı’nda Nazilerce öldürüldü diye söylenirken (ki doğrusu 7,5 milyon kamplarda öldürüldü ve bunların 6 milyonu Yahudi idi fakat 1,5 milyon Yahudilerden daha mı az önemli?), her yıl yaklaşık 3 milyon civarında çocuğun açlık ve susuzluk yada doğal olmayan nedenler yüzünden (bunlara bağlı sıkıntılar) öldüğünün farkında değilsin.

PARA PARA PARA

Kapitalizm her yerinizi sarmış durumda! Bu ülkede bir bölüm insan Arap kültürünü İslam adı altında yaşıyor, karşılarında ise Batı özentiliğini çağdaşlık adı altında yaşıyor. Sıkıntı mı nerede? Çağdaş olacağız derken;  tamamen dış görünüşe önem veren ve para, mevki, vücutsal güzelliği gözler önüne serip bunlara değer veren insanlara dönüşmek…

Toplumumuz tüketici kültürüyle yetişiyor. Tüketici kültürüne göre ambalajı güzel olmalı, rekabet şart… Rekabetin olduğu yerde de, insanlık namına pek bir şey bulmak mümkün değil.

Gücünüzün Farkında Değilsiniz

Nasıl yaşadığınız, nelere sahip olduğunuzun, neler yapabileceğinizin farkında değilsiniz.

Daha kötüsü, bazı şeylere o kadar değer vermişsiniz ki; sıkıldığınız ve beğenmediğiniz hayatınızın hayalini kuran hatta böyle bir yaşamı görmediğini için hayallerinde bile sizin yaşantınızı göremeyen insanların varlığından bihabersiniz.

Gücümüz var, her şeyi yapabiliriz. Bütün iktidarın, sadece hükümetin değil, meclisteki partilerin meşruluğu da bizden geçer. İstediğimiz baskıyı oluşturabiliriz. Parti olmazsa STK’da görev alabiliriz. Hiç değilse; günde 3 saat saçma sapan bir şey katmayacak programları izlemek yerine tartışabiliriz, düşünebiliriz, okuyabiliriz.

 

Ne yazık ki, bunlardan uzağız. Bilincimiz köreliyor, algılarımız tamamen televizyon ile şekilleniyor. Düşünme ve sorgulamayı değil, sunulan hazır bilgilere inanmayı seçiyoruz. Oysa her şeyi değiştirebiliriz.

UNUTMAYIN!

Sevmediğiniz hayatlarınız, başkalarının hayalleri,
Hayalini kurduklarınız ise, başkalarının sıkıldıkları.

Gücünüzün, imkanlarınızın farkına varın. Hayatları boyunca hiçbir şey başaramamış aptalların sizi yıldırmasına izin vermeyin. Her şeyi değiştireceğiz.

Benimle kalın,
Daha önemlisi 2030’DA BANA KATILIN!

Kategori: Genel - Hayat - Politika