Son gönderilerden haber almak için twitter hesabımızı takip edebilirsiniz

Malum laiklik tartışması başladı. Buna girmeyeceğim çünkü bir kaç gündür bunaltıcı şekilde herkes bunu tartışıyor.

İkili ilişkilerde olduğu gibi, politikada da sıkıntı “söylemlere” çok takılmak. Bir başka türü, görünüşe takılmak olanlar var ama “sade (minimalist) düşünce” ile bunu kırmaya çalışıyorum. Bu yüzden politika kısmına bakalım.

İletişim 3 yolla yapılır; beden dili, ses tonu ve kelimeler. Bunun %7’si kelimelere aittir ve %93’ü “beden dili ve ses tonu”dur. Yani ne söylediğin değil, nasıl söylediğin önemlidir. İkili ilişkilerde böyle. Fakat iş politikaya geldiğinde propaganda, hitabet, algı işin içine girer; “sözcük cambazlığı” işin içine girer ve “görünen” şeyler (yada burada duyulan), daha öne çıkar.

 

Sözcüklere Takılmayın

Anayasanın 4 maddesi tartışılıyor. Laiklik kaldırılmamalı falan deniyor. Çok güzel, kaldırılmasın fakat sorun burada mı? Bence daha derinde. Şu an laiklik anayasada var peki uygulanışta? Gerçekten laik bir ülke miyiz? Gerçekten din ve devlet işlerini ayırıyor muyuz?

Örneğin oy verirken sırf “Allah kitap” dediği için Erdoğan’a oy veren kaç milyon var? “Bu müslüman” diye hırsızları, tacizcileri kollayan???

Öte yandan iktidara bakalım… Attıkları her hamle din ve devlet işlerini ayırmak, başka inançlara özgürlük sağlamak mı? Sünni İslam politikası güttükleri ortadadır. Politikalarında, söylemlerinde ve daha da önemlisi ATTIKLARI ADIMLARDA laikliğin olmadığını görebilirsiniz.

 

İki Yüzlülük

Politikacıların çoğu iki yüzlüdür. Bugün söylediklerini yarın yutarlar. Youtube’da “Bir Başbakan İki Erdoğan” yazıp, ilgili izletileri izleyin. Göreceksiniz.

Haliyle, bugün “laiklik çok önemli” dedikten sonra, yarın “dindar nesil” söylemleri gelebilir ve adımlarda da Sünni mezhepçilik yapılabilir (bknz: Suriye’deki Türkmen desteği!).

 

Söylemleri ve Görünen Bölümleri Bir Kenara Bırakın!

Eğer böyle yapmazsanız, çok kolay kandırılırsınız. Birileri dini, diğerleri Atatürkçülüğü, milliyetçiliği, Kürt kökenli olmayı kullanır ve Türkiye’nin bu durumuna düşersiniz. HEPİNİZİ KULLANIYORLAR!

Kutuplaşmaya sessiz kalıyorlar, çünkü işlerine geliyor. Halkın %88’i “oy verdiğim partiden başkasına oy vermem” diyor, “%5’i kararsız” ve geri kalan %7’si adam gibi adam! Particilik yapmayan. Hepsi bu YÜZ KİŞİDEN YEDİSİ!

Haliyle anayasanın 4 maddesi kalmış, kalmamış; anayasada laiklik yada Atatürkçülük olmuş yada olmamuş çok bir şey ifade etmiyor. Neden?

 

Kılıfına Uydururlar

4 Maddeyi aynen bıraksalar dahi geri kalan onlarca maddeyi öyle bir uydururlar ki, “din özgürlüğü” kapsamında “çoğunluğun gücünü” kullanarak; çoğulcu değil, çoğunlukçu demokrasiyi(!) getirirler. Yani azınlıklar ne olduğunu anlamadan, “özgürlük” ve diğer kavramlara sığınarak kendi alanlarını açarlar…

Hoş bunu yapabilecek zekada olan danışmanlar ve uzmanlar cemaatçi olduğu için; geriye gösteriş budalası, sonradan görme ve akılsız tipler partide kaldı. Bakalım neler olacak…

 

Sonuç Olarak,

Söylemlere, insanların görünüşlerine, güzelliğe ve diğer saçmalıklara takılmayın. Görünenin ardını görün; korkuların, amaçların, karakterin saklandığı bölümü… Bunlara göre adım atılacak. Eğer gösterilenlerin ardını görürseniz, her şey oturacaktır.

Etiketler: , , ,